X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Avrupa'nın kaderini Merkel çizecek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Avrupa'nın kaderini Merkel çizecek

  • Giriş Tarihi: 20.10.2013

'Büyük Avrupa' hayali üzerinde kara bulutlar var. Krizden çıkışta İngiltere ve Fransa'nın ise adı yok. Tarihin cilvesi... 65 yıl sonra Avrupa'nın kaderini Almanlar çizecek gibi

SUNUŞ

'Büyük Avrupa' hayalinin geleceğine bakış
Gerçi hâlâ sokaklar ışıl ışıl, ve hâlâ restoranlar dolu! Ama derinden gelen uğultuyu artık duymamak imkansız gibi! Angela Merkel'in seçim zaferini Berlin'de izledikten bir ay sonra 500 milyonluk Avrupa Birliği'nin kalbinin attığı Brüksel'deydim. 3 gün boyunca Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu'nun karar odaklarıyla maraton görüşmeler yaptım. Ve ilk kez Avrupa'nın derinliklerinde uzun süredir hissettiğim panik dalgalarının büyüdüğünü gördüm. Neden mi ? Çünkü Merkel'in demir yumrukla kabul ettirdiği "Kemer sıkma" politikaları geri tepmeye başladı da ondan! Aslında para musluklarının başında oturan Avrupa'nın yeni Demir Lady'si "Almanların vergileriyle kimseyi kurtarmam" deyip birliğin lokomotif ülkeleri olan Fransa ve İtalya'yı bile hizaya soktu ama krizi de hâlâ aşamadı. Beş yıldır kemerler öylesine sıkıldı ki, dünya için model olan Avrupa Birliği projesinin dayandığı ekonomik kalkınma temelleri dondu. Dondurulan yatırımlar yüzünden işsizlik de dev dalgalara dönüştü. Ve daha da vahimi işsizlik, yabancı düşmanlığını körükledi. 65 yıl önce Avrupa'yı felakete sürükleyen ırkçılık hortlamaya başladı. Gerçi Merkel'e hak verenler olsa da, "Alman usulü" sıkılan kemerler yüzünden Birliği felakete sürükleyebileceğini söyleyenler giderek arttı. Gerçek olan şu ki, "Ortak Para" yani "Euro" hayali sadece hükümetlerin domino taşları gibi devrilmesine yol açmadı aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki siyasi dengeleri de altüst etmeye başladı. Almanya öylesine güçlendi ki, Fransa- Almanya dengesi sarsıldı. Üçüncü kez Merkel'in sandıktan çıkıp Avrupa'nın kaptan köşküne oturmasıyla birlikte de yeni bir Avrupa doğmaya başladı. Hem de üstüne kara bulutlar çöken bir Avrupa! Kısacası, Avrupa'nın nefes boruları tıkanmaya başladı artık. Merkel'in dışında güçlü lider çıkartamayan Avrupa'da yeni alarm zilleri çalmaya başladı. Peki Büyük Avrupa hayali tarihe mi gömülecek? Avrupa'nın yeni patronu Merkel yatırım musluklarını açıp Avrupa'ya can suyu vermeyi kabul edecek mi? Ve Avrupa krizi aşıp yeniden dünya oyuncusu olabilecek mi? Ya Türkiye'nin Avrupa rüyası... Hâlâ bir şans var mı ? Bütün bu sorulara Brüksel'de yanıt aradım. Hem Avrupa'nın başarı hikâyesinin üstüne çöken bulutları mercek altına aldım. Hem de Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşme hayalini!! 3 gün boyunca size Derin Brüksel'in nabzını aktaracağım. İlgiyle okumanız dileğiyle.

Her yıl olduğu gibi Grande Place meydanının ortasında binlerce yıldızın süslediği yılbaşı ağacı yükselmiyordu henüz. Maurice Ravel'in ünlü Bolero'sunun nağmeleriyle ışıkların dansı da yoktu. Ama yine de Brüksel'in kalbinin attığı Grand Place meydanı masalsı atmosferini yaşıyordu. Her zamanki gibi Avrupa'nın tarihiyle harmanladığı kültürünün 21. Yüzyılla uyumlu dansını yansıtıyordu sanki. Grande Place'ın değişmeyen atmosferinin parçası olan şövalyelerin bir zamanlar avlusuna atlarını bağladığı Le Roy Han'ına girdiğim zaman da yine doluydu. Aynen meydana açılan dar sokaklardaki şarapla pişirilen midye kokularının yükseldiği balık restoranları gibi! Sanki herkes derinden gelen sarsıntıdan habersiz gibiydi!

