X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Kutuplaşma yok kenetlenme var'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Kutuplaşma yok kenetlenme var'

  • Giriş Tarihi: 3.11.2013

Erdoğan, AK Parti'nin Kızılcahamam'da yapılan "21. İstişare Toplantısı"nda, kutuplaşma iddialarına "Türkiye'de kutuplaşma yok. Birbirine kenetlendi. Kimse kendini dışlanmış hissetmesin" yanıtı verdi

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye'de kutuplaşma olduğu iddialarına partisinin Kızılcahamam 21'inci İstişare toplantısında yanıt verdi. "Türkiye'de kutuplaşma yok. Birbirine kenetlendi. Kimse kendini dışlanmış hissetmesin" mesajı veren Erdoğan "İzmir'deki cumhuriyet coşkusu da İstanbul'daki Marmaray coşkusu da bizim" dedi. Çözüm sürecine de değinen Erdoğan, Kızılcahamam'da bulunan şehitler ağacına son bir yıldır künye çakılmadığını anımsattı, "Savaş lobisine rağmen yüreğimizi ortaya koyduk. Süreci bozan vebali altında kalır" diye konuştu. Parti teşkilatını "sen-ben kavgası" konusunda uyaran Erdoğan "Bizim fetretimiz, milletin fetretidir. Fetret iklimine müsaade etmeyeceğiz" dedi. Erdoğan AK Parti 21. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda şunları söyledi:
AK Parti'de içinde 11 yıldır sen-ben kavgası bekleyenler var. 11 yıldır işte bunların heveslerini kursaklarında bıraktık. Bundan sonra da onları hayal kırıklığına uğratmaya devam edeceğiz. Parti içinde bir kardeş kavgası bekleyenler 11 yıl boşuna beklediler, bundan sonra da boşuna bekleyecekler.
Unutmayın bizim fetretimiz, milletin fetretidir. Öyleyse biz, bir fetret dönemine, bir fetret iklimine asla müsaade etmeyeceğiz. Bu kadro, bu salondaki kadro, tüm teşkilatlarıyla beraber her zaman sigortası olmaya mecburdur.
11 yıl önce 3 Kasım 2001 seçimlerine girerken 10 yaşında olan çocuklarımız bugün artık 21 yaşında. Türkiye'nin yaşadığı sorunları, atlattığı badireleri yaşamadılar. Koalisyon nedir tecrübe etmediler. Ülkede sermayenin, medyanın hükümet kurup hükümet indirdiğini biliyor mu? Kot pantolanlarla başbakan uğurlayıp başbakan kabul ettiklerini biliyor mu? Neyse sonra kendisi dedi ki "pijama giymedim kot pantolon giymiştim." Onun dediğine saygı gösterelim.
Asırların projesi olan Marmaray'ı açtığımızda birileri çıktı "tabi ki yapacaksınız bu sizin vazifeniz" dedi. Sevgili genç kardeşlerim bizim bugüne kadar hakkıyla yerine getirdiğimiz vazifeyi 10 yıllar boyunca hükümetler niçin yerine getirmediler?

