X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "AB'ye örnek olacak bir adım attık"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"AB'ye örnek olacak bir adım attık"

  • Giriş Tarihi: 2.10.2013 13:36 Güncelleme Tarihi: 2.10.2013 14:52

Başbakan Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Eğitim Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nın açılışında konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, günümüzde, toplumsal eğitimin asli unsuru olan aile ortamı ile çocuk arasındaki ilişkinin giderek zayıfladığını belirterek, "Bu durum çocukların en basit bilgi ve becerilerden yoksun şekilde, sadece ve sadece okulda aldıkları eğitimle hayata atılmalarına yol açıyor. Esasen aile ve toplum içinde tevarüsen, nesilden nesile aktarılarak, yaşanılarak öğrenilmesi gereken bu bilgi ve becerilerle ilgili eksikleri tamamlama işlevini de eğitim sistemine ilave etmemiz gerektiğine inanıyorum" dedi.

Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Eğitim Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nın açılışında konuştu.

Türkiye'nin kurucu üyelerinden olduğu OECD'nin, Türkiye'nin işbirliğinden en çok verim aldığı, faydalandığı uluslararası örgütlerin başında geldiğini dile getiren Erdoğan, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonraki çalışmalarda da OECD'nin birikimlerinden faydalanmaya devam edileceğini söyledi.

Erdoğan, toplantının, tüm katılımcılar için eğitim alanında çok kıymetli tecrübe paylaşımlarına, ortak sorunlar için çözüm arayışlarına, politikaların koordinasyonuna katkı sağlayacağına inandığını ifade ederek, "Biz de eğitimi, öncelikleri arasında birinci sıraya yerleştirmiş bir ülke olarak, bir hükümet olarak, bu yöndeki tüm çabaları destekliyoruz ve desteklemeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Milli bütçede, personel dağıtımında eğitimin birinci sırada bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Göreve geldiğimizde bu, arka sıralarda yer alıyordu, şimdi gerek milli bütçede gerekse personel dağılımında her yıl birinci sırayı eğitim almaktadır. Zira bizim hükümet anlayışımızda 4 temel taşın birinci sırasını eğitim, ikinci sırasını sağlık alır, üçüncü sırada adalet, dördüncü sırada emniyet..." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, toplantı konusunun "Eğitim Yoluyla Uygun Beceri ve İstihdamın Artırılması" olarak belirlenmesinin son derece isabetli gördüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Günümüzde, bilhassa gelişme yolundaki ülkelerde istihdama yönelik beceri kazandırma faaliyetleri hayati öneme sahiptir. Hiçbir beceri eğitimi almayanlar yanında, bu yönde eğitim veren kurumlardan mezun olup da iş hayatında yeterli başarıyı gösteremeyen büyük bir genç kitlesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bir yanda çalıştıracak nitelikli eleman bulmakta sıkıntı çeken işverenlerin, diğer yanda işsizlikten yakınan genç nüfusun bulunduğu bu çarpık durum, ekonomik zararları yanında çok ciddi sosyal sorunlara da yol açıyor. Bu sorunun çözümü yine eğitimle mümkündür."

#Sayfa#

"GELECEĞİN ANNE-BABALARI..."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hem klasik meslekler hem de teknolojik ve sosyal gelişimin ortaya çıkardığı yeni ihtiyaç alanları konusunda, gerçekçi ve sürdürülebilir eğitim modellerinin geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek, "Hatta ben, bir adım daha ileri giderek, çocukları sadece mesleğe değil, geleceğin anne-babaları olarak hayata da hazırlayacak bir eğitim modeline ihtiyaç olduğunu düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, şehirleşme, kadının iş hayatında giderek daha fazla yer alması, sosyal ilişkilerdeki ve teknolojideki gelişme gibi hususların, çocuk eğitiminde önemli boşluklar doğurmaya başladığını belirterek, konuşmasını şöylü sürdürdü:

"Günümüzde, toplumsal eğitimin asli unsuru olan aile ortamı ile çocuk arasındaki ilişki, maalesef giderek zayıflıyor. Bu durum çocukların en basit bilgi ve becerilerden yoksun şekilde, sadece ve sadece okulda aldıkları eğitimle hayata atılmalarına yol açıyor. Halbuki hayat sadece işten, sadece meslekten, sadece geçici sosyal ortamlardan ibaret değil. Her bireyin, eşiyle çocuklarıyla eviyle ailenin diğer bireyleriyle hayatını sürdürdüğü çevreyle ilgili çeşitli bilgilere, çeşitli becerilere ihtiyacı var.

