X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Futbola izin çıkmayınca Türkiye'nin kaptanı oldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Futbola izin çıkmayınca Türkiye'nin kaptanı oldu

  • Giriş Tarihi: 13.8.2014

"İmam Beckenbauer" lakabıyla İETT'de futbol oynayan Başbakan Erdoğan'ın antrenörü Mehmet Ali Gürses anlattı: "Tekmeye kafasını uzatırdı. İkili mücadeleye iş olsun diye girmez, kazanırdı"

Kasımpaşa'nın sokaklarında top koşturan bir çocuk hemen dikkat çekiyordu. Uzun boyluydu, çevikti, oyunu yönlendiriyordu. Daha 15 yaşında lisanslı futbolcu oldu. İstanbul Amatör Küme'deki Camialtı Spor Kulübü'nden ilk transfer teklifini aldı. İlk transfer ücreti bin liraydı. Futbola tutkuyla bağlıydı. Ancak babası Ahmet Kaptan, futbol oynamasını istemiyordu. Babasından gizli gizli futbola devam etti. Babası görmesin diye kramponları evin dışındaki kömürlüğe saklıyordu. Bir maçta herhangi bir sakatlık geçirse, tüm ağrısını babasından gizlemeye çalışırdı. Her maçta biraz daha tecrübelendi. Amatör Küme'de fark edilmişti. Pas atışı, topa vuruşu dönemin Alman yıldızı Franz Beckenbauer'e benzetiliyordu. İmam Hatip Okulu'na giden çocuğun lakabı, "İmam Beckenbauer" oldu. Beckenbauer gibi 5 numaralı formayı giyiyordu. 1974'te İETT Spor, Erdoğan'ı transfer etmek istedi. Ancak babası futbol oynamasına karşı çıkıyordu. Antrenör Mehmet Ali Gürses, Kasımpaşa'dan Ayhan Mat ile birlikte "Futbolcu serseri olur, ben futbol oynatmam. Okusun" diyerek karşı çıkan Ahmet kaptanı, "Oğlun hem okuyacak hem de iş sahibi olacak" diyerek ikna etmeyi başardı.

FENERBAHÇEYE BABA ENGELİ

Erdoğan, İETT'de hem kantinde çalıştı hem de ilk 11'in değişmezi oldu. Erdoğanlı İETT, ilk sezonda İstanbul Şampiyonu oldu. Fenerbahçe Teknik Direktörü Tomislav Kaloperoviç, bir maçta izleyip beğendiği Erdoğan'ı transfer etmek istedi. Kendisi de Fenerbahçeli olan Erdoğan, bu teklifle sevinçten havalara uçtu. Babasını ikna etmeye çalıştı ancak Ahmet kaptan vize vermedi. Belki de Ahmet kaptanın bu kararı futbolda devam edecek bir kariyeri, başka bir yöne, siyasete çevirmişti.

'90 DAKİKA TER DÖKERDİ'
Antrenör Mehmet Ali Gürses, eski oyuncusunun Cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı çok mutlu. Gürses, "Tam bir vazife adamıydı. 90 dakika koşar, ter döker, formasını ıslatırdı. Hava toplarına hakimdi. Tekmeye kafa uzatırdı. İkili mücadeleye iş olsun diye girmez, kazanırdı. Futbolda da mücadeleciydi" diye anlatıyor futbolculuk günlerini. Erdoğanlı kadroyla İETT Spor'un İstanbul şampiyonluğu yaşadığını kaydeden Gürses, "Maçlarımızı Eyüp, Vefa statlarında oynardık. Maça giderken otobüsümüzü Eyüp Sultan Camisi'nde durdururduk. Türbeye giderdik. Tayyip de bize Kuran okurdu" dedi.

FUTBOLLA BİRLİKTE SİYASET
Erdoğan'ın hayatında sadece futbol yoktu. Üniversitede hem Milli Türk Talebe Birliği'nde hem de Milli Selamet Partisi Gençlik Kolları'nda görevliydi. 1976'da MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı oldu. 1977'de MSP'nin bir toplantısında, hayatını birleştireceği Emine Gülbaran ile karşılaştı. Emine Gülbaran, yazar Şule Yüksel Şenler'in kurduğu İdealist Kadınlar Derneği'nde ikinci başkandı. Şenler'in de devreye girmesiyle iki genç evlendi. Bir yıl sonra, 1979'da ilk çocuğu Ahmet Burak doğdu. O yıllar Türkiye için zor yıllardı. Her gün olaylar ve ölümler vardı. Annesi Tenzile Hanım, "Acaba bir şey oldu mu" diyerek balkonda oğlunun yolunu gözlüyordu. Erdoğan, sınavdan sınava okula gidebiliyordu. Ve sonunda 12 Eylül 1980 darbesi oldu. İETT'nin başına bir albay atanınca Erdoğan istifa etti. Üniversiteyi 1981'de bitiren Erdoğan, bir süre özel sektörde çalıştıktan sonra askere gitti. 1982'de evine 20 dakika mesafedeki Hasdal'daki 77. Piyade Alayı'nda askerliğini tamamladı. Erdoğan, askerliğin ardından siyasete Refah Partisi ile devam etti.

YILLAR SONRA HAT-TRİCK YAPTI
Erdoğan, yıllar sonra sahalara 26 Temmuz'daki Fatih Terim'in adı verilen Başakşehir Stadyumu'nun açılışında geri döndü. Gösteri maçında 15 dakika forma giyen ve 3 gol atan Erdoğan, eski günlerini aratmadı. Erdoğan, İETT tarafından çıkartılan "Onların da yolu İETT'den geçti" kitabının önsözünde "İETT'deki futbol serüvenim beni bugün geldiğim yere taşıyan ve bugün özlemle andığım en önemli tecrübelerden biriydi şüphesiz. O yıllar, bana zorluklar karşısında yılgınlığa düşmemeyi, hız ve dengeyi, taktik ve stratejiyi, zafer ve yenilgiyi, kendine güvenmeyi, mücadeleyi, en önemlisi ritim içinde ekip olmanın, dayanışmanın başarıyı mukadder kılacağını öğretti" demişti.