X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "O parayı fitil fitil alacağız"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"O parayı fitil fitil alacağız"

  • Giriş Tarihi: 26.10.2014 15:47 Güncelleme Tarihi: 26.10.2014 15:51
"O parayı fitil fitil alacağız"
O parayı fitil fitil alacağız

İçişleri Bakanı Efkan Ala, "Komediye bakın, kendi ilini, ülkesini ateşe verenler, yakıp yıkanlar, Kobani'de, Ayn el Arap'ı kurtaracakmış, Suriye'yi. Kardeşim sen daha kendi ilini, ülkeni yakıp yıkıyorsun. Sen nereyi kurtarabilirsin bu akılla, sen nereye yardım edebilirsin" dedi.

İçişleri Bakanı Efkan Ala, "Dün alçakla bir saldırıyla üç jandarmamız, Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde alışverişe çıktıkları sırada, yüzleri kapalı korkak kimseler tarafından, teröristler tarafından saldırı düzenlenerek şehit edildiler. Kendilerine Allah'tan rahmet diliyorum. Arkada bıraktıklarına yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağolsun diyorum. Bu millet, tarih boyunca tarihi yazarken çok badirelerle karşılaştı. Onların hepsini, kendisine yakışır bir tutumla bir vakarla aşarak yoluna devam etti" dedi.

Ala, Karesi Alışveriş Merkezi Toplantı Salonu'nda düzenlenen, AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda, 2002'den bu yana AK Partililerin ortaya koyduğu emeğin, sadece Türkiye'deki vatandaşların, 77 milyonun huzuru için değil aynı zamanda bölge için önemli olduğunu söyledi.

Yüksekova'da 3 askerin şehit edilmesini ilişkin Ala, "Dün alçakla bir saldırıyla üç jandarmamız, Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde alışverişe çıktıkları sırada, yüzleri kapalı korkak kimseler tarafından, teröristler tarafından saldırı düzenlenerek şehit edildiler. Kendilerine Allah'tan rahmet diliyorum. Arkada bıraktıklarına yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağolsun diyorum. Bu millet, tarih boyunca tarihi yazarken çok badirelerle karşılaştı. Onların hepsini, kendisine yakışır bir tutumla bir vakarla aşarak yoluna devam etti" diye konuştu.

Bakan Ala, Türk milletinin, üç kıtada adaletle hüküm sürdüğü dönemlerdeki gibi aynı kararlığa sahip olduğunu ve geleceğe aynı emin adımlarla yürüdüğünü belirterek, "Biz bu adımlarla geleceğe yürürken, önümüze çıkabilecek problemleri, engelleri tuzakları, provokasyonları elbette biliyoruz ve bunları dikkate alarak yolumuza devam ediyoruz" ifadesini kullandı.

Yakalanan istikrarın Türkiye'nin en önemli varlığı olduğunu vurgulayan Ala, bütün engelleme girişimlerine rağmen bu istikrarı sürdürmek adına büyük çaba harcadıklarını anlattı.

Türkiye'de 2002'den beri milletin aleyhine hiç karar almadıklarını ve yollarına devam ettiklerini vurgulayan Ala, şöyle konuştu:

"Yolumuzu, sistem, statüko, müttefikleri ve diğer siyasi partiler, açtılar kolaylaştırdılar mı? Hayır. Dışarıdan gelen saldırılara bir şey söylemiyorum. Zaten onlar beklenir ve topyekun, 77 milyon mücadele etmeliyiz. Eğer mücadelede geri kalan varsa onu ayıklamalıyız. Madem ki, 2002'den beri biz topyekun olarak milletimizin, seçmenlerimizin yüzde 50 desteğini alan bu hareket, sürekli doğru adımlar atıyor o zaman nasıl oluyor da o tarihten önümüzde sürekli statüko ve müttefikleri tarafından engeller konuluyor. Ne yapmıştık da yüzde 50 oy almış bir partiye kapatma davası açılmıştı. Nasıl bir oyunun içinde yer alındığını hatırlatmak için söylüyorum. Ne yapmıştık da 367 garabeti kararı alınmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhtıralar. Baktılar ki bu böyle olmayacak başka yönlere işi kaydırdılar. Biz hepsini aşarak, dimdik ayakta durarak yolumuza yürüdük. 'Beraber ıslandık bu yağmurda' diyoruz ya, sadece yağmur değil dolu, yukarıdan statüko ve müttefikleri ne varsa attılar."