Esasen aile ve toplum içinde tevarüsen, nesilden nesile aktarılarak, yaşanılarak öğrenilmesi gereken bu bilgi ve becerilerle ilgili eksikleri tamamlama işlevini de eğitim sistemine ilave etmemiz gerektiğine inanıyorum."

"TÜRKİYE, EĞİTİME YAPTIĞI YATIRIMLARI İLK SIRADA TUTMAYA DEVAM EDİYOR"

Başbakan Erdoğan, dünyada son 6 yılda yaşanan ekonomik durgunluk sebebiyle pek çok alanda olduğu gibi, eğitim harcamalarından da tasarrufa gidilmeye çalışıldığını kaydederek, Türkiye'nin ekonomik durgunluk dönemi de dahil, geçen 11 yıl boyunca, tasarruf bir yana, eğitime yaptığı yatırımları ilk sırada tutmaya devam ettiğini ve buna devam edeceğini söyledi.

Erdoğan, "Çünkü biz eğitime yapılan yatırımı geleceğimize yapılmış yatırım olarak kabul ediyor, önceliklerimizi bu hassasiyetle belirliyoruz. Eğitim alanında istediğimiz sonuçlara ulaşmadan, diğer çabalarımızın, diğer reformlarımızın eksik kalacağına, hedefine ulaşmayacağına inanıyoruz" diye konuştu.

Geçtiğimiz 11 yıl boyunca eğitim alanında çok önemli reformların hayata geçirildiğini kaydeden Erdoğan, bu reformların amacının, eğitim-öğretim alanında hem fiziki altyapıyı güçlendirerek, hem de içeriği zenginleştirmek suretiyle kaliteyi yükseltmek olduğunu, böylece çocukların ve gençlerin geleceğe daha iyi hazırlanmasının temin edileceğini anlattı.

#Sayfa#

EĞİTİM YATIRIMLARI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu doğrultuda ilk olarak, hiçbir evladımızın eğitim hayatından, okuldan mahrum kalmamasını sağlayacak adımları attık. Gerek ailelere verdiğimiz desteklerle gerek yürüttüğümüz kampanyalarla gerek derslik ve araç gereç eksiğini süratle tamamlamak suretiyle eğitim çağındaki çocuklarımızın tamamını okulla buluşturduk. Bu çerçevede, ülkemizdeki ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki tüm eğitim kurumlarında ders kitaplarını ücretsiz olarak çocuklarımıza veriyoruz. Biz göreve gelmeden önce ders kitaplarını ücretsiz vermeyi bir kenara koyun, ders kitaplarını çocuklarımız temin edemiyorlarladı. Böyle bir durum vardı.

Maddi imkanı yetersiz aileler için annelere, çocuk başına ayrıca belirli bir ücret ödüyoruz. Kız çocuklarının eğitimini teşvik için onlara, her alanda ilave imkanlar sağlıyoruz. Yüksek öğrenimde de talep eden her gencimize kredi veya burs desteği veriyoruz."

"AMACIMIZ, HİÇBİR ÇOCUĞUMUZUN, EĞİTİM SİSTEMİ DIŞINDA KALMAMASINI SAĞLAMAK"

Zorunlu eğitimi, 4 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul, 4 yıl lise şeklinde 12 yıla çıkardıklarını hatırlatan Erdoğan, şu bilgileri verdi:

"Seçmeli ders uygulamasıyla ailelerin ve çocukların farklı alanlardaki ihtiyaçlarına cevap verecek bir sistem kurduk. Geçtiğimiz 11 yılda 188 bin 500 yeni derslik yaparak, toplam derslik sayısını 500 bine ulaştırdık. Özel eğitim kurumlarıyla birlikte bu rakam 624 bine kadar çıkıyor. Okullarımızda 1058 yeni spor salonu inşa ederek, çocuklarımızın hizmetine sunduk. Bilim sınıflarımızın sayısı da 30 bini geçti.

