X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Yargı ve polisteki cunta hesap versin'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Yargı ve polisteki cunta hesap versin'

  • Giriş Tarihi: 9.5.2014

14 yıllık Tevhit-Selam Örgütü davasının avukatı Cüneyt Toraman: Bu dosyayla binlerce kişiyi dinlediler. 17 Aralık ve TIR operasyonuyla yargı ve emniyet içindeki cunta ortaya çıkmıştır

On dört yıl önce açılan Tevhit-Selam Örgütü davası geçen yıl sonuçlandı. Sayısız faili meçhul suikast suçlamasıyla açılan bu davanın sanıkları, bütün suçlamalardan aklanmasına rağmen 8 kişi "yasadışı silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak" suçundan çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. 17 Aralık operasyonundan sonra yapılan araştırmada 2011'de bu davanın başka bir dosya üzerinden yeniden açıldığı, bu dosya üzerinden farklı isimlerle dinleme izni alınarak içlerinde bakanlar, milletvekilleri, hakimler, emniyet müdürleri ve gazetecilerin bulunduğu binlerce kişinin yasadışı olarak dinlendiği ortaya çıktı. Tevhit-Selam örgütü davası sanıklarının avukatı Cüneyt Toraman, binlerce insanı yasadışı dinleten savcılar ve emniyet yetkilileri hakkında "iktidara darbe girişimi" gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. 2000 yılından beri Tevhit-Selam Örgütü davasını takip eden Avukat Toroman "Adana'daki TIR operasyonu ile binlerce kişinin dinlendiği Tevhit-Selam örgütü davası aynı mantığın ürünü. 17 Aralık darbesi başarıya ulaşsaydı bu dosyada adı geçen yüzlerce kişi gözaltına alınacaktı. Ortada anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç var. Seçilmiş iktidarın hedef alınması, anayasal düzeni yıkmak, iftira, kumpas gibi birçok suçu işlemişler. Yargı ve emniyet içinde bir cunta var. Bu cuntanın mutlaka hesap vermesi gerekiyor" dedi. SABAH'a konuşan Toroman, Tevhit-Selam Örgütü davasıyla ilgili son gelişmelerin arka planını anlattı. İşte Toroman'ın açıklamalarından satır başları:

ÜZERLERİNDEN ÇAKI BİLE ÇIKMADI:
Dava 2000'de açıldı. Müvekkillerim Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy cinayetleri dahil 18 bombalı saldırı ve suikast girişiminden yargılandılar. Müvekkillerim bütün suçlamalardan aklanınca yasadışı silahlı örgüt suçlamasıyla mahkûm edildiler. Oysa müvekkillerimizin evinde, işyerinde ve üzerlerinde çakı bile çıkmamıştı. Toprağın altından çıkardıkları, daha sonra Susurluk davasındaki silahlarla aynı olan bazı silahlar üzerlerine yıkılarak silahlı terör örgütü kapsamına sokuldu.

ÖRGÜTÜ PARAVAN OLARAK KULLANDILAR:
17 Aralık'ı hazırlayan grup, Tevhit-Selam Örgütü'nü paravan olarak kullandı. Uluslararası bir terör örgütü davasından dinleme izni almak kolaydı. Rahatlıkla dinleme izni alarak binlerce insanı dinlediler. 2011'de bu soruşturmayı başlatanlarla 17 Aralık operasyonunu yapanlar aynı gruptur. ABD'ye hoş görünme operasyonudur bu. ABD'ye "Biz emniyet ve yargının içinde bir yapıyız, bakın sizin menfaatiniz için çalışıyoruz" mesajı veriyorlar.

TIR OPERASYONUYLA AYNI:
Adana'daki TIR operasyonu ile İstanbul'daki Tevhit-Selam soruşturması aynı mantığın ürünü. Bu soruşturmanın açılmasına hangi savcılar vesile olduysa, bu savcılar hangi emniyet yetkililerini yönlendirdiyse, bu yasadışı dinlemelerin altına bilinçli olarak hangi mahkemeler imza attıysa mutlaka yargı karşısına çıkarılması gerekir. Bu görev suçu değildir. Doğrudan darbe suçu işlenmiştir. Ortada anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç var. Seçilmiş iktidarın hedef alınması, anayasal düzeni yıkmak, iftira, kumpas gibi birçok suçu işlemişler. Yargı ve emniyet içinde bir cunta var. Bu cuntanın mutlaka hesap vermesi gerekiyor. Ergenekon sanıkları nerede yargılandıysa bu komploya imza atan savcılar, hakimler, polisler ağır ceza mahkemesinde anayasal düzene karşı işlenen suçlar kapsamında yargılanmalıdır.

MASUM İNSANLARA SUÇ İSNADI
3 yıl boyunca Tevhit-Selam Örgütü sanıklarının hiçbirinin ifadesine başvurulmadı. Amaç örgüt ortaya çıkarmak değil, dinlemeler yapılarak masum insanlara suç isnat etmekti. 17 Aralık darbesi başarılı olsaydı, bu dosyada adı geçen yüzlerce kişi gözaltına alınacaktı. Dinleme kayıtları ekleme çıkarma yapılarak herkes arasında örgütsel bir bağlantı kurulacaktı. Emniyet, yargı içindeki bir grup Türkiye Cumhuriyeti'ni halkın seçtiği Başbakan'dan korumaya çalışıyor. Siyasi iktidara müdahale etmek bürokrasinin, polisin, yargının görevi midir?

7 BİN KİŞİYİ DİNLEDİLER
2000 yılında işkence altında alınan emniyet ifadeleri kullanılmış. Bu ifadeleri kopyalayıp yeni soruşturmaya delil olarak sunmuşlar. 17 Aralık operasyonu tersine dönmeseydi belki yıllarca dinlemeye devam edeceklerdi. Kimlerin hakkında bir şantaj oluşturmak istiyorlarsa bu dosya üzerinden dinleyeceklerdi. Ben 7 binin çok üzerinde kişinin dinlendiğini düşünüyorum.