X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ‘Kürt halkı 1990’lı yıllara dönmek istemiyor’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

‘Kürt halkı 1990’lı yıllara dönmek istemiyor’

  • Giriş Tarihi: 29.10.2014 12:25 Güncelleme Tarihi: 23.11.2015 11:48
‘Kürt halkı 1990’lı yıllara dönmek istemiyor’
‘Kürt halkı 1990’lı yıllara dönmek istemiyor’

Bölgenin tanınan isimlerinden Kürt siyasetçi Alattin Parlak Kobani olaylarını ve çözüm sürecinin geleceğini Sabah.com.tr’ye değerlendirdi.

Alaattin Parlak, Diyarbakır'da yaşayan genç bir Kürt siyasetçi. Üniversitede Arkeoloj ve Sanat Tarihi eğitimi alan Parlak'ın gençliği, sivil toplum kuruluşlarında sosyal ve kültürel çalışmalarla geçmiş. Genç yaşına rağmen birçok siyasi çalışmanın da içerisinde bulunmuş. Saadet Partisi'nde il başkanlığı yapmış, Numan Kurtulmuş ile birlikte Has Parti'nin kurucuları arasında yer almış ve partinin Diyarbakır İl başkanlığını yapmış. Daha sonra AK Parti'ye geçen Alaattin Parlak, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde AK Parti Bağlar ilçesi belediye başkan adayı oldu. Ve HDP/BDP'nin en güçlü olduğu bu ilçede arttırarak seçimden çıktı. Alaattin Parlak ile Kobani eylemleri ile son bir kaç gündür yenide başlayan PKK şiddetini ve Çözüm Sürecini konuştuk.

• HDP "sokağa çıkın" çağrısı yaparken olayların bu noktaya geleceğini bilmiyor muydu sizce?
HDP "Sokağa çıkın" çağrısını yaparken olayların bu noktaya geleceğini biliyor olmaktan öte zaten olayları önceden planlayan konumundaydı. Kobani Kürtler için çok önemli. Öyleyse Kobani'deki sorunu iç politika malzemesi haline getirmek ve istismar etmek yanlıştır. Şekilsel anlamda Kobani'de olanlarla ile Türkiye'deki eylemlerin hiçbir ilgisi yok. Kobani işin bahanesiydi. Eylemler daha çok PYD-PKK işbirliği açısından önem arz ediyor. Kobani eylemleri, Türkiye'den insan kaynağı ve lojistik koridor oluşturma talebine dayandırılarak yapıldı. Türkiye'nin bu konudaki tavrını iyi bilmelerine karşın PKK ve siyasal uzantısı HDP adeta kaos sözcülüğü yaptı.

• "Sokağa çıkın" çağrısı ile başlayan Kobani eylemlerinden sonra PKK yeniden şiddet haberleriyle öne çıktı. Hakkâri'de çarşıda gezmekte olan sivil giyimli üç asker şehit edildi. Bazı illerde askerlere saldırılar oldu. Ne oluyor, tekrar 1990'lara mı dönüyoruz?
Böyle bir algı oluştu evet. Yine de bilinmeli ki, Kürt siyasetçilerin önemli bir kısmı ve Kürt halkı çözüm sürecine sahip çıkma iradesini koruyor. Kürt halkı, 1990'lara dönülmesini istemiyor, çözüm sürecini destekliyor. Bu iradeyi güçlendirmek gerekiyor. Pes etmeyeceğiz.

• Selahaddin Demirtaş'ın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz peki?
HDP bir defa daha PKK'nın verdiği direktifleri uyguladı. Olaylar öncesinde HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın halkı sokağa çağırmasını salt onun kendi düşüncesi olarak görülemez. Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı seçiminde demokrasi, insan hakları, söylemleriyle toplumun tüm kesimlerine kucak açarak HDP'nin Türkiyelileşmesi yolunda bir portre çizmişti; yaşanan olaylarla yakalamış olduğu algıyı kendi elleriyle yıktı.

