X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "O hakim kendi ağzına baksın"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"O hakim kendi ağzına baksın"

  • Giriş Tarihi: 17.4.2014 16:05

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı.

Adana'da durdurulan MİT tırları sanığı 6 polisi serbest bırakan Hakim Hacı Hüseyin Bolat'ın Başbakan'a yönelik sözlerini saygısızlık olarak değerlendiren Bakan Bozdağ, "o hakim kendi ağzına baksın" diyerek HSYK'yı işlem yapması için göreve çağırdı.. Bekir Bozdağ, CHP'nin köşk adayı olacağı ileri sürülen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'a da çağrıda bulunarak "çıkıp ben aday değilim demelidir" dedi.

"YILDIRIM'IN AYM'YE BİREYSEL BAŞVURU HAKKI VAR"


Aziz Yıldırım ile ilgili kararı ben de televizyonlardan öğrendim. Gerekçeyi henüz okumadım. Tabi, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı var. Yargı yolu tüketildikten sonra herkes bireysel başvuru toluna gidebilir.

ADANA'DA DURDURULAN TIRLAR

MİT TÜRKİYE'NİN YÜZ AKI BİR KURUMDUR

Adana'da devam eden soruşturma önemli bir soruşturma. Adana'da yaşanan olay da Türkiye açısından önemli bir olay. Adana'da tırların durdurulması, bundan sonra aramanın yapılması, bir takım görüntülerin medyaya yansıması birlikte değerlendirdiğinde, esasında orada bulunan herkesin bu tırların MİT'e ait tırlar olduğunu bildiği gerçeğini de ortaya koyuyor. Ben bu soruşturma sürecinde bunların net bir biçimde ortaya çıkacağına da yürekten inanıyorum. Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilatı Türkiye'nin yüz akı bir kuruluştur. Ama bu tır olayının iki tane önemli mesajı vardır. Bir tanesi şudur, başbakanımız da açıkladı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümeti terör örgütlerine yardım ediyor, onlara destek oluyor mesajını Türkiye ve dünya kamuoyuna vermek verdirmek böyle bir algıyı oluşturmak. Herkesin kabul ettiği bir algıdır bu. İkincisi ise, Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilatı dışa dönük çalışmalar da yapmaya başladı. Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilatı'nın faaliyette bulunduğu pek çok alan var. Şimdi onlara da bir mesaj var. Siz Türklere güvenmeyin Türkler kendi ülkesinden bir ilden öbür ile bir tırı götürmekten bile aciz insanlardır. Yargı görevi yapanlar uluslararası veya ulusal mesajlar vermek için görevlerini yerine getirmezler. Bunlar hakkın yerini bulması adaletin gereği neyse görevlerini yaparlar, öyle de yapmalıdırlar. Eğer insanlarda yargının yürüttüğü bir soruşturmanın ulusal ve uluslararası bir takım mesajlar için yapıldığı ve yürütüldüğüne ilişkin kabuller ve bu kabulleri doğrulayan kanıtlar varsa ve bu konuda da bir başka yargı görevi yapan cumhuriyet savcısı soruşturma başlatmışsa Herkesin orada oturup düşünmesi lazımdır. Türkiye'de bu işi yürütenler hangi saikle bu işi yürütüyor. O zaman adalete olan inanç da zayıflar, yargı görevi yapanlara güven de zayıflar. Maalesef bu hadisede biz bunu çok açık ve net bir şekilde görüyoruz.

