X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan geri adım atmıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan geri adım atmıyor

  • Giriş Tarihi: 8.12.2013 11:16 Güncelleme Tarihi: 8.12.2013 13:29

Başbakan Erdoğan, Trakya ziyareti kapsamında Edirne'de konuştu.

"KİMSE BİZE DİZ ÇÖKTÜREMEDİ"

Edirne'de toplu açılış töreninde halka hitap eden Başbakan Erdoğan, "Milletin Meclisi'ne, o Meclis'in içinden çıkmış Hükümete bugüne kadar hiç kimse diz çöktüremedi bundan sonra da hiç kimse diz çöktüremeyecek" dedi.


"TÜRKİYE'NİN 81 VİLAYETİNE AYNI NAZARLA BAKIYORUZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda hizmet siyasetini tercih eden illerimizde çok ciddi bir kalkınma heyecanı yaşanırken, kimlik, etnik kimlik, korkutma ve istismar siyasetinin hakim olduğu illerde çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. İki ilçe, hatta iki belde arasında hizmet siyasetiyle diğerlerinin farkı açık ve net şekilde ortaya çıkıyor" dedi.

Erdoğan, Edirne Valiliği tarafından onuruna verilen kahvaltıda yaptığı konuşmada, Trakya bölgesindeki illerin sanayi, tarım, madencilik ve enerji başta olmak üzere birçok alanda çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.

Trakya'nın doğunun Avrupa'ya, Avrupa'nın da doğuya açılan kapısı olduğunu ifade eden Erdoğan, İstanbul'un çevresindeki Kocaeli, Sakarya ve Bursa'nın başta sanayi olmak üzere gerçekleştirdiği atılımla birçok yatırıma ev sahipliği yapmasına rağmen Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'ın sahip olduğu potansiyeli bir türlü atılıma dönüştüremediğini söyledi.


"TÜRKİYE'Yİ BİR BÜTÜN OLARAK KUCAKLIYORUZ"

Kamu yatırımları konusunda Trakya'nın hiçbir eksiğinin olmadığını, 11 yılda Kırklareli'ne 3,5, Tekirdağ'a 6,5 ve Edirne'ye 5,3 katrilyon lira yatırım yaptıklarını bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yani toplamda Trakya'daki üç ilimize 15,5 katrilyon lira yatırım yaptık. Okullardan üniversitelere, yollardan barajlara, konutlara, spor tesislerine, tarım yatırımlarından sağlık tesislerine kadar ne ihtiyaç varsa bunları gerçekleştirdik. Burada şunun altını çizmek isterim. Türkiye'nin 81 vilayetine aynı nazarla bakıyor, herkesi eşit görüyor ve eşit şekilde de kucaklıyoruz. Yatırım yaparken oy oranlarını önümüze almak, oy oranlarına göre hareket etmek gibi partizanlığa hiçbir zaman tevessül etmedik. İstanbul'a ne yapılıyorsa aynı oranda Edirne'ye de o yapılıyor. Bursa'ya ne yapılıyorsa aynı oranda Tekirdağ'a, Kırklareli'ne de o yapılıyor. Türkiye'yi bir bütün olarak kucaklıyoruz. Bütün illerimizin eşit derecede, bir birine paralel büyümesi için samimi çaba sergiliyoruz."


"YEREL YÖNETİM HÜKÜMETLE AYNI VİZYONU TAŞIMALI"

Merkezi yönetimin yatırımları ile vizyonunun yerel düzeyde de anlaşılması, paylaşılması ve bunun gereğinin yapılması gerektiğini dile getiren Erdoğan, yerel yönetimin hükümetle aynı vizyonu taşımaması ve aynı heyecanı paylaşmaması halinde şehri ayağı kaldırmanın mümkün olmayacağını söyledi.

Erdoğan, göreve geldiğinde, her şehrin yerel yönetiminin ilinden ilçesinden geçen karayollarının bakımını üstlenmesi için genelge yayımladığını anımsatarak, "Bunu Türkiye genelinde özellikle AK Parti belediyeleri gerçekleştirdi. Fakat farklı siyasi partilere mensup belediyeler, şehirlerinin içerisinde geçen karayollarının daha önce yaptığı yollara ne yazık ki istediği kadar bozulsun bakım yapmadılar. Vatandaş sorduğu zaman hemen şunu söylediler. 'Burası Karayoları'nın ilgili alanındadır, onun yapması gerekir'. Bu ilçe senin, bunun bakımını yapsan ne olacak? Maalesef... Zaman oldu oralara da el atmak durumunda kaldık" dedi.