TÜRKİYE'NİN 2 TEMEL KONUSU

Ala, Türkiye'nin siyasal istikrarından daha kıymetli bir şey olmadığına dikkati çekerek, "2 temel konusu vardır Türkiye'nin. Bu iki temel konuyu çözüp, yolumuza devam edersek. İki prangayı ayaklarımızdan söküp atarsak, gerçekten Türkiye'yi kimse tutamaz. Bunu sadece biz değil, bize provokasyonları yapanlar da biliyor" dedi.

Bunlardan birincisinin, 77 milyonun zihnini meşgul eden, zihnine pranga vurmaya çalışan din ve vicdan özgürlüğü olduğunu belirten Ala, şöyle devam etti:

"İki temel ana aks üzerinden bu statüko, sürekli düşman üretti. Sürekli düşman üreterek, onlarla mücadele edip mücadele ettiğini göstererek, kendi lüzumsuz varlığını devam ettirmeyi bir politika olarak bizim önümüze koydu. Allah'a şükür bu konuda Türkiye, dünya standartlarının da üzerinde bir özgürlük ortamını yakaladı. Bu özgürlükleri ülkeye getirdik ve milletimize hediye ettik. Bunun altındaki imza bize ait. Başörtüsü sorunu çözüldü, diğer alanlarda insanların okullarda tercih yapabilmelerine imkan getirildi. Diğer sorun da etnik kimlik sorunu diye tanımlanan ve terör sorunu olarak kendini gösteren terör belası. Daha önce denenmemiş yöntemleri, Türkiye'ye çok ağır maliyetler ödetmiş, çok şehidimize, insan ve ekonomik kayba yol açmış ama sonuç alınamamış yöntemleri değiştirerek, çok az maliyetle çözüme ulaştıracak inisiyatifi almaya başlayınca bu sefer başka bir kanaldan devreye girdiler. Biz başka ülkeleri arabulucu olmaktan çıkarıp, Oslo görüşmeleri başlayınca hemen arkasından MİT operasyonunu, bu paralel yapıya yaptırdılar. Kimin kiminle işbirliği içinde olduğunu kimin kimin oyuncağı olduğunu çok iyi anlamak lazım."

Ala, 2009'un başında "One minute" olayının yaşanmasından sonra bazı gelişmelerin ortaya çıktığını dile getirerek, "2009'un ortasında bu meseleyi çözelim, terör meselesinden kurtulalım diye bir proje açıklanıyor. 2009'un kasımında dinlemeler ve ardından dosyalar tutulmaya başlanıyor. 2010'da dinlemeler başlıyor ve 2012'de MİT operasyonu, arkasından bu da aşılıyor. 8 Mayıs 2013'te geri çekilme başlıyor" dedi.

GEZİ OLAYLARI

Bunun hemen arkasından Gezi olaylarının başladığını ve vandalların ortalığı yakıp yıktığını vurgulayan Ala, bu yıkma yakmaların arkasından sonbaharda geri çekilmenin fiilen durdurulduğunu ve terör örgütünün "tekrar bu konuda adım atmayacağını" söylediğini kaydetti. Konuşmasında "Gezi olaylarında ne vardı?" diye soran Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gezi olaylarının gerekçesi olabilir mi? Hiçbir gerekçe bu şiddetin, vandalizmin gerekçesi olamaz. O kadar kritik bir karar almışız ki, kritik noktaya getirmişiz ki, Türkiye hiçbir Türk'ün, Kürt'ün, hiç kimsenin, 77 milyonunun yararına olmayan bir bataklığın içinde, biz bundan çıkarmaya çalışıyoruz ve mesafe almışız. Karar alınmış dışarı çıkılıyor ve bu olaylar oluyor. Bu olaylar, böyle kritik karar alındığının ertesinde muhalefet partileri tarafından 'biz de Taksim'e çıkacağız' diye desteklendi. Beklenildi ki, çok önemli meselede vaziyet alınmış, Türkiye inisiyatif almış bir sonuca ulaşmış, derhal herkes sokaklardan çekilsin buna fırsat verelim. Bir ana muhalefet partisine düşen bu değil midir? Ama yok. Ne var Taksim'de? 'Ben de Taksim'e çıkacağım.' Çıktın ne oldu? Sonuç bu. Bu iyi bir şey mi? Gözün aydın olsun diyen bir Allah'ın kulu var mı?"

"KENDİ ESNAFINA MOLOTOF ATACAKSIN SURİYE'DEKİ İNSANLARA YARDIM"

İçişleri Bakanı Efkan Ala, "Komediye bakın, kendi ilini, ülkesini ateşe verenler, yakıp yıkanlar, Kobani'de, Ayn el Arap'ı kurtaracakmış, Suriye'yi. Kardeşim sen daha kendi ilini, ülkeni yakıp yıkıyorsun. Sen nereyi kurtarabilirsin bu akılla, sen nereye yardım edebilirsin" dedi.

