X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "17 Aralık’ta cemaat devletine dönüşmekten kurtulduk”
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"17 Aralık’ta cemaat devletine dönüşmekten kurtulduk”

  • Giriş Tarihi: 17.12.2014 17:43
"17 Aralık’ta cemaat devletine dönüşmekten kurtulduk”
17 Aralık’ta cemaat devletine dönüşmekten kurtulduk”

SETA İstanbul’un düzenlediği “1. Senesinde 17 Aralık Darbe Girişimini Yeniden Düşünmek” panelinde, üzerinden bir yıl geçen 17 Aralık darbe girişimi ve paralel devlet yapılanması tüm yönleriyle masaya yatırıldı.

SETA İstanbul Genel Koordinatörü Fahrettin Altun'un moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Markar Esayan, Yazar Metin Karabaşoğlu ve SETA Araştırmacısı Yusuf Özkır 17 Aralık darbe girişimini farklı açılardan değerlendirdi.

28 Şubat darbesinin başarısız olmasının ardından çağa daha uyumlu vesayet tipi ihtiyacına paralel yapının cevap verdiğini söyleyen Markar Esayan, "Paralel yapının tabanı büyük bir travma geçiriyor. Eğer 17 Aralık darbesi 25 Aralık'la aynı gün olsaydı başarılı olabilirdi. Türk halkı dedi ki; en büyük yolsuzluk benim irademin gaspına yönelik olan yolsuzluktur. Eğer 17 Aralık darbesi başarılı olsaydı bugün Erdoğan'a lanet okuyacaktık. Böyle bir algı oluşturacaklardı ama başaramadılar" diye konuştu.

Yazar Metin Karabaşoğlu, paralel yapının görünen yüzünün arkasında taşıdığı diğer yüzü hakkında ancak bir senedir konuşulabildiğini kaydetti. Karabaşoğlu, aleniyetin gizlilikle güçlenen yapıların ölümü anlamına geldiğini belirterek "En az iki yüzü olan bir yapı var karşımızda. Görünen yüzde onları 'görünürde' başarılı kılan konu yerel ve küresel düzeyde başarılı bir sosyolojik okuma yapmalarıdır. Gülen hareketi toplumdaki Risale-i Nur ve Asr-ı Saadet itibarını kendisine göre yeniden inşa etme teşebbüsünde olmuştur" dedi.

Karabaşoğlu, paralel yapı tarafından Fethullah Gülen'in doğum tarihinin bile şartlara göre farklı yansıtıldığını vurgulayarak "Gülen grubunun Risale-i Nur ile ilişkisi 'istifade', 'istimal', 'istismar' şeklinde nitelenebilir. Türkiye 17 Aralık ile bir cemaat devletine dönüşmekten kurtuldu" ifadelerini kullandı.
Yusuf Özkır ise 17 Aralık darbe girişimi sürecinde sosyal medyanın manipülasyon aracını olarak kullanıldığını örnekleriyle anlattı.

Özkır, paralel yapının sosyal medya üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığını amacını "Örgütlü yapılar sistematik bir şekilde sosyal medya kullandığında bu toplumsal bir sonuç doğurdu. Hem gerçek hem sahte hesaplar hakaret ve manipülatif haberlerle algı yönetimi yaptı. Paralel yapı topluma kendisini izleyen bir Big Brother olduğu izlenimi vermeye çalıştı. Mesaj netti: Bizden korkun!" sözleriyle açıkladı.

17 Aralık'tan bugüne gelen süreçte paralel yapının geçirdiği dönüşümü anlatan Özkır, "17 Aralık'tan beri ana akım ve sosyal medyadaki yansımalarının "güçlü"den "mağdur" psikolojisine dönüştüğünü görüyoruz. Cemaat 17 Aralık sürecinde iç kamuoyuyla ilişkili ancak aslında AK Parti hükümetini dışarıya jurnalleyen bir dile sahiptir. Cemaat ılımlı esnek bir yapıdan sert bir yapıya dönüştü" dedi.

Markar Esayan, izleyicilerden gelen bir soru üzerine, "Devlet olarak güvenilirliğe değil liyakate önem veren anlayışın benimsenmesi gerekmektedir. Bugün burada konuşabiliyorsak, Erdoğan'ın sağladığı cesaret ve güven ortamı sayesindedir" diye konuştu.