"DERELERE SANAYİ VE EVSEL ATIK ATILMAYACAK"

Arıtma tesislerinin de belediyelerin yapması gereken yatırımlar arasında olması gerektiğini belirten Erdoğan, içme suyunun ve atık suların paralarını belediyelerin aldığına dikkati çekti.

Bazı belediyelerin arıtma tesisi yapmadığını bazılarının da yapılan çalışmaları yarım bıraktığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İlk etapta Ergen'e için 3,2 milyar lira ayırdık. DSİ bu iş için çalışıyor. Trakya Gelişim Projesi yani TRAGEP'e yönelikte 10 katrilyon lira ayırdık. bütün bunlarla istiyoruz ki altyapıyı üst yapıyı, bütün bu dereleri pırıl pırıl yapalım. Buradaki suları çıkış noktasındaki hale gelsin ve bu suyla bütün Trakya Ovası'nı sulayalım. Şimdi bunun adımlarını atıyoruz. Bütün bu dereler olduğu gibi koruma altına alınacak, sanayi atıkları, evsel atıklar buralara atılamayacak, istiyoruz ki yemyeşil parklarla da bu sorunu çözelim."


"EDİRNE'NİN KABUĞUNU KIRIP POTANSİYELİNİ AÇIĞA ÇIKARTMALIYIZ"

Erdoğan, ileri standartlara sahip demokrasilerde idareciden eser, hizmet ve vizyon üretmesinin beklendiğini belirterek, ileri demokrasilerde kimlik siyaseti, etnik siyaset, korkular ve istismar üzerinden yapılan siyasetin, hizmet siyasetinin gerisinde kalacağını ve yok olacağını söyledi.

Yeni Türkiye'nin hizmet siyasetini benimsediğini, eski siyaset anlayışının yok olmaya mahkum olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şu anda hizmet siyasetini tercih eden illerimizde çok ciddi bir kalkınma heyecanı yaşanırken, kimlik, etnik kimlik, korkutma ve istismar siyasetinin hakim olduğu illerde çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. İki ilçe hatta iki belde arasında hizmet siyasetiyle diğerlerinin farkı açık ve net şekilde ortaya çıkıyor. Biz Edirne'nin böyle bir vizyonsuzluk yaşamasını arzu etmiyoruz. Selçuklu'nun kadim başkenti Konya dünyada büyük şöhrete sahip ve bir dünya markası haline geldi. Osmanlı'nın ilk başkenti Bursa aynı şekilde bir dünya markası oldu. Osmanlı'nın tarihi başkenti İstanbul zaten bir dünya şehriydi, yaptığımız yatırımlarla bu özelliğini daha da öne çıkarttı. Ama 88 yıl Osmanlı'ya başkentlik yapmış Edirne, kadim başkentlerle aynı noktaya, aynı konuma henüz yükselemedi. Bunu hep birlikte aşmak zorundayız. Edirne'nin kabuğunu kırıp potansiyelini açığa çıkartıp, bir dünya markasını olmasını sağlamak zorundayız."


"BU ÜLKEDE İKİNCİ BİR BAYRAĞIN TASAVVURU DÜŞÜNÜLEMEZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülkede ikinci bir bayrağın tasavvuru düşünülemez" dedi.