SORUŞTURMA ENGELLENİRSE ÖNCE HAKİM VE SAVCILAR ZARAR GÖRÜR


Benim kanaatim de ortada, Türkiye Cumhuriyeti devletini ulusal ve uluslararası planda zora sokan, zora sokmayı hedefleyen bir soruşturma olduğuna ben de inanıyorum Bu işin bir casusluk boyutu mu var, başka bir boyutu nu var? Nedir bu? Burada elbette son sözü yargı söyleyecektir. Biz kendi değerlendirmelerimizi yapabiliriz. Ben kendi adıma burada bir casusluk boyutu olduğunu düşünüyorum ve ona da inanıyorum. Ama bunun ispatlanması ancak yargısal bir süreç sonucu olacaktır. Yargının da sağlıklı işlemesi lazım. Eğer bir soruşturma açılmışsa bu soruşturmanın hukukun içinde hukukun öngördüğü usulde yürümesi ve yargılamanın da hukuka uygun bir biçimde yapılması lazım. Eğer savcılar ya da başka kamu görevlileri soruşturmanın yürümesine engellemek için çalışıyorlarsa, buradan en evvel bu işi yapan hakim ve savcılar zarar görür. Neden? Görevinin ve yetkisinin dışına çıktıkları için zarar görürler. Hakime ve savcıya güveni zedeledikleri için zarar görür. Ondan sonra da Türkiye ve hukuk devleti zarar görür. Onun için biz diyoruz ki hukuk işlesin.

O HAKİM KENDİ AĞZINA BAKSIN

Bu söze nasıl tepki verilir bilemiyorum. Benim bildiğim şu hakimler kararları ile konuşurlar. Belli ki hakimin kararı ile ilgili konuşması yetmiyor, bir de kendisi konuşuyor. Eleştiri yapan başbakan, o sözün başbakana bir cevap olduğu çok açık. Hakimin böylesi saygısız bir ifade ile cevap vermesi, onun tarafsız ve bağımsız olmadığın göstergesidir. Tarafsız ve bağımsız bir hakim yargılama süreçleri içerisinde, bir tedbir kararı vermişse bu karar eleştirilmişse ona bir takım şeyle söylenmişse vereceği cevap bu değildir. Ben kararımı verdim karar ortada herkes istediği gibi değerlendirebilir öyle demesi beklenir. Hem kararını savunuyor hem de arkasından bu eleştiriyi yapanlara çok büyük saygısızlık ve hakaret içeren bir yaklaşımda bulunuyor. Torba değil ki ağzını büzesin. Önce sayın hakim bu açıklamayı yaparken kendi ağzına iyi bakması lazım. Bu büyük bir saygısızlıktır. Ben HSYK'nın bu saygısızlığı yapan ve tarafsızlığını yitirdiği beyanlarıyla da sabit olan hakimle ilgili elbette bir işlem yapmasını beklerim. tabi takdir onlarındır ama bu çok açık bir saygısızlıktır

YARGININ TARAFSIZLIĞI KONUSUNDA SIKINTI VAR

Ben yargının bağımsızlığı konusunda bir şüphem yok, ancak tarafsızlığı konusunda sıkıntılarımız var. Bu sıkıntıları Türkiye henüz aşmış değil. Yargının bağımsız olması için biz önemli adımlar attık. Problem bağımsızlıktan ziyade yargı görevini yapanların tarafsızlığı konusundaki uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Pek çok insan bu tarafsız davranmama konusunda şikâyet etmektedir. Türkiye'de herkes tartışırken yargı bağımsızlığı konuşur ama tarafsızlık konusunu es geçerler. Ama esas sorun bence tarafsızlıktadır. Bizim bu tarafsızlık anlayışını her tarafa yerleştirmemiz ve kararlara uygulamalara bunu yansıtmamız lazım. Türkiye'de herkes mahkemeye işi düştüğünde oh deyip rahatladığı zaman, benim hakkım yenmez, hukukum çiğnenmez, bana haksızlık edilmez, başkasına da haksızlık edilmez bu noktada emin olursa o zaman insanlar yargıya da güvenir, hakimin savcının tarafsızlığına da güvenir.

