Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dokunan yanıyor

Giriş Tarihi: 7.2.2014

Biri bir avukat, diğeri hâkim albay... Hayatları, Gülen cemaatine yönelik şikâyetleri ve hazırladıkları iddianameler sonrası karardı. Paralel yapının polis ve yargıdaki uzantılarının suçlamalarıyla, biri silahlı örgüt kurmakla suçlandı; 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğeri ise süren tüm tartışmalı davaların her birine adı karıştırılarak rekor sayılabilecek 403 yıl hapis istemiyle yargılandı, 33 yıla mahkûm oldu. İşte paralel yapının kirli işlerini ortaya çıkaran 2 insanın başına gelen ve de "dokunan yanıyor" dedirten olayların detayları

BOZUK TATLIYA ÖRGÜT CEZASI!
İzmir'de yaşayan Avukat Tarcan Ülük bir dönem, eski başbakanlardan Tansu Çiller'in de avukatlığını üstlenmişti. Ergenekon davasının, Türkler'in Ergenekon destanının adını yıpratmasına tepki olarak, Ergenekon adıyla bir parti de kurmuştu. 2009'da da dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne medya üzerinden asimetrik psikolojik harekât düzenleniyor" yönündeki sözleri üzerine, komploların arkasında Gülen Cemaati'nin olduğu iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak savcılık, takipsizlik kararı verdi. Takipsizlik kararından sonra Gülen, Tarcan Ülük hakkında suç duyurusu yaptı. 2011'de, Gülen'in şikâyetiyle ilgili karar çıktı, Tarcan Ülük, 10 ay hapis cezası aldı. Hükmün açıklanması geriye bırakılması kararı çıktı. Şikâyetçi olan birinin, yasa gereği gelip ifade vermesi gerektiğini anlatan Tarcan Ülük, "Gülen Türkiye'de yaşamıyor. İstanbul Üsküdar'da adres vermiş. Sokaktaki ayakkabı boyacısı bile Pensilvanya'da yaşadığını biliyor. Taleplerimin hiçbiri dikkate alınmadı. Sonuçta 10 ay hapis cezası aldım" diyor.

TATLICIYI ŞİKÂYET EDİNCE...

Sonrasında yaşananlar ise cemaate dokunmanın nasıl acı bir sonuç doğurduğunu göstermiş. 2012'de Ülük'ün eşi, cemaate yakın Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu TUSKON üyesi bir tatlı firmasının tatlılarından yiyip rahatsızlanır. Ülük, firmanın tatlı üretiminde sağlık ve hijyeni hiçe sayarak üretim yaptığını görür ve bunu görüntüleriyle belgeler. Görüntülerin yer aldığı bir CD ile Tüketici Mahkemesi'ne 'ayıplı mal satıyorlar' diye başvurur. Ülük bu başvurudan 6 ay sonra, 'silahlı örgüt kurup, şantaj yapmak' iddiasıyla gözaltına alınır. İzmir Özel Yetkili 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından silahlı örgüt kurup, şantaj yapmaktan 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılır. Avukat Tarcan Ülük, yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor: "Bu ünlü tatlı firmasının sahibinin cemaat mensubu olduğunu bilmeden bir tüketici olarak dava açmışım. İnanabiliyor musunuz? Bir avukat olarak tatlıcıya karşı silahlı örgüt kurmakla ve şantajla suçlandım. 6 ay hapis yattım. Türkiye Güreş Federasyonu'nda görevli K.H. Gülen'in İzmir'deki yöneticilerinden biri, cezaevindeyken eşimden tahliyemin karşılığında 350 bin lira cemaate yardım yapmamı istedi. H.A. diye bir savcının ismini verip 'Bizim evlerimizde yetişen bir çocuktur' diyerek tehdit etti eşimi. Ayrıca Gülen'e, 'Çok muhterem Fethullah Gülen Hazretleri' diye başlayan bir özür mektubu yazmamı istedi. Cezaevi psikolojisiyle eşimin getirdiği o mektubu da yırtıp attım. Eşim de kardeşim de buna şahit." Tarcan Ülük sözlerini, "Paralel yapı çok ciddi bir örgüt. Aklı başında, güncel siyasetin, siyasi çıkarların dışında Türkiye'nin geleceğini düşünen herkesin, devlet içinde devlet olmaya çalışan bu yapıyla mücadele etmesi lazım. Bu manada Başbakan'a destek veriyorum" diye tamamladı.

