X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 1915 açıklaması bir manifestodur
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

1915 açıklaması bir manifestodur

  • Giriş Tarihi: 2.5.2014

Belki de AK Parti bu yüzden seçimleri kazanıyor, belki de Recep Tayyip Erdoğan bundan dolayı lider olabiliyor. Herkesi şaşırtabiliyor. 1915 olayları ile ilgili açıklaması bunlardan sadece biri. Daha önce Dersim özrü, Kürt sorununun çözümü için barış sürecinin kararlılıkla başlatılması gibi hamlelerle Başbakan, bazı kişileri cesur çıkışları ile şaşırtabiliyor.

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasin AKTAY ile Başbakanlığın 1915 olayları ile ilgili taziye mesajını konuştuk..

23 Nisan'da Başbakanlık'tan 1915'e yönelik bir açıklama yapıldı. Böyle bir açıklamayı birçok kişi beklemediğini söyledi. Siz bu mesajı nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklenen bir açıklama mıydı, yoksa sürecin devamı mıydı?

Birileri, tabii ki beklemiyordu ama -hareket olarak Türkiye'nin resmi bir adımıdır. Neticede Başbakan'ın ağzından böyle bir şeyin ifade edilmesi resmidir ve ilk oluyor. Ama Başbakanlık açıklaması olarak böyle bir şeyin ifade edilmesi, bir yaklaşımın resmiyet kazanması anlamına geliyor ve bu ilk kez oluyor. Ama, aslında, Başbakan'ın bu konuları bu şekilde ifade etmesi ilk değil. Hem Sayın Başbakan hem AK Parti içerisinden bir çok insanın görüşleri genelde bu istikametteydi zaten. Yani orada söylenen şeylerin, dikkat ederseniz, daha önce söylenenlerden çok ciddi anlamda bir farklılığı yoktur. İlk defa resmi bir metne, dokümana bağlanmış oldu. Referans oluşturabilecek nitelikte bir tür manifestoya da bağlanmış oldu aslında. Tarih ve siyaset ilişkisine dair orada bir tür manifesto da bulabilirsiniz aslında. Bugünün problemlerini, çatışmalarını tarihin ışığında görmek… Bugünün farklı insanları arasında yaşanan hadiselerin ne kadarının tarihten geliyor olduğuna, ne kadarının bugünden üretilip tarihe yansıtılıyor olduğuna dair çok önemli bir referans metin ortaya koymuş oldu.

Soykırım kelimesi kullanılmadı…

Bütün kelimeleri, bütün cümleleri dikkatli bir şekilde seçilmiş ve ifade edilmiş çok güzel bir metin ortaya çıkmıştır. Bu metin, dikkat ederseniz, soykırım olayını kesinlikle kabul ediyor değil. Belki birilerinin beklentilerini tam da bundan dolayı karşılamamış oldu, çünkü nasıl olsa soykırım ifade edilmemiş olduğuna göre… Şimdiye kadar gelen başbakanlar veya resmi söylemler, sanki mezkur tarihte hiç Ermeni ölmemiş gibi, sanki Ermenilerin başına hiçbir şey gelmemiş gibi davranmış veya o Ermenilere ne olmuşsa sanki müstahaklarını bulmuşlar gibi bir yaklaşım içinde olmuşlar.

Geçmiş ile hakkaniyetli bir yüzleşme oluyor mu?

Bu metin, dediğim gibi, tarihin tabiatına dair ve siyasi kine, kan davasına dair kendi felsefesini ifade etmiş bir metindir. Çok daha önemlisi bu metinde Ermenilerin yaşadığı acıların, bütün bir Osmanlı coğrafyasında yaşanan toplam acıların bir parçası olarak görülmesi ve olayın tarihsel bir olay olarak mutlaka başka veçhelerinin olduğunun da hatırlatılmasıdır... 1915'te evet Ermeniler hayatlarını kaybetmişlerdir, bunların büyük bir kısmı haksız yere ölmüş veya, öldürülmüştür. Ama kuşkusuz o olayın farklı bakış açıları da vardır. Bir bakış açısı, Osmanlı Devleti Ermenileri yok etmeye çalıştı" tezini işliyor ve bu tezle bugüne bazı duygular, bugünün insanının önüne bazı hesaplar koymaya çalışıyor. Bu belki de olaydan kin nefret üretmeye çalışan başka tarafın bakış açısıdır.

