X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Son umutları Anayasa mahkemesi'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Son umutları Anayasa mahkemesi'

  • Giriş Tarihi: 20.10.2014
'Son umutları Anayasa mahkemesi'
'Son umutları Anayasa mahkemesi'

Önümüzdeki günlerde 22 Temmuz operasyonunda tutuklanan polislerin başvurularını ve Sulh Ceza Hakimlikleri ile ilgili itirazları karara bağlayacak Anayasa Mahkemesi'ni ve yargıdaki son gelişmeleri mahkemenin eski raportörü Yrd. Doç. Dr. Emir Kaya ile konuştuk.

22 Temmuz operasyonunda tutuklanan polislerin başvurusunu önümüzdeki günlerde görüşecek olan Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde sürpriz bir şekilde Sulh Ceza Hakimlikleri ile ilgili şikayetleri hızlı bir şekilde gündemine almasıyla birlikte yine tartışma konusu oldu.

"Paralel Yapı 10 yıldır Anayasa Mahkemesi'nde kadrolaşıyor, Anayasa Mahkemesi bu yapının kontrolüne girdi" diyen Anayasa Mahkemesi (AYM) eski Raportörü Yrd. Doç. Dr. Emir Kaya ile yargıdaki son gelişmeleri ve mahkemenin tartışmalı kararlarını konuştuk.

Türk yargısı önemli önemli bir virajı kazasız atlattı. HSYK seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

HSYK seçim sonuçlarını ahlaki bir boyutta değerlendiriyorum, sevindirici buluyorum: Oyunbazlık ağır bir darbe aldı. Eğer aksi olsaydı önümüzdeki dört yıl boyunca yine yoğun bir şekilde ayrımcılık, manipülasyon, dejenerasyona gömülecekti HSYK; bizler de saf yerine konmaya devam edecektik.

Yargıda Birlik Platformu'nun çoğulcu listesi bazı çevreler tarafından eleştirildi. Siz nasıl buldunuz?


Bir yargıcın "Ben muhafazakarım.", "Ben ülkücüyüm." ya da "Ben sosyal demokratım." gibi cümleler kurması, kendisini sosyal-siyasal olarak konumlandırması tek başına rahatsız edici olmamalı. Bu tür ifadelerin rahatsızlık vermesi takıntılardan kaynaklanıyor. Sonuç olarak hakim-savcılık aşırı idealize edildiği ve bu tür dışavurumlar (oto)sansürlendiği içindir ki yargı kuytulara itiliyor, tenakuzlara boğuluyor. Herhangi bir gerçek dürüstçe ortaya konabiliyorsa bu öncelikle takdir edilmeli. Sonra o gerçeğin adalete tesiri incelenir ki asıl mesele de budur. Bekleyelim, adil olacaklar mı, olmayacaklar mı, görelim. Yakın zamanın en sistematik hukuksuzlukları; kendilerine hizmet erleri, şefkat kahramanları gibi sıfatları yakıştıranlarca yapıldı. Dolayısıyla etiketlerin, söylemlerin, propagandaların hiçbir hukuki önemi yok. Önceki HSYK'nın adil olamadığını kesin olarak biliyoruz; şimdikini bilmiyoruz. Bize tek gereken, icraat temelinde hakikat ve adalet analizi yapmaktır.

Yeni HSYK ile sizce yargıda neler değişecek?

Maddi-manevi kalkınmış her toplumun başlıca özelliği, dürüstlüğü avantajlı kılabilmesidir. Bu açıdan bakarsak, bazı şeyler değişti bile; örneğin, kamuflaj tutumu bıkkınlık verdi ve inişe geçti. Öte yandan daha pek çok şey değişmek zorunda çünkü yargı hemen her konuda dökülüyor. En temelde hukuka, yargıya, devlete, topluma, insana dair köhnemiş algılar gözden geçirilmeli. Bu yapılmadıkça köklü bir iyileşme olmayacaktır. Birçok mesleki kodlama sorunlu, sorgulanmalı. Demokrasi kültürü zayıf, güçlenmeli. Şeffaflık yok, sağlanmalı. Liyakat kriterleri belli değil, oluşturulmalı. Bu değişimleri, yeni HSYK'nın çoğulcu yapısının doğal olarak gerçekleştireceğini ümit ediyorum. Ortak hassasiyetlerde buluşan üyeler, sağlıklı bir müzakere ortamı kuracaktır.