***

Öncelikle Brüksel'deki ilk izlenimini aktarayım. Gerek 17 bin Avrupalı bürokratın çalıştığı yürütme organı Avrupa Komisyonu'nda, gerekse 750 Avrupalı siyasetçinin arenası olan Avrupa Parlamentosu'nda ciddi bir kafa karışıklığı olduğunu gördüm. Gerçi kimse "Büyük Avrupa" hayalinin sona erdiğine inanmıyordu ama kiminle konuştuysam karamsardı. Çıkış yolunun nasıl bulanacağını da bilemez gibiydi. Brüksel'de gözlerin tümüyle Berlin'e çevrildiğini vurgulayayım. Herkes adeta nefesini tutup Merkel'in kuracağı yeni koalisyon hükümetini bekliyor gibiydi. Ve herkesin kafasında da aynı sorular vardı: "Yatırımlar açılıp Avrupa'nın geleceği kurtulacak mı? Fransa Cumhurbaşkanı Hollande gibi, kurtuluşu kemerleri gevşetip yatırımların açılmasında gören Alman Sosyal Demokratlar(SDP) Demir Lady'yi yumuşatabilecek mi? 2005-2009 arasında Alman ekonomisini yeniden ayağa kaldırmayı başaran Muhafazakarlarla Sosyal Demokratlar bu kez de Avrupa'nın geleceğini kurtarabilecek mi?" Kısacası 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'nın kaderini çizen İngiltere ve Fransa'nın adı yok artık. Tarihin garip cilvesine bakın ki; 65 yıl sonra Avrupa'nın kaderini Almanlar çizecek gibi! Yani Alman siyasetçileri arasındaki pazarlık ya da uzlaşma formulü yeni Avrupa'yı yaratacak. Sosyal Demokratlar sıkılan kemerlerin gevşetilip yatırımlara ağırlık vererek ekonominin çarklarını döndürmek istiyorlar. Eğer Merkel'i ikna ederlerse (ki ikna etme ihtimalleri çok yüksek çünkü Avrupa ve Alman siyaset kültürü akla ve uzlaşmaya dayanır ) Avrupa tarihinin en büyük barış istikrar ve kalkınma projesi olan AB yeniden canlanma sürecine girecek.

#Sayfa#

KEMER SIKMA AVRUPA'YI SEFALETE Mİ SÜRÜKLÜYOR?

Önce Berlin'deki pazarlığın sonucunu bekleyen Brüksel karar odalarındaki iyimserlerin yansıttığı olumlu havayı gözledim. Yani "Ne olursa olsun, 'Büyük Avrupa' stratejisi sürecek" havası var. "Krizin gerçek faturası henüz çıkmadı" diyen karamsarlara gelince... Yada derinden hissedilen panik havasına... Madalyonun arka yüzünde çoktan alarm zilleri çalmaya başlamış bile. Sizi boğmadan alarm zillerinin çalmasına yol açan birkaç rakam vereyim. Gerçi krize rağmen Alman ekonomisi büyüdü ama krizin en fazla vurduğu Yunanistan, İspanya ve Kıbrıs bir yana Avrupa ekonomilerindeki büyüme hızı geriledi ve sonunda neredeyse dondu. Yani Avrupalılar 65 yılda 20-25 bin dolara çıkartmayı başardıkları milli gelirlerini yada başka bir deyişle biriktirdikleri zenginliği tüketmeye başladılar. Brüksel'in raporlarına göre, Avrupa refah düzeyinin dayandığı orta sınıf süratle fakirleşmeye başladı. 120 milyon Avrupa'lı fakirleşmenin sınırına dayandı. Umutsuzluğa ve depresyona sürüklendi. Artan yasa dışı göçle birlikte büyüyen yabancı düşmanlığıyla sosyal çalkantılar başladı. Daha büyük siyasi istikrarsızlık tehlikesi kapıya dayandı. AB içinde gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 15'den yüzde 23'e fırladı. 500 milyonluk Avrupa'da 15 ila 24 yaşları arasında 5 milyon 600 bin işsiz genç var. Krizinin derinden vurduğu Yunanistan ve İspanya'daki tablo ise çok ağır. Okul ve üniversite öğrencileri dışındaki gençlerin yüzde 50'si işsiz. Yani Avrupa sanayisi ve ekonomisi dar boğaza girmeye başladı.

#Sayfa#

NEDEN TARİHİ YOL KAVŞAĞI

Brüksel'de konuştuğum üst düzey bir AB yetkilisinin deyimiyle tabloyu aktarayım. Avrupa'nın en başarılı barış, istikrar ve kalkınma projesinin kurtuluşu mevcut durumunu koruyarak olmayacak. AB genişleyerek kurtulacak. Ancak işsizlik ve milliyetçi akımlar arasındaki çatışma öylesine sertleşmeye başladı ki yeni üyelere kapıları açmak hiç kolay olmayacak. Hele Avrupa'da vizyon sahibi güçlü liderler yokken... Gelecek haftalarda AB'de en sert tartışmalar üç temele dayanacak. "Bankalar Birliği hedefi doğrultusunda adım atılabilecek mi? Ekonomiyi canlandırmak için küçük ve orta sınıf esnafa verilen kredi muslukları açılacak mı? Kemer sıkmayla birlikte ekonomideki büyüme nasıl başlatılacak?" Kısacası Avrupa 65 yıl sonra tarihi bir sınav vermeye başladı. Ya köhneleşmeye başlayan sistemini canlandırmak için yeni bir formül bulacaklar! Yada Batı'nın en başarılı projesi uçuruma sürüklenecek. Kısacası pembe bir tablo çizilmeye çalışılsa da "Derin" Brüksel'de derin bir panik havası sezdim. Ama ne olursa olsun "Büyük Avrupa" rüyasını canlı tutmaya çalıştıklarını da gördüm. Nedenlerini yarın anlatacağım.

YARIN
AB'NİN 29. ÜYESİ HANGİ ÜLKE OLACAK? 29. ÜYE KAPIDA KAÇ YIL BEKLEYECEK?