X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER AB'ye vizesiz geçişin önü açılıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

AB'ye vizesiz geçişin önü açılıyor

  • Giriş Tarihi: 28.6.2014 12:03 Güncelleme Tarihi: 28.6.2014 13:13

Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği arasında izinsiz ikamet eden kişilerin geri kabulüne ilişkin anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair Kanun Resmi Gazete'de yayımlandı.

Anlaşma üç yıl sonra Türk vatandaşlarına, Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz girişin önünü açacak. Ayrıca anlaşmaya göre bugün yasadışı yollar ile Türkiye üzerinden Avrupa Birliği ülkelerine girmek isteyen kaçaklar üç yıl sonra Türkiye'ye iade edilebilecek.

Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği arasında izinsiz ikamet eden kişilerin geri kabulüne İlişkin anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair Kanun Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, anlaşma üç yıl sonra uygulanmaya başlanacak. Türkiye bir üye devletin başvurusu üzerine, talep eden üye devletin ülkesine girme, ülkesinde bulunma veya ikamet etmeye ilişkin yürürlükte olan koşulları sağlamayan veya artık sağlamayan tüm üçüncü ülke vatandaşlarını veya vatansız kişileri, söz konusu üye devlet tarafından bu anlaşmada öngörülen işlemler dışında başka herhangi bir işlemin yerine getirilmesine gerek kalmaksızın geri kabul edecek.

Geri Kabul anlaşması Türk vatandaşlarına Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz girişin önünü açacak. "Geri Kabul Anlaşmasının" karşılıklı olarak iki tarafı memnun etmesi durumunda Türkiye'nin AB ülkelerine vizesiz girişini sağlayan anlaşma da kabul edilecek. AB'ye vizesiz giriş herkes için geçerli olmayacak. Vizesiz giriş anlaşmasından öğrenciler, öğretmenler, akademisyenler, iş adamları, siyasetçiler, sporculara öncelikli olarak faydalanacak.

Konuya ANKA'ya değerlendiren Türkiye İltica ve Göç Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Metin Çorabatır, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakere eden bir ülke olduğunu anımsattı ve "Geri Kabul Anlaşması"nın" Türkiye'ye özel bir anlaşma olmadığını söyledi.

"Geri Kabul Anlaşması'nın Avrupa Birliğinin daha önce aday ülke olan şimdi tam üyelik statüsünü kazanan ülkelerle yaptığı anlaşma olduğunu belirten Çorabatır, "AB açısında en önemli konu Türkiye'ye gelen 3'üncü dünya vatandaşlarının Türkiye'den kaçak olarak Avrupa Birliği topraklarına girmeleri. AB çok sayıda mülteci alıyor ve çok sayıda ekonomik göçmen alıyor. Bunun için bu durum Avrupa Birliği ülkeleri topraklarında baskı ve sorunlar yaratıyor. Bu gelişleri, bu göçü birliğe üye ülkelerin sınırlarında durdurma çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor" dedi.

"ULUSLARARASI KORUMA SİSTEMİNİN DAHA GÜÇLÜ OLMASI ARZU EDİLİYOR"

Anlaşmaya ilişkin kaygıların olduğunu da savunan Çorabatır açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Birleşmiş Milletler Mülteci haklarını savunan insanlar Avrupa'ya Türkiye üzerinden giden insanların orda sığınma başvurularının dikkate alınmadan Türkiye'ye gönderilmesi ve Türkiye'nin otomatikman riskli oldukları gerekçesi ile geldikleri ülkeye geri göndermesinden endişe ediliyor. Türkiye'deki Uluslararası koruma sisteminin daha güçlü olması arzu ediliyor. Bu konuda adımlar atılıyor. Şuanda Türkiye'de tam bir çökmüş sığınma sistemi var. Suriyelilerin gelmesi hiç hesap edilmeyen bir hadiseydi. Onlarla baş edilemiyor. Bir hukuki mevzuat yok."

"COĞRAFİ ÇEKİNCENİN AŞILMASI LAZIM"


"Birçokları diyor ki Avrupa'ya yasadışı yollarla giden herkes otomatik Türkiye'ye yollanacak. Böyle bir şey söz konusu değil. Sığınma talebi olanlar ayrılacak. Bir kısmı orada sığınma sistemine girecek. Mülteci olanlar geri gönderilmeyecek. Türkiye'de Suriyeliler ve diğer gruplar ile 1 milyonun üzerinde mülteci söz konusu. Bunların entegrasyon sorunu var. Bu insanları Birleşmiş Milletler artık üçüncü ülkelere gönderemiyor. Bu insanların birlikte bizlerle yaşaması Türkiye'deki iltica sorunun en önemli meselesi. Coğrafi çekinceleri sürdürdüğümüz için pratikte yerel entegrasyon diye bir şey yok. Bir an evvel entegrasyona yönelik adımlar atılmalı. Coğrafi çekincenin aşılması lazım. Coğrafi kısıtlamayı devam ettirsek o insanlar da mağdur oluyor."

"TÜRKİYE'NİN GERİ KABUL ANLAŞMASI İMZALAMAYACAĞIM DEMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL"


"BM mülteci hakları savunucuları için sorun, böyle zincirleme geri iadelerin olması. Bunun önleyecek olay Türkiye'de daha güçlü bir sığınma sisteminin kurulmasıdır. Türkiye Hükümeti açısından, Türkiye AB'nin istemediği insanları Türkiye'ye yolladığı bir mekanizma olarak görülüyor. Avrupa Birliğini bu anlaşmaya zorlayan sınırlarını kontrol etmiyor olması. Gelenleri serbest geçiştiriyor diye bir itham var. Neticede bir anlaşma sağlandı. Karşılıklı iş birliği uluslararası standartta hak eden mültecinin hakkını da koruyacak bir anlaşmaya ihtiyaç var. Bunun uygulanması, karşılıklı iyi niyet, bilgi paylaşımı, eğitim, sınırların kontrolü gibi sadece güvenlik kaygısı değil, insan hakları ve insani kaygıların ön plana çıkarıldığı bir şekilde yoğun bir iş birliği ile çözülmesi lazım. O yapılırsa bu anlaşma kaçınılmaz olan bir anlaşma. Türkiye'nin geri kabul anlaşması imzalamayacağım demesi söz konusu değildi. Bu hükümetler ötesi bir şey ve AB Türkiye ilişkilerinin en önemli unsuru. Önemli olan 4'üncü fasıl dediğimiz, adalet, içişleri, güvenlik içinde sığınma konusunun bir an evvel Türkiye tarafından AB standartlarında gerçekleştirilmesi lazım."