X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Diyarbakır'da 1 Mayıs coşkusu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Diyarbakır'da 1 Mayıs coşkusu

  • Giriş Tarihi: 1.5.2014 17:53

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, "1 Mayıs ayrılık değil, kardeşlik bayramıdır. Çatışma değil, emek ve dayanışma bayramıdır. Kutuplaşma değil, bütünleşme bayramıdır" dedi.

Memur-Sen, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle "Emek, Dayanışma, Kardeşlik ve Medeniyet Buluşması" temasıyla Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda etkinlik düzenledi.

Halk oyunları gösterisiyle başlayan kutlamalara Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere birçok ilden vatandaşlar katıldı. Bazı sendikaların temsilcilerinin de yer aldığı programda 1 Mayıs bildirisi Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce okundu.

Konuşmasına katılımcıları Türkçe, Kürtçe ve Arapça selamlayarak başlayan Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, sendikalarının kurulduğu günden bu yana emeğin, ekmeğin, hakkın, özgürlüğün, barışın, milli iradenin ve demokrasinin mücadelesini verdiğini söyledi.

Memur-Sen'in sendikal anlayışının merkezinde insan emeği, insan hakları, insan onuru, kardeşlik hukuku ve dayanışmanın bulunduğunu, bu anlayışla geçen yıl Çanakkale'de bulunduklarını kaydeden Gündoğdu, "1991 yılından 2007'ye kadar hiç Taksim ısrarı olmayanların 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi iştahının kabarmasını bugün çok daha iyi anlıyoruz" diye konuştu.

Gündoğdu, 1 Mayıs'ı kavga nedeni olmaktan çıkarmak, şiddetten arındırmak, asıl amacına uygun bayram olarak kutlamak için Diyarbakır'a geldiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"1 Mayıs üzerinden toplumun iradesine ipotek koymak isteyenlerin aksine biz evrensel hukuk, ebedi kardeşlik için buradayız. Temel hak ve özgürlüklerle insanlık onurunu korumak için buradayız. Her türlü ırkçılıkla mücadele etmek için buradayız. Bir daha işkencelerin olmaması, faili meçhullerin yaşanmaması, kireç kuyularında insanların yakılmaması, kan ve gözyaşının durması için buradayız. Diyarbakır'daki 1 Mayıs kutlamalarımızın ana temalarından birisi medeniyettir. Çünkü biz ortak medeniyetin mirasçılarıyız. O medeniyet ki, samimiyet, adalet, hak ve alınteridir."


"BİN YILLIK DESENDE BİR VE BERABERİZ"

Gündoğdu, geçmişte Şam'ı, Bağdat'ı, Mekke ve Medine'yi, İstanbul'dan, Diyarbakır'dan ve Mardin'den ayıranların, bugün Türk'ü Kürt'ten, Laz'ı Çerkez'den, Alevi'yi Sünni'den ayırmaya çalıştığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizi bölmek istiyorlar ama bilsinler ki başaramayacaklar. İzin vermeyeceğiz. Post modern sömürgecilerin bu kirli emellerine ulaşmalarına asla müsaade etmeyeceğiz. Onların yenilenmiş yöntemlerine, planlarına, tuzaklarına ve komplolarına karşı tek ses, tek yürek, tek bilek olduk. Bundan sonra da hep birlikte var olmaya, diri kalmaya, onurla yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü biz, bin yıllık desende bir ve beraberiz. 15 asırlık kadim medeniyetin ortak mirasçılarıyız. Kimse bu kadim medeniyetin çocuklarını ayıramaz, ayrıştıramaz."

"Kadim medeniyet deseninde bir ve beraber olduğumuzu haykırmak için Diyarbakır'a misafir olduk" ifadesini kullanan Gündoğdu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu toprağın desen desen örgüsünün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu bilmeyenler ya da unutanlar neden Diyarbakır'dasınız diye soruyorlar. Yeniden büyük Türkiye, yeni bir uygarlık talebimizi haykırmak için Diyarbakır'dayız. Görüyorsunuz Diyarbakır meydanında sevinçler bir, acılar bir, gayeler aynı. Yeniden büyük Türkiye, yeni bir uygarlık talebimizi haykırmak için Diyarbakır'dayız. Küresel adalet, ebedi kardeşlik ve kadim medeniyet çağrısı için Diyarbakır'dayız. 1 Mayıs ayrılık değil kardeşlik bayramıdır. Çatışma değil, emek ve dayanışma bayramıdır. Kutuplaşma değil bütünleşme bayramıdır."