1915 OLAYLARI OSMANLI İÇİN DE FELAKETTİ

Osmanlı farklı milletlerden oluşuyordu…

O günlerde Osmanlı Devleti bir tedbir aldı fakat bu tedbire rağmen ya ihmaller yüzünden veya kastı aşan bir takım davranışlar yüzünden çok gayri insani istenmeyen sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu istenmeyen sonuçların, gerçekten Ermeniler için bir felaket olduğu kuşkusuzdur. Ancak olayın felaket boyutu sadece Ermeniler için değil, Osmanlı için de aynı ölçüde geçerlidir. Neticede Ermeniler de Osmanlı'nın asli bir unsuruydu. Ermenilerin Osmanlı'nın bünyesinden çıkması Osmanlı için gerçek anlamda bir felakettir. Çünkü Osmanlı nesiyle güçlüdür? Osmanlıyı Osmanlı yapan 72 milletten anasırı bir arada barındırabiliyor olmasıdır. Her bir unsurla farklı bir güç kazanıyor olmasıyla Osmanlı'dır. Bir asli unsur olarak Ermeniler Osmanlı'yı güçlü kılan yanlarından biridir.
#Sayfa#

TEHCİR OSMANLI TOPRAKLARINA YAPILMIŞTIR

Bu arada o dönemde Ermenilerin tenkil edildiği yerin de nihayetinde Osmanlı dışında olmadığını hatırlamakta fayda var. Yani bu tenkilin, Ermenilerin Osmanlı'dan tamamen dışlanmasını hedeflemediğini gösterir. Suriye, Şam, Halep taraflarına veya Lübnan taraflarına nakledilmişlerdir. Buralar o zamanlar Osmanlı'nın vilayetleridir zaten. Yani Ermeni'yi tamamen yok etmek, Ermeni'yi bu ülkenin dışına sürmek gibi bir amaçları yoktu. O gün için alınması değerlendirilmiş bir tedbir vardı. Olayların bağlamına bakıldığında nedenleri azımsanacak bir tedbir değil ya da göz ardı edilecek bir olay değildir.

Osmanlı içinde bir savaş hali mi vardı?

O gün Osmanlı toplumu içinde bir savaş vardı. Bu savaş içerisinde bugün sadece resmen tespit edilen 17 bin örgütçü Ermeni savaşçısı vardı. 17 bin Ermeni savaşçının üretildiği böyle bir ortamda bir iç savaşın oluşması, oluşan iç savaşın çok vahim boyutlara ulaşması ihtimali çok çok yüksekti. Bu da çok daha büyük bir felakete yol açar kaygısıyla o günkü şartlarda başvurulabilen en kolay tedbir bu halkları birbirinden ayırmak şeklinde olmuştur. Eğer ayrılmasaydı muhtemelen çok daha büyük savaşlar, katliamlar olunabilirdi denilebilir. Bu tedbir alınmıştır, onun değerlendirmesini, bugünün şartlarında, iyi mi olmuş kötü mü olmuş değerlendirmesini, soykırım yaftası altında yapmak büyük bir haksızlıktır ve bizi hiç bir sağlıklı sonuca götürmez.

TARİH İLMİNE SAYGISIZLIK

Kaldı ki yine bugün tarihsel tartışmaların tabiatını aşarak bir mahkeme kararı havasında bu kesinlikle soykırımdır" diye nitelenmesi tarihsel tartışmayı tüketmek anlamına geliyor ki, bu da tarih ilmine karşı bir saygısızlıktır. Neticede olanlar kimseyi mutlu etmiş olaylar değildir. Bugün en azından bunu artık herkes çok rahat söyleyebilmelidir.

Siz AK Parti'nin dış ilişkilerinden sorumlusunuz, bu açıklamadan sonra öncelikle dünya kamuoyundan, Amerika'dan, Avrupa'dan ve değişik bölgelerdeki Ermenilerden açıklamalar geldi. Bu açıklama sürpriz miydi?

BAŞBAKAN TERS KÖŞEYE YATIRIYOR

Tabii böyle bir şey Türkiye'den beklenmiyordu. Özellikle birilerinin son zamanlarda Türkiye hakkında oluşturmaya çalıştığı bir algı var. Bu algıdan bakınca Türikye manzarası çok şaşırtıyor. Sayın Başbakan'ın son zamanlarda sıkça kullandığı bir tabir var. "Ters köşeye yatırıyor" insanları. Birçok konuda yapıyor bunu. Aslında başından beri baktığınız zaman Sayın Başbakan'ın siyaset tarzının önemli bir özelliğidir bu. İnsanların beklemedikleri bir anda şaşkınlıklara yol açacak şekilde bir hamle yapıyor.

SİYASET EZBER BOZMA SANATIDIR

Aslında insanların bunu beklemiyor olması siyasete çok alışkın olmamasından kaynaklanıyor. Oysa siyaset biraz ezber bozabilme sanatıdır aynı zamanda. Mevcut ezberler bizi bir tıkanma noktasına getirmişse eğer, ezberleri bozmada fayda vardır. İnsana yakışan da budur. Hep aynı ezberlerle giden insanlar, hele hele düğüm haline gelmiş müzmin bir sorun alanı varsa ve ilişkilerin normal yürümesini engelleyen bir sorun alanı varsa onu kaldırabilmek için mutat alışkanlıkların, davranışların biraz dışına çıkmalı. Bunu yapabilen başarır, bunu yapabilen bir adım öne geçmiş olur.
#Sayfa#

Soykırımın sadece Yahudilere yapıldığı kanısı vardı.

