X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 20 yıllık nöbet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

20 yıllık nöbet

  • Giriş Tarihi: 1.12.2013

Kastamonulu Sadık Tokat ve eşi, şehit oğullarını yakınlarında olsun diye evin bahçesine gömmüş. Köy artık boş... Ancak Sadık Dede 20 yıldır nöbetine devam ediyor. Tek arzusu ise ölünce oğlunun yanına gömülmek. Ve onun öyküsü bir de belgesele konu olmuş

Sadık Tokat, 20 yıl önce Van'da şehit verdiği oğlunun mezarını kendisine yakın olsun diye evinin bahçesine yaptırdı. Herkesin çetin coğrafi koşullar nedeniyle terk ettiği köyde, bir başına oğlunu beklemeyi sürdüren Tokat'ın gelecekten tek beklentisi, ölünce evladının yanına gömülmek. Onun dramatik yaşam öyküsü, 'Sadık' isimli bir belgesele de konu oldu. Kuş uçmaz kervan geçmez bir dağ köyünde 20 yıldır oğlunun mezarını bekleyen bir baba o. Komşularının çoktan terk ettiği Kastomunu'nun Avlacık köyünde bir başına, doğanın en sert şartlarıyla savaşan 80 yaşındaki Sadık Tokat, 8 çocuğundan en küçüğünü 1993'te Van'daki bir çatışmada kaybetti. Üstelik askerliğinin bitmesine sadece bir ay kala... Oğlundan uzak kalmaya gönlü el vermediği için şehitlik yerine evinin bahçesine gömülmesine karar verdi. Coğrafi koşulların ağırlığı nedeniyle çocukları dahil tüm köy halkı, zamanla göç etti. Sadık Dede şimdilerde koca köyde eşi ve birkaç hayvanıyla yalnız bir yaşam sürüyor. Oğluna duyduğu derin özlemi ise geride kalan mektupları, sigara paketleri ve öldüğü an üzerinde bulunan saatiyle gidermeye çalışıyor. Tek isteği ömrünü bu köyde tamamlayıp oğlu Selahattin'in yanına gömülmek.

ÖFKE DEĞİL ONURLU SUSKUNLUK
Onun oğluna bağlılığı ve hayata bakışı 'Sadık' isimli bir belgeselin konusu oldu. Burcu Ayşe Esenç ile Cantekin Cantez'in yönettiği belgesel film, 18. Boston Türk Filmleri Festivali'nde özel mansiyon, 14. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali'nde Amatör Dalda En İyi Film, 8. Datça Altın Badem Belgesel Film Festivali'nde "En İyi Belgesel" ödüllerini aldı. Yılların Sadık Tokat'ı bilginleştirdiğini söyleyen Esenç ve Cantez gözlemlerini şöyle aktarıyor: "Öfkesi değil onurlu bir suskunluğu vardı. Eşi ise 'Hiçbirini atmadım, bir gün gelir nerede benim eşyalarım der diye sakladım' diyor. Anne ve baba her sabah mezarına gidip Fatiha borçlarını ödüyorlar. Sadık amcanın oğluna olan bağlılığından çok etkilendik. Genelde merak edilen, peki diğer çocuklar nerede sorusu. Çocukları yalnız bırakmıyor ikisini de. Sadece onlar da değil tüm yöre halkı da onların her ihtiyaçları olduğunda yanında. Ancak filmde odaklandığımız şey Sadık amca ve eşiydi. O nedenle ailenin diğer üyelerine yer vermedik."

GELENLERE MEKTUPLARI OKUTUYOR

Film çekimleri sırasında birçok zorlukla karşılaştıklarını belirten iki yönetmen şöyle devam ediyor: "Ödünç bir kameramız, gönüllü bir görüntü yönetmenimiz olmasaydı bu filmi çekmek bizim için mümkün olmazdı. Aslında tam bir imece filmi diyebiliriz. Ama en zoru aslında Sadık amca ve Huriye teyzenin acısını çok daha yakından yaşamaktı. Her sabah uyanıp oğlunun mezarına giden bir anne ve baba var karşınızda ve siz bir belgesel çekiyorsunuz. Çok duygulandığımız, gözlerimizin yaşardığı anlar oldu. Mesela Huriye teyze, Selahatin'in mektuplarını getirip ısrarla okumamızı istiyordu. Okuma yazması olmadığı için eve her gelene bu günlükleri, mektupları okutuyormuş. Ama okuyunca da gördük ki gözyaşları dinmiyor, o satırları dinledikçe o günlere dönüyor, üzülüyordu."

KİMSEYİ İNCİTMESİN DİYE 6 AY KURGUYLA UĞRAŞTILAR
Burcu Ayşe Esenç ile Cantekin Cantez'in en büyük endişesi, bu iki insanın acısının sömürülmesi olmuş. Bu nedenle de en az 4 ay bir masa başı çalışması yürütmüşler. Belgeselin çekim aşamasını şöyle anlatıyor iki yönetmen: "Gittiğimizde zaten neyi nasıl çekmemiz gerektiğine karar vermiştik. Yakın yüz planlarında ağlayan insanlar ve duygusal bir müzik değildi bizim aradığımız. O yüzden de filmde hiç müzik yok. Çekimde ve kurguda özellikle bu filmin objektif olmasına, klişelerden uzak insanı merkeze alması gerektiğine odaklandık. Tabii kendi içimizde de çok tartıştık kimseyi incitmeyen bir film olması için... Ve bu yüzden de kurgu süresi 6 aydan fazla sürdü. Filmi anlatırken, özellikle bir şehit hikâyesi demek istemedik. Çünkü filmin özgür duruşunu engelleyebilirdi. Sadık amcanın acısına bunu yapamazdık. Bu acı yürekten bir acı. Kimsenin yorumlamaya haddi olan bir şey değil."