X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kamikaze Vuruşu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kamikaze Vuruşu

  • Giriş Tarihi: 15.1.2014 18:37

ALİ DEĞERMENCİ

Cemaat çokça söylendiği üzere ne yapmak istiyor? İki alternatif nedir ve sonucunda Cemaat'i bekleyen akıbet değişir mi?

Adına her ne derseniz deyin bugün çokçalarının kısaca Cemaat olarak adlandırdığı bir yapı açık bir şekilde siyaseti tehdit ediyor. Bugün yapılanlar AK Parti hükümetine yönelik olarak değerlendirilse de asıl hedef siyasetin dinamit gibi havaya uçurulmasıdır. Bu olay tarihteki ikinci 31 Mart Vakası'dır.
Son olarak 17 Aralık operasyonu ile su yüzüne çıkan siyasete darbe planı aslında biraz daha önce başladı. 7 Şubat krizi aslında bugün yaşanmakta olan operasyonun ilk habercisiydi. O gün MİT Müsteşarı ve ekibi sadece tutuklanmayacaktı. O gün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanının başının üstünde Demokles'in kılıcı sallanıp duracaktı. O gün başaramadılar, ya da erkendi engellendi.
7 Şubat'ta yapılamayanlar bugün yapılmaya karar verildi. Tıpkı son seçimlerde ortaya çıkarılan kasetler gibi, tıpkı 27 Nisan döneminde olduğu gibi... Seçimlere üç ay gibi bir süre kala 17 Aralık operasyonu devreye sokuldu. Ve arkasından 25 Aralık. Yetmedi tır skandalı. Yetmiyor İHH operasyonu. Bütün bunları hiç kimse sıradan olaylar olarak değerlendiremez. Bu olayların birincil amacı siyaseti dizayn etmek. Yani siyasete çok ciddi darbe vurmaktır.
Görünen tablo şöyledir: AK Parti hükümetini devirmek için hazırlık yapmışlar. Hazırlıklar da iki yıl öncesinde başlamış. Yani 7 Şubat girişiminden hemen sonra. 17 Aralık operasyonu ile ve diğer operasyonlarla yüzlerce insan tutuklanacak, Türkiye'nin dünyaya gururla anlatmaya çalıştığı dev projeler (3.havalimanı, 3.köprü, hızlı tren ) duracak, bürokrasi gözaltına alınacak, Başbakan'ın çevresi ve ailesi tutuklanacak. Başbakan ya pazarlık yapmak için Cemaat ile masaya oturacak ya da hükümet devrilecek. Bu yapılırken de hukuk kılıfı içine sokulmuş bir dinamit ile ülke helâk edilecek. Tıpkı Balyoz planındaki cami bombalaması gibi…
Ülkenin bir kaos ortamına girdiği görüntüsü sadece bunlarla planlanmadı. CHP'nin İzmir milletvekili olarak seçilen cezası kesilmiş Mustafa Balbay serbest bırakılacak (CHP'ye jest ), fakat cezaları kesilmemiş olmasına rağmen BDP milletvekilleri mahpusta kalmaya devam edecek. 28 Şubat davasından tutuklu yargılanan askerlerin tamamı aynı süre içinde serbest kalacak. Türkiye'yi tamamen kilitlemek, kurumların içinde kaos çıkarmak, iç savaş görüntüsü vermek için bir plan yapıldı. Bu olaylar yurt dışına kaos var görüntüsü vermek için ideal bir plan. Bu planı yurt içinden planlamanın imkansız olduğu, yabancı ülkelerin bu planın içinde bulunduğu artık dilden dile söyleniyor.
Ya tırın durdurularak "İHH, El-Kaide'ye silah yardımı götürüyor" diye aranması... Bu tam anlamıyla skandaldır. Bu görüntü kendi ülkesinin hükümetini devirmek için dünyaya, "Türkiye teröristlere yardım yapıyor" demektir. Bunun adı LEJYONERLİKTİR.
Kendi ülkesine karşı başkalarının çıkarları için bedel karşılığında çalışmak. Bu süre içinde bunların hepsini yaşadık. Bu olayın Ak Parti hükümetine yönelik olarak yapılıyor gibi gözükse de bu darbe planı tamamen siyaset kurumuna yönelik yapılıyor. Öyle ki, Balyoz, Ergenekon, Oda TV, Nedim Şener, Ahmet Şık davaları nedeniyle CHP Fethullah Gülen hareketini neredeyse çete olarak nitelendirirken, kaset skandalları nedeniyle MHP lideri Bahçeli bu işlerin adresi olarak Pensilvanya'yı görmüşken bugün her iki siyasi parti hükümete karşı Cemaat ile birlikte hareket ediyor görünüyorsa, bu bir güç gösterisine karşı boyun eğme değil de nedir acaba? AK Parti hükümetine karşı yapıldığı yorumlanan bu kalkışma ya da yıkım operasyonu aynı zamanda diğer siyasi partilere bir göz dağı değil de nedir? "AK Parti gibi bir siyasi hareketi bitirebilecek güçteysek sizi haydi haydi bitirebiliriz" demek değil de nedir acaba? Bu bir güç fetişizmi değil de nedir?
Bugün Cemaat'in devlet bürokrasinin hiyeraşisi içinde değil de Cemaat hiyerarşisi ile görev aldığı ülkenin Başbakan'ı tarafından da açıklanıyor. Demokratik devlet için farklı kimlikler, inançlar olabilir olmalı. Hiçbir grup, kesim, cemaat kimliğinden dolayı devlet bürokrasi içinden dışlanamaz. Fakat tüm bu kesimler, gruplar ya da cemaatler devlet bürokrasisi içindeki hiyerarşiye uyar. Ast üst bağı vardır. Fakat bürokrasi içindeki silsile yerine bağlı bulunduğu örgüte, cemaate bağlanırsa, emir ve talimatları oradan alırsa, elindeki bilgileri amiri ile değil de cemaat lideri ya da örgütü ile paylaşırsa bunun tek açıklaması GİZLİ DEVLET, DERİN DEVLET YA DA PARALEL DEVLET'tir. Bu yapıya hiçbir demokrasi müsaade etmez, edilemez. Devlet kendisine karşı planlı, organize yapıya karşı gerekenleri hukuk içinde yapar, yapmalıdır da.