"BİZ YARGININ TEORİSİYLE, DİLİYLE, BASIN AÇIKLAMASIYLA KONUŞMASINI İSTEMİYORUZ"

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, "Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümündeki sözler ve içeriğiyle ilgili cümle kurmayacağım ama bu konuşmayla Türkiye'deki muhalefet boşluğu dolmuştur, kuvvetler ayrılığı ilkesi boşluğa düşmüştür, misafir ağırlama adabı ayaklar altına alınmıştır" dedi.

Memur-Sen, "1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü" nedeniyle "Emek, Dayanışma, Kardeşlik ve Medeniyet Buluşması" temasıyla Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda etkinlik düzenledi.

Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, etkinlikte yaptığı konuşmada, Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un Türkiye ile ilgili eleştiriler dile getirdiğini ifade ederek, şunları söyledi:

"Soruyorum ona Hamburg'daki polis şiddetini neden eleştirmedin? Neonazilerin buradan oraya göç eden kardeşlerimizi katletmesini ve faillerini ortaya çıkarmayı neden düşünmüyorsunuz. Türkiye içerisindeki sözde emekçilerin ülkesini yabancılara şikayet etme hastalığını, kendi içindeki sorunları görmeyip, sözde batılı demokratların da Türkiye'yi değersizleştirme hastalığına geçit vermeyeceğiz."

30 yıl boyunca terörün arakasında kimlerin bulunduğunu sorduklarını bildiren Gündoğdu, "Şimdi terör belasından kurtuluyoruz. Türk'ün, Kürt'ün ve Laz'ın kardeşliğini yeniden tesis ediyoruz" ifadesini kullandı.


"VESAYETÇİLERİN DEVRİ SONA ERMİŞTİR"

Gündoğdu, katsayı engelinin, kesintisiz eğitim dayatmasının ve milli güvenlik dersinin kaldırılmasına öncülük yaptıklarını, ayrıca demokrasi, eğitim ve çalışma hayatının değişmesi konusunda önemli katılımlarının olduğunu kaydetti.

"12 milyon 300 bin imzayla başörtüsü sorununun çözümüne katkı sunduk. Başörtüsü sorununu fiilen çözen Memur-Sen'dir. Hukuken çözdüğü için de sayın Başbakana teşekkür ediyoruz" diyen Gündoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğitim, çalışma, siyaset, kadın hakları konusunda önemli çalışmalar yürüttük. En önemlisi Allah'ın emri olan başörtüsü konusunu İslam'a düşmanlık yapmak için darbeler için bu milleti karnını kaşıyan adamlar ilan ederek, milletin iradesini yok eden vesayetçilerin devri sona ermiştir. Çöp sepetindeki yerlerini almıştır. Çözüm sürecinin başarılı olmuş halini görmek isteyenler İstasyon Meydanı'na baksınlar."


"77 MİLYONUN ANAYASASINI HAYATA GEÇİRMEK LAZIM"

Akil insanlar heyetinde yaptıkları gezide vatandaşların yapılan mağduriyetleri kendilerine anlattığını kaydeden Gündoğu, şöyle devam etti:

"Son demokratikleşme paketiyle bütün ötekilerin beriki olması için yüzde 70 yol alındı. Bundan sonra eşit yurtt, devletin vatandaşlarını tanımlama ayıbını terk ederek, şiddeti düşünmeyen her düşünceye eşit yakınlıkta vatandaşını tanıyan demokratik devlete geçmemiz lazım. Bunun için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında birleşen 77 milyonun anayasasını hayata geçirmek lazım."

Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ile ilgili iddiaya değinen Gündoğdu, şunları kaydetti:

"Pensilvanya'daki zat ile buradan meşhur bir gazeteci röportaj yaparken 'Hocam sizin beddua ettiğiniz söyleniyor, ne diyorsunuz' diye sorulmuş, hoca da 'Kim demişse Allah onun belasını versin diye cevaplamış. Ben de diyorum ki; Bakara suresiyle alay etmişse Allah belasını versin. Etmediyse, iftira atılıyorsa, iftira atanların da Allah belasını versin."


"KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİ BOŞLUĞA DÜŞMÜŞTÜR"

Gündoğdu, Anaya Mahkemesi'nin Twitter kararını eleştirerek, " Anayasa Mahkemesi Başkanımızla ilgili ne desem bilmiyorum. Twitter kararı içime sinmedi. Soruyorum sayın başkan Twitter şirketinin sosyol menfaatini gözetmeden önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hakkını korumanız gerekmez miydi?" dedi

Gazete, televizyon veya internette birisi hakaret ettiğinde yargının önüne çıkarılabildiğini ancak Twitter'da yapılması durumunda ise şirketin Türkiye mahkemelerini dikkate almayacağını vurgulayan Gündoğdu, sözlerine şöyle devam etti:

"Dün darbeciler eliyle yargısız infaz vardı. Şimdi ise yargının infazına mı geçtik diye soruyorum. Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümündeki sözler ve içeriğiyle ilgili cümle kurmayacağım ama bu konuşmayla Türkiye'deki muhalefet boşluğu dolmuştur. Kuvvetler ayrılığı ilkesi boşluğa düşmüştür. Misafir ağırlama adabı ayaklar altına alınmıştır. Misafirlerinizi davet edeceksiniz, fakat konuşma hakları yok. Bu uslubla değersizleştireceksiniz. Biz yargının teorisiyle, diliyle, basın açıklamasıyla konuşmasını istemiyoruz, adalet dağıtmasını istiyoruz. Bağımsızlığıyla birlikte tarafsızlığını istiyoruz. Bir konuşmayla bir yerlere gelemeyeceğini görmelerini istiyoruz."

Gündoğdu, Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılananların salıverildiğini anımsatarak, "Salih Mirzabeyoğlu ve Yakup Köse başta olmak üzere 28 Şubat sürecinin kirli adalet dağıtıcılarının mahkum ettiği bu insanlar neden hala içeridedir? Bu soruya cevap istiyorum" dedi.


"BİRLEŞMİŞ YÜREKLERİN MESELESİDİR"

Batı medeniyetinin Gezi olaylarına gösterdiği hassasiyeti 683 kişinin idam kararına göstermediğini vurgulayan Gündoğdu, bu nedenle darbenin görünürdeki hedefinin Müslümanlar olduğunu dile getirdi.

Gündoğdu, şunları kaydetti:

"Bunu çok iyi bilmemiz lazım. İdam kararlarının hedefi bin 212 insanın idam kararı değil, insanlıktır. Onun için bu mesele ümmet meselesidir. İnsanlığın, emperyalizm ve siyonizmle mücadelesi meselesidir. Kafirler istese de, istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Bu mesele Avrupa Birliği, Amerika ve BM'nin meselesi değil, birleşmiş yüreklerin meselesidir. Tarihin vicdanından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar. Rabia demek ülkemizdeki ve dünyadaki bütün darbecilere karşı çıkmak demektir. "

Darbelerin her türüne karşı olduklarını bildiren Gündoğdu, Gezi Parkı olayları ve ardından yaşananların arkasında küresel emperyalizmin olduğunu dile getirdi.

Gündoğdu, konuşmasına şöyle devam etti:

"17 Aralık'ta bütün barutunu atmak için harekete geçtiler. 17 Aralık öncesinde Hakan Fidan olayı vardı. Bildiğimiz bir konu değildi ama bugün baktığımızda, dün 'İrancı' diye suçlanan Hakan Fidan'ın İran'ın dostu katil Esed'e değil, Esed'in düşmanı muhaliflere yardım götüren tırlar durduruluyor. Burada bir oyun var. 17 Aralık'ta gördük ki Taksim'deki bir sanatçının Twetter hesabında olduğu gibi mesele dershane meselesi değilmiş. Ne var gündemde yolsuzluk iddiası var. İktidar da bütün kanallarda bağırıyor yolsuzluk, yasaklar ve yoksulluk ile mücadele ettiğini söylüyorlar. Burada çağrıda bulunuyorum; 3 Y'ye yağcılıkla mücadeleyi ekleyin. Şuanda devletin temeline dinamit koyan bürokratların büyük çoğunluğu size takla atarak iş başına getirdiğiniz insanlardır. Riyakatına ve ehliyetine bakın."


