X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "AYM'nin kararını beğenmedik"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"AYM'nin kararını beğenmedik"

  • Giriş Tarihi: 13.4.2014 14:49

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Anayasa Mahkemesinin HSYK ile ilgili karalarını tartışmanın "normal" değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Hükümet olarak biz de bu kararları beğenmedik ve eleştiriyoruz. Bunları, ülkede gerginlik odakları gibi göstermek yanlıştır, birileri ona hevesli" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesinin HSYK ile ilgili son kararlarına verdiği tepkiyi değerlendiren Atalay, "Bu tartışmaları, Türkiye'de artık normal saymak gerekiyor. Beğenmeyenler tartışıyor" diye konuştu. Hükümet olarak kendilerinin de kararı beğenmediğini ve eleştirdiğini dile getiren Atalay, "Bunları, ülkede gerginlik odakları gibi göstermek yanlıştır, birileri ona hevesli" diye konuştu.

Seçimlerden hemen sonra Anayasa Mahkemesinin aldığı kararları ele aldığını ifade eden Atalay, bunların hükümetin en önemli icraatıyla ilgili olduğunu söyledi. "Twitter ile ilgili karar normal bir karar değildi" diyen Atalay, "Yani, hukuk usulü açısından, hiçbir hukuki gerekçe yoktur. Twitter kararı hiçbir yerden hukuki açıdan bir onay görmedi ve vicdanlarda da olumlu bir yer bulmadı" açıklamasında bulundu.

Atalay, HSYK kararı ile ilgili olarak da yaptığı değerlendirmede, yerel seçimler öncesinde ele alınan birkaç yasa olduğunu hatırlattı. Bunlardan birinin internet diğerinin HSYK ile ilgili olduğunu hatırlatan Atalay, internet yasasında birkaç maddenin değiştirildiğini anımsatarak, sözlerine şöyle devam etti:

"HSYK ile ilgili olarak da Adalet Komisyonu'nu daha görüşmeden önce hem Adalet Bakanı hem biz Sayın Cumhurbaşkanımızı bilgilendirdik. O zaman, metni kendisine sunduk ve üç hususun anayasaya aykırı olabileceği şeklinde hukukçular bilgi sundu. O da bize bununla ilgili görüşünü bildirdi, biz de üçünü de çıkarttık. Ama Genel Kurul'da teftişle ilgili bir cümle eklemesi olmuş. Bir tek o madde ile ilgili düşünülüyordu ama, birçok maddede iptal geldi. Şimdi, bu ortamda bunun tartışılmasını normal görmek lazım. Çünkü, seçim ortamı, 17 Aralık sonrası, seçim sonrası, paralel yapı, yargı içinde paralel yapı odaklanmaları, yürüyen davalarla ilgili çıkan ve daha da çok çıkacak şeyler, haksızlıklar. Bütün bunların üzerine gidilmek için bir anlamda o yasa düzenlemesi yapılmıştı. Ama, şimdi iptal ediliyor. Tutumlarda, değerlendirmelerde genelde biz, 'adaletli olunsun' istiyoruz.

2010'da büyük bir yargı reformu yaptık. O referandumun özü, yargı reformuydu. Yargı vesayeti olmasın. Bugüne kadar bu ülke yargı vesayetinden çok çekti. Askeri vesayetle yargı vesayeti, bir de sivil olmayan, siyasetten gelmeyen bir Cumhurbaşkanı Köşk'e oturduğunda, bunlar birleşiyordu, milli iradenin hiçbir anlamı kalmıyordu. Yani, seçilmiş iktidarların ne gücü kalıyordu, ne milli iradeyi temsil eden Meclis'in bir önemi kalıyordu. Biz, bu hassasiyeti çok gözettik ve milli iradeyi güçlendirmek için uğraştık. Hiçbir yerde milli iradenin üzerinde vesayet olmasın. Şimdi, tekrar bu kararlar insanlara şu endişeyi getirdi. 'Acaba tekrar bir yargı vesayeti mi gelişiyor? diye. Bu endişeler var."

Atalay, son zamanlarda hem yurt içinde hem yurt dışında, yürüyen sistemlerle ilgili, AK Parti ile ilgili olumsuz değerlendirmeler yapıldığını aktardı. Otoriterleşme ve antidemokratik uygulamalar yönünde değerlendirmeler olduğunu ifade eden Atalay, "Bu kararlar da bir nevi onlarla da bir birleşme gösteriyor gibi. Yani, seçim ortamının paralel yapısıyla, seçim sonrasının bu kararlarının birileri irtibatını kuruyor" diye konuştu.


