X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Gülen'den icazet almazsanız malınızı satmam"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Gülen'den icazet almazsanız malınızı satmam"

  • Giriş Tarihi: 2.2.2014 10:07

ETİ'nin satışlarını artırmak için kendisinden istenileni yıllar sonra anlattı.

ETİ'yi kuran ve büyük bir marka haline getiren Firuz Kanatlı, çocuklarına devrettiği şirketin yönetimine karışmamayı tercih ediyor. Kanatlı, şimdilerde arkadaşlarına namaz kılmayı öğretecek bir kitapçık hazırlıyor.

Yeni Şafak'tan Emeti Saruhan'a konuşan Firuz Kanatlı, başından geçen bir olayı ilk defa paylaştı:

"İstanbul'da Kadıköy tarafında büyük bir distribütör var, o bölgeyi ona verdik. Fakat baktık ki pek iyi de satamıyor. 'Sizden daha iyisini bekliyoruz' diyoruz ona. Bir gün geldi, 'Fethullah Gülen Hoca'dan icazet alamazsanız ben sizin malınızı satamayacağım. Kusura bakmayın' dedi."

Hikayenin geri kalan kısmını Firuz Bey'den dinleyelim mi?

Fethullah Gülen'den icazet?

Evet. 1996 yılı Ramazan'ı. Biz İstanbul'da iyi satmaya başlamıştık. 'İcazet nasıl alınıyor' dedim. 'Çırağan Sarayı'nda iftar veriyor. Oraya gidin hocayla tanışın, anlaşın. Hoca bize icazet verecek, biz de toptancılara icazet vereceğiz. Öyle bisküvinizi satabiliriz. Bunu hemen yapın' dedi. Bana tuhaf geldi ama bir gidelim bakalım dedim. Gittik. Yanıma da çok iyi tanıdığım bir kuyumcu dostum geldi oturdu. Hasbihal ettik. Hoca o akşam hastaymış gelemedi. Fakat onun İstanbul'daki temsilcisi gibi, İhsan Kalkavan Bey konuştu. Konferans verdi. Barış Manço da gelmişti. O da Rusya'da okulları gezmiş. Çok hürmet ederek konuştu. Biz de dinledik. Yemekten sonra konuşmalar devam ederken önümüze birer kağıt kondu.

Nasıl kağıtlar?

Açtık, liste var. Projeleri sıralamışlar. Bir yerde cami, bir yerde bir okul... 500 bin liraya kadar gidiyor. İstenen şu; listeden bir tanesine angaje oluyorsun. 'Ben 50 bin liralık istiyorum, ben 100 bin liralık istiyorum' diye seçip, orada taahhüdünü imzalıyorsun. Yanımdaki arkadaşla biz 'Kusura bakmayın. Biz bir düşünelim' deyip kalktık. İcazet isteyen bizim için hiç de sempatik bir adam olmadı. Ben dürüst bir şekilde ticaretimi yapıyorum. Hiç siyasete girmiyorum. Sen bana icazet vereceksin de malımı satacağım. Şimdi bilmiyorum bu hala var mı?

O engeli nasıl aştınız?

Aşamadık ki. Başka birini bulup onunla anlaştık. Çünkü adam talimat almış. Eti o zaman İstanbul'da iyi satıyordu. Eti'nin satışına mani olursak bize taahhütte bulunur hesabını yaptılar ve icazet vereceğiz yoksa satamazsınız dedirttiler bize. Biz de başkasına verdik dağıtımı. Çok şükür Allah'a yine satışımızı yaptık.

Kaynak: Yeni Şafak