X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Paralel yapı'nın akademik üssü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Paralel yapı'nın akademik üssü

  • Giriş Tarihi: 18.4.2014

Başbakanlığa verilen rapora göre Dicle Üniversitesi paralel yapıya kadro yetiştirme üssü gibi çalışıyor. Burada toplanan öğretim üyeleri diğer üniversitelere dağıtılıyor

Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde uzun yıllar görev alan Prof. Dr. Mazhar Bağlı üniversiteyi, "paralel yapının akademik üslerinden biri" olarak tanımlarken Başbakanlığa gönderilen bir rapor da bu tanımlamayı doğruladı. Rapora göre; farklı şehirlerden öğretim üyeleri Dicle Üniversitesi kadrosunda toplanıp, paralel yapının amaçları doğrultusunda eğitildikten sonra Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelere dağıtılıyor. Başbakanlığın yanı sıra raporun gönderildiği YÖK'ün de iddialar üzerine soruşturma başlattığı öğrenildi. Dicle Üniversitesi'nin 2008'de Ayşegül Jale Saraç'ın rektörlüğe atanmasıyla birlikte paralel yapının merkezi haline getirildiği ve kadro yetiştirme üssü gibi faaliyet gösterdiği belirtildi. Son 6 yılda üniversitedeki cemaat kadrolaşması hazırlanan bir raporla Başbakanlığa iletildi.

AHTAPOT TARZI ÖRGÜTLENME...

Raporda Gülen grubunun, resmi kurumlardaki tüm faaliyetlerini "hizmet hareketi" adı altında gizlemeye çalıştığı, "örümcek" ya da "ahtapot" tarzı örgütlenmeyi benimsediği bildirildi. Bu örgütlenme tarzının merkezinde yer alan Dicle Üniversitesi de, paralel yapıya kadro yetiştirme üssü gibi faaliyet gösteriyor. Rapora göre, Türkiye'nin her yerinden, her branş ve kadrodan öğretim görevlileri üniversitede toplanıyor. Bunlar, paralel yapının amaçları doğrultusunda eğitimden geçiriliyor, sonra da Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelere gönderiliyor. Paralel örgüt içinde olmayı reddeden sol görüşlü, liberal ve ya laik Atatürkçü kimliğe sahip öğretim üyeleri tasfiye ediliyor, onların yerine yine kendilerine yakın kadrolar yerleştiriyor. Rapora göre paralel yapı bu yolla kendi yetiştirdiği kadroları tüm Türkiye'ye yayıyor. Bilimsel çalışmaların göz ardı edilerek tamamen paralel yapılanmaya yönelik kadrolaşan üniversitede adeta "doldur-boşalt" yöntemi uygulandığı, böylece yurt genelindeki üniversite ağına paralel öğretim üyeleri yerleştirildiği kaydedildi.

YÖK DE SORUŞTURMA BAŞLATTI
Üniversitedeki paralel yapılanmayla ilgili Başbakanlık, TBMM Dilekçe Komisyonu ile YÖK'e şikâyet başvuruları da yapıldı. YÖK ve TBMM Dilekçe Komisyonu araştırma başlattı. YÖK'ün özellikle Diyarbakırlı olmayıp Batı ve iç Anadolu bölgesinden Dicle Üniversitesi'ne getirilen öğretim görevlileriyle ilgili inceleme başlattığı, öğretim görevlilerinin maaşlarından 'hizmete hareketine bağış' adı altında yüzde 20'lik kesinti yapıldığı, Gülenci olmayan öğretim görevlilerine mobbing uygulandığı iddialarını mercek altına aldığı belirtildi. Raporda paralel yapıya bağlı öğretim görevlilerinin yaptıklarına da yer verildi:
İlahiyat Fakültesi'nde görevli bir Profesör, devletin imkânlarıyla akademik bir seminere katılmak üzere gittiği ABD'de, Pensilvanya'daki Fetullah Gülen'i ziyaret etti. Dönüşte başka bir üniversiteye bölüm başkanı olarak atandı.
Gülen'in hemşerisi Erzurumlu bir ilahiyat profesörü, paralel yapının üniversitedeki imamı olarak biliniyor. Üniversite imkânlarıyla Gülen'i de ziyaret etti.
Gülen grubunun Diyarbakır'da kurma hazırlığı içindeki özel üniversitesi için Dicle Üniversitesi'nin imkânları sunuldu
Rektörlük, üniversiteye kayıt yaptıran özellikle dar gelirli öğrencilerin isim listelerini Gülen grubuna verdi. Paralel yapı, bu öğrencilere tek tek ulaşıp, ev, kalacak yer, burs ve her türlü yardım sözü verdi.
Rektör Saraç'ın sağ kolu ve kara kutusu olduğu öne sürülen bir rektör yardımcısı, üniversitedeki atamalar, kadrolaşmalar, tayinler ve tüm idari yaptırımları tek elden kontrol ediyor.

'10 YIL TANIKLIK ETTİM'
Dicle Üniversitesi'nde uzun yıllar görev alan Prof. Dr. Mazhar Bağlı da Dicle Üniversitesi'ni "paralel yapının akademik üslerinden biri" olarak tanımladı. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi'nde görev yapan Mazhar Bağlı, "10 yıl boyunca görev yaptığım üniversitede paralel yapının varlığını yakından gördüm. Ben kendi isteğimle Ankara'ya gittim. Bazı çevreler beni rektör ve yönetimin mağdur ettiğini iddia etmiş olabilir ancak bu doğru değil çünkü rektör beni mağdur edecek donamıma sahip değil" diye konuştu. AK Parti milletvekili Cuma İçten de üniversite yönetiminin, paralel yapılanmaya destek olup kaynak aktardığını öne sürmüştü. Gülen grubunda 25 yıl kalan Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Keleş de Rektör Saraç'ın, üniversiteyi Gülencilerin merkez üssüne çevirdiğini belirterek, "Dicle Üniversitesi paralel devletin Kandili'dir" demişti.

USULSÜZ ATAMA İDDİASI
Üniversite yönetimine ilişkin bir diğer iddia da Genel Sekreter Prof. Dr. Sabri Eyigün'ün, bu kadroya kanun dışı atandığı yönünde. 2547 sayılı yasaya bağlı olan çalışan öğretim üyeleri, üniversitelerde genel sekreterlik görevine atanamıyor. Sadece 657 sayılı devlet memurları kanununa bağlı çalışmayı tercih etmeleri halinde genel sekreter olabiliyorlar. Buna rağmen 2008'de Harran Üniversitesi'nden Diyarbakır'a genel sekreter olarak atanan Hacı Yılmaz, atamasından 1 gün sonra genel sekreter yardımcısı yapıldı. Genel sekreterliğe ise kadronun şartlarını taşımayan Prof. Dr. Sabri Eyigün atandı.