PARALEL YAPI HSYK'NIN ASLİ UNSURUDUR

HSYK seçimlerinden sonra gözler yine Anayasa Mahkemesi'ne çevrildi. Anayasa Mahkemesi'ndeki paralel yapılanma gerçekten karar verici mekanizmalarda etkili mi?


Anayasa Mahkemesinde cemaatin asli, diğer aktörlerin tali olduğunu vurgulamak istiyorum. Üyelerin son aşamada farklı refleksler verebilmesine ve bu gerçeği saklama işlevi gören kararların çıkabilmesine aldanmamak gerek. Ortada esasen adalet gibi bir derdi olan, iç bütünlüğe sahip bir kurum yok; birilerinin inhisarına giren bir siyasi cephanelik var. Üyelerin çoğu Haşim Kılıç'a, Haşim Kılıç ise farklı etkenlere kapılmış durumda. Bundan bir vatandaş ve hukukçu olarak utanç duyuyorum. Gönüllü-gönülsüz tutsaklıklar görüyorum Mahkemede; öğrenilmiş çaresizlikler görüyorum. Şahsiyetli çıkışlar, tavizsiz dirençler pek göremiyorum.

Siz bu yapıya karşı çıktığınız için görevden alındınız. Diğer raportörlerin durumu nasıl?

Yozlaşmaya karşı çıkan raportörlerin bir kısmı gönderildi, biliyorsunuz. Son durumda Mahkemede dışsal ve içsel anlamda özgür insan neredeyse yok ve ülkedeki özgürlükler onlara emanet! Ve hakkı dile getiremeyenler hak dağıtacak! Haktan başkasına kendisini borçlu hissedenlere, adaletten başka kaygıları önceleyenlere, koltuklara yapışanlara, maslahat diyerek acziyetlerini tevil edenlere yazıklar olsun. Son birkaç yüz yıldır bu ülkedeki hemen her sosyal ve siyasal musibet, hastalıklı bir maslahat düşüncesinin ürünüdür. Cemaate gübre olmaya devam etsin susanlar.

Haşim Kılıç'ın siyasi iktidar ile meselesinin olduğunu düşünen çevreler var. Siz bu durumu nasıl görüyorsunuz?


"Ben AK Parti'yi kapatılmaktan kurtardım. Hükümet bana borçlu, sonsuz izzet u ikram göstermeli." Haşim beyin psikolojisi bu yönde... Adeta bir yandan "Halimi anlayın." diyor, anlayış bekliyor; diğer yandan vefasızlık gördüğünü düşünerek agresifleşiyor. Her halükarda savruluyor. Zaten başkanın ve Mahkemenin birbiriyle bu kadar özdeşleşmesi, başlı başına sağlıksız ve hukuksuz bir tablodur. Bu tabloyu çok da derinleştirmek istemiyorum.

BU YAPIDAN HUKUKEN CİDDİYE ALINMAMALI

Anayasa Mahkemesi önümüzdeki günlerde 22 Temmuz süreci ile birlikte tutuklanan polislerin ve Sul Ceza Hakimliklerinin durumunu değerlendirecek. Nasıl bir karar vermesini bekliyorsunuz?

Dosya özelinde konuşamam fakat genel gözlemim Mahkemenin politik ve stratejik hareket ettiğidir. Başkan başta olmak üzere çoğu üyenin ve raportörün bireysel kültürü, hukuk değil, strateji bazlı. Hukuk odağına bağlanmayan stratejiler, ilm-i siyaset adı altında matah bir şeymiş gibi icra ediliyor. Bu nedenledir ki Mahkeme asla doğru bir konum ve kimlik kazanamıyor. Mahkemede hukukun ne olduğuna dair olgun bir kavrayış yok, bu yönde kendini geliştirme niyeti de yok. Böyle bir niyet olsa en azından dosyaların görüşülme sırasının sistematiği kurulurdu, tevziler öngörülebilir bir mantıkla yapılırdı, müzakere tutanakları tutulurdu, kararlar arasındaki yaklaşım çelişkileri giderilirdi, temel kavramlara derinlik kazandırılırdı ve daha pek çok adım atılırdı.

Böyle bir yapıdan hukuki bir karar çıkar mı?