KAMİKAZE VURUŞU
Peki Cemaat çokça söylendiği üzere ne yapmak istiyor? Bu hükümeti devirecekleri, hatta bir ay içinde Tayyip Erdoğan'ın indirileceği dilden dile yayılıyorsa bu artık gizli bir konu değildir. Hizmet hareketi hiçbir zaman olmadığı kadar bugünlerde deşifre oldu. Cemaatin görünen naif yüzlerinin dışında tüm dünya kamuoyu önünde ilişkileri, devlet içindeki yapılanmaları, uluslararası bağlantıları, istihbarat çalışmaları, adliyedeki etkinlikleri, iş dünyasındaki kapital güçleri artık çıplak bir beden gibi herkes tarafından görüldü.
17 Aralık darbe girişiminin iki sonucu olacak: Birincisi, Cemaat bu operasyonda başarılı olamaz. O zaman devlet bu gizli yapıyı bertaraf edecektir. Yıllarca kanaviçe gibi örülen, adamlarının yerleştirildiği yapıdaki o kadrolar değişecektir. Oradan elde edilen güç, istihbarat kopacaktır. Devlet ile kavga edildiği için tabanlarında çok ciddi bir ayrışma olacaktır. Devlet ile kavgalı olan hiçbir örgüt halk tarafından desteklenmez. Yardımlar, destekler ciddi oranda azalacaktır. Yurt dışındaki aktiviteleri kamunun gücü olmadığından zayıflayacaktır. Devlet paralel yapılanmayı tehdit olarak algıladığından kamudaki tüm bağlantılı olanların görevleri değişecek, pasif göreve atanacaktır. Yani Cemaat zirve durumundayken kaybedecektir.
İkinci sonucu ise Cemaat'in galip çıkması. Çokça dillendirilen amaçları gibi diyelim ki bir ay içinde Tayyip Erdoğan koltuğundan indi. Eee ne olacak sonra? Kim hükümet olacak? CHP-MHP koalisyon mu kuracak? Yetmezse AK Parti'den milletvekili mi alacak? Tamam bunu da yaptılar diyelim. Bunun adı ara dönem hükümetidir. Burada askerin de başkalarının da devreye girmesini nasıl engelleyecekler? Ara dönem olunca ilk operasyonun Cemaat'e karşı yapılmayacağını kim garanti edebilir? Devrim kendi çocuklarını yiyecek. Devrimi Cemaat yapacak fakat ilk onlardan kurtulacaklar. Yani Cemaat her iki şekilde de kaybedecek. Peki neden bu kamikaze vuruşu?
Geriye tek soru kalıyor: Bu operasyonu yaptıranlara karşı yapacak bir şeyinin kalmaması mıdır?