X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Biz buna müstehak değiliz"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Biz buna müstehak değiliz"

  • Giriş Tarihi: 26.4.2014 13:12 Güncelleme Tarihi: 26.4.2014 16:01

Hükümetten Haşim Kılıç'a tepki dinmiyor. Arınç da Kılıç'ın bazı sözlerinin doğrudan Başbakan Erdoğan'ı hedef aldığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın sözlerine ilişkin, "Hükümeti, Sayın Cumhurbaşkanımızı ayrı tutarsak, Başbakanımızı, bakanları hedef alan bir konuşma yapmasını ve ağır eleştirilerde bulunmasını, hatta saygısızlık içerecek cümleler kullanmasını doğrusu bildiğim ve tanıdığım Sayın Haşim Kılıç'a yakıştıramadım. Kullanılan bazı cümleler var ki o cümleler doğrudan Sayın Başbakanımızı, Hükümetimizi hedef alan cümlelerdir. Biz bunlara müstahak değiliz" dedi.

Arınç, Türkiye Yazarlar Birliğince (TYB) düzenlenen "Yılın Yazar Fikir Adamı ve Sanatçıları" ödül törenine katıldı.

Törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, Kılıç'ın konuşmasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, en azından son 10 yıldan bu yana Anayasa Mahkemisinin kuruluş yıl dönümü toplantılarına ve etkinliklerine her zaman davet edildiğini ancak dünkü toplantıya davet edilmediğini söyledi.

Töreni oturduğu yerden izleme imkanı bulduğunu belirten Arınç, ama orada Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile bazı bakanların da bulunduğunu gördüğü için hem kendi özel kaleminden hem de Anayasa Mahkemesinden, kendilerine bir davetiye gelip gelmediğini soruşturduğunu anlattı.

"Şahsıma, Bakanlığıma, Başbakan Yardımcılığıma bu törenle ilgili bir davetiye gönderilmemiştir. Sebebi nedir kendileri çok daha iyi bilir" diyen Arınç, buna üzüldüğünü ifade etti.

Arınç, son zamanlarda Anayasa Mahkemesinin Twitter ile ilgili kararını eleştirdiğini hatırlatarak, "Bu eleştiriden dolayı olabilir mi, onu Mahkeme'ye, Mahkeme Başkanı'na sormak gerekir" dedi.


"ORASI BİR YÜKSEK YARGI KURUMUDUR"

Dün bir açılış konuşması yapıldığını ve yargıyla ilgili konuların görüşülmesinin tabii olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları söyledi:

"Orada Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız, Adalet Bakanımız, sivil ve askeri yargının başında olan çok değerli konuklar da vardı. Ben Sayın Başkan'ın, bir Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatıyla doğrudan siyaseti hedef alan hatta onun da ötesinde Sayın Başbakanımızı daha çok, Hükümetimizi hedef alan bir konuşma yapacağını beklemiyordum ve ummuyordum. Bu konuşmanın yüzde 70-75'i Sayın Başbakanımıza ithaf edilebilirse geri kalan küçük bir kısmı Sayın Cumhurbaşkanımızadır, geri kalan kısmı da bizleredir.

Hükümeti, Sayın Cumhurbaşkanımızı ayrık tutarsak, Başbakanımızı, bakanları hedef alan bir konuşma yapmasını ve ağır eleştirilerde bulunmasını, hatta saygısızlık içerecek cümleler kullanmasını doğrusu bildiğim ve tanıdığım Sayın Haşim Kılıç'a yakıştıramadım. Orası bir yüksek yargı kurumudur ve her şeyin üstünde tartışılmaması, siyasetle karşı karşıya gelmemesi, birbirlerini hedef almaması, siyasetçilerin veya sivil kişilerin yapacağı eleştiriler olursa bunları da mahkeme olarak yargı kapsamı içinde değerlendirmesi gerekirdi ama kullanılan bazı cümleler var ki o cümleler doğrudan Sayın Başbakanımızı, Hükümetimizi hedef alan cümlelerdir. Biz bunlara müstahak değiliz. Sayın Başkan'ın bunu konuşmasına da elbette izin ve imkan verilmemeliydi."


"HER ÜYENİN GÖRÜŞÜ ALINARAK YAPILDIĞINA İNANMIYORUM"

Arınç, 17 üyenin her birinin görüşünün alınarak böyle bir konuşmanın yapıldığına inanmadığını vurguladı.

Orada, böyle bir metne kesinlikle karşı çıkacak gerçek hukukçuların bulunduğuna inancını dile getiren Arınç, Kılıç'ın da bugüne kadar tanıdıkları, bildikleri ve takdir ettikleri kadarıyla her zaman demokratikleşmenin, özgürlüklerin yanında olduğunu, verdiği kararlarla geçmişte daha çok muhalefet şerhleriyle tanındığına dikkat çekti.

