X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "30 Mart Türkiye'nin kaderini belirleyecek"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"30 Mart Türkiye'nin kaderini belirleyecek"

  • Giriş Tarihi: 6.3.2014 17:27 Güncelleme Tarihi: 6.3.2014 17:28

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 30 Mart'ın, Türkiye'nin kaderini belirleyecek seçimin hazırlığı olduğunu söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında çıktığı Trakya turunun ikinci gününde Kırklareli'nde halka seslendi. İğneada programının ardından öğle saatlerinde Kırklareli'deki miting alanına gelen Bahçeli, üslup bozukluğunun çatışmayı beraberinde getireceğini öne sürerek, 'Böyle bir gelişmeyi, böyle bir durumda Türkiye'yi nereye götürüyorsunuz. Tek bir yol kalmıştır. Onu da bazı değerlendirmelerle genç kardeşlerim yapmaktadır. AKP'nin sonu gelmiştir, inandırıcılığı kalmamıştır. Recep Tayyip Erdoğan için Cumhurbaşkanlığı hayaldir. Bu yükle Çankaya'nın bayırını çıkamaz. Dizlerinin bağı çözülür' ifadelerini kaydetti.

'30 MART TÜRKİYE'NİN KADERİNİ BELİRLEYECEK SEÇİMİN HZIRLIĞIDIR'

30 Mart seçimlerinin Türkiye'nin kaderini belirleyecek seçimlerin hazırlığı olduğuna değinen Bahçeli, bütün siyasi partileri seçimlere özen göstermeye ve hazırlıklarını yapmaya davet etti.

1 buçuk yıl içinde Türkiye'nin geleceğinin belirlenmesi, siyasetinin yeniden şekillendirilmesinin mümkün olacağını dile getiren Bahçeli, 'Milliyetçi Hareket Partisi bu anlayışla milletimizin huzurundadır. Bunu yaparken mahalli idareler seçimlerinde önce belediye başkanlarımızı seçmek, bu seçimde 11 yıldan bu yana ülkemizi yöneten siyasi iktidarı uyguladığı ekonomik politikalar sebebi ile uyarmak sonra da bir iktidar değişikliğinin her zaman olabileceğini milletimizi inandırmaktır. Çünkü son dönem içinde medyanın üstün desteği ile bugünkü siyasi iktidar sanki siyasi bir gelmiş bir daha gitmeyecek gibi bir üslupla medyayı kullanıyor ve Türkiye'de tek iktidarın kendileri olaraklarını ve yüzde 51 destekle bunu sağladıklarını ifade ediyor. Türkiye'de yüzde 49 halk iradesini yok farz ediyor. AKP'nin dışında hiçbir siyaseti kurumsal olarak benimsemiyor, cumhuriyetin tüm kazanımlarını inkar ediyor. Ve ne varsa 2002 yılının Kasımında başlamış ve hala onunla devam eden Türkiye'de ne yapılmışsa hiçbirinin gerçekleştirilen bir ortamın olmadığı her şeyi kendisinin yaptığı iddiası ile bir kibre, büyüklüğe kapılarak ülkeyi yönetmeye çalışıyor' diye konuştu.

'TÜRKİYE'DE KÜRT SORUNU YOKTUR. PKK SORUNU VARDIR'