İSTİKLAL MARŞI'NDA DUA
Bırakın 2023, 2053, 2071 vizyonu, bu muhalefette bir Marmaray, hızlı tren vizyonunu gören var mı? Biz İstanbul'da Marmaray coşkusunu yaşarken, muhalefetin genel müdürü Ankara Tandoğan'da son derece seviyesiz, edep dışı bir biçimde bu ülkenin başbakanına hakaret ediyor. Onlar 10. Yıl Marşı'nı söylerken biz 90. yıla Marmaray'ı hediye ediyor, 100 yılın hedeflerinden bahsediyoruz.
Marmaray'ın dualarla açılmasını, Japonya Başbakanı dahi ellerin semaya açılmış olmasını birileri pek yadırgadı. Bu ülkenin ilk Meclis'i Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iştirak ettiği dualarla açılmışken Marmaray'ın dualarla açılması neden rahatsız ediyor. Bu ülkenin bizatihi İstiklal Marşı'nda dua vardır. "Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli: Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli."
Türkiye'de kutuplaşma, ayrışma, farklılaşma yoktur. Bu yönde muhalefetin yoğun çabaları olmasına rağmen Türkiye yakın tarihte olmadığı kadar birbirine kenetlenmiştir. Belli çevreler tarafından son derece kasıtlı biçimde Türkiye gündemine taşınmak istenen kavramlar, demokratik siyaset zeminini zayıflatmayı amaçlayan kavramlardır. "Diktatörlük, sivil diktatörlük, postmodern otoriterlik, Müslüman vesayeti, kutuplaşma, çoğunluğun azınlığa hükmetmesi, mahalle baskısı, çoğunluğun azınlığa hükmetmesi, yaşam tarzlarına müdahale" gibi kavramlar. 10 yıllardır İmtiyazları ellerinden gidenler bu imtiyazlarının kaybolmasının burukluğu içindeler.
Uzlaşma 76 milyonun aynı şeyi düşünmesi, aynı şeyi istemesi asla değildir. Bizim öncelikle üzerinde uzlaşmamız gereken şey, meşru siyaset zeminin korunması, bu zeminin şiddet içermeyen her fikre, talebe açık olmasıdır. Başkasının özgürlük alanını daraltarak uzlaşma olmaz. Ancak imtiyaz elde etmek, yada elindeki imtiyazları muhafaza etmek adına, teröre, sokak eylemlerine, şiddete, illegal yöntemlere başvurmak bir kutuplaşmadır ve biz böyle bir kutuplaşmanın önünde var gücümüzle dururuz.
Bugüne kadar horlanmış, aşağılanmış, her kardeşimin artık özgüven içinde "Ben de bu ülkenin sahibiyim" demesini rica ediyorum. Bizim 11 yılda attığımız her adım Türkiye'yi normalleştirme adımıdır. Türkiye'de yaşanan normalleşmedir. Kimse rahatsız olmasın. Kendini dışlanmış hissetmesin. Normal olan dillerin yasaklanması değil, yaşayan her dilin özgürce konuşulması, inançların gizlenmesi değil özgürce yaşanmasıdır. Başı örtülü kızların üniversiteye girebilmesi değil üniversite kapısından çevrilmesi anormaldir. Ne oldu, bir şey oldu mu? Normalleşti. Başı örtülü kadınlarımız gibi başı açık kardeşlerimizin bu tercihleri bizim teminatımız altındadır.
Cumhuriyeti CHP değil millet kurmuştur. Demokrasiyi CHP getirmemiş, CHP'nin direnişine rağmen millet getirmiştir. Tek parti dönemi de, zihniyeti de kendisini Cumhuriyet'in yegane sahibi görme hastalığı da geçmişte kalmıştır. İzmir'deki cumhuriyet coşkusu da, İstanbul'daki Marmaray coşkusu da bizim coşkumuzdur. Ne Cumhuriyet ne Marmaray birilerinin tapulu malıdır.

'SÜRECİ BOZAN VEBALİNİ ÖDER'
Konuşmasında çözüm sürecine de değinen Başbakan Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam Belediyesi tarafından yaptırılan Şehit Fatih Duru Parkı'ndaki 'Şehit Ağacını' hatırlatıp bu ağaca 1 yıldır yeni künye asılmadığını söyledi. "Süreci bozan vebal altında kalır" diyen Erdoğan, şu mesajları verdi:
Kızılcahamam ilçesinin merkezinde şehit ağacı var. Türkiye her şehit verdiğinde şehit ağacına bir askerin künyesi çakılıyor. Son bir yılda o şehit ağacına bir tek künye çakılmadı. Birilerinin o ağaca yeni künyeler çakabilmek için sabırsızlandığını biliyorum. Ama biz o ağacın yeni acılara şahit olmaması için çaba sarf ediyoruz.
Bazı yerlerde maalesef tehditler var. Muhalefet partilerinin son derece sorumsuz tavırlarına rağmen, içerde ve dışarıda yapılan çirkin sabotajlara rağmen, savaş lobilerinin, kan lobilerinin kışkırtmalarına rağmen baharın kalıcı olması için yüreğimizi ortaya koyuyoruz. Bu süreci bozan vebalinin altında kalır. Bu süreç çözüm gençlerin ölümlerini tamamen durduruncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Ne mesele varsa siyaset ve meşruiyet zemininde konuşulur çözüme kavuşturulur.
Muhalefet sandıktan umudunu kestiği için sokakları terörize etmek suretiyle çirkin, kirli ve tehlikeli oyanların içine giriyor. CHP'ye bir bakıyorsunuz Reyhanlı saldırısıyla, katil Esad'la, eli kanlı terör örgütleriyle irtibatlı. Kendi milletvekilleri dahi sandıktan umut kesmiş şekilde eline taş alıp terör estiriyor.

AK PARTİ İKTİDARININ 11. YILDÖNÜMÜ
15 aylık bir parti olarak 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde en yüksek oyu alarak göreve gelen AK Parti iktidarının 11'inci yıldönümü Kızılcahamam kampına denk geldi. Başbakan Tayyip Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından, 2 yerel seçimde, 2 genel seçimde ve 2 halkoylamasında milletin huzuruna çıktıklarını ifade ederek, "Allah'a hamdolsun, her imtihanı başarıyla tamamladık, milletimizin artan teveccühüyle, her seçimde artırdığımız oy oranlarıyla yolumuza devam ettik ve devam ediyoruz. 11 yıl içinde, Türkiye siyasetinin yerleşik tüm teorilerini alt üst ettik; demokrasi tarihimize altın harflerle yazılacak çok farklı bir sürecin altına imzamızı attık" dedi.