"HER TÜRLÜ VESAYETE KARŞIYIZ"

Bazı kesimlerin herkesi hırsızlık yapmakla suçladığını ifade eden Genel Başkan Gündoğdu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir medeniyet ki 'anne ve babanızın odasına izinsiz girmeyin' diyor. Ancak bu mede yolunda olduğunu söyleyenler tapelerle, dinlemeler ve şantajlarla her türlü kirliliğe giriyorsa bunu kabul etmeyiz. Bu medeniyetlerin yolunda gidenlerin hassasiyet gözetmesi bu iken hoca, cami, cemaat ve hizmet kavramının içinin boşaltılması zorumuza gidiyor. Dün vesayetin her türlüsüne karşıydık. Bugünde paralel, dikey ve yatay devlete de her türlü vesayete de karşıyız. Biz demokratik ve milletin devletini istiyoruz. Referans olanların referansçıların emirlerinin olduğu devleti istemiyoruz. Dün beyaz Türk tanımı vardı. Herkesi değersizleştirmişti. Şimdi ise birileri beyaz Müslümanlığa soyunmuşsa buna da geçit vermeyiz. Üstünlük takva iledir. bundan başka yolu yoktur."


"BU ÇOCUKLARIN TAMAMI BİZİM ÇOCUKLARIMIZDIR"

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, "Devlet 'Berkin Elvan eylem yapıyordu' diyemez. Devlet bütün vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak zorundadır. Yanlış yapanı adalete teslim etmek zorundadır. Berkin'in de can güvenliğinden hükümet, millet ve bu devlet sorumludur" dedi.

Memur-Sen, "1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü" nedeniyle "Emek, Dayanışma, Kardeşlik ve Medeniyet Buluşması" temasıyla Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda etkinlik düzenledi.

Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, etkinlikte yaptığı konuşmada, Gezi Parkı odaklı olaylarda yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 11 Mart'ta hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin şunları söyledi:

"Devlet 'Berkin Elvan eylem yapıyordu' diyemez. Devlet bütün vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak zorundadır. Yanlış yapanı adalete teslim etmek zorundadır. Berkin'in de can güvenliğinden hükümet, millet ve bu devlet sorumludur. Ancak Berkin'in alevi kardeşlerimizden olması dolayısıyla Berkin'in cenazesinde öldürülen Burak için 'öldü' deniyor. Berkin ise 'öldürüldü' deniyor. Arkadaşlar aynı gemideyiz. Bu çocukların tamamı bizim çocuklarımızdır. Çocuklarımızın öldürülmemesi için hepimizin sorumlu davranma mecburiyeti var."

Gündoğdu, Pınar Kür, Leman Sam ve Sami Selçuk'un son günlerde basında yer alan demeçlerini de eleştirerek, "Pınar Kür diye birisi çıkmış 'kirini' yansıtıyor. Leman Sam diye birisi Avrupa ve Amerika'ya giderken İngilizler, Almanlar para kazansın diye gitmiyor ama Araplar para kazanmasın diye hacca ve umreye gitmiyormuş. Sami Selçuk diye birisinin fabrika ayarları bozulmuş, demokratlıktan istifa etmiş" diye konuştu.


1 MAYIS BİLDİRİSİ 4 DİLDE OKUNDU

Memur-Sen, "Emek, Dayanışma, Kardeşlik ve Medeniyet Buluşması" temasıyla Diyarbakır'da gerçekleştirdiği etkinlikte 1 Mayıs'ı coşkuyla kutladı.

Memur-Sen, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda düzenlediği programda binlerce kişinin katılımıyla bayram havasında geçirdi. Program nedeniyle Diyarbakır Valiliği kararıyla Yenişehir ilçesindeki çok sayıda cadde ve sokak sabah 06.00'ten itibaren trafiğe kapatılırken, alana Memur-Sen flaması ile Türk Bayrağı asıldı.