AYM Başkanı Kılıç'ın, siyasi parti kapatma davalarında da onun öncesi ve sonrasında da pek çok önemli kararlarda hep özgürlüklerden yana olduğunu ifade eden Başbakan Yardımcısı Arınç, "Biz onu bu kimliğiyle tanıyor, sevgi duyuyor, takdir ediyorduk ama dün yaptığı konuşma bütün bunların üzerini örten ve kendisine bir siyasi kimlik kazandıran bir konuşma olmuştur. Keşke olmasaydı, keşke yapılmasaydı" diye konuştu.


"HUKUKÇULAR SİYASETLE DİDİŞMEDEN, SİYASETÇİLERİ HEDEF ALMADAN KONUŞMALI"

Geçmişte siyaset yapan AYM başkanları bulunduğunu belirten Arınç, bu isimlerden birisinin Yekta Güngör Özden olduğunu, Özden'in, CHP'nin kurumsal avukatlığını yaparken üye seçildiğini, daha sonra da başkan olduğunu anımsattı.

Arınç, Muhittin Taylan'ın da CHP'nin adayı olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerine katıldığını, Ahmet Necdet Sezer'in de başka partilerin de desteğiyle seçilerek cumhurbaşkanlığına geldiğini, bu makamda da demokratikleşme ve özgürlüklerden yana değil irtica-laiklik ekseninde, koyu Kemalist ve hiçbir zaman tasvip edilmeyecek hukuksal fikirleri olmayan bir siyasi obje haline dönüşüverdiğini kaydetti.

"Biz bunlardan farklı bir Haşim Kılıç tasavvur ediyorduk" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Bence dünkü konuşmasıyla sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı, yargının ayrı bir erk olarak bulunması gerektiği konumu ve buna yöneltilen itirazları karşılamış değildir. Bence o bir yargıç sıfatıyla değil, Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatıyla değil egosu incinmiş ve siyaset tarafından örselendiği için buna tepki göstermek isteyen bir kişi olarak konuşmasını yapmıştır. Ben bu gidişattan dönmesini tavsiye ederim. Elbette siyasetçilerin de olgun bir üslup içinde hiç kimseyi ötelemeden, yok saymadan bir dili tutturmaları gerekir. Belki bu konuda kendisinin incinebildiğini düşünüyorum ama yargıçlar, hukuk adamları, hukukçular siyasetle didişmeden, siyasetçileri hedef almadan konuşmaları yapmak zorundadır.

Biz geçmişte Sayın Başbakanımızla bir arada olur, bir tarafımızda da Sayın Ahmet Necdet Sezer bulunurdu. Her konuşmayı yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı, irtica paranoyası üzerinden veya başörtüsü, kılık kıyafet serbestisine taraftar olmamızdan dolayı konuşmalarıyla bizleri döverdi. Biz de Sayın Başbakanımıza birbirimize bakar 'Ya sabır' derdik. O sabrın sonunda, bu dövücü konuşmaları yapanların hepsi gitti ve artık Anayasa Mahkemesi özgürlükçü içtihatlarıyla 17 tane birbirinden kıymetli üyesiyle yeni bir şekle büründü. Dün Sayın Başbakanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Hükümetimizin Haşim Kılıç eliyle dövülmesine tahammül edemeyiz. Örselenmesine tahammül edemeyiz. Bu yanlışlığı yaptığı için kendilerini ben de kınıyorum. Umarım bundan sonra tekrarı olmaz."


"HÜKÜMETİMİZLE KAVGA EDEN BİR TAVIR İÇERİSİNE GİRMİŞTİR"

"Sayın Kılıç, kararların siyasi olmadığını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları doğrultusunda verildiğini söyledi" denilmesi üzerine Arınç, "Şüphesiz kendisini savunacaktır, arkadaşlarımız da bu konuyu eleştireceklerdir" değerlendirmesinde bulundu.

Arınç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını savunmuş bir hükümet olduklarını, 12 Eylül 2010 referandumuyla Anayasa'nın bugünkü konumuna geldiğini anlattı.

Bunu yapanın da tek başına AK Parti olduğuna işaret eden Arınç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ve uluslararası kanunların iç hukukumuzdaki üstünlüğünü sağlayanın da AK Parti Hükümeti olduğunun altını çizdi.

Bülent Arınç, "Siyasetçiler için veya uzun tutuklamalar karşısında insanların tahliyesini gerektiren kararları için ne kadar alkışladıysak Anayasa Mahkemesini ama dün yaptığı konuşmayla bunların hepsini bir tarafa atmış, siyasetin bir objesi haline gelmiş ve Hükümetimizle kavga eden bir tavır içerisine girmiştir. Ben yanlış olanın bu olduğunu düşünüyorum. Yine de Sayın Haşim Kılıç'ın bugüne kadar Anayasa Mahkemesinde yaptığı olumlu çalışmalar sebebiyle kendisine çok aşırı eleştirilerin veya kendisine yakışmayacak sözlerin konuşulmasını da doğru bulmadığımı ifade ediyorum" dedi.