Türkiye olarak, tüm dünyaya örnek olacağını düşündüğümüz bir diğer eğitim projemiz de Fatih Projesi'dir. Bu projeyle her öğrencimize, içinde eğitimle ilgili her türlü programın yer aldığı bir tablet bilgisayar vermeyi hedefledik. Akıllı Tahta Projesi ile entegre olan bu çalışma kapsamında bugüne kadar 93 bin sınıfa akıllı tahta kurduk, 52 bin 500 öğrencimize de tablet bilgisayarını teslim ettik."

Erdoğan, bu yıl, çoğunluğu meslek liselerinde 75 bin akıllı tahta daha kuracaklarını, örgün eğitimdeki 1 milyon 250 bin öğrenci ve öğretmene tablet bilgisayar dağıtımını gerçekleştireceklerini belirtti.

#Sayfa#

Bir başka güzel gelişmenin de üniversite sayısıda gerçekleştiğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"11 yıl önce ülkemizde 53'ü devlet, 23'ü vakıf olmak üzere toplam 76 olan üniversite sayımız, ülkemizin bazı illerinde vardı. Bugün 104'ü devlet, 71'i vakıf olmak üzere toplam 175 üniversitemiz var. Türkiye'nin tüm vilayetlerinde, 81 vilayetimizde şu anda üniversite var. Bu tabii hem göçü engelliyor hem imkanı olmayanların kendi ilinde üniversite okuma ihtiyacını gideriyor ve böylece göç engelleme noktasında çok büyük imkanlar getirirken, her ilimizin özellikle eğitim ve öğretim alanındaki yükselişine ayrı bir rekabet katıyor. Amacımız, hiçbir çocuğumuzun, hiçbir gencimizin, kamunun yeterli hizmeti sunamaması veya ailesinin maddi yetersizliği sebebiyle eğitim sistemi dışında kalmamasını sağlamaktır. Bu konuda, gerçekten çok önemli ilerlemeler sağladığımızı da memnuniyetle belirtmek isterim."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Buradan bir kez daha, sizler aracılığıyla tüm dünyaya seslenmek istiyorum. Kaynağı, gerekçesi, yöntemi ne olursa olsun her türlü terör eylemini şiddetle kınıyorum. Masum insanlara, çocuklara, kadınlara yönelik saldırıların, onları öldürmenin, onlara zarar vermenin hiçbir inançta, hiçbir ideolojide, hiçbir anlayışta asla yeri yoktur, olamaz" dedi.

Başbakan Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen OECD Eğitim Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, özel okullarda arzu edilen anadillerde eğitim yapılabilmesinin yolunu açarak, bu alanda Türkiye'yi pek çok Avrupa ülkesinin dahi önüne geçiren bir reformu hayata geçirdiklerini söyledi.

"AVRUPA'NIN TÜRKİYE'Yİ ÖRNEK ALMASINI SAĞLAYACAK BİR ADIMI ATTIK"

Avrupa ülkelerinde yaklaşık 5 milyon Türkiye kökenli insanın yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yarım yüzyılı aşkın bir süredir emekleriyle alın terleriyle yaşadıkları ülkelerin ekonomilerine katkı veren bu insanlarımız, artık büyük ölçüde Avrupa'da yerleşik hale geldi. Ancak bu vatandaşlarımızın çok büyük bir bölümü, tüm taleplerine ve uğraşlarına rağmen anadilde eğitim hakkını elde edemediler. Avrupa ülkelerinden, ki bu ifade ettiğim konu Avrupa Birliği müktesebatının içinde vardır, verilmesi lazım bu hak. Avrupa Birliği müktesebatında olmasına rağmen bu hak maalesef kendilerine teslim edilmemiştir. Biz ise şu anda Avrupa ülkelerinden bu konuda Türkiye'yi örnek almalarını sağlayacak bir adımı atmış bulunuyoruz."

