X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Paralellerin Özal oyunu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Paralellerin Özal oyunu

  • Giriş Tarihi: 17.4.2014

Paralel yapı yayın organlarının 19 yıl sonra kabri açılan Özal'ın ölümünü "belli çevrelere" mal etmek için yaptığı "zehirlendi' haberleri Adli Tıp raporlarıyla bir bir çürütüldü

Türkiye'nin 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal 21 yıl önce bugün vefat etti. Çeşitli kumpaslarla birçok kişiye tuzak kuran paralel yapının Özal'ın ölümü üzerinden bile manipülasyon yapmaya çalıştığı ortaya çıktı. Paralel yapı, 8'inci Cumhurbaşkanı'nın ölümünü belli çevrelerin üzerine yıkmak için daha önceki kumpaslarında olduğu gibi sahte deliller üretmeye çalıştı, Özal'ın zehirlendiği algısını kamuoyuna pompalamak için yalan haberleri manşetlerine taşıdı. Henüz otopsi raporu tamamlanmadan önce Bugün gazetesi Özal'ın fare zehri, Zaman da böcek ilacı nedeniyle öldüğünü iddia etti. Ancak Özal'ın nasıl öldüğüne ilişkin adeta zehir bulma yarışına giren paralel yapının medya organları, Adli Tıp Kurumu yetkilileri tarafından yalanlandı. Manipülasyonlarına devam eden paralel medya, rapor tamamlandıktan sonra bu kez de Özal'ın böbreğinin incelenmediğini savundu.

SABAH NİHAİ RAPORA ULAŞTI

SABAH, paralel medyanın Özal'ın ölümüyle ilgili yalan haberlerini çürüten Adli Tıp Kurumu'nun nihai raporuna ulaştı. Rapora göre, Özal'ın hiçbir doku örneğinde zehir kalıntısı yok. 19 yıl sonra kabri açılan Özal'ın böbreği eridiği için bu organında inceleme yapılması da imkânsız. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Çetin, Özal'ın ölümünün suikast olup olmadığına dair yürüttüğü soruşturma kapsamında naaşının çıkarılarak Adli Tıp Kurumu'nda incelenmesi kararını verdi. 2 Ekim 2012 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda görevli uzman bir heyet tarafından çıkarılan Özal'ın bedeni üzerinde incelemeler sürerken Bugün gazetesinde 2 Kasım'da "İşte Turgut Özal'ın ölüm sebebi" başlığı ile bir haber yayımlandı. Haberde Özal'ın fare zehri ile öldürüldüğü iddia edilip, "Özal'ın bedeninde yüksek miktarda 'striknin kreatin' maddesi belirlendi. Toksikoloji ve Adli Tıp uzmanları 'striknin kreatin' maddesinin etkili bir zehir olduğunu açıkladı" ifadelerine yer verildi. Ancak, dönemin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, haberi tekzip ederek, "O maddeyi biz bulmadık" açıklamasını yaptı.

İKİNCİ YALAN ZAMAN'DAN
Paralel yapının diğer medya organı Zaman gazetesi ise 24 Kasım 2012'de "4 ayrı zehir çıktı" başlığıyla Özal'ın böcek ilacıyla zehirlenerek öldürüldüğünü iddia eden bir habere yer verdi. Haberde "Uzun vadede radyoaktif maddelerle vücudun yorulduğu, sonra böcek ilacı ile ani ölümün sağlandığı düşünülüyor" ifadeleri kullanıldı. Adli Tıp Kurumu, 5 Aralık 2012 tarihinde tamamladığı raporu savcılığa gönderdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da 13 Aralık 2012'de bir açıklama yaparak ZAMAN'ın iddialarını tek tek çürüttü. Açıklamada, "Otopsi örneklerinde saptanan ağır metal düzeylerinin Türkiye'de normal popülasyonda saptanan doku düzeyleri ve çeşitli ülkelerdeki normal popülasyon sonuçları ile literatürde yer alan ölüm sonrası doku düzeyleri ile uyum gösterdiği, bu nedenle ağır metal maruziyeti ile öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı" belirtildi. ZAMAN, Adli Tıp Kurulu'nun raporuna yönelik manipülasyon haberlerine 21 Haziran 2013 tarihinde bir yenisini daha ekledi. "Özal'ın Adli Tıp raporu eksiklerle dolu" başlıklı haberde, böbrekte kadmiyum analizinin yapılmadığı iddia edildi. Oysa Özal'ın naaşında böbreklerin olmadığı otopsi raporunda açıkça görülüyor.

Müebbet talebi
Paralel medyanın tüm bilimsel sonuçlara rağmen sürdürdüğü manipülasyonlar sonunda Ankara Cumhuriyet Baş Savcısı Kemal Çetin, 2013 Mart'ında Özal'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Ergenekon Davası'nın sanığı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün şüpheli sıfatıyla ifadesini aldı. Ersöz hakkındaki 56 sayfalık iddianamede "Cumhurbaşkanına suikast" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Özal'ın zehirlenerek öldürüldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunamadığı belirtilen iddianamede suikast iddiasına dayanak olarak ise Zirve Davası tanığı İlker Çınar ve gizli tanık Selçuk'un ifadeleri gösterildi. Ersöz ifadesinde Turgut Özal'ın öldüğü tarihte Şırnak'ta görevli olduğunu belirtmişti. Dava dosyası Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının ardından ağır ceza mahkemesine devredildi.