Anayasa Mahkemesindeki idari ve hukuki keyfiliklere isyan ediyorum ben. Güven vermeyen bu yapıdan çıkacak hiçbir karar hukuken ciddiye alınmamalı diye düşünüyorum. Düzgün ve dürüst çalışan cesur insanlar Mahkemede etkili olmadıktan sonra tek tek dosya bazında konuşmanın anlamı yok. Canlarının istediğini yapar, üstüne iki soslu kelam ederler, olur biter. Mahkemenin iç vaziyeti tamamen ilkesizken dışa ders vermeye devam ederler. Siz ne umuyorsunuz?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sizin kadar olumsuz konuşmuyor Anayasa Mahkemesi hakkında, övücü ifadelerle bahsediyor Mahkemeden. Bunu neye bağlıyorsunuz?


AİHM'in Anayasa Mahkemesine biçtiği role! "AİHM'e dosya akışını durdurdunuz, bizim kararlarımızı kullanıyorsunuz, başarılısınız." diyorlar. Mahkemenin yerine getirdiği filtraj yani eleme işlevi, AiHM'i memnun etmeye yetiyor. Esastan da Twitter kararı gibi birkaç kararla imaj tamamlanmış oluyor. Oysa Anayasa Mahkemesi kararlarının yüzde 90'ından fazlası ne yayınlanıyor ne de AİHM dahil herhangi bir merci tarafından denetleniyor. Bunlarda ne yapıldığını bilen yok. Varılmak istenen hükme göre dosyanın nitelendirilmesi vakaları var mı, tespit edilemiyor. Kaldı ki yayınlananlarda da açık aykırılıklar var AİHM kararlarına. Örneğin kamuoyunun yakından tanıdığı biri hakkında ceza yargılamasına ilişkin şikayetlerini ve taleplerini Anayasa Mahkemesi tamamen görmezden geldi ve hukuk yargılamasına yönlendirdi. İnternet sitelerinde kendisine hakaret edildiğinden şikayet eden ve faillerin tespitini talep eden başvurucu, tazminat talep etmeye zorlandı. Bu, AİHM kararlarına aykırıdır. O zaman defalarca uyarmamıza rağmen hukuki bakılmamıştı konuya ve üyeler yanlış yönlendirilmişti.

PARALEL YAPI HSYK'DAN ŞAŞIRTICI KARARLAR ÇIKARTABİLİR

HSYK'da çöküş yaşayan paralel yapının ağırlığını Anayasa Mahkemesi'ne vereceği konuşuluyor. Başka ne yapabilirler Anayasa Mahkemesi'nde?

Kendilerine moral ve stratejik destek oluşturacak bir dizi şey… Örneğin Fethullah Gülen'in hakarete uğradığı fakat yasal süreçlerin işletilmediği yönünde bireysel başvuruları var. Bu başvurularda ortaya konan içtihat değiştirilebilir. Bu sırada "paralel yapı" gibi ifadelerin Mahkemece reddedilmesi, hatta nefret suçu sayılması da gündeme gelebilir. Ya da bireysel başvurulardan kanun iptalini talep edenlere ağırlık verebilirler. Örneğin, seçim barajının hak ihlali oluşturduğunu iddia eden bir başvuruya… Muvazaalı bireysel başvuru ihtimali de düşünülmeli.

Çok karanlık bir tablo bu. Ne yapılabilir sizce?


Mahkeme, negatif kanun koyucu sıfatıyla Anayasa hariç hemen her kanunu ve milyonlarca işlemi iptal etme potansiyeline sahip. Öyleyse gayesi adalet olmayan, on yılı aşkın bir süredir kadrolaşma halindeki bu yapı, böylesine hayati bir kurumdan kazınmalı. Ayrıca Mahkemenin hukuki ve idari boyutları arasındaki karmaşa giderilmeli zira başkanla ilgili eleştiriler ve pek çok keyfilik bu alandaki sorunlardan kaynaklanıyor. Anayasa Mahkemesi lağvedilme derecesinde yenilenmedikçe bir süre sonra tekrar entrikalarla anılmaya, devletin bütünlüğünü sarsmaya devam edecektir. Şeffaf ve adaletten başka derdi olmayan insanlar sayesinde kurum, hukuk temelinde tekrar hayat kazanmalı.

İsa Tatlıcan - Sabah.com.tr