Başbakan Erdoğan, günümüzde, gelişmişliğin, kalkınmışlığın özellikle kriterler açısından tek başına ekonomik güçten ibaret olmadığına değinerek, şöyle devam etti:

"Bir ülkede demokrasi işlemiyorsa, insan haklarına riayet edilmiyorsa, temel hak ve özgürlükler güvence altına alınmamışsa, o ülkenin gelişmişliğinden bahsetmek mümkün değildir. Ekonomik zenginlik, doğal kaynaklar, stratejik konum gibi Allah vergisi sebeplerle elde edilebilir, doğru kullanılırsa da maddi refahın kaynağı olabilir. Gelişmişliğin diğer unsurlarının bir toplumda kendi kendine oluşması mümkün değildir. Bunlar ancak eğitimle topluma mal edilebilecek, eğitimle güçlendirilebilecek, eğitimle bir medeniyet dinamiği haline getirilebilecek hususlardır."

#Sayfa#

"ZULMÜN OLDUĞU YERDE DEMOKRASİ OLMAZ"

Erdoğan, zulmün olduğu yerde demokrasinin olmayacağını vurgulayarak, "İnsan hayatının hiçe sayıldığı yerde hak ve özgürlükten söz edilemez. Savaşın, çatışmanın, ölümün olduğu yerde bu kavramların hiçbirinin anlamı yoktur" dedi.

Bugün dünyada, özellikle de bölgede maalesef zulmün ve ölümün var olduğunu, insanın yok sayıldığını, ne yazık ki çıkar mücadeleleri olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu çatışmalar ortamında bir gençliğin eğitim ve öğretimini düşünün. Bu ortamdan en çok zararı da burada daha iyi eğitim alabilmeleri konusunda neler yapabileceğini konuştuğumuz çocuklar görmektedir. Daha bir kaç gün önce Suriye'nin Rakka şehrinde bir lise uçaklar tarafından bombalandı, onlarca öğrenci orada hayatını kaybetti. Yine bir kaç gün önce Nijerya'da bir okula düzenlenen saldırıda 40 öğrenci hayatını kaybetti. Buradan bir kez daha, sizler aracılığıyla tüm dünyaya seslenmek istiyorum. Kaynağı, gerekçesi, yöntemi ne olursa olsun her türlü terör eylemini şiddetle kınıyorum. Masum insanlara, çocuklara, kadınlara yönelik saldırıların, onları öldürmenin, onlara zarar vermenin hiçbir inançta, hiçbir ideolojide, hiçbir anlayışta asla yeri yoktur, olamaz.

Masumu, çocuğu öldüren şu anda işte komşumuz Suriye'de Esed'se en büyük zalim odur. Masumu, çocuğu öldüren şu veya bu örgütse, Esed'den hiçbir farkı yoktur, Adı Müslümanmış.... Hayır, İslam'da terorist olamaz. İster El Kaide olsun, ister şu olsun, bu olsun. Bunların hepsini biz kınıyoruz, lanetliyoruz. Çünkü İslam bir barış dinidir ve bunun en önemli kutlu ilkelerinden bir tanesi, 'bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir.' Bu ilkeden hareketle kimsenin böyle bir yetkisi, böyle bir hakkı yoktur. Bu tavır, bu duruş her şeyden önce bir defa barışa yönelik olmalıdır ve aynı zamanda bu insan olmanın da gereğidir."

"SORUNLARIN GERİSİNDEKİ EN ÖNEMLİ SEBEP; EĞİTİM"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanı yaradılmışların en şereflisi olarak gören, insanı yaşatmakla ancak devletin yaşayabileceğine inanan bir anlayışın sahibi olarak, sivillere, bilhassa da çocuklara ve kadınlara yönelik her türlü saldırıyı lanetlediklerini anlatarak, şöyle devam etti:

"Bu tür insanlık dışı yollara tevessül eden herkes bizim karşımızdadır. Biz işte bunun için Esed rejimine karşı çıkıyoruz. Biz işte bunun için Filistinli mağdur ve mazlum kardeşlerimizin yanındayız. Biz işte bunun için tüm Afrika'yla, Mısır'la, Somali'yle, Myanmar'la, Pakistan'la, Afganistan'la, Balkanlarla ilgileniyoruz. Buralarda yaşanan sorunların gerisindeki en önemli sebeplerden birinin de eğitim olduğunu, eğitimin farklı biçim ve boyutlardaki eksikliği olduğunu biliyoruz."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın, bir yanda refahın ve tüketimin, diğer yanda sefaletin ve zulmün sınırları zorladığı bir iklimde yoluna daha fazla devam etmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Başbakan Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen OECD Eğitim Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, dünyada yaşanan sorunların gerisindeki en önemli sebebinden birisinin eğitim ve eğitimin farklı biçim ve boyutlardaki eksikliği olduğunu ifade etti.