Erdoğan, Edirne Valiliği tarafından onuruna verilen kahvaltıda yaptığı konuşmada, ortak değerlerin istismarının hiç kimseye fayda sağlamayacağını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, parti olarak yola çıkarken, "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" dediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Tek millet, niçin diyoruz? Çünkü, bu kavramın içinde Türk var, Kürt var, Laz var, Çerkez var, Roman var, Boşnak var, yani Türkiye'deki 36 etnik unsur bu kavramın içerisinde var. Bu ülke, ne etnik bakımından Türklerindir ne etnik bakımdan Kürtlerindir ne Gürcü'nündür, şunundur bunundur, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 76 milyonundur. Buna böyle bakacağız. Kimse kimseye bu noktada farklı nazarla, farklı gözlerle bakamaz. 76 milyonun her biri, bu ülkede eşit vatandaştır. Olaya böyle bakacağız. Biz yaradılanı yaradandan ötürü sevmeye mecburuz. Kimse doğarken, 'ben Türküm, Kürdüm' diye bunu belirleme hakkınına sahip değil. Allah nasıl yaratıyorsa öyle. Arap ırkından da olabilir, farklı ırklardan da olabilir. Diyebilir mi ben, şöyle doğmam lazım, şu ırktan doğmam lazım veya şu dili konuşarak doğmam lazım? Böyle bir yetkisi hakkı var mı? Yok. Mevla nasıl yaratıyorsa öyle. O da doğduğu toplumda kendisi o toplumun bir bireyi, bir ferdi olarak, kendisi yaşama devam edecek, o toplum içerisinde layık olduğu yeri alacaktır."

Bayrağın da 76 milyonun ortak bayrağı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu ülkede ikinci bir bayrağın tasavvuru düşünülemez" dedi.

"Bizim bayrağımızın rengi belli. Şehidimizin kanı" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hilalimizin manası belli. Bağımsızlığımızın ifadesi. Yıldız, şehidimizin sembolü. Şairin o güzel ifadesiyle, 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak uğrunda ölen varsa vatandır'. Vatan, 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 76 milyonundur. Burada kimsenin herhangi bir operasyon yapma yetkisi hakkı yoktur. İşte burada bizler Hükümet olarak, tüm enstrümanlarımızı kullanarak buna asla fırsat vermeyiz. Bu bize ecdadımızdan böyle devredildi. Bu devredilen toprakları aynen korumak durumundayız. Bedeli ne olursa olsun. Efendim şehitler geliyor. Tabii gelecek, şahadet bir makamdır. Niçin? İşte bunlar için. Buna fırsat verdiğimiz anda milletimizin bize vermiş olduğu yüzde 50'lik oy, o zaman değerini kaybeder, görevimizi yapmamış oluruz."

Şehitlerin de herkesin aynı derece saygı duyduğu kutsallar olduğunu dile getiren Erdoğan, "Hiçbir dönemde, hiçbir zaman şehidine bizler kadar sahip çıkan iktidar olmamıştır, bu ülkede" ifadesini kullandı.

Akif'in ifadesiyle, 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı cananı bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda' diyerek şehide sarıldıklarını ifade eden Erdoğan, "Çünkü ona sarılmak, bu toprağa sarılmaktır. Böyle baktık. Bu toprakla bütünleşmektir. Öyle baktık" şeklinde konuştu.


"MADEM SİZ MİLLİYETÇİSİNİZ DE BU MİLLET İÇİN NE YAPTINIZ"

"Hiç kimse çıkıp da ben bu bayrağı sizden çok seviyorum iddiasında bulunamaz. Çünkü o bayrağı seven diğerlerini siz sevmiyorsunuz diyerek rencide etmiş olur" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kimse çıkıp da ben bu vatanı sizden çok seviyorum, sizden çok düşünüyorum iddiasında bulunamaz. Çünkü bu ortak değerlerin yarıştırıldığı anlamına gelir ve kimseye fayda sağlamaz. Aynı şekilde hiç kimse şehitlerimizi diğerlerinden daha fazla önemsediği vurgusunu yapamaz, eğer yapıyorsa bir şeyler ortaya koyması lazım. Bize kadar maalesef ne şehidin ailesine, eşi çocuklarına sahip çıkmak, onların geleceğini hazırlakmak böyle bir adımı hiçbir iktidar atmadı. Ama biz attık. Çünkü bizim manevi bir sorumluluğumuz var. Bunun gereğini yerine getirmemiz lazımdı. Biz onların yavrularına eşine sahip çıktık. Onlara birçok imkanlar sağladık. Yani maaşlarından, tutunuz da hatta hatta ileriye gideceğim, çocuklarının bir tanesi istihdam edilirken, biz onu ikiye çıkardık. Bu çocuk değil icabında kardeş olabilecek noktaya getirdik. Niye? Onların acılarını, devleti olarak sahiplenelim, bunu ortaya koyalım dedik. Onların ruhunun incinmesine fırsat vermeyelim, dedik.