• HDP'li Altan Tan'ın konuşması HDP ve Kürt siyaseti için özeleştiri anlamına geliyor mu yoksa 40'yakın insanın hayatını kaybetmesi sonucu HDP ve BDP'ye yönelik oluşan toplumsal tepkiyi azaltmaya dönük taktiksel bir açıklama mı?
Altan Tan, açıklamaları özeleştiri amaçlı yaptı. Altan Tan, İslami kökeni nedeniyle yapılan bu vahşete kayıtsız kalarak İslami kimliğine halel getirtmek istemedi, bu nedenle tepki gösterdi. Hem İslami kökeni hem de öne çıkan etnik kimliği onu farklı bir konuma sokuyor. AK Parti'den adaylık beklentisi vardı, beklentisi karşılanmayınca HDP/DTP saflarına katıldı. Siyasette yer alma hevesinden ötürü kendisine başkaca bir alternatif bulamadı, birçok konuda PKK ideolojisi ile farklı düşünmesine rağmen buna katlandı. HDP ise, İslami kimlik sahiplerine partilerinde yer verdiklerini kanıtlamak ve bunu kullanmak için Tan'ı kabul etti. HDP şu an Tan'a katlanıyor. İki taraf da birbirlerine karşı samimi değiller.

• Kobani eylemlerinde 40 insanı kim öldürdü? Mesela kurban eti dağıtan Yasin'i kim katletti?
Diyarbakır olaylarında dikkat çeken bazı hususlar var. Olaylarda kadınlar ilk defa ön plandaydı ve ilk defa eylemleri birçok bölgede kadınlar başlattı ve yönetti. Önceki eylemlerde olduğu gibi yine çocuklar kullanıldı; ancak yeni simalar ve yeni sloganlar dikkat çekiyordu. Diyarbakır'a dışarıdan yüzlerce yetişkin ve deneyimli olduğu her hallerinden belli olan eylemciler gelmişti. Eylemleri koordine eden özel ekipler dikkat çekiciydi. Örgüte bağlı bazı kişiler internet üzerinden eylemleri organize etti, hedef gösterdi, saldırı emri verdi. İlk defa "Hizbulkontra elemanlarını gördüğünüz yerde infaz edin" gibi açık çağrılar yapıldı. Sosyal medya aracılığıyla "Ellerindeki silahları örgüt elemanlarına vermeleri" noktasında sık sık duyuru yapıldı. "Silahlanın" ve "vurun" gibi emirlerle örgüt elemanlarına açık açık talimatlar verildi. Diyarbakır'da yapılan eylemlerin mekânları belli ve sınırlıdır. Bu defa eylem sahası Diyarbakır'ın neredeyse tüm sokak ve caddeleri oldu. Organizasyon, dehşete düşürür cinstendi, çünkü her yerde olay, yakma-yıkma, saldırı vardı. Aylar öncesinden hesaplanmış, organize edilmiş havası vardı. Bu kesinlikle bir Kobani eylemi değil hedefi ve stratejisi belli bir girişimdi.

• Gelinen noktada HDP ne yapmalı?
Gelinen noktada HDP'nin Kürt siyasi hareketinde ki konumunu daha somut hale getirmeli. PKK ile Hizbullah arasındaki 90'lı yıllardan kalma sorunların çözümüne zemin hazırlamalıdır. Kendisi dışındaki oluşumlara yaşam hakkı tanımalı ve saldırıların önüne geçilmeli. HDP ve bileşenleri, kitlelerine sağduyu çağrılarını yenilemeli. İç bünyelerinde olumsuzluklara karışan grupları ifşa etmeli, 'provokasyon' diyerek örtbas etmemeli. Diğer parti ve STK'larla diyalog kapısını aramalıdır. Devletin güvenlikçi politikaları eleştirilirken, örgütün bölgedeki şiddet, baskıcı ve çatışmaya yönelik eylemleri de eleştirilmelidir. HDP, kendi kozmik odalarına ve kozmik kodlarına dokunmalı.
HDP, olaylardaki birincil aktörlüğünün kendisine verdiği algı ile halk ve devlet nezdinde var olan güvensizliğini pekiştirmiş ve bu nedenle bunu gidermesi zor gözüküyor. Ancak çözüm sürecinde yeni bir inisiyatif alarak çatışma ortamına en azından bundan sonra müsaade etmeme iradesini ispatlayabilir ve Hüda Par'dan ölümler nedeniyle özür dilerse yıkımı hafifletebilir.