Kendini tanımayan, içinde yer aldığı medeniyetin ufkundan bihaber yaşayanların, dünyayı tanımayan insanların, maalesef koyu bir taassup ve şartlanmışlıkla akıl almaz vahşetlere girişebildiğini anlatan Erdoğan, kötü gidişe son verme, insanlığı topyekün vicdanla adaletle hakla tanıştırma konusunda en önemli görevin eğitimcilere, eğitim bakanlarına, eğitim politikalarını belirleyen karar vericilere düştüğünü dile getirdi.

#Sayfa#

BM'NİN YAPISI

Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Dünyanın, bir yanda refahın ve tüketimin, diğer yanda sefaletin ve zulmün sınırları zorladığı bir iklimde yoluna daha fazla devam etmesi mümkün değil. Bu çarpıklığa seyirci kalmaya devam etmek, dünyanın kendi kendini zehirlemesine göz yummaktır. Unutmamalıdır ki, bu ateş, eninde sonunda herkese değer ve herkesi yakar. Biz bunun için Birleşmiş Milletler (BM) ve BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, küresel yönetimde söz sahibi uluslararası örgütlerin yapılarında reforma gidilmesi gerektiğini savunuyoruz. Zira sürekli tıkanan, ideolojik yaklaşımlarla maalesef kendini yenileyemeyen bir BM Güvenlik Konseyi'nin, dünya barışına katkı sağlaması mümkün değildir.

Şu anda da BM Güvenlik Konseyi'ni doğrusu ben de felç bir halde görüyorum. Felç olmuş bir halde görüyorum. 5 ülkenin iki dudağı arasına sıkışmış bir adalet olamaz. Bunun bir değişkenliğinin olması lazım. Bu değişkenlik olmadığı sürece icabında bir ülkenin iki dudağı arasında adalet bekleyemezsiniz. Bir ülke 'Hayır' dedi mi herşey bitiyor. Bu nasıl bir dünya? 196 üyesinin olduğu BM'den siz karar çıkaramıyorsunuz. Niye? Bir değişim yok. 10 tane geçici üye var, bu geçici üyelerin hiçbir kıymeti yok. Her şey o 5 tane üyenin. O beş tane üyeden bir üye 'hayır' derse mesele bitmiştir. Böyle bir adalet mümkün değil. Artık biz Birinci Dünya Savaşı'nın, İkinci Dünya Savaşı'nın sonrası dönemleri yaşamıyoruz. Onlar çok geride kaldı. Bunun da update edilmesi lazım, güncellenmesi lazım. Bu güncellenmezse bizim netice almamız mümkün değil. Bir taraftan 'demokrasi' diyeceksiniz ama demokrasiyi birilerinin istediği şekilde yaşayacaksınız. Bu olmadığı sürece otokrasiden kurtulmak mümkün değil."

KATILIMCILARDAN DESTEK İSTEDİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da 2016 yılında düzenlenecek Dünya İnsani Zirvesi'ne kadar geçecek süreçte, bu konularda somut adımlar atılmış olmasını dilediklerini ifade ederek, "Biz bu doğrultuda her türlü çabayı göstermeye, mücadele etmeye kararlıyız. Elimizden gelen gayreti de göstereceğiz" diye konuştu.

Türkiye'de işsizliğin yüzde 8,8'e, genç işsizlerde ise bu oranın 17,1'e düştüğünü hatırlatan Erdoğan, "Göreve geldiğimizde bunlar yoktu. Bir felaketi yaşıyorduk. Temennimiz daha da iyi bir noktaya gelebilmek" dedi.

Erdoğan, katılımcılara bu çabalara destek vermelerini beklediklerini dile getirerek, toplantının hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini diledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının ardından konuk bakanların da katılımıyla aile fotoğrafı çekildi.