Birileri çıkıyor, 'ben daha milliyetçiyim' diyor. 'Milliyetçiyim' demekle milliyetçi olunmaz. Ben 'Cumhuriyeti daha çok seviyorum' demekle Cumhuriyetçi olunmaz, vatansever olunmaz. Şehit cenaze merasimlerini, siyasi parti mitinglerine dönüştürmekle şehitlere hürmet gösterilmez. Milletini çok seven, milleti için eser ortaya koyar, eser. Cumhuriyeti, vatanı çok seven, onlar için ortaya eser koyar, hizmet koyar. Şehitlere saygı sloganla olmaz, şehitlerin uğruna can verdikleri bu toprakları ve bu milleti yücelterek olur. Slogan atmak en kolay olandır. Afiş yapıştırmak, pankart asmak en kolay yöntemdir. Zor olan bunları aşıp, kolları sıvayıp ülke için, millet için, gelecek için iş üretmek, eser üretmek Türkiye'nin her anlamda itibarını daha da yükseltebilmektir. Birileri çıkıyor 'Ben milliyetçiyim bunlar ise bölücü' diyor. Birileri çıkıyor 'Ben Cumhuriyetçiyim, bunlar Cumhuriyet düşmanıdır' diyor. Bu tasnifi, bu ayrımı ve ayrımcılığı yapanlara şunu herkesin sorması ve cevabını da ısrarla araması gerekiyor. Madem siz milliyetçisiniz de bu millet için ne yaptınız? Bunu bir söyleyin bakalım. Bunu onlara sormak lazım. Madem siz Cumhuriyetçisiniz de bu Cumhuriyet için ne yaptınız? Lütfen bunu onlara sorun."


"11 YILDIR BU İFTİRALARI BU İTHAMI SAVURANLAR VAR"

Kendilerine 11 yıldır adeta parmaklarını sallayarak bu iftiraları bu ithamları savuranlar olduğunu dile getiren Erdoğan, "Onlar iftira attılar, karaladılar, tehdit ettiler, çamur attılar biz ise Türkiye'yi büyüttük" dedi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkrmak hedefine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarıyoruz. Neyle? Marmaray ile çıkarıyoruz. Neyle? Yüksek hızlı trenlerle çıkarıyoruz. Neyle? Türkiyemizin dört bir yanını demir ağlarla örmek suretiyle. Neyle kardeşlerim? 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapılan Türkiye'ye, biz 10 yılda 11 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık, bununla. Göreve geldik, Türkiye'de 26 tane havaalanı, havalimanı vardı. Şimdi Türkiye'de 52 tane havalanı, havalimanı var. Milliyetçilik budur, Cumhuriyet'e sahip çıkmak budur. Öyle lafla peynir gemisi yürümüyor. İcraat yok, laf çok. Böyle bir yere varamazsınız.

Göreve geldik, 230 milyar dolar milli geliri olan bir Türkiye vardı. Şimdi 782 milyar dolar milili gelire sahip olan bir Türkiye var. Milliyetçilik bu. Hep söylüyorum. İşte Merkezi Bankası, milli bankamız değil mi? Göreve geldik Merkez Bankasının kasasında döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. Ama şu anda 135 milyar doları aştık. Onun için güçlüyüz. Bizim IMF'ye olan borcumuz, bu milliyetçi beyefendiler, Cumhuriyetçi beyefendiler, öyle geçiniyorlar ya, bize 23,5 milyar dolar borçla devrettiler. Biz ödedik be. Tamamını ödedik. 14 Mayıs'ta sıfırladık. Şimdi biz IMF'ye borç verir duruma geldik. Tablo bu. Kim milliyetçiymiş? Biz, biz. Kim Cumhuriyetçiymiş? Biz, biz. Biz yaptık bunları. Bunlar yapamadı. Çünkü Cumhuriyetçi olmak cumhura yani halka sahip olmaktır. Onun gücünü, onun değerlerini yükseltmektir. Milliyetçiyim demek, tüm milli değerlere sahip çıkmak, milletin değerlerini yükseltmek demektir. İşte biz bunu yaptık."