• Peki, Hükümet nasıl bir yol izlemeli?
Çözüm sürecinin gayri meşru tarafı PKK ve legal boyutu HDP, çözüm sürecinde hükümet tarafından kendilerine açılan alanı suiistimal ederek farklı bir yol seçmeye çalışmaktadır. Bölgede tek bir Kürt realitesi değil birden çok Kürt realitesi var. PKK ve türevleri var, dindar ve gelenekçi Kürtler var, Aleviler var, seküler Kürtler var, Araplar var, Türkler zaten var, başka etnik ve dini gruplar var. Devlet bu hassas dengeye önem vermelidir. Hâlihazırda "Dindar Kürtler seküler grupların insafına terk edilmiş" gibi bir algı var. Bu durum, silah ve şiddeti kabul etmeyen dindar yapılar için tehlikeli olmaya başladı. Bir süre sonra bundan kaynaklı çatışma ortamı oluşabilir. HDP ve PKK'da şahin kanadın etkinliğini kıracak düzenlemeler yapılmalı. Polisin elini güçlendirici tedbirler alınması olumlu ancak devleti "polis devleti"ne götürecek yetkiler tanınmamalı. Aksi halde çatışma ortamı isteyen örgütün eline aradığı bahane verilmiş olur. Örgüt, polisin kendilerine sert davranmasını veya ölümlere sebebiyet verecek müdahaleler isteyecektir ki, bu da terör örgütlerinin doğasında mevcut.
Hükümet ve Ak Parti hükümetleri, 12 yıllık icraatlarını bölge halkına iyi anlatamadı. Bu eksiklik telafi edilmelidir. Halk hükümetin yapmış olduğu birçok hizmeti belediyeden biliyor.
Özellikle doğu ve güneydoğuda sansasyonel eylemlerin kol gezdiği bu dönemde, bölge illerinin emniyet teşkilatlarına ağırlık verilmeli, paralel yapının manevra kabiliyeti kırılmalıdır. Polisin kasta varan müdahalesizliği ve PKK'ya alan açması, olaylarda derin emniyet parmağı olduğunun kanıtıdır.

• Yeniden silahlanma mı başladı? Bazı söylentiler var.
PKK ve marjinal örgütlerin yol açtığı güvensizlik ortamı, halkın kendi tedbirini kendisinin almasına yol açmaya başladı. Güvenlik sağlanmalı, şehirlerde huzur hakim olmalı. Maalesef bir paralel yapılanma da PKK ve bileşenleri tarafından bölgede oluşturuldu. PKK bölgede köy, kasaba, şehir ve mahalle komiteleri oluşturdu. Bu sorunlar soğukkanlı şekilde çözülmelidir.

• Sürecin şeffaf olması gerekir mi, bu ne kadar mümkün?
Hükümetin, istihbarat teşkilatı aracılığı ile yürüttüğü çözüm sürecinin örgütsel iletişim ayağını kamuoyu ile paylaşması beklenemez belki ama tüm Türkiye halkını rahatlatacak çalışmalar yapılmalıdır. Çatışmalı süreç, her iki taraftan da yüz binlerce mağdur oluşturdu. Onları olumsuz etkileyebilecek muğlâk ve gizli gündemlerden kaçınılmalı.

• Kobani için siz neler yapıyorsunuz, Diyarbakır'da STK'lar neler yapıyor?
Diyarbakır'da bulunan STK'ların bu konuda kayda değer çalışmaları var. İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından, Diyarbakır İnsani Yardım Derneğinin de katkılarıyla henüz Kobani olayları yaşanmamışken yaklaşık 8 ay önce yardım kampanyası başlatılmıştı. Kampanyanın hedefi Rojava, Kobani, Cezire ve Afrin bölgelerine 100 insani yardım tırı göndermekti. İlk etapta 27 tır yardım gönderildi. Sonra gönderilen tır sayısı 70'e çıktı. Zaman zaman bölgeye yönelik ilaç yardımları yapılmakta. Yine bölgedeki illerde bulunan Suriyeli mültecilere yönelik gıda, giyim ve eşya yardımı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Özgür-Der Diyarbakır Şubesinin, Suriye'ye yönelik insani yardım çalışmaları devam ediyor. Diyarbakır Ayder de Kobani için insani yardım kampanyası başlattı.