BALKANLARDAN SÖKÜLEN MÜSLÜMANLAR

Soykırım işi, soykırıma maruz kalmış olma vasfı bir sermaye gibi değerlendiriliyor. Bu da ayrıca irdelenmesi gereken bir konu. İsrailli Yahudilerin bu sermaye üzerinde bir tekel oluşturma istidadı var. Bunun Kitabı mukaddes kökenleri de olduğunu söylemek mümkün. Kurban edilen kişinin kim olduğuna dair bir tartışmaya da girmiştir Yahudiler... Kurban edilen kişi İsmail miydi İshak mıydı? Hayır İshak'tı. Yani bundan bir imtiyaz elde edilmeye çalışılıyor. Biz Müslümanlar mesela kurban edilenin kim olduğuna dair, böyle bir şeyin davasını bile gütmedik. İshak veya İsmail, ikisi de bizim peygamberimiz. Kırım'dan, Kafkaslardan, Balkanlardan yüzbinlerce, milyonlarca Müslüman Türk soykırıma tabi tutularak katledilmiş, biz onu da unutmuşuz. Hiç kimsenin gündeme getirdiğini göremezsiniz.

100. yıla bir yıl kala bu açıklama yapıldı. Önümüzdeki yıl için bütün dünyada Ermenilerle ilgili olarak Türkiye'ye baskı unsuru oluşturacaklardı.

MISIR'DA 3 BİN KİŞİ KATLEDİLDİ SESSİZ KALDILAR

Diaspora yanlıları yollarına devam edeceklerdir. Gerçekten bir dönem parlamentolar hatırlarsanız arka arkaya kararlar aldı: "Soykırım olmuştur, soykırımın olduğunu inkâr edenleri de cezalandıralım" diyerek. Fransa ve diğer ülke parlamentolarında arka arkaya geçti bu kararlar… O zaman şöyle bir yazı yazmıştım. "1915'e dair yeni deliller mi bulundu acaba da haberimiz yok? Hayır, yeni deliller yok. Peki, ne oldu da bugün o dönem bu kadar canlı bir biçimde hatırlanıyor veya hatırlatılıyor. Ortada bulunmuş yeni deliller olsa, bir döneme ışık tutmak üzere konu gündeme gelebilir. Bu davada yeni bir ilerleme kaydedilmiş değil. Bir anda sadece Türkiye'ye dönük böyle bir hadise." Oysa bir gün içerisinde Rabia'tül Adeviyye Meydanı'nda 3 bin insan katledildi. 3 bin insandan bahsediyoruz ve Türkiye'ye 100 yıl önce yaşanmış hadiselerin hesabını açan, onun defterlerini müsrif tüccarlar gibi tekrar karıştıran insanlardan... Bir duyarlılık adına bunu yapıyorsa, bu da bir acı, üstelik bir gün içinde 3 bin kişi gözümüzün önünde katledilmiş. Hiç delil aramanıza gerek yok, tarihe gitmenize gerek yok. Gözümüzün önünde cereyan ediyor her şey. Hadi buna tepki gösterin, yok.

ERMENİLERİN ACILARI ACIMIZDIR

Yani burada bir samimiyet beklemek mümkün değil. Dolayısıyla birilerini Türkiye'nin bu tutumu tatmin eder mi, etmez mi, etmeyebilir. Umurumuzda değil açıkçası. Bizim davamız, evet o şekilde, haksız biçimde ölmüş olan insanların acıları, acılarımızdır.

TORUNLARINA TC PASAPORTU VERİLEBİLİR

Buradan göçen eden insanların torunlarına nüfus cüzdanı verilmesi söz konusu olabilir mi?

O konu biraz daha hukuki sonuçları veya boyutları olan bir konudur. Ne tür neticeler getirir, doğrusu bu konuda teknik bir takım mevzuları var. Gündeme gelir tabii ki böyle şeyler. Zaten hep gündemde var. Ama Türkiye'nin bu anlamda alınmış tutumu ve atılmış bir adımı yok.

Peki, Türkiye'de yaşayan Ermeni cemaatinden çok büyük destekler çıktı. Sevgi, saygılarını bildirmek üzere ilanlar verdiler. Bunları nasıl değerlendirdiniz?

OSMANLI'DAKİ ERMENİLER BUGÜN BİZİ GÜÇLÜ KILARDI

Bence Türkiye'de yaşayan Ermenilerin önemli bir kısmı Başbakan'ın bu açıklamasından çok mutlu oldu. Bütün samimiyetimle söylüyorum, Ermeniler, Osmanlı'da Osmanlı'yı güçlü kılan en önemli unsurlardan biriydi. Yani Ermeniler, Osmanlı'da kalmış olsaydılar, Türkiye bugünkünden çok daha güçlü bir ülke olurdu.

Başkanlıktan bu açıklamanın yapıldığı metni Hrant Dink de görebilseydi nasıl bir tepki verirdi sizce?

Çok mutlu olacağına ben eminim. Onun çizgisinde olanların bugün verdikleri tepkiler zaten bunu yeterince anlatıyor.