X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hedef yeni anayasa ve başkanlık sistemi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hedef yeni anayasa ve başkanlık sistemi

  • Giriş Tarihi: 1.9.2014

Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün: Türkiye'nin yeni gündemi sivil anayasa ve başkanlık sistemi olacak. 62. Hükümet seçim değil istikrar kabinesi olacak

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) "Yeni Türkiye"nin önde gelen düşünce merkezlerinden biri. Demokratik değişim sürecinde kurumların yeniden yapılandırılması, uluslararası meselelerde Türkiye'nin yaşadığı sorunlarda çözüm üretilmesi, Türkiye'nin demokratikleşmesi yolculuğunda projeler geliştirilmesinde önemli çalışmalara imza atan SDE'nin önemi her geçen gün daha da artıyor. 2012'de SDE'nin Başkanlığını Prof.Yasin Aktay'dan devralan Prof. Birol Akgün, yurtiçi ve yurtdışı akademik tecrübesini SDE'ye taşıyarak son önemli araştırmalara imzasını attı. SDE Başkanı Prof. Birol Akgün ile son siyasi gelişmeleri konuştuk.

HEDEF TAM DEMOKRASİ

AK Parti neden Davutoğlu'nu tercih etti?
AK Parti kuruluşundan bu yana sadece Türkiye'deki iktidarı ele geçirmeyi, kaynakları dağıtmayı, bürokrasiyi kontrol altında tutmayı hedefleyen bir parti değil. AK Parti iddialı bir parti. Bir medeniyet perspektifinde Türkiye'yi yeniden inşa etmeyi hedefliyor. Bunu yapabilmesi için 1930'lardan bu yana siyasi elitin kurduğu yarı demokratik yapıyı kırmayı hedefliyordu. 12 yılda önemli mesafe kaydedildi. Şimdi artık inşa zamanı. Erdoğan sonrasında kurulacak olan 62. Hükümetin bu tecrübeye, bu birikime, bu inanca sahip olması gerekiyordu. Ahmet Davutoğlu'nun ön plana çıkmasının, parti tarafından tercih edilmesinin en önemli nedeni de budur. Davutoğlu, partinin 12 yıllık birikimini bir kazanım olarak kabul edecek ve bu medeniyet inşası yolculuğuna kaldığı yerden devam edecek.

AK Parti'nin kuruluşunda bir doğu-batı sentezi söylemi vardı. Davutoğlu ise bazı çevreler tarafından Doğu'ya daha yakın olmakla eleştirildi. Siz bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu tür söylemler, üstü örtülü şekilde Türkiye'nin dış politikada yaptığı çıkışa hapsetmeyi hedefliyor. Türkiye gibi ülkelerde demokrasi olacaksa halkın tercihleri ön planda olacak. Batı'nın burada hazmedemediği şu; demokrasi olsun ama islami vurgular olmasın. Bu gerçekçi değil. Meşru temeli olmayan, demokrasiye inanmayan, seküler, batı ile ilişkileri son derece iyi olan lider profili istiyorlar. Davutoğlu'na Batı'dan gelen eleştiriler de bu doğrultuda. Batı ile ilişkiler tıkandıysa bu tıkanma Türkiye'den değil Batı'nın kendi iç gelişmelerinden kaynaklanıyor. Batı'da yükselen islamofobiyi, yabancı düşmanlığını açıklayamadıkları için Türkiye'yi suçlamaya çalışıyorlar.

ERDOĞAN'IN İÇİ RAHAT

Erdoğan "aşkım, sevdam, tutkum, kavgam olan partiyi size emanet ediyorum" diyerek Çankaya'ya çıktı. Sizce içi rahat olarak devretti mi?
İçinin rahat olacağını düşünüyorum. Türkiye'nin dünyadaki konumunun ne olacağı konusunda Davutoğlu ile Erdoğan aynı pencereden bakıyor. Olağanüstü kongredeki yaptıkları konuşmayı izlerseniz büyük ölçüde örtüştüğünü görürsünüz. Tarihi yeniden yorumlama, bundan sonra yapılacak inşa süreci, yeni Türkiye ve medeniyet projesi düşüncesinde ortak bir felsefe geliştiriliyor. Referans noktaları aynı. Erdoğan, bu mirası Davutoğlu'na bırakarak en doğru tercihi yaptı.

"Emanetçi Başbakan" eleştirilerine nasıl bakıyorsunuz?
Davutoğlu partiye de siyasete de icraatlarıyla damgasını vurur. Türk siyasetinde ifade edilen anlamda emanetçi olmaz. Bunun yanında kurucu Genel Başkan'dan referans noktasında çok farklı olmaz. Erdoğan nasıl farklı bir Cumhurbaşkanı olacağını vurguluyorsa Davutoğlu da kendi tarzını ortaya koyacaktır. Ama buradan bir çatışma çıkacağını düşünenlerin tahminleri doğru çıkmayacak. Burada önemli olan şu; iç politikada, dış politikada ve temel politikalarda uyum var mı yok mu? Uyum varsa sorun da olmaz.

