X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hâkim ve savcılara 'paralel mobbing'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hâkim ve savcılara 'paralel mobbing'

  • Giriş Tarihi: 12.9.2014

Paralel Yapı, HSYK seçimlerinde kendi adaylarına oy verilmesi için hâkim ve savcıları baskı altına aldı. Yargıtay hâkimi Yaman "Bazılarının desteğini devşirirken, ikna edemediklerine mobbing uyguluyorlar" dedi

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerine bir ay kala Paralel Yapı, kendi adaylarına oy verilmesi yönünde hâkim ve savcılara baskı oluşturmaya başladı. Yargıtay hâkimi Abdullah Yaman, www.adalet. org isimli internet sitesinden kaleme aldığı yazısında Paralel Yapı'nın yargıdaki oyunlarını da sıraladı. Yaman, muhtelif sağ gruplardan gelen diğer adayların türlü ayak oyunlarıyla yedeğe çekildiklerini belirtti.

İFTİRA VE DEDİKODU
Paralel Yapı'nın iftira ve dedikoduyla yargıda da istemedikleri kişileri bertaraf ettiğini söyleyen Yaman şunları anlattı: "2010'da listenin bakiye kısmı ile ilgili dönemin müsteşarını da gönülleyecek isimlere başlangıçta ses çıkartmayarak onun takdir yetkisine ne kadar önem verdiklerini göstermiş oldular. Nasıl olsa seçimlere kadar devam edecek bir iki aylık süre zarfında iftira, gıybet, dedikodu yöntemleriyle istemedikleri adayları listeden sildirebileceklerdi. Bu kez, HSYK eliyle yargının yeniden şekillendirilmesine sıra gelmişti. Yılların verdiği hazırlık çalışmaları burada da meyvelerini vermekten geri durmayacaktı... Şöyle ki; yargının tüm kritik görev ve makamlarına evveliyatında kendilerine Kemalist, Alevi, Solcu rolleri verilmiş ve yıllarca bu rolü başarıyla ifa etmiş kripto elemanlar yerleştirdiler. Üstelik bu kripto kişilikler rollerini o denli başarıyla ifa etmişlerdi ki çoğu kez en büyük cemaat düşmanları tarafından bile savunulur hale geldiler."

EMRE GÖRE İNFAZ

Yapının gerçek yüzünü çıkartmanın artık bir vatandaşlık görevi haline geldiğini söyleyen Yaman "Bunlar "hoca efendi apps. store" den gelmeyen her tür yazılımı virüs olarak algılatacak bir işletim sistemiyle donatılmışlar. Hiçbir davranışlarının gerçek failleri değiller. Emrolundukları şeyin içeriğiyle değil, bihakkın yerine getirip getirmedikleriyle ilgililer. Nasıl komut almışlarsa o şekilde tepki veriyorlar" dedi. Aldıkları komuta göre "infaz" bile yapabileceklerini anlatan Yaman "Dua edelim ki görevleri şimdilik kişilik infazlarıyla sınırlı... Gün gelir, fiziki infaz emri aldıklarında en ufak bir tereddüt yaşamayacaklarına (İŞİD tecrübesinden) şahidiz" diye yazdı.

ERDOĞAN'IN AMELİYATINI BEKLEDİLER
Abdullah Yaman Paralel Yapı'nın diğer kurumlardaki örgütlenmesini de anlattı. Yaman, Paralel Yapı'nın emniyet ve yargıda tekel pozisyonuna gelmesine ve askeriyede önemli mevziler elde etmesine rağmen, MİT'i ele geçirmek istediğini şu sözlerle anlattı: "Ancak MİT müsteşarlığının sızdırmazlık raporu alması üzerine her zamanki kumpas ve taktikleri devreye sokmak suretiyle Başbakan Erdoğan'ın ameliyata girdiği bir anı kollamak suretiyle MİT müsteşarının tutuklanmasıyla sonuçlanacak operasyon için düğmeye bastılar." Bu operasyonla yeni bir yerleşim alanı kazanacak olan Paralel Yapı'nın, Hakan Fidan'dan rahatsız olan İsrail nezdinde çözüm ortağı haline geleceklerinin hesabını yaptıklarını anlatan Yaman, "Başbakanın direncine rağmen kelle almakta ısrarcıydılar. Zira Pensilvanya'dan gelen talimat herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak kadar kesindi. Ta ki, TBMM'yi bu hususta özel bir kanun çıkarmaya mecbur edene dek. Hükümetle cemaat arasındaki kırılma noktası 17/25 Aralık operasyonu değil, 7 Şubat MİT kriziydi" dedi.