Ala, Karesi Alışveriş Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda, AK Parti teşkilatları ve anlayışının, bu hareketin karar vericilerinin, yılmadan yoluna devam edeceğini belirterek, Türkiye'nin, bölgesinde, AB'de masaların başında, kalkınmış gelişmiş ülke olarak, 77 milyonu arkasına alarak söz sahibi olacağını söyledi.

Bölgesindeki politikaları Türkiye'nin belirleyeceğini dile getiren Ala, 77 milyonu zenginleştirip, kalkındıracaklarını, refah seviyesini yükselteceklerini, bu kararlılığı devam ettireceklerini anlattı. Kararlılıkla yola devam ettiklerini ve son olarak yol haritasının belirlendiğini vurgulayan Ala, şöyle konuştu:

"Terör sorunu, şöyle şöyle çözülecek denildi. Bu arada 15 gün içinde mesele tekrar açıklandı, yoluna girecek iken bu sefer Türkiye'nin 38 ilinde şiddet, vandallık, yakım yıkım oldu. Komediye bakın, kendi ilini, ülkesini ateşe verenler, yakıp yıkanlar, Kobani'de, Ayn el Arap'ı kurtaracakmış, Suriye'yi. Kardeşim sen daha kendi ilini, ülkeni yakıp yıkıyorsun. Sen nereyi kurtarabilirsin bu akılla, sen nereye yardım edebilirsin. Bu ülkede bizler de sağduyumuzu kaybetsek, 77 milyon bunları çok gördü, inancını Allah muhafaza kaybetse Türkiye ne hale gelir. Biz bunları bildiğimiz için yolumuza devam ediyoruz. Bu meseleye ilişkin çözme iradesini ve Türkiye'nin gündeminden çıkarma iradesini kaybetmiyoruz. Aynel Arap'ta, Suriye sınırında iki günde 130 bin insanı Türkiye'ye aldık. 2 milyona yakın Suriyeli misafirimiz var. Bunlara tarihimizin bize yüklediği, vicdanımızın bize yüklediği sorumluluk bilinciyle elimizden geleni yapıyoruz. İnsanlığın vicdanına yatırım yaparsanız, gelecek nesilleri minnettarlıkla öder Suriyeli kardeşlerim. Biz beklemiyoruz ama beklemesek de onlar üzerine düşeni yaparlar."

Ala, zamanında kuzey Irak'tan ve Bulgaristan'tan gelenlere de kucak açtıklarını belirterek, "Kendi esnafına molotof atacaksın Suriye'deki insanlara yardım. Bu iki kelimeyi yan yana getirip cümle kurmak bile abestir, anlamsızdır. Bunun akılla izahı yoktur. Kimin kimin oyuncağı olduğunu bir kere daha deşifre edip eskisi gibi 1990'lardaki gibi siyasi anlayışı temsil etmediğimizin bilinmesini istiyoruz" dedi.

"NE ŞAPKAMIZI ALIR GİDERİZ, NE ÇARK EDERİZ"

Tedbirleri alarak kararlılıkla yola devam edeceklerini dile getiren Ala, "Eskilerin yaptığı gibi önümüze konan her engelde çark etmiyoruz. Ne şapkamızı alır gideriz ne çark ederiz. Çıkan engelleri bertaraf ederek ilerleriz. Molotof mu atıyorsun sen? O zaman molotof için yapmamız gereken düzenlemeyi Meclis'e götürüyoruz. Esnafımızın malını mülkünü mü ateşe veriyorsun? Şu anda gönderdik o paraları ödüyoruz. Sizden de bu vandallığı yapanlardan da fitil fitil alacağız onun yasasını da Meclis'e götürüyoruz. Ne yapanın yanına bırakıyoruz ne yapanın bizi engellemesine izin veriyoruz" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin dünyadaki tüm ekonomik krizlere rağmen büyümesini ve gelişmesini sürdürdüğünü anlatan Ala, bunun siyasi istikrarla sağlandığını söyledi. Orta Doğu'da hatta Avrupa'nın bazı ülkelerinde karışıklıklar ve kırılmalar olurken Türkiye'nin, demokrasisini geliştirerek yoluna hızla devam ettiğini vurgulayan Ala, çok daha iyi noktalara gelineceğini ifade etti.

Türkiye'de yerin altından petrol çıkmadığını ancak petrolü olan Irak'ın neler yaşadığını herkesin bildiğini belirten Ala, "Hiçbir ülkede siyasi istikrardan daha kıymetli bir değer yoktur. Çünkü bakın siyasetin sağlayamadığı istikrardan hiçbir fayda gelmez. İnsanın zihnini yok eder, bedenini korur ama zihnini tarumar eder, insan üretemez, düşünemez hale gelir insan" diye konuştu.