AK PARTİ'DE KAVGA ÇOK ZOR

Medyada "yenilikçi-gelenekçi" ya da "yeni yetme-ak saçlı" gibi tartışmalar okuyoruz. AK Parti'de böyle tartışmalar yaşanacağını düşünüyor musunuz?
Yenilikçi-gelenekçi çatışmasından çok vizyon olarak Türkiye'nin nasıl yönetilmesi konusunda bir ayrışma olduğunu düşünüyorum. Davutoğlu ve çevresi dış politikada daha aktif olmaktan yana. Bu çevre ekonomide de atak bir politika izlenilmesini savunuyor. Bir de ekonomide ve dış politikada, sayıları az da olsa bu politikalara karşı çıkanlar ve daha ılımlı olunmasından yana olanlar var. Parti içinde muhalefet odağı olmayı düşünenler, partinin hala yükselişte olması ve AK Parti dışında alternatif olmaması nedeniyle siyasi hırslarını dizginlemek durumunda. Sayın Cumhurbaşkanı'nın da söylediği gibi geçmiş yıllarda kötü tecrübeler, büyük hedeflerle ortaya çıkıp sonra kaybolup gidenler var.

Davutoğlu'nun kongre konuşmasını akademik bulanlar var. Bir akademisyen olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Evet akademik bir temele dayanıyordu ama bir partinin Genel Başkanlığı koltuğuna oturan birinin başlangıçta manifesto niteliğinde böyle bir konuşma yapması gerekiyordu. Ancak reel politiğe yönelik vurguladığı başlıklar vardı. Bunları gözden kaçırmamak gerekir. Mesela yolsuzluk
vurgusu çok güçlüydü. Yeni dönemde izlenecek politikalarla ilgili önemli ipuçları içeriyordu. Paralel yapı ile ilgili sözleri ise son derece netti.

Paralel yapı ile mücadelenin 62. Hükümet döneminde kesintiye uğramayacağını mı düşünüyorsunuz?
Kongrede yaptığı konuşmasına bakarsanız paralel yapı ile mücadelede bu konuda hiç taviz vermeyeceğini anlıyoruz. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı da "Davutoğlu'nun tercih edilmesinde paralel yapı ile mücadele konusundaki kararlılığı etkili olmuştur" diyerek bu konuda kendisine olan güvenini ortaya koydu. Bakanlık tecrübeleri ve dış politikada 8 aydır yaşananlar, yasadışı dinlemeler Davutoğlu döneminde de paralel yapı ile mücadelenin kesintiye uğramadan devam edeceğini gösteriyor.

62. HÜKÜMET İSTİKRAR KABİNESİ OLACAK
Kabinedeki değişiklikler sizin için sürpriz oldu mu?
Yeni kabine, parti içi dengeleri koruyan ve Davutoğlu'nun da ince ayarını taşıyan bir istikrar kabinesi oldu. Dışişleri Bakanlığı ve AB Bakanlığına Avrupa'yı daha yakından tanıyan iki kişi atandı. Numan Bey gibi siyasi ağırlığı olan, bir dönem başka bir partide genel başkanlık yapmış birinin bakan olması önemliydi. Hakan Fidan'ın bakan olması süpriz olurdu. İstihbarattan sorumlu birisi doğrudan Dışişleri Bakanlığı'na getirilmesi spekülasyonlara neden olabilirdi. 2015 seçimlerinde milletvekili seçilip gelmesi daha doğru olur diye düşünüyorum.

ARTIK BAŞKANLIK SİSTEMİNİ KONUŞACAĞIZ
Davutoğlu Hükümeti'nin öncelikli hedefi ne olacak?
Paralel yapı ile mücadele ve çözüm süreci çok önemli. Bunun yanında Türkiye yeni bir döneme giriyor. Toplumsal olarak biz hazırız. Muhalefetin de bütün bunlardan ders çıkararak kendisine bir yön çizmesi, alternatif vizyon önerileri ortaya koymaları gerekir. Türkiye'nin yeni gündemi sivil anayasa olacaktır.

AKGÜN KİMDİR
Prof. Birol Akgün'ün yurtiçi ve yurtdışı çok sayıda akademik tecrübesi bulunuyor. "Amerikan Başkanlığı: Cumhuriyetten İmparatorluğa", "11 Eylül Sonrasında Dünya, ABD ve Türkiye", "Türkiye'de Seçmen Davranışı ve Partiler Sistemi", "UIuslararası Örgütler ve Türkiye" başlıklı kitapları bulunuyor.