Kutlamaya Diyarbakır'ın yanı sıra Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden çok sayıda kişi katılırken, bazı kişilerin çocuklarıyla geldiği gözlendi. Çevrede yoğun önlem alan polis ekipleri, gelenlerin üst aramasından geçirdikten sonra meydana girişine izin verdi. Görevliler tarafından vatandaşlara su ve kumanyanın yanı sıra güneşten korunmaları için şapka dağıtıldı.

Programa çok sayıda sendika temsilcisinin yanı sıra Diyarbakır'daki bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri de katılarak destek verdi.


ÇÖZÜM SÜRECİNİN ÖNEMİ VURGULANDI

Etkinlikte, Türkçe, Kürtçe ve Arapça şarkılar seslendirilirken katılımcılar bol bol halay çekti. Sıcaktan bunalanlar çareyi ağaç gölgelerine sığınmakta buldu. İş güvenliği, kadro ve döner sermayeye ilişkin talepleri içeren dövizler taşıyanların yanı sıra çözüm süreciyle barış ve kardeşliğin önemine vurgu yapan çok sayıda pankart açıldı.


3 DİLDE SELAMLAMA BÜYÜK ALKIŞ ALDI

Kutlamalar süresince Rabia işareti yapıp Mısır'da darbe karşıtlarına verilen idam cezalarına tepki gösteren vatandaşlar sık sık "İhvan üzülme ümmet seninle" sloganı attı.

Alana 1 Mayıs kutlamasına ilişkin üzerinde Türkçe ve Kürtçe yazılı pankart asılırken, halk oyunu gösterilerinin ardından Grup Yürüyüş de 3 dilde şarkılar seslendirdi.

Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş'in konuşmasının ardından konuşmasına Türkçe, Kürtçe ve Arapça selamlamayla başlayan Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, vatandaşlardan büyük alkış aldı.

Gündoğdu, konuşmasının sonunda platformdaki sendika temsilcileriyle Rabia işareti yaparak, Mısır'da darbe karşıtlarına verilen idam cezalarını kınadı.


BİLDİRİ 4 DİLDE OKUNDU

Gündoğdu'nun konuşması öncesi Memur-Sen'in Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce olarak yayımladığı, medeniyet, dayanışma, emek ve kardeşlik vurgusu yapılan bildiri 4 dilde okundu.

Temel hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, katılımcı demokrasiyi ve insan onurunu esas alan, emeği değerli kılan, hiç kimseyi ötekileştirmeyen demokratik sosyal hukuk devletinin önemsenildiği bildiride, şöyle denildi:

"Birlik ve beraberliğimizi, farklılıklarımızı ortak zenginliğimiz kabul ederek özgür birey ve eşit vatandaşlık temelinde daha da kuvvetlendireceğiz. Suriye'de, Mısır'da, Arakan'da, Filistin'de, Gazze'de, Doğu Türkistan'da, Orta Afrika'da yaşanan zulümler bitene, zalim yönetimler devrilinceye kadar mazlumlar için direniş, insanlık için diriliş mücadelemizi sürdüreceğiz. Saygın iş, örgütlenme hakkı ve kıdem tazminatı konusundaki talepler karşılanarak modern kölelik olan taşeron işçiliğine son verilmesini talep ediyoruz. İş güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma uygulamalarının çalışma hayatını kuşatmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyor, herkesi saygın iş, ilke ve uygulamalarını hakim kılmak noktasında kararlı olmaya davet ediyoruz. Sendikal mücadelemizi; emeğin, alın terinin, ekmeğin daha değerli olduğu Türkiye vizyonuyla yürütüyoruz.

Bildiride ayrıca "Ekmeğin hakça bölüşülmesini, emeğin hakkının verilmesini, kamu görevlilerine yönelik yasakların sona ermesini sendikal misyonumuz olarak görüyoruz. Özgürlükçü, katılımcı, sivil, demokratik, insan onuruna dayanan ve demokratik sosyal hukuk devletini var edecek yeni Anayasa'nın milletimizin vazgeçilmez talebi olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz" değerlendirmesinde bulunuldu.