Türkiye'de en ufak bir şey olduğu zaman, Tunus'tan Fas'a, Mısır'dan Gazze'ye, Yemen'den Sudan'a, Malezya'dan Endonezya'ya, bütün Türkmenistan, Kazakistan ve Kosova'ya kadar birçok yerden Türkiye cumhurbaşkanı ve başbakanının arandığına çok kez şahit olduğuna dikkati çeken Ala, arayanların "aman oraya bir şey olmasın ne olur bize bilgi verin. Sizin orada ortaya koyduğunuz siyasal pratik, 1,5 milyar Müslüman'ın umudu" dediklerini anlattı.

"GERİ GİDEN BİR ŞEY YOK MU? VAR. O DA MUHALEFET"

Türkiye'nin nerelerden nereye geldiğini vurgulayan Ala, şunları kaydetti:

"Peki geri giden bir şey yok mu? Gitmesi gerektiği halde yerinde duran ya da geri giden bir şey yok mu? Var o da muhalefet. Geç kalmış reformları sunuyoruz, Meclis'e getiriyoruz. Beklenir ki, muhalefet, daha fazla reform istesin. 'Ey iktidar neden şu reformları yapmıyorsun, anayasayı getirmiyorsun, neden değiştirmiyorsun, bize yakışır mı bu anayasa ile devam etmek' diyeceğine... Bir paket sunduk. Kişi özgürlükleri konusunda her zaman ileri adım atan partiyiz. İnsanların hayatını kolaylaştıracak onlarca reform var bu paket içinde. Elektronik devrim olmuş, vatandaşlarımı neden nüfus kapılarında süründüreyim. Neden ben pasaportumu, sürücü belgemi gidip resmi polis üniformalı daireden alacağım? Nüfustan alsın. Postayla gönderelim evlerine. Soy isimlerimizde küçük hatalar var. Nüfus memuru, yazarken Karadenizli ise başka Egeli ya da doğulu ise başka türlü yazmış. Şunu değiştirelim mahkemelerde sürünmeye ne gerek var kardeşim? Bir dilekçe versin vatandaşımız yapsın diye yasa getiriyoruz."

Güvenlikten sorumlunun kendileri olduğunu "sorumluluk varsa yetki de olsun" diye geç kalmış reformu, demokratikleşme reformu getirdiklerini belirten Ala, destek bekledikleri muhalefetin, 1940 ve 1930'lardaki argümanları 2014'ün Türkiye'sinde söylediklerini anlattı.

"KALİTELİ BİR MUHALEFET OLSA DA BARİ ZEVK ALALIM BUNUN MÜCADELESİNDEN"

Muhalefetin 19. yüzyılda kaldığını, o yıllara geri gitmeyeceklerini vurgulayan Ala, "Biz 2023'e bakıyoruz. 2071 vizyonunu ortaya koyuyoruz. İstanbul'u Avrupa şehri haline getiriyoruz. Bunun projelerini, politikalarını ortaya koyuyoruz. Manisa'dan, Balıkesir'den, İzmir'e, İzmit'ten buralara hızlı teni, otobanları nasıl getiririz bunun çabası içindeyiz. Körfez geçişini bir an önce nasıl bitiririz. Üçüncü havaalanı, nükleer santralle uğraşıyoruz. Bunlar 1930 ve 1940'ların içi boş sözlerini söyleyip duruyorlar" dedi.

Bakan Ala, ülkede iyi muhalefet olmadığını belirterek, şöyle devam etti:

"Doğru dürüst mücadele edeceğimiz, kaliteli bir muhalefet olsa da bari zevk alalım bunun mücadelesinden. Bir miktar mücadele edebileceğimiz seviyeye çıkarmak için katkıda da bulunuruz. Katkıda bulunabileceğimiz bir cümle kurun. Bir kere yeni anayasadan, yeni Türkiye'den, reformlardan bahsedin. Mevcut durumdan memnunsanız, statükodan bu kadar memnunsanız neden parti haline geldiniz ki? Parti, iddiası olan insanların bulunacağı yerdir. Bir değişim isteyenlerin bulunacağı yerdir. Statükoyu korumak için bir sürü mevzuat var, kurum ve kuruluş var. Bize katkınız ne olur? Biz de bunlara zaman ayırmayız, yolumuza hızlı bir şekilde devem ederiz. Birkaç yılda yapacağımız işleri siz de destek verirseniz daha kısa sürede yaparız. Ümit ederim oralarda da yenilenmeler olacak. Bizim duruşumuz onları da değişime zorlayacak."

Konuşmaların ardından toplantı, basına kapalı devam etti.