X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bilal Erdoğan'ın avukatından açıklama
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bilal Erdoğan'ın avukatından açıklama

  • Giriş Tarihi: 9.8.2014 01:54 Güncelleme Tarihi: 9.8.2014 11:02

Bilal Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel,"Müvekkilimin gerek eğitim hayatı gerek iş hayatı gerekse sivil toplum örgütlerindeki faaliyetleri kamuoyunun gözü önünde ve son derece şeffaf şekilde yapılmıştır" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel, müvekkilinin gerek eğitim hayatı gerek iş hayatı gerekse sivil toplum örgütlerindeki faaliyetlerinin kamuoyunun gözü önünde ve son derece şeffaf şekilde gerçekleştiğini belirterek, "Özellikle, Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) bünyesindeki çalışmalar, vakıfların tabi olduğu ilgili yasalar ve mevzuat çerçevesinde, son derece açık, şeffaf şekilde yapılmıştır" ifadelerini kullandı.

Özel, yaptığı yazılı açıklamada, CHP Genel Sekreteri tarafından 4 Ağustos'ta düzenlenen basın toplantısında, müvekkiline ait olduğu iddia edilen bir ses kaydının dinlettirildiğini hatırlattı.

Hukuka aykırı bir şekilde kaydedilen ses kaydının yine hukuka aykırı bir şekilde CHP Genel Merkezi'nde kamuoyu ile paylaşıldığını belirten Özel, "Bu ses kaydı üzerinden, gerek CHP Genel Sekreteri gerekse CHP Genel Başkanı, yaklaşan seçimler öncesinde müvekkilim hakkında karalama kampanyası başlatarak, siyasi çıkar elde etme gayreti ile hakaret içeren, TCK'nın ilgili maddeleri gereğince suç teşkil eden nitelemelerde bulunmuşlardır" ifadelerini aktardı.

Özel, müvekkili Bilal Erdoğan'ın, 1999'da Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden mezun olduğunu, lisans eğitimini de ABD'deki İndiana Üniversitesi'nde siyaset bilimi ve iktisat alanlarında tamamladığını, 2002-2004 arasında Harvard Üniversitesi Kennedy Scholl of Government Okulu'nda kamu yönetimi mastırı yaptığını anlattı.

Bilal Erdoğan'ın şu anda da Johns Hopkins Üniversitesi'nde Avrupa Çalışmaları alanında İtalya ve Türkiye'nin ekonomik büyüme modellerini ele aldığı doktora tezi çalışmalarının devam ettiğini belirten Özel, müvekkilinin çeşitli zamanlarda Johns Hopkins Üniversitesi ile Woodrow Wilson Merkezi'nde asistan, Dünya Bankası'nda ise uzman olarak görev yaptığını kaydetti.

Özel, müvekkilinin, TÜRGEV, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı, Okmeydanı Spor Eğitim Vakfı gibi vakıflarda Mütevelli Heyeti üyesi, İlim Yayma Vakfı'nın da Kurucular Kurulu Üyesi olduğunu bildirdi.

"Vakfımıza yönelik tüm yalan ve iftiralar bu süreçte belgeleriyle çürütülmüştür"

Bilal Erdoğan'ın Harvard Üniversitesi Kennedy Scholl of Government Okulu'nda kamu yönetimi mastırını yaparken eğitim politikaları alanında yoğunlaştığını ve öğrencilerin değil, okulların rekabet etmesi esasına dayalı bir eğitim sisteminin Türkiye'de uygulanması üzerine tez hazırladığını aktaran Özel, açıklamasına şöyle devam etti:

"Mastır sonrası Dünya Bankası'nda uzman olarak çalışan Erdoğan, orada da eğitim eğitim politikaları üzerinde araştırmalar yapmış ve özellikle mesleki eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki uyumun sağlanması konusunda yoğunlaşmıştır. Bunun yanında müvekkilim, çeşitli ülkelerin milli eğitim bütçelerinin efektif yapılandırılması konusunda danışmanlık yapmıştır. Bilal Erdoğan, 3 sene önce Türkiye'de eğitimde pedagojik yaklaşımlara dikkat çekilmesi amacıyla TÜRGEV bünyesinde Montessori metoduyla eğitim veren bir anaokulu ve bu alanda ülkemizdeki ilk ilkokulun kurulmasına öncülük etmiştir. Müvekkilim halen zamanının büyük çoğunluğunu çeşitli sivil toplum kuruluşlarında eğitim alanında faaliyetlere katkıda bulunarak geçirmektedir. Müvekkilim Bilal Erdoğan'ın gerek eğitim hayatı gerek iş hayatı gerekse sivil toplum örgütlerindeki faaliyetleri, kamuoyunun gözü önünde ve son derece şeffaf şekilde gerçekleşmiştir. Özellikle TÜRGEV bünyesindeki çalışmalar, vakıfların tabi olduğu ilgili yasalar ve mevzuat çerçevesinde, son derece açık, şeffaf şekilde yapılmıştır.

Öğrencilerin barınması, maddi ve manevi olarak desteklenmesi, öğrencilere yurt ve burs imkanlarının hazırlanması, Türkiye'deki malum bir örgüt tarafından kişisel iktidar ve uluslararası güç devşirme vasıtası yapıldığından, TÜRGEV'in başarılı faaliyetleri bu örgüt tarafından hedef yapılmıştır. İnsanlığa, vicdana, iz'ana sığmayan, alçakça iftira ve yalanlarla vakfımız yıpratılmak istenmiştir. Vakfımıza yönelik tüm yalan ve iftiralar bu süreçte belgeleriyle çürütülmüştür."

"Çirkin siyaset tarzı"

Avukat Ahmet Özel, uluslararası casusluk faaliyetlerine, "paralel devlet" yapılanması iddialarına ve davalarına konu olan bu örgütün, bir siyasi partinin Genel Başkanı ve Genel Sekreteri'ni de kirli işlerine alet ettiğini, ürettiği yalan ve iftiraların bu Genel Sekreter ve Genel Başkan tarafından da dillendirilmesi ve yaygınlaştırılmasını sağladığını aktardı.

Siyaseti tıkananların, TÜRGEV üzerinden, tamamen yalan ve iftiralarla kendilerine prim sağlamak gibi son derece çirkin bir siyaset tarzının içine girdiğini vurgulayan Özel, şunları kaydetti:

"TÜRGEV ile ilgili tüm iddialar belgeleriyle cevaplandırıldığı halde, bu çirkin iftira siyaseti mahcup olmamış, yüzü kızarmamış, pişkinlik had safhada devam etmiştir. Tükenmekte olan bir siyasi hayatın, TÜRGEV'e saldırmak yoluyla yeniden dirilmeyeceği açıktır. Buna rağmen, binlerce muhtaç öğrenciye umut ışığı olan bir vakfın, tükenmişlik siyasetinin kurtuluş vasıtası yapılmak istenmesi her şeyden önce insanlık adına utanç vericidir. TÜRGEV üzerinden iftira siyaseti üretenler kadar, bu iddiaları belgesiz, delilsiz, mesnetsiz şekilde üst üste gazete sayfalarına ve ekranlara taşıyan bazı medya kuruluşları da izzet ve şereflerini bu süreçte ayaklar altına almış, basın ahlakının en utanç verici örnekleri olarak basın tarihinde kendilerine silinmez yer edinmişlerdir."

Bilal Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel, müvekkilinin, bu insaf ve vicdan dışı saldırılara rağmen, Türkiye'de eğitim sisteminde kalitenin artırılması, eğitimin yaygınlaştırılması, özellikle de ihtiyaç sahibi öğrencilerin elinden tutulması için faaliyetlerini kararlılıkla ve her zaman olduğu gibi Anayasa, yasalar çerçevesinde sürdüreceğini vurgulayarak, siyasetini ve gazetecilik anlayışını iftira, karalama ve hakaret üzerine kurgulayanların bu çizgide ısrarla devam etmelerinin, müvekkilinin faaliyetlerini aksatmayacağı gibi hukuk mücadelesini de sekteye uğratmayacağını belirtti.