AYM'İ ESASA DAİR DEĞİL USÜLE DAİR ELEŞTİRİYORUZ

Anayasa Mahkemesi eleştirilir, bütün mahkemeler gibi. Çünkü Anayasa Mahkemesi bir yargı organı ama verdiği kararların tamamının tarafı siyasilerdir. Mahkemeyi, tartışmanın dışında tutacak şey şudur, kanuna anayasaya uygun harekettir. Son Twitter tartışmasında kararın esasına kimse girmiyor, ama usulde eğer mahkemede yasada yazanı yok sayarsa o zaman ben ona itiraz ederim. Herkes biliyor ki, yargı yolu tüketilmeden kimse Anayasa Mahkemesi bireysel başvuramaz. Bir vatandaş başvurursa AYM ön incelemede bu başvuruyu kabul edilmez görürü reddeder. Siz bu kuralın dışına çıkarsanız, yargı yolu tüketilmemiş bir konuyu gündeminize alır görüşür tartışır karar alırsanız eleştiri alırsınız. Bu mahkemeyi siyasallaştırır, güncel tartışmaların içerisine bir kararla ortak etmiş olur. Biz mahkemeyi bunun için eleştirdik, yoksa esasa dairt değerlendirmeleri üzerinde durmadık.

HAŞİM KILIÇ KENDİSİ ÇIKIP BEN ADAY DEĞİLİM DEMELİDİR

Sayın Haşim kılıç'ın cumhurbaşkanı adayı yapılmak istendiği konuşuluyor. Gazetelerde yazıyor değerlendirmeler yapılıyor. Bence bu tartışmaları sona erdirecek kişi Sayın Kılıç'tır. Benim böyle bir düşüncem yok, benim dışımda bunlar yazılıyor diyebilir. Sayın Kılıç kendi isminin üzerinde bir kavganın tartışmanın yürümesine izin vermeyebilir. Ben Anayasa Mahkemesi Başkanıyım, benim Cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi bir düşüncem yok diyebilir. Ama Sayın Kılıç da bu tartışmaları kesecek bu tür açıklamaları benim gördüğüm kadarıyla yapmadı. Yapmayınca d abu tartışmayı yapanlar bu fikirleri öne sürenler kendilerince bir haklılık noktasına işi taşıyorlar.

PARTİSİZ BİRİNİN CUMHURBAŞKANI OLMASI HAYAL

Artık bürokrasiden cumhurbaşkanı seçilme dönemi bitmiştir. Fiilen mümkün değil halk seçecek. Siyasi partilerin desteğini almadan cumhurbaşkanı olabilme imkanı yoktur. Partiler de çıkıp adayları savunacaktır. Baktığınızda Türkiye partiler demokrasisidir. Cumhurbaşkanının partiyle ilişkisinin kesileceği hükmünün anayasada varlığı bu partiler demokrasisine de aykırıdır. Bir yandan cumhurbaşkanı halkın arasına çıkıp oy isteyecek, Partiler bir yandan çıkıp ona oy isteyecek, sonra seçildikten sonra senin partinle ilişkin yok denilecek. Bu mümkün mü? Hukuken ilişiğin kesilebilir ama fiilen imkansız bir şey.

A HABER'E CERİLEN CEZALAR HAKSIZ

A Haber'e verilen cezaları haksız gördüğümdü ifade etmek isterim. RTÜK bir takım değerlendirmeler yapıp YSK'ya iletiyor. YSK'da değerlendirmeler yapıp kararlar veriyor. Bu kararlar ne kadar objektif o tartışılır. Pek çok televizyon var. sadece A Haber değil. Türkiye'de neredeyse 24 saat siyaset yapan, 24 saat propaganda yapan televizyonlar var. Bunların hepsi ile ilgili de işlemler yapıldığını görüyoruz. Biri hakkında 1 tane, diğeri hakkında 10 tane. Burada da bir adaletsizlik olduğunu çok net bir biçimde görüyoruz. İşin doğrusu burada bir yasal değişikliğe ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Propaganda da yasak olma anlayışı ilkel bir anlayıştı. Madem demokratik bir yarış yapıyoruz, öyleyse basın yayın organlarıyla da bu rekabeti güçlendirecek yasal düzenlemeleri Türkiye'nin yapması lazımdır. Ben bu noktada seçim kanununda ve başkaca kanunlarda değişiklik yapılmasının Türkiye'deki demokrasiyi ve siyaseti güçlendireceğine inanıyorum.