"KEYFİLİKLER BİR BAŞLARSA, ÜLKEYE ÇOK CİDDİ KAOS GETİRİR"

Atalay, herkesin siyasetten rol çalma peşinde olduğunu dile getirerek, "Biz, her şeyi ya Meclis'e ya millete götürmek istiyoruz. Demokrasi bu. Eğer, bunu sağlamazsak, siz isteğiniz yasayı çıkarın, birileri yukarıda değerlendirmelerle o yasaları iptal ediyor. Sonuçta Meclis'in bütün çalışmaları heba oluyor" dedi.

Yargı reformundan sonra Anayasa Mahkemesinin, HSYK'nın yasalarını çıkarttıklarını anımsatan Atalay, "O yasalarda da çok geniş yetkiler verilmiş, öyle anlaşılıyor. Şimdi, seçim sonrası bile 'YSK'nın kararı da oraya götürülebilir" tartışmaları başladı. Keyfilikler bir başlarsa, ülkeye çok ciddi kaos getirir" dedi.


"YARGIYA GÜVEN YÜZDE 45'İN ALTINDA"

Atalay, YSK kararlarının ön merci olduğunu anlatarak, "İlçe seçim kurulu itiraz edilirse, o ile gelir; ilde de sonuç alınmazsa YSK'ya gelir. O karar verdiğinde kesindir, daha ötesi yoktur. Bireysel başvuru hakkı, Türkiye için çok ileri bir adımdır ve reformdur. Bunu, çok önemsedik. Ama, şu anda kabul edilen insan hakları değil twitter yasası" açıklamasında bulundu. Atalay, sözlerine şöyle devam etti:

"Başvuruda, insan hakları ile ilgili olması öngörülseydi, yargı yollarını tükettikten sonra, twitter ortamında hakkında iftiralar yapılmış özel hayatı yanlış şekilde oralarda değerlendirilmiş. mağdur olmuş, yargıya gitmiş ve yargıdan da bu yönde karar almış 27 kişi var. Eğer, Anayasa Mahkemesi, insan hakları açısından bakacaksa onların hakkını korumalıydı. Yürütmenin kararını gündemine aldığında Anayasa Mahkemesi çok tartışıldı ve bu mahkeme için iyi olmadı.

Şu anda Türkiye'de yargı ile ilgili çok tereddütler var. Kurumsal güven araştırmaları yapıyoruz. Oy verme tutumumun gerekçelerini öğreneceğiz, oraya kurumsal güven konulmasını istedik. Son araştırmalarda, yargıya güven yüzde 45'in altında. Siyasete güven arttı, yüzde 60'ların üstüne çıktı. Cumhurbaşkanı, polise ve askere güven yüksekte. Türkiye'de vatandaşların yüzde 55-60'ı yargının kararlarının adaletli olduğuna inanmıyor. Yargıda başka faktörler var' diye düşünüyor. Yargıya eğer güven yoksa orada çok adaletsizlik ve çok zulüm vardır. Bu toplumda yargıya güveni ihdas etmek, geliştirmek de en başta en yüksek yargıdan başlar ve aşağıya doğru onun gitmesi lazım. Şu anda HSYK kararlarıyla bu kadar tartışılıyorken idari yargı tartışılıyorken, yargının içinde bu tür yapılanmalar tartışılıyorken en yüksek yargıdakilerde de bu tartışmalar arttırılırsa yargı çok tartışılır hale gelir. Bundan da endişe etmek lazım."



"MİT YENİ TEKNOLOJİYE ADAPTE EDİLİYOR, ULUSLARARASI FONKSİYONU ARTIRILIYOR, ŞEFFAFLAŞIYOR"

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin, "Bunu kendi içimizde görüşerek en uygun alternatifimizi çıkaracağız ve ilk turda da seçeceğiz. Bu seçim onu gösterdi. Yani yerel seçimde yüzde 45,5-yüzde 46, genel seçimde yüzde 52-53'dür. Onun için burada hiç bir zorluk çekmeyeceğiz" dedi.

Kanal 24 Televizyonunda gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Atalay, "Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimali üzerinden bu tip şeyleri yaptığına yönelik iddialar da var. Anayasa Mahkemesinin bu kararları ve sayın Kılıç'ın açıklamalarını Cumhurbaşkanlığına ilişkin olabileceğini düşünüyor musunuz?" şeklindeki soruya karşılık "Hiç düşünmüyorum onu. O devirler geçti Türkiye'de" dedi.

Cumhurbaşkanı'nın artık TBMM tarafından seçilmediğine işaret eden Atalay, "Cumhurbaşkanı artık meydana inecek. Kampanya yürütecek ve millet seçecek. Bu ancak siyasetten gelen birileriyle yürür ve bundan sonra da Cumhurbaşkanları siyasetten gelecek. Bu çok sağlıklı bir şey. Hayatın içinden, siyasetin içinden... Siyasetten gelmeyen cumhurbaşkanları, ki siyasetten gelse bile istisna teşkil edecek bir sayın Demirel vardı. Bir anlamda vesayet mekanizmalarının odağı, milli iradeye karşı oluşumların odağı şeklinde Cumhurbaşkanlığı Köşkü bir anlamda değerlendiriliyordu. Şu anda o bitti. Abdullah Bey zamanında Cumhurbaşkanlığı tam halkın cumhurbaşkanlığı. Bundan sonra seçim meydanında seçilecek, milletin Cumhurbaşkanı olacak. Artık öyle yüksek yargıdan birisi veya emekli generaller filan o tür şeyler, Cumhurbaşkanı olma filan şansı kalmadı."

Anayasa Mahkemesi Başkanının yüksek mahkemenin büyümesinde, yeni mekanında, yeni yasasının çıkmasında büyük hizmetlerinin bulunduğuna işaret eden Atalay, "Türkiye'de doğrusu haktan, adaletten yana, ama bu son zamanlardaki tutumlar tabii tartışılıyor. Bu tartışmalar keşke olmasaydı diyorum iyi olurdu" dedi.

Atalay, "Cumhurbaşkanlığı seçimleri geliyor. İki favori aday var. Birisi çok daha büyük ihtimalle yüzde 99 bence sayın Başbakan. Ama sonra hem rakip olunabilir mi, iki adaydan biri olabilir mi? Hem de acaba sayın Cumhurbaşkanı da siyasete dönüp partide görev alabilir mi?" diye tartışmalar yapılırken, sanki Erdoğan'la Gül arasında da bir kırıklık, bir fay hattı kayması oluşturulmaya çalışılıyor gibi bir şey var. Bu ihtimal üzerine bir siyaset yapılabilir mi? Buna ihtimal veriyor musunuz?" sorusuna karşılık, "Ben buna ihtimal vermiyorum" yanıtını verdi.


"BUNUN ÇOK HAYRINI GÖRECEĞİZ"

Türkiye ilk defa Cumhurbaşkanının sandıkta seçileceğini dile getiren Atalay, "Bu bizim demokratik hayatımıza getirdiğimiz çok önemli bir yenilik. Bunun çok hayrını göreceğiz" dedi.

"Cumhurbaşkanlığı seçimi ve diğer gelişmeler, bu yaşadığımız seçimi göz önüne alacaksınız. Bu seçim hepimiz diyorduk ya 'referandum olacak', en çok muhalefet diyordu bunu. Seçimden sonrasını belirledi bu seçim. Yani şu anda AK Parti'nin önünde rahat, huzurlu, ferah bir alan var. İstediği bu konuda kararı rahatça alabileceği bir sonucu bu seçim sağladı ve Cumhurbaşkanımızda Başbakanımızda partimizde hükümetimizde bu konuda bir rahatsızlık, bir sıkıntı, 'acaba bir zorluk çeker miyiz bu konuda, bir kriz çıkar mı' gibi bir duygu içinde değiliz. Aksine çok ferah bir ortamdayız. Biz bunu kendi içimizde görüşerek en uygun alternatifimizi çıkaracağız ve ilk turda da seçeceğiz. Bu seçim onu gösterdi. Yani yerel seçimde yüzde 45,5-yüzde 46, genel seçimde yüzde 52-53'dür. Onun için burada hiç bir zorluk çekmeyeceğiz."