DEŞİFRE EDİNCE 33 YIL HAPİS
Askeri Casusluk, Balyoz ve Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davalarda 403 yıl rekor hapsi istenen ve 33 yıla mahkûm olan Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok, bugün Ankara Sincan Cezaevi'nde, Gülen örgütüyle uğraşmanın 'ceza'sını çekiyor. Üçok'un hayatı da paralel yapıyı fark etmesi ve ortaya çıkarmak için hukuki süreç başlatma çalışmalarından sonra tamamen değişti. Ergenekon soruşturmasının devam ettiği günlerde, İşçi Partisi İstanbul İl Başkanlığı'ndaki aramada, 'İP Karargâh Evleri' isimli bir belge bulunduğu açıklanır. Savcılık, belgeyi araştırılması için Genelkurmay'a gönderir. 2008'de, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın emri ile Üçok, belgenin hiçbir gerçekliğe dayanmadan Hava Kuvvetleri içindeki paralel yapı üyesi üç astsubay Ali Balta, Orhan Güleç, İsmail Dağ tarafından hazırlanıp, sızdırıldığını belirler. Bu üç astsubay, Albay Üçok'a, "Cemaat tarafından yetiştirilip TSK içine yerleştirildik" itirafında bulunurlar. Bu, devlet içindeki paralel yapının suçüstü yakalandığı ilk olaydır. Hâkim Albay Üçok, TSK'ya kurulan komploda, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar Zekeriya Öz ve Fikret Seçen'in de parmağı olduğuna ilişkin bulgulara rastlamıştır. Üçok, savcılar Öz ve Seçen'in de aralarında bulunduğu 13 şüpheli hakkında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla iddianame hazırlığına başlar. Üçok, el yazısıyla hazırladığı iddianamede, 'İP Karargâh Evleri' belgesinin, "Hava Kuvvetleri'nden sızdırıldığını, Gülen cemaati üyelerince, bu belge üzerinden TSK'yı Ergenekon olarak anılan bir terör örgütü ile ilişkilendirme çabası olarak hazırlandığını" vurgular. Üçok'un iddianamesini tam işleme koyacağı sırada, cemaat medyası tarafından haber bombardımanına tutulur. Hakkında akla hayale gelmeyen suçlamalar yapılır. Aksi yönde 34 adet doktor raporu olmasına rağmen, paralel astsubaylara 'Hipnozla işkence yaptığı', 'sahte çürük raporu hazırladığı' iddialarıyla karşılaşır. 403 yıl gibi rekor bir hapis istemiyle yargılanan Üçok, 33 yıl hapisle cezalandırılır.

'ÇETEYE SUÇ ÜSTÜ YAPTI'
Ahmet Zeki Üçok'un avukatı Celal Ülgen, bundan sonra yaşananları şöyle anlatıyor: "Albay Üçok, Zekeriya Öz hakkında iddianamesini el yazısıyla hazırladıktan sonra, sahte çürük raporu hazırladığı iddiasıyla 2009'da Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulandı ve İstanbul 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı. Hâkim Üçok tutuklanmasaydı, 13 sanıklı iddianameyi, görevsizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderecekti. Hazırladığı iddianamede, Zekeriya Öz ve Fikret Seçen'in askeri casusluğa karıştıklarını vurguluyor ve asker olmamaları nedeniyle bu konuda soruşturma yapılmak üzere yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesini istiyordu. Ama tutuklanınca bu gerçekleşmedi. Ahmet Zeki Üçok hem TSK, hem adli yargı içinde konuşlanmış çeteye suç üstü yaptığı için başına gelmedik kalmamıştır."

'EVLERDE YETİŞTİRİLENLERİ SUÇÜSTÜ YAKALADIM'
Beş yıldır tutuklu olan Ahmet Zeki Üçok, kızına cezaevinden yazdığı mektupta, Gülen örgütünün ne kadar tehlikeli olduğunu şöyle anlatıyor: "Babasının biricik kızı. Bugün senin saçlarını koklayıp, yanaklarını öpemeden uyuduğum bin 176'ncı gece. Canım kızım affet beni, seni 13 yaşında bırakıp gittiğim için. Atatürk Cumhuriyeti'nin savcısı olarak hep bu hainlerle ve gafillerle mücadele ettim. Kimi zaman onların parti başkanını askerlikten kaçtığı için yakaladım. Kimi zaman da gizli askeri belgelerimizi çalarken yakaladım onları. Bazen de Silahlı Kuvvetleri'nin kahraman subaylarını 'namaz kılar, oruç tutar, Alevi-Sünni' diye fişleyen, Silahlı Kuvvetleri'nin kalbine sahte emirler sokarak sözde terör örgütleri ile irtibatlandırmaya çalışan. Sistem şifrelerini çalan, cemaat evlerinde yetiştirilip Silahlı Kuvvetleri'ne sokulmuş müritleri suçüstü yakaladım. Onları ifşa ettim. Gerçek yüzlerini, bu ülkeyi ele geçirme planlarını, Cumhuriyet'i yıkma emellerini ortaya çıkardım."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Dokunan yanıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz