X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 38 köylünün ölümüne zaman aşımı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

38 köylünün ölümüne zaman aşımı

  • Giriş Tarihi: 17.4.2014 11:52

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, Şırnak'ın Koçağıllı ve Kuşkonar köylerinde 26 Mart 1994'te bombalama sonucu 38 kişinin öldüğü olayla ilgili "zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdi.

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, 20 yıl önce Koçağılı ve Kuşkonar köylerinde bombalama sonucu 38 kişinin ölümüyle ilgili şüpheliler dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Emekli Korgeneral Hasan Kumdakcı, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Emekli Piyade Kurmay Albay Adnan Karaardıç, Jandarma Asayiş Komutanlığı Harekat Asayiş Şube Müdürü Emekli Kurmay Albay İbrahim Erge ve Plan Subayı Emekli Kurmay Albay Metin Hazar ile ilgili soruşturmayı tamamladı.

20 yılda 8 defa "görevsizlik kararı" verildi

Şırnak'ta 26 Mart 1994'te meydana gelen olayla ilgili ilk olarak soruşturmaya Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca başlanıldı. Savcılık, 07 Nisan1994'te "görevsizlik kararı" vererek, dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan soruşturma sonucunda, "eylemin terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirildiğine dair dosyada delil bulunmadığı" gerekçesiyle 13 Mart 1996'da "görevsizlik kararı" vererek dosyanın yeniden Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi kararlaştırıldı.

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturmada da "eylemin PKK terör örgütü tarafından yapıldığı" değerlendirilerek, 07 Ağustos 1996'da yeniden "görevsizlik kararı" verilip dosya Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına iade edildi.

Soruşturma evraklarını yeniden inceleyen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 19 Ekim 2004'te tekrar "görevsizlik kararı" vererek, dosyanın Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verdi.

Şırnak'ta yürütülen soruşturma sonucunda dosya kapsamındaki mağdur beyanlarını dikkate alan savcılık, "eylemin Askeri Savcılığın görev alanında olduğu" gerekçesiyle "görevsizlik kararı" vererek, bu kez soruşturma dosyasını 15 Haziran 2005'te Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı'na gönderdi.

Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca yapılan soruşturmada ise "26 Mart 1994'te saat 10.00 ile 12.00 arasında ve bu saatler haricinde 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı üslerden Şırnak bölgesinde uçak ve helikopterler ile herhangi bir uçuş faaliyeti yapılmadığının" bildirilmesi üzerine "olayın asker kişiler tarafından yapıldığına dair bir delil bulunmadığı" gerekçesiyle 28 Şubat 2006'da "görevsizlik kararı" verilerek dosya yeniden Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı da 24 Ekim 2007'de söz konusu eylemin CMK'nın 250'inci maddesi ile yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görev alanına girdiği gerekçesiyle "görevsizlik kararı" vererek, dosyanın Diyarbakır'a gönderilmesini kararlaştırdı.

Diyarbakır'da özel yetkili Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, dosyaya Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bağlı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden, "26 Mart 1994'ta Şırnak'ın batısı ile kuzey batısı 10 NM'de Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından iki uçuş icra edildiği" bilgisinin yer aldığı evrak gönderildi.

Savcılık bunun üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile yaptığı yazışmalar sonucunda "26 Mart 1994 günü saat 10.24'de 'Panter 60 çağrı' adlı iki adet F4 savaş uçağının mühimmatı ile kalkıp 11.24'de indiği, aynı gün saat 11.00'de ise 'Kaplan 05' çağrı adlı iki adet F16 savaş uçağının mühimmatı ile birlikte kalkıp saat 12.20'de indiği, 'Panter 60' görev kolunun Kuşkonar köyünde 15-20 adet eve 4XMK-83 mühimmatı ve top atışı ile İleri Hava Kontrolörü kontrolünde ve tarifi ile taarruz ettiği, 'Kaplan 05' koluna yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve 'Panter 60' görev kolunun DOGAN-1 İleri Hava Kontrolörü kontrolünde sevk ve idare edildiği bilgisinin verildiği, ayrıca operasyonun icrasına ilişkin Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı tarafından o dönemdeki ismi ile Diyarbakır 2 Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı'na gönderilen ve belirlenen hedeflere hava harekatı icra edilmesini emreden faks mesaj formunun gönderildiği" yönünde bilgilere ulaştı.

Savcılık, Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığınca Diyarbakır 2 Taktik Hava Kuvvet Komutanlığına gönderilen ve "belirlenen hedeflere hava harekatı icra edilmesini" emreden formda isim ve imzaları bulunan şüpheliler emekli albaylar Karaardıç, Erge ve Hazar ile Korgeneral Hasan Kumdakcı'nın ifadesine başvurdu.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturma sonucunda "eylemin bir terör örgütü eylemi olarak vuku bulmadığı ve olayın bir askeri operasyon icrası sonucu olduğu" gerekçesiyle "görevsizlik kararı" vererek dosyanın Askeri Savcılığa gönderilmesini kararlaştırdı.

Savcılığın kararında şu ifadelere yer verildi:

"Olay tarihinde operasyon icra emrini veren personel ile operasyon isteğinde bulunan Şırnak'taki İç Güvenlik Komutanlığı'nda görevli sorumlu personelin, operasyonu icra eden pilotların ve İleri Hava Kontrolörü olarak görev yapan personel ile kara irtibat subayının ve uçaklara öncülük eden ve operasyona katılan helikopter pilotlarının açık kimliklerinin tespit edilemediği, olay tarihinde 2. Hava Kuvvet Komutanlığı'na bağlı Malatya Erhaç Havalimanı'ndan kalkan 2 adet F4 savaş uçağının Kuşkonar ve Koçağılı köylerine Jandarma Asayiş Komutanlığı tarafından Şırnak'ın batısı olan 10 NM olarak belirtilen bölgede etkisiz hale getirilmesi istenen PKK terör örgütü mensuplarına yönelik olarak yapılan hava harekatı icrası dolayısıyla olayın meydana geldiği, eylemin bir terör örgütü eylemi olarak vuku bulmadığı ve olayın bir askeri operasyon icrası sonucu olduğu kabulüyle, eylemin bu haliyle 353 Sayılı Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 9'uncu maddesinde belirtilen 'Askeri Mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler ile yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakta görevlidirler' hükmü uyarınca eylemi gerçekleştirenlerin asker kişi olması ve eylemlerinin askeri bir hizmet kapsamında işlenmiş olması nedeni ile görevsizlik kararı verilerek dosyasının 20 Şubat 2014'te 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderilmesine karar verildi."

Pilotun ifadesine başvuruldu

Soruşturma dosyasını zaman aşımına girmeden yaklaşık bir ay önce Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "görevsizlik kararı" verilerek gönderilmesinden sonra yeniden ele alan Askeri Savcılık, dosyada, failler ve olayın tespitine yönelik çeşitli yerlere yazılan ancak gelmediği görülen müzekkere cevapları için yeniden yazışmalar yaparak bu kapsamda olay tarihinde bölgede görevli olduğu tespit edilen bir helikopter pilotunun ifadesine başvurdu.

Askeri Savcılık, yürütülen soruşturmada, olaya ilişkin şu bilgilere ulaştı:

"26 Mart 1994'ta hava harekatı icra edilmesine yönelik faks mesaj formu incelendiğinde, söz konusu hava harekatının elde edilen istihbarat üzerine yerleri tespit edilen PKK terör örgütü mensuplarına karşı icra edileceğinin, hedef yakınındaki yerleşim birimlerinin boş olduğunun, İleri Hava Kontrolörü tarafından tarif edilmeyen ve kesin mutabakat sağlanmayan hedeflere taarruz edilmeyeceğinin, İleri Hava Kontrolörü'nün yanında bölgeyi iyi bilen 1 kara irtibat subayının muhakkak bulundurulacağının ve hedeflerin teşhis ve tespitinin yapılarak İleri Hava Kontrolörü'ne bildirileceğinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. Ancak harekat icrasında görevli olan pilotlar, İleri Hava Kontrolörü ve kara irtibat subayı ile diğer görevli ve sorumlu kişilerin kimler olduğu tespit edilemediğinden bu kişilerin ifadeleri tespit edilememiştir. Askeri Savcılığımızca mevcut kayıtlardan olay tarihinde Şırnak bölgesinde görevli olduğu tespit edilen bir helikopter pilotunun ifadesine başvurulmuş ise de bu personel 'görev yaptığı dönemde bu şekilde gerçekleşen bir olaya şahit olmadığını ve bu tür bir görev içerisinde yer almadığını' beyan etmiştir."

Emekli Korgeneral Kumdakcı: "Bu olayı hatırlamıyorum"

Dönemin Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanı Emekli Korgeneral Hasan Kumdakcı'nın "şüpheli" sıfatıyla alınan ifadesi de dosyada yer aldı.

Savcılık kararında, Kumdakcı'nın ifadesinin bulunduğu bölümde, şöyle denildi:

"1993-1995 yılları arasında Jandarma Asayiş Komutanı olarak görev yaptığını, ölümle sonuçlanan terör saldırılarında mutlaka olay mahalline gittiğini, 26 Mart 1994'te Kuşkonar ve Koçağılı köylerinde ölümle sonuçlanan bir hadiseyi hatırlamadığını, bu tür bir olay olsa mutlaka haberinin olacağını ve olay mahalline gideceğini, Gabar bölgesinde 02 Şubat 1994 - 28 Şubat 1994 tarihleri arasında operasyonları bitirdiklerini ve bölgeye hakim olduklarını, bölgeye hakim olmuşken 26 Mart 1994'te uçak ve helikopterler kullanarak hele hele sivil yerleşim yeri olan köylere bomba atmalarının mümkün olmadığını beyan etmiştir."

Diğer şüphelilerden Karaardıç'ın da ifadesinde olay tarihinde bölgede yapılacak harekatların OHAL Valisi ve harekattan sorumlu Vali Yardımcısının bilgilendirilmesi sonrasında gerçekleştirildiğini belirterek, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığına değişik birimlerden istihbari bilgi geldiğini, görev yaptığı dönemde bu tür bir operasyon olup olmadığını hatırlamadığını beyan ettiği kaydedildi.

Şüpheli Erge de söz konusu dönemde 13 ilin OHAL bölgesi içerisinde yer aldığını, her ilde İç Güvenlik Komutanının bulunduğunu, Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı'nın doğrudan operasyon yapma görevi ve personelinin olmadığını anlatarak, operasyonel bir birliklerinin bulunmadığını, konuya ilişkin faks mesaj formunun Şırnak Güvenlik Komutanlığından kendilerine gelen hava isteğinin Hava Kuvvetleri Komutanlığına havale edilmesi için hazırlanan istek formu olduğunu ifade etti.

Savcılık, emekli Albay Erge'nin söz konusu metnin bağlayıcı olmadığını, bombalanması istenen hedefin yakınlarının boş olması halinde kendilerinin bu talebi onayladıklarını anlatarak, ifadesinde şöyle dediğini bildirdi:

"Söz konusu formun 5'inci maddesinde hedef bölgesinin çevresinin boş olduğunun belirtildiğini, bu bilginin kendilerine Şırnak Güvenlik Komutanlığından geldiğini, 38 sivil vatandaşın öldüğüne dair bir bilginin kendisine ulaşmadığını, bu tür olaylarda komutanları olan Hasan Kumdakcı'nın olay yerine gidiyor olduğunu, o dönemde görev yapan subaylardan sivillerin yaşadığı bir yerleşim yerinin bombalanmasını isteyecek birinin olduğunu zannetmediğini beyan etmiştir."

Plan subayı emekli Albay Hazar da dosyada adı geçen köylere operasyon yapılıp yapılmadığını hatırlamadığını anlattı.

Dosya zaman aşımına uğradı

Askeri savcılık, kararında, 20 yıl önce meydana gelen olayla ilgili şu görüşlere yer verdi:

"Dosyadaki deliller itibarıyla zamanında olayın gerektiği şekilde soruşturulup delillerin yeterince toplanmadığı/toplanamadığı, maddi olayın ve ceza sorumluluğu bulunan kişilerin açık bir şekilde tespitinin yapılmadığı/yapılamadığı, maddi delillerin tam olarak ortaya konmadığı/konamadığı, olay yeri keşfinin ve olay yerindeki tespitlerin yapılmadığı/yapılamadığı görülmektedir.

Bu anlamda tıbbi ve kriminal inceleme sonuçlarının bulunmadığı, Merkezi Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) ölüm tutanaklarında müteveffaların ölüm nedenlerinin; ecel, hastalık, cinayet, nedeni bilinmeyen sebeple ve enkaz altında kalma gibi nedenler olarak gözüktüğü (hatta müteveffa, mağdur ve müşteki olarak dosyada yer alan isimlere ilişkin nüfus kayıtları incelendiğinde, müteveffa olarak gözükenlerin bazılarının sağ olduğu, bazılarının MERNİS'te kaydının bulunamadığı), muhtelif tarihlerde adı geçen köylerde oturan kişilerin olayın gelişimine ilişkin farklı ve birbirleriyle çelişen beyanlarda bulundukları (bu kapsamda bir kısmının kendilerinin devletin yanında yer almaları sebebiyle ve nevruz kutlamalarına katılmadıkları için PKK terör örgütü tarafından cezalandırma maksadıyla yapılan saldırı sonucu, diğer bir kısmının ise uçak bombalaması sonucu olayın gerçekleştiğini beyan ettikleri) söz konusu bölgenin yıllardır bölücü terör örgütü mensuplarınca barınma ve geçiş güzergahı olarak kullanılmış olması ve bölgede çok sayıda çatışma, mayın ve el yapımı patlayıcı olaylarının meydana gelmiş olması ve halen bu tehlikelerin geçerli olması nedenleriyle müşteki vekili Avukat Tahir Elçi'nin hazır edileceği müştekilerin de katılımlarıyla bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından olay yerinde inceleme yapılarak bomba atılmasıyla ilgili tespitlerin yapılması varsa patlayıcı madde parçalarının muhafaza altına alınarak gönderilmesi, fethi kabir yapılarak kemiklerin çıkartılıp Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesi, kemiklerin incelenerek ölüm sebeplerinin ve DNA profillerinin tespit edilerek gerekli incelemelerin yaptırılarak rapor alınması hususunda yazılan müzekkere cevabının yerine getirilemediği, konuya ilişkin bilgi ve belge taleplerine ilgili yönerge uyarınca arşiv saklama sürelerinin dolmuş olması nedeniyle imha edildiği gerekçesiyle ulaşılamadığına dair yanıtlar verildiği anlaşılmıştır."

Kararda ayrıca, "19 yıl 11 ay geçtikten sonra Askeri Savcılığımıza intikal eden soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile Askeri Savcılığımızca kısa bir süre içerisinde dosyaya dahil edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde maddi olayın ve muhtemel sorumluların tüm gerçekliğiyle ortaya konulamadığı, mevcut deliller ile kamu davası açılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki muhtemel oluşacak suçlar yönünden dava zaman aşımı değerlendirmesi yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır" denildi.

Elçi: "Karara itiraz edeceğiz"

Diyarbakır Baro Başkanı ve olayda yaşamını yitirenlerin avukatı Tahir Elçi, AA muhabirine, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının kararına katılmadıklarını belirterek, "Bu suç yaşam hakkının ihlalini içermektedir. İnsanlığa karşı işlenen bir suçtur. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne itiraz edeceğiz" dedi.

Elçi, 2006 yılında dosyayı AİHM'e taşıdıklarını, yapılan inceleme sonucunda Türkiye'nin 38 davacıya toplam 2 milyon 305 bin avro tazminat ödemesini karar verildiğini de anımsattı.