X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Seçimle gelen seçimle gider
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Seçimle gelen seçimle gider

  • Giriş Tarihi: 10.10.2013

Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi'nin 65 sayfalık gerekçeli kararında dikkat çeken bazı bölümlerde özetle şu değerlendirmeler yapıldı:
Kararda, darbe hazırlıkları ile ilgili çalışmalara rakamsal olarak bakıldığında 5 bin subay astsubay ile 13 bin sivil ile 2 bin tüzel kişinin, darbe sırasındaki görev yerlerine kadar belirlendiği vurgulandı. Kararın ilgili bölümünde 5 bin asker kişinin hangilerinin toplama timlerinde, hangilerinin sorgulama timlerinde, kurulacak sıkıyönetim mahkemelerinde, darbe harekât timlerinde, gözaltı timlerinde, kamu kurum ve kuruluşlarında, özel hastanelerde, ilaç depolarında görevlendirileceğinin belirlendiği vurgulandı. Yine kararda; hâkim, savcı, vali kaymakam, belediye başkanı, emniyet mensubu, üst düzey kamu görevlisi ve öğrenciler gibi 13 bin kişinin görev yerlerinin de kategorik olarak belirlendiğine işaret edildi. 2 bin tüzel kişinin de darbe karşısındaki konumunun belirlendiğine de vurgu yapıldı.
Kararda, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir devlet olduğu, hükümetinin seçimle belirlendiği hatırlatıldıktan sonra, iktidarların görev başından uzaklaştırılmasının hukuka uygun, meşru yollarının anayasa ve yasalarda gösterildiği belirtildi ve şu ifadelere yer verildi: "Meşru yollarla işbaşına gelmiş bir siyasi iktidarın buradan uzaklaştırılması ancak ilgili kurallar çerçevesinde ve yetkisini anayasadan alan kurumlar eliyle olabilecektir. Bu husustaki meşruiyet ve yetki çerçevesi, Anayasadan, hukuka uygunluktan ve demokrasiden başka bir yerde, başka bir anlayışta aranmamalıdır."

"ZEMİN KAYMASI"
Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına ve Çetin Doğan'ın bir araya geliş amaçları kararda özetle şöyle yer aldı: "(Sanıkların) 28 Şubat sürecinde elde edilen kazanımlardan istenen düzeyde istifade edilememesi ve ülkede hızlı bir zemin kayması yaşandığı gerekçesiyle serbest demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş siyasi iktidarı hükümetten uzaklaştırma ve bu amaç doğrultusunda TSK'nın yasal hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarşik yapılanmaya gitme kararını aldıkları anlaşılmıştır."
Kararda, sanıkların hükümeti devirmeye elverişli gücü bulundurup bulundurmadıkları anlatılırken, TSK'nın sadece ulusal değil, uluslararası caydırıcılığı bile varken sanıkların kullanabilecekleri cebir ve şiddet kabiliyetinin tartışılamayacağı vurgulandı. Hükümetinse buna karşı mukavemet gösterebilecek bir gücü bulunmadığı kaydedildi.

"AYRI BİR TEŞKİLAT"
Kararda sanıkların oluşturduğu yapılanma için, "Görüldüğü üzere, TSK'nin yasal hiyerarşik yapılanması dışında, ayrı bir teşkilat ve hiyerarşik yapılanmasına gidilerek, serbest demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş siyasi iktidarı hükümetten uzaklaştırma amacıyla, kara, deniz ve hava unsurlarının tam bir işbirliği ve eylemli paylaşım anlayışı ile hareket ettikleri anlaşılmıştır."

DİJİTAL VERİLER MANTIKLI
"Dosya kapsamında yer alan ve hükme esas alınan dijital delillerin esasını korudukları, ilişkin oldukları olayları temsil niteliklerinin ortadan kalkmadığı, ulaşılma, elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usule uygun olduğu, hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun bulunduğu ve böylelikle hukuka uygun deliller olarak hükme esas alınmalarının isabetli olduğu neticesine varılmıştır."

ÖZKÖK NEDEN DİNLENMEDİ?

"Yüklenen suça yönelik icra hareketlerinin tamamlanmasına ilişkin olarak mahkemece gösterilen gerekçenin, Karargâhın karşı çıkması ve engellemek için çaba göstermesinden ibaret olması karşısında Özkök (dönemin Genelkurmay Başkanı) ve Yalman'ın (dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı) tanık olarak dinlenmesinin, mevcut deliller nazara alındığında sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır."

DELİLLER NİÇİN SAKLANDI?

Kararda, sanıkların suç unsuru olan delilleri saklamış olmalarının olağandışı olduğu eleştirisine karşı da "Yapılan bu tür yasadışı çalışmaların daha sonra yapılacak benzeri faaliyetlerde kullanılmak gibi sebeplerle saklanmakta olduğu sonucuna varılmaktadır" denildi.