X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ergenekon'da gerekçeli karar açıklandı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ergenekon'da gerekçeli karar açıklandı

  • Giriş Tarihi: 3.4.2014 11:19 Güncelleme Tarihi: 3.4.2014 14:57

Ergenekon Davası'nın 16 bin 600 sayfalık gerekçeli kararı UYAP üzerinden açıklandı. Kararda derin devlet yapılanması hakkında ilk kez bir mahkemenin karar verdiği belirtildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Ergenekon Davası'na ilişkin gerekçeli kararı, basın mensuplarına dağıtıldı.

Mahkemenin, 3 kitaptan oluşan yaklaşık 16 bin 600 sayfalık Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) yüklenen gerekçeli kararının elektronik imza sorunu giderildi.

Karar imzaların tamamlanmasının ardından CD ortamında basın mensuplarına dağıtıldı. Davanın tarafları kararı UYAP sisteminden görülebilecek.

Kararda dikkat çekici şu ifadeler yer aldı:

"Yargılanan örgütün terör örgütü olduğu belirlendi. Örgüt özellikle Ecevit, Gül ve Erdoğan hükümetlerini hedef aldı.

Önceki darbeler de dayanak olarak gösterildi.

Terör örgütüne Türk gladyosu "Ergenekon' adını verdi.

Danıştay ve cumhuriyet saldırıları örgütün ikinci dönemi.

Sarıkız, Ayışığı gibi darbe planlarıyla hükümet men edilmek istendi.

Derin devlet ile ilgili ilk kez yargı kararı verilmiştir.

Ergenekon örgütünün TSK içinde örgütlendiği anlaşılmıştır."

Karar 8 aydır yazılamamıştı. Mahkeme heyeti ise gerekçeli kararın makul sürede tamamlandığı savundu.

Susurluk davası ile mukayese edilemeyecek kadar delil var

Ergenekon davasının binlerce sayfadan oluşan gerekçeli kararının önsözünde, dava sürecinde dosyadaki delillerin benzer örgüt davalarında olmadığı kadar güçlü, çeşitli ve çok olduğunun görüldüğü anlatıldı. Bu durum, "Bu davadaki deliller ile benzer mahiyetli Susurluk davasının delillerinin kıyaslanmasının dahi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır." şeklinde dile getirildi.

"ÖRGÜTÜN BAZI HÜCRELERİNE ULAŞILAMADI"

Ergenekon davasında gerekçeli kararını açıklayan mahkeme yaptığı tespitte Ergenekon Terör Örgütü'nün kendine özgü bir yapısı vardır' dedi.
Gerekçeli kararda mahkeme Ergenekon Örgütüne ilişkin tespitlerinde şu ifadelere yer verdi; 'Bu örgüt, birbirlerini tamamlayan ve destekleyen kompartımanları olan, ancak bu kompartımantasyon/perdeleme sistemi gereği birimler arasında sınırlı bir iletişimin söz konusu olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden iktibas edilen 'bilmesi gereken' prensibi çerçevesinde örgüt üyelerinin faaliyet gösterdikleri, herkesin kendi uzmanlık alanında örgüte katkı sağlayıp örgütsel faaliyette bulunduğu bir yapılanmadır.'

ÖRGÜT FARKLI BİRİMLERDEN OLUŞMAKTA

Mahkeme gerekçeli kararında farklı birimlerden oluşan örgütün her biriminin farklı bir faaliyet içerisinde olduğu belirtildi. Mahkeme örgütün genel ve/veya güncel hedefleri doğrultusunda bölümünde, 'bu yapılanmanın bir birimi; toplumun hazırlanması bakımından sivil toplum örgütlerini harekete geçirmekte/yönlendirmekte, toplantı ve gösteriler düzenlemekte/ düzenletmekte, bir birimi; cebir ve şiddet içeren eylem(ler) ile alakalı planlar yapmakta, lojistik ve finansal destek sağlamakta, bir birimi; kendi üzerine düşen cebir ve şiddet içeren eylem(ler)i organize etmekte, işlemekte/işletmekte, bir diğer birimi; bu tür eylemlerden sonra özellikle basın kanalıyla dezenformasyon yapmakta, bir kısmı bu eylemlerin rüzgarını arkasına alarak toplumsal katmanları harekete geçirip geniş tabanlı organizasyonlar yapmaktadır' ifadelerine yer verdi.