Türkiye'nin en önemli meselesinin beka olduğunu savunan Bahçeli, bin yıllık Türk- Kürt kardeşliğinin yok edildiğini söyledi. Türkiye'de Kürt sorunu olmadığına dikkat çeken Bahçeli, 'Türkiye'nin bekasını tehdit eden olaylar bu iktidar döneminde sırayla ele alınmış ve uygulanmaya konmuştur. İnsanlığın evrensel değerleri olarak kabul edilen hiçbirimizin bu kavramlar üzerinde saf özüyle düşündüğümüzde itirazı olmayan demokrasi, insan hakları ve özgürlükler önemlidir. Ama demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerle halkımızın gözünü boyayıp bunu bir demokratik açılım denen zırvanın içine katarsanız o Oslo'dan başlayan, İmralı canisiyle odaklanan, Kandil'de şekillenen bir ayrımcılığın, bölücülüğün Türkiye'de cesaretlenmesi, PKK'nın siyasallaşması ve Türkiye'de ülkenin bölünmez bütünlüğünün tehdidi alınacak bir noktaya gelmesi demektir. Türkiye bugün bu tehditle karşı karşıyadır. Bu tehdidin adı Kuzey Kürdistan özerk yönetimi meseledir. 2012 yılında PKK bu demokratik açılım zırvasından beslenerek ve cesaretlenerek bugün bu aşamaya gelmiş 2014 yılını özerklik yılı ilan etmiştir. 30 Mart'tan sonra Türkiye'de bunun telaşı, mesafe alışı ve doğabilecek kargaşa, çatışmaya muhatap olması ihtimalidir. Bunun bir örneğini Irak'ta gördük. Şimdi Suriye'de görüyoruz. Suriye'de bir iç çatışma var. İktidar ile muhalefet arasında bir gerginlik var. Bu gerginlik 130 bin insanın ölümüne, 2 milyon insanın ülkeyi terk etmesine, 700 bininin Türkiye'ye gelmesine sebep olmuştur. Bu arada orada bazı şekillenmeler de kendisini göstermeye başlamıştır. Bugün Suriye eğer ortak akılla barışı bulamaz, demokratik rejime geçemez, Esad'la muhalefet arasında bir uzlaşma olmazsa bölünme ihtimali kuvvetli gözüküyor. Bu bölünmenin ilk işareti de batı kürdistan özerk yönetimi ve 3 kanyonlu bir yapının ilan edilmesi olmuştur. İşte bu yapının kuzey kürdistan özerklik yönetimi olarak önümüzde uygulanmaya başlanmasıdır. Bu konuyu hangi partiden olursak olalım ihmalden öte düşünmeyin. Bu çok büyük felaketin bir işareti olur. Nasıl ki Recep Tayyip Erdoğan'ın diktatör olma hevesi Türkiye'yi felakete götürüyorsa Türkiye'nin üniter yapısının, birlik ve beraberliğinin, milli devlet anlayışının, topak bütünlüğünün tahrip edilmesi, sosyal dokunun önemli bir ölçüde sarsılması hali Türkiye'yi bölünmenin eşiğine getirebilir. Buna bazıları demokrasi adına hoş görüyle yaklaşabilir. Ama herkes bilsin ki Kırklareli'den sesleniyorum. Milliyetçi Hareket bu gelişmeleri yakinen takip eder. Milliyetçi Hareket herhangi bir şekilde bölünmeyi reddeder. Türkiye'yi bölmeye çalışanlara hiçbir fırsat vermeyeceği gibi bir insanını kaybetmek, bir taşını kaybetmeye müsaade etmez. Bu bizim önemli çizgimizdir. Buna yönelirsek sosyal sonuçlarını önce Adalet ve Kalkınma Patisi'ne oy veren, demokrasi, özgürlük, hürriyet adına inançları doğrultusunda bugünkü iktidara açık veya gizli destek veren bütün siyasi partiler ve aydınlar bundan sorumlu olurlar. Çünkü Türkiye bölünemez. 4 milyon 200 bin yuva kurulmuş. Bir tarafı Güney Doğu'da yaşayan çocuklarımızın vatandaşlar, öbür tarafı Türkiye'de var olan milletimizin çocuklar, hepsi beraber düşündüğümüz takdirde büyük Türk milleti ailesinin mensupları geçen süre içinde yuva kurmuşlar. Bir taraf Kürtkızı, öbür taraf Türk kızı olarak bir ailenin temelini oluşturmuşlardır. Şimdi bunlar büyük oranda çoluk çocuk sahibi olmuş. Türkiye bir kardeş kavgasına girerse, Türkiye bir bölünmenin eşiğine gelirse en büyük sıkıntı bu 4 milyon 200 bin ailede başlar. Böyle bir durumda birileri diyebilir ki 'Ne yapalım kız babasının evine gitsin, oğlan babasının evine gitsin' Peki ortadaki çocukları ne yapacağız? Karşımıza dizip şu Kürde benziyor, şu Türk'e benziyor diye ayırıp ikisini ben alacağım, üçünü sana vereceğim diye bir anlayış olabilir mi? Böyle bir rezaleti Türk milleti kabul edebilir mi? Bin yıllık kardeşliğimiz buna müsaade edebilir mi? Türkiye'de P?KK sorunu var. . Kimse alçaklık yapıp, şerefsizlik yapıp Türkiye'de bin yıl yaşadığımız kardeşlerimize tahrik edercesine Kürt sorunu vardır diyemez. Türkiye'de Kürt sorunu yok. Türkiye'de emperyal güçlerle bölmeye çalışan ve bölünmede alet olan bölücü terör vardır. Bunu millet olarak anlamalıyız. Onun için beka sorunu çok önemlidir' dedi.

Türkiye'nin, 11 yıllık dönem içinde sosyal ve ekonomik yönden sorunlarını çözemediği iddia eden Bahçeli, işsizliğin yaygın olduğunu ifade ederek, 'En son veriye göre 2 milyon 746 bin işsiz gencimiz var. Çalışma arzusu olup vazgeçmiş olanları da üstüne eklerseniz 4 milyonu buluyor. Biraz daha genişletirseniz her ailede 1 işsiz var demektir. Bu bir felakettir. Bu tehlikelidir' ifadelerini kaydetti.