Dün akşam Ankara'da yapılan Kutlu Doğum etkinliklerinde Cumhurbaşkanı Gül'ün çok hoş bir konuşması olduğunun altını çizen Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir müslüman ülkenin bir müslüman lideri islam dünyasının bütün yükünü sırtına almış gönlüne almış ve bununla değerlendirmeler yapıyor ve millete ne hoş mesajlar veriyor. Abdullah bey böyle çok başarılı bir Cumurbaşkanlığı dönemi geçirdi. Kendisinden Allah razı olsun. Bu hareketin bugüne gelmesi, Tayyip Beyin, Abdullah Beyin belli bir öncü arkadaş grubunun eseridir. Bu 12 yıl Türkiye'nin çağ atlamasıdır. Türkiye hamdolsun çok mesafeler aldı her açıdan. Bunların hepsi büyük isimler ve güzel isimler ve Türkiye'nin nadir yetiştirdiği isimler. Bu böyle bir ekip. Bunlar bu hareketi her an birbirine fedakarlık yaparak getirdiler. İlk seçimde birisi milletvekili olamadı, öbürü hükümet kurdu. Sonra öbürü genel başkan milletvekili oldu. O götürdü dedi ki "Bu emanet senindir". Sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi geldi ve o dedi ki, "Cumhurbaşkanı senin olman daha uygundur' Bu böyle geldi. Bundan sonra da böyle gidecek. Hiç kimse burada kriz filan beklemesin. Hiç kimseyi Allah'ın izniyle rencide etmeden biz kendi içimizde bunu hallederiz. Birileri içimizden veya dışarıdan gereksiz, erken yorumlara giriyorlar. Biz girmiyoruz."

Başbakan'ın "Biz Cumhurbaşkanımızla görüşerek süreci başlatacağız" sözlerini aktaran Atalay, şunları kaydetti:

"Tabii mekanizmalarımız içinde görüşülecek. Partimizin geleceği... Burada sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi değil, eğer Başbakanımız aday olma yönünde kararı olduğunda partide genel başkan meselesi var, yeniden hükümet kurulacak. Cumhurbaşkanımızın burada rol alıp almayacağı, tabii o geçen gün 'böyle bir konuda benim kararım önemli' dedi. Tabii onun kararı önemli. Ondan sonrası bütün bunlar şu süreçte sakin sakin değerlendirilecek. Ama biz bir davayı yürütüyoruz. Burada bir dava ahlakı vardır. Herkesin birbirine sadakati vardır, herkesin birbirine vefası vardır. Burada hiçbir kimse ne rencide edilir, ne de burada kriz çıkar. Allah bize bu emaneti nasip etti ve bu bir nimet. Biz o emanetin hakkını vermek için bütün nefislerimizi arkaya alarak herkes kendisi daha ne kadar katkı veririm o çaba içinde. Hiç kimse burada 'ben' demez. Herkes birbirine 'sen' der ve 'biz' deriz. Buradaki çalışmalar öyle yürür. Bunu vatandaşlarımız, kendi teşkilatımız böyle bilsin. Biz bu duygu zenginliğini ve bu fedakarlık ortamını böyle yürüteceğiz. Daha uzun yolumuz var. Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz müthiş bir kampanyayla ve ondan sonra yeni düzenimiz kurulacak. 2023'e doğru, Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüne daha büyük bir Türkiye için uğraşacağız. Çabamız onun için."


MİT YASASI

MİT Yasası'na ilişkin "Türkiye'yi bir istihbarat devleti haline getirecek" söylemleri hatırlatılarak, "MİT Yasası vatandaş için tehdit midir yoksa olması gereken bir şey midir" demesi üzerine Atalay, yasanın seçimden önce gündeme geldiğini, vakit olmamasından dolayı seçim sonrasına kaldığını belirtti.

MİT'i Türkiye'nin önemli bir kurumu olarak nitelendiren Atalay, büyük ülkelerin güçlü, donanımlı, yeterince yetkileri olan istihbarat teşkilatları olduğunu ve bunların daha çok dış istihbaratla uğraştığını vurguladı.

"Biz hükümet olarak MİT'i daha çok dış görevlere doğru yönlendirme çabası içindeyiz" ifadelerini kullanan Atalay, şunları söyledi:

"MİT kurulduğunda başka istihbarat teşkilatı yokmuş 1926'da. Ama daha sonra artık emniyetin içinde de jandarmada da var, Maliye'de mali işler için MASAK kuruldu. Dolayısıyla MİT diğer ülkelerde olduğu gibi daha çok dış istihbaratla ve ülkenin dış güvenliğiyle ilgili çalışması lazım. Bu yasada onu biraz sağlamaya çalışıyoruz. Hükümetimiz de öyle ama ben kendim özel olarak bu konuyla çok ilgilendim, daima demokratikleşme, daha fazla insan hakları, daha fazla insanı koruma yönünde hep böyle konularla uğraştım. 'MİT çok güçlü oluyor, çok fazla yetkiler veriliyor, istihbarat devleti oluyor' gibi ifadelerin yer aldığı bir şey içinde bizler hükümet olarak yer almayız. MİT yeni teknolojiye adapte ediliyor, uluslararası fonksiyonu artırılıyor, şeffaflaşıyor."