'DARBEYE ZEMİN HAZIRLAMA YÖNÜNDE FAALİYET GÖSTERMEKTE'

Gerekçeli kararda şu ifadelere yer verildi: 'Sonuçta Ergenekon Terör Örgütü, dosyamız kapsamında tüm bu birbirini tamamlayan eylemleriyle amaç suçların oluşması, iddianamedeki ifadesiyle 'darbeye zemin hazırlama' yönünde faaliyet göstermektedir. Yapılan yargılamada bu örgütün çok karışık bir ilişkiler yumağına sahip olduğu görülmüştür. Örgütün yargılanan ve mensuplarının cezalandırıldığı belli bir kısmı açığa çıkarılmış ise de, bazı hücrelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Yine Ergenekon Terör Örgütü' nün bazı birimleri ve uzantıları hakkında dosya kapsamına göre isabetli yorum yapılabilmesi mümkün olsa da, bunlarla alakalı dosyada hukuki olarak yeterli delile ulaşılamadığı ortadadır. Bu yüzden bunların ayrı bir soruşturma ile ortaya çıkarılmasının mümkün ve gerekli olduğu düşünülmektedir.'

'BAŞBUĞ İLE İLGİLİ ALGI OLUŞTURULDU'

Ergenekon davasının gerekçeli kararında, dava dosyasında hiçbir örgüt davalarında olmadığı kadar güçlü deliller bulunduğu belirtildi. Susurluk Davası'nda bile bu kadar güçlü delillerin olmadığını belirten mahkeme, 'Bir genelkurmay başkanından nasıl terörist olur' söylemleriyle bir algı oluşturulduğunu belirtti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararda eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un hukuki durumuna ilişkin değerlendirmeler yaptı. Sanıklar tarafından 'Bir genelkurmay başkanından nasıl terörist olur' söylemleriyle bir algı oluşturulduğunu belirten mahkeme, 'Öncelikle ifade etmek gerekir ki, 'terörist' kelimesi hukuki değil, basın yayın organlarının kullanmayı tercih ettiği siyasi bir kavramdır. Hukukta ise terör suçlusu kavramı tercih edilir. Terörle Mücadele Yasası kapsamında 'terör örgütü' olarak değerlendirilen suç örgütlerinin mensuplarının belirli eylemleri de terör suçu sayılmaktadır. Bu kapsamda yasa koyucu Devlet aleyhine işlenen TCK 309, 31, 312 gibi maddelerdeki suçları Terör Suçu olarak kabul etmektedir' denildi.

'ALGI REFERANS ALINIRSA ÜST DÜZEY GENERAL CEZALANDIRILAMAZ'

Terör suçlarının siyasi içeriği de olan suçlar olduğunu belirten mahkeme, 'Bu yüzden yukarıda da değinildiği üzere bu suçun failleri işledikleri eylemleri suç kapsamında kabul etmezler. Bu suçların hemen hemen tüm sanıklarının sahip olduğu ortak düşünce, 'işledikleri eylemlerin insanlık, vatan ve memleket için' faydalı olduğu yönündedir. Bu yüzden bu suçların sanıkları kendilerini bir terör suçlusu saymazlar. Dosyamız özelinde ise, Genel Kurmay Başkanı'nın bir altı statüde bulunan Jandarma Genel Komutanı (E) Orgeneral Şener Eruygur, yine iki altı statüde bulunan Birinci Ordu Komutanı (E) Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay ikinci başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Generaller Nusret Taşdeler, Mehmet Eröz, Veli Küçük ve daha bazı alt rütbe mensubu komutanlarda sanık İlker Başbuğ ile aynı cezaya çarptırılmışlardır. Yukarıda belirtilen algı referans alınarak bir sonuç çıkarılması gerekirse, o zaman hiçbir üst düzey generalin veya diğer askeri kişilerin cezalandırılmaması gerekirdi' ifadeleri kullanıldı.

'YASALAR ÖNÜNDE HERKES EŞİT'

'Genelkurmay Başkanından terörist mi olurmuş' söyleminin çelişki içerdiğini ifade eden mahkeme, 'Çünkü bir mahkeme eğer böyle bir kişinin hiyerarşik olarak altındaki kişilere aynı eylem dolayısıyla ceza vermişse, 'yasalar önünde herkes eşittir' ilkesi gereği bu kişilerin eylemlerinin ortağı olan komutana da ceza vermesi kaçınılmazdır' dedi.