Görevi devraldıklarında bankaların görev zararlarıyla sıkıntılı günler yaşadığını anlatan Erdoğan, sadece Ziraat Bankasının 16 milyar lira görev zararı olduğunu söyledi. Erdoğan, "Faizleriyle değerlendirirseniz yaklaşık 45, 46 milyar lira gibi bir rakamdaydı. Şimdi aynı banka karda. Avrupa'nın en sayılı bankası haline geldi. Kim vardı iktidarda? DSP, MHP, ANAP vardı. Benim çitfçi kardeşim, köylü kardeşim, kardeşlerim Ziraat Bankasından, çok manidardır, yüzde 59 faizle kredi alıyordu, esnaf kardeşim yüzde 46 faizle kredi alıyordu. Şimdi ortalama söyleyeceğim, bakınız, ikisi de yüzde 0-7 aralığına geldi. Ortalamasını alırsan, yüzde 4-5. Buralarda faizle şimdi kredi alıyorlar. Esnaf da öyle. Çiftçi kardeşim de öyle" diye konuştu.


"ARTIK BU İKTİDAR HAYVAN İTHAL ETMİYOR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Hükümetin hayvan ithalatı yaptığını söylediğini anımsatarak, şöyle konuştu:

"Geçen gün buralara geldi, anamuhalefetin genel müdürü, aynen şu ifadeyi kullanıyor, çok manidar, diyor ki, 'Bunlar hala dışarıdan hayvan ithal ediyor.' İki kurbandır hayvan filan ithal ettiğimiz yok, tam aksine kasım ayı itibarıyla hayvan ihraç etmeye başladık. Trakya burası ya, Trakya'da hayvancılık var ya, diyor 'Biz burayı aldatırız.' Ben de diyorum ki gerçekten, hakikaten bu ülkede şu yükselen değerleri görenlerin bunu anlatması lazım. Artık bu iktidar hayvan ithal etmiyor. Eğer biz hayvan ithal ettiysek ülkenin sıkıntısı olduğu için o dönemlerde ithal ettik. Ama şimdi ihracatına başladık. Şu anda biz süt hayvancılğında da et hayvancılığında da çok iyi konumdayız. O kadar iyi konumdayız ki artık biz yavrularımıza okullarda süt veriyoruz, bedeva süt içiriyoruz ki hem piyasayı balansa edelim hem de bu noktada sütün ticaretini yapanlar, üreticiyi sömürmesin diye. Bunun adımlarını atıyoruz. Fiyatlarda belli bir dengeyi böyle meydana getirdik. Şu anda gayet iyi bir şekide devam ediyoruz. Ha arada sırada ufak tefek sıkıntılar olmaz mı tabii ki olur yani kalıbından mal üretmiyorsunuz ki normal hayatta olan doğada olan şeyler bunlar."


"ESER, HİZMET ÜRETEN, TÜRKİYE'Yİ BÜYÜTENLER DE TAM TERSİNE ORTAK DEĞERLERİMİZİ BÜYÜTÜR VE YÜCELTİRLER"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Özellikle seçimler öncesinde milli iradeyi zayıflatmak adına sahneye konan her senaryo, milletin iradesi karşısında etkisiz hale gelecektir. Millet, doğru ile yanlışı birbirinden en güzel şekilde ayırabilecek bir ferasete sahip. Hakem millet olduğu müddetçe Türkiye büyümeye devam edecek. Biz de milletin hakemlik gücünü yani milli iradeyi güçlendirmeye devam edeceğiz

Başbakan Erdoğan, Edirne Valiliği tarafından onuruna düzenlenen kahvaltıda yaptığı konuşmada, bir ülkenin borçluluğunun milli gelire oranıyla ölçüldüğüne işaret ederek, "bir ülkenin borcu artıyor" veya "eksiliyor" değerlendirmesinin de bu orana göre yapılacağını söyledi.

Göreve geldiklerinde yüzde 73 olan borcun milli gelire oranının bugün yüzde 36'ya düştüğünü, devletin borçlanma faizinin de yüzde 63'ten yüzde 6-7'lere gerilediğini dile getiren Başbakan Erdoğan, iktidara geldiklerinde vergi gelirlerinin faiz giderlerini karşılayamayacak nokta bulunduğunu, bugünse yatırımların rahatça yapılabildiği bir ortamın oluştuğunu ifade etti. Yüzde 30'dan yüzde 6-7'lere düşen enflasyonu yüzde 4'e çekmeyi hedeflediklerini anlatan Erdoğan, enflasyon canavarından Türkiye'yi kurtardıklarını vurguladı.