MİT'in 1984'te ihtilal hükümeti döneminde çıkarılan kısa ve öz bir kanununun olduğunu ifade eden Atalay, "Ama o kanundan ziyade gizli bir yönetmeliği var. Esas görevler onun içinde" diye konuştu.

Söz konusu yönetmelikle MİT'e birçok konuda görev verildiğini dile getiren Atalay, şöyle konuştu:

"Şimdi biz bir anlamda o yönetmeliği kaldırıyoruz ve verilebilecek görevleri yasaya alıyoruz. Bu yasayı da Meclis'te şeffaf şekilde tartışıyoruz. Meclis'te tartışılıyor, MİT Yasası saydamlaşıyor, MİT saydamlaşıyor. Daha da ötesi bir komisyon kuruyoruz parlamento içinde yani siyaset kurumunu güçlendirici. Ulusal Güvenlik ve İstihbaratı Denetleme Komisyonu kuruyoruz bu yeni yasayla. Meclis'te böyle bir komisyon olacak, tüm partilerin orada temsilcileri olacak. Bu nasıl KİT Komisyonu KİT'leri denetliyor, onun gibi istihbarat kurumlarını denetleyecek. Çağıracak yöneticilerini, raporlar hazırlanacak ve onlara hesap soracak. Bu da ilk. Çok sınırlı ülkede vardır bu, daha çok İngiltere gibi olan Anglosakson ülkelerinde. Doğrusu bu yeniliği de getirelim istedik. Çünkü Türkiye'de telefon dinlemeleri, istihbarat çok tartışıldı son zamanlarda ve vatandaşlarımızı çok rahatsız etti. Biz bu psikolojiyi yenmek istiyoruz. Telefon dinlemelerini nasıl ağır cezaya verdik, şimdi burada da Meclis denetimine veriyoruz istihbaratı. Bundan sonra Meclis denetlesin ve o komisyon Meclis'e bilgi versin. Yani bütün kurumlarımız için de bu şeffaflaşma iyi olacak."


"YARGI YOLUNU KAPATMIYORUZ"

Konuyla ilgili bazı kaygıların dile getirildiğinin hatırlatılması üzerine Atalay, MİT'le ilgili bazı raporların basında yayımlandığını anımsattı. Atalay, şunları söyledi:

"MİT Müsteşarına, devlet bir görev vermiş 'Git' demiş, 'Terör örgütünün ileri gelenleriyle şu görüşmeyi yap.' MİT Müsteşarı gidiyor, o görüşmeyi yapıyor ondan sora bir savcı onu ifadeye çağırıyor, hatta hatta mümkün olsaydı kelepçeyi takıp şeye götürecek. Böyle bir istihbarat teşkilatı olmaz. Yani devletin, ülkenin menfaati için yaptığı bir iş var ve kendisine o talimat verilmiş. Bu sorumluluk tamamen o talimatı verenlerindir, siyasi iktidarındır yani bizim sorumluluğumuz. Biz, MİT Müsteşarına ' Git, şu işi, şu görüşmeyi yap' diyoruz. Orada onun savcılığa daveti gibi falan bir şey olamaz. Biz burada bazı düzenlemeler yapıyoruz, Şu anda valiler, büyükşehir belediye başkanları, müsteşarlar Yargıtay'da yargılanıyor. Biz de alt mahkemelerden artık onu alıp MİT Müsteşarını da Yargıtay'da yargılanır hale getiriyoruz. Yoksa yargı yolunu filan kapatmıyoruz. Yani şimdi terörü çözmek için uğraşan bir kurum görüşmelerinde eğer birileri korkuyorsa 'Ya ben bu görüşmeyi, işi, mücadeleyi yaparım ama yarın zaman geçer beni yargı önüne çağırırlar.' O kişilere bu işi yaptıramazsınız o zaman. O asker için de geçerli, polis için de MİT için de. Dolayısıyla onları korumanız gerekir. Burada şey anlaşılıyor, 'Bunları dokunulmaz kılıyor' gibi öyle bir şey değil. Sadece bunların görevlerini daha rahat yapması için de eğer gidecekse terör unsurlarıyla görüşecekse ona o yetkiyi veriyoruz burada. Görüşebilir diye yetki getiriyoruz ve rahat etsinler ve bu işleri daha iyi yürütsünler. Basınla ilgili de yani rastgele birileri MİT'e ait verileri gizli yerlerden alıp yayımlamasın."