Türk lirasından altı sıfır attıklarını anımsatan Erdoğan, "Enflasyon patlar dediler, biz de atacağız dedik ve attık. Hiç unutmuyorum, bir köşe yazarı, her zaman bize saldırır zaten, 'anırırım' dedi. Ne oldu, enflasyon patlamadı. Niye anırmıyorsun? Şimdi de herhalde anıracak yer bulamıyor. Ama köşesinden devam ediyor, o ayrı mesele" diye konuştu.

Türkiye'yi büyütürken belli kesimlere, bölge ve şehirlere yoğunlaşmadıklarının altını çizen Erdoğan, batıya yapılanın doğuya da, kuzeye yapılanın güneye de yapıldığını, Türkiye'nin nasıl büyüdüğünü Edirne'nin de gördüğünü söyledi.

Göreve geldiklerinden bu yana, Edirne'de tarihi eserlerle ilgili bir değişim dönüşüm çalışması yürüttüklerine dikkati çeken Başbakan Erdoğan, tarih ve medeniyet kenti olan Edirne'nin bir Osmanlı başkenti olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Merkezi yönetim olarak ne verirseniz verin, buradaki yerel yönetimlerin de buna katkı ve desteğinin olması lazım. Bu destek olmadığı sürece, istediğinizi alamıyorsunuz. Şimdi bu süreç içerisinde başta Valimiz olmak üzere, inşallah 30 Mart itibarıyla buradaki yerel siyasetteki değişim dönüşüm, inanıyorum ki el ele vermek suretiyle Edirne'yi layık olduğu yere getirecektir.

İstiyorum ki bütün bu yıkılmış, yerle yeksan olmuş camilerimiz, kervansaraylarımız, hamamlarımız ayağa kalksın. Bunların hepsi işleyebilir. Özel vakıflar ihya edilsin, vatandaş kendisi ihya edemiyorsa biz devlet olarak alıp, bunları ihya ederiz. Şimdi Süleymaniye'de böyle bir çalışmamız var. Süleymaniye Camisi'nin çevresini bu şekilde ihya etmenin gayreti içindeyiz. Çünkü tarihi olmayanın geleceği olmaz."


"BÖYLE BİR İKTİDARA' YEŞİL DÜŞMANI' DİYECEK KADAR CÜRETSİZ DAVRANDILAR"

Türkiye'nin itibarının nasıl arttığını, serhat şehri Edirne'nin her şehirden daha fazla hissettiğine olan inancını dile getiren Erdoğan, ekonominin büyüdüğünün, demokratik standartların ilerlediğinin, Türkiye'nin kardeşliğinin pekiştiğinin, Türkiye'nin dünyada saygın ve etkin bir konumda olduğunun her şehir kadar Edirne'den de görüldüğünü belirtti.

Edirne'de Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen turistlerle selamlaştığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Baktım bize karşı coşkuları çok farklı. Demek ki bir şey var. Bu güçlü olmanın, büyümenin alametidir. Eğer güçlü olursanız, büyürseniz herkesin size saygısı artar. Ülkemizin içinde olanların böyle bir derdi yok, ayrı mesele. Hani Türkiye'de çevreciler, geziciler vardı ya, bu geziciler, çevreciler biraz da Ergene'nin etrafından dolaşsınlar. Niçin oraları hiç dolaşmıyorlar? Oraları bir görsünler, oralardaki belediyeler acaba niçin kollektör ağlarıyla Ergene'nin çevresini dayayıp döşemediler? Hesabını bir sorsunlar.

Öyle bir adım attılar ki 'çevreciyiz, yeşilciyiz' dediler. 10 tane ağaç yerinden sökülüp bir başka yere dikiliyor ve Türkiye'de milyarlarca ki, 3-3,5 milyar fidan ve ağaç diktik biz, böyle bir iktidara' yeşil düşmanı' diyecek kadar cüretsiz davrandılar. Ve hala biz bu adımlarımız yoğun bir şekilde atıyoruz. Atmaya da devam edeceğiz. Türkiye'de yeşil, çevre, orman denince akla AK Parti iktidarı gelir. Bunu yaptık, yapıyoruz. İşte şimdi TRAGEP ile Trakya'da bu adımlarımızı atacağız. Ama dürüst olsalar, bu noktada gerçekten aklı selim sahibi olsalar, gelir Ergene'yi, Meriç'i gezerler. Buradaki hali görüp, ondan sonra da 'Biz napıyoruz' derler."


"BİZ GEREKİRSE KAYBEDELİM, YETER Kİ EDİRNE KAZANSIN, MİLLET, ÜLKE KAZANSIN"

Milliyetçilik ve cumhuriyetçiliğin ortak değerler olduğunu söyleyen Erdoğan, "Şehitlerimiz, kardeşlerimiz birilerinin beceriksizliğini, yolsuzluğunu, usulsüzlüğünü örtmek için kullanılıyorsa bu, o değerlerimize açık hakarettir. Ortak değerlerimize sahip çıkıyor gibi görünüp her türlü yolsuzluğu yapanlar ortak değerlerimizi incitirler. Eser, hizmet üreten, Türkiye'yi büyütenler de tam tersine ortak değerlerimizi büyütür ve yüceltirler" değerlendirmesinde bulundu.

Yaklaşık bir yıldır, Edirne'ye ve diğer 80 kente terör nedeniyle şehit gelmediğinin altını çizen Erdoğan, bundan memnun olmak gerektiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bundan dolayı heyecanlanmak gerekiyor. Bu sürecin daha da kalıcı olması, güçlenmesi, daha ileri seviyelere gidebilmesi için destekçi, duacı olmak gerekiyor. Çıkıyorlar, 'Ne verdin, hangi tavizi verdin? Hangi pazarlığı yaptın' diye bize itham ve iftirada bulunanlar var. Hiçbir taviz vermediğimizi, hiçbir pazarlık yapmadığımızı onlar da biliyorlar. Bu Hükümet meseleyi çözeceğine, bunlara göre Edirne'ye şehit gelsin, bunu istiyorlar. Bu Hükümet başarılı olacağına Edirne'de ocaklar sönsün, anneler, babalar ağlasın, bunu istiyorlar. Yeter ki Hükümetin başarı hanesine yazılmasın. Edirne'ye, Türkiye'ye her ne olursa olsun. Maalesef anlayış, zihniyet bu. Bizse bunun tam karşısındayız. Biz gerekirse kaybedelim, yeter ki Edirne kazansın, millet, ülke kazansın."

11 yıldır bu anlayışla hareket ettiklerini, Türkiye'nin büyümesi, şehirlerin kalkınması, kardeşliğin güç kazanması için gerekirse riski göze aldıklarını ve cesaretle ilerlediklerini belirten Erdoğan, bundan sonra da cesaret ve kararlılıkla ilerlemeye devam edeceklerini anlattı. Milletin kendilerini anladığını, desteklediğini söyleyen Erdoğan, milletin çizdiği istikamette gitmeyi sürdüreceklerini dile getirdi. Başbakan Erdoğan, "Bütün kışkırtmalar, nifaklar, fitneler milletimizin duası karşısında eriyip gidecektir. Özellikle seçimler öncesinde milli iradeyi zayıflatmak adına sahneye konan her senaryo, milletin iradesi karşısında etkisiz hale gelecektir. Millet, doğru ile yanlışı birbirinden en güzel şekilde ayırabilecek bir ferasete sahip. Hakem millet olduğu müddetçe Türkiye büyümeye devam edecek. Biz de milletin hakemlik gücünü yani milli iradeyi güçlendirmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Edirne'nin 30 Mart ile yeni bir sürece başlayacağına olan inancını dile getiren Erdoğan, kente yaptıklarına çok daha fazlasını ekleyeceklerini vurguladı.

Trakya Üniversitesinde 35 farklı ülkeden bin 500 öğrencinin öğrenim gördüğünü, üniversitenin merkez konumuna geldiğini söyleyen Erdoğan, 178 öğrenciye Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bursu verildiğini, bunların tümünün büyümenin işareti olduğunu belirtti.

Konuşmasının ardından AK Parti Edirne Belediye Başkan Adayı Prof. Ahmet Günşen'i sahneye davet eden Erdoğan, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nu da çağırarak fotoğraf çektirdi.