X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Serbest ticaret bölgesi geliyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Serbest ticaret bölgesi geliyor

  • Giriş Tarihi: 29.12.2014 00:06 Güncelleme Tarihi: 29.12.2014 00:08
Serbest ticaret bölgesi geliyor
Serbest ticaret bölgesi geliyor

, 'ndeki temaslarının ardından eşi Sare Davutoğlu ve beraberindeki bakanlarla birlikte Gaziantep Valiliği tarafından düzenlenen ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, gaziler ve şehit yakınlarının katıldığı akşam yemeğine katıldı.

Yemek öncesinde konuşan Başbakan Davutoğlu, övgülerle bahsettiği Gaziantep'in ülkenin zor günlerinde 'dan talimat beklemeden üzerine düşeni yaptığını söyledi. Başbakan Davutoğlu, sivil toplumun en fazla Gaziantep'e yakıştığını belirterek, "Gaziantep'te yine müstesna bir gün yaşıyoruz. Gaziantep'te siyaset, ekonomi, bilim ve sivil toplum; 4 ayağı, 4 saatte takriben bittiğinde 5 saat olacak. 4 maratonunu bir arada gerçekleştirdik. Türkiye'de tabi bütün şehirlerimizin çok köklü şehir gelenekleri var. Ama derseniz ki sivil toplum olgusu en fazla hangi şehre yakışır. Ben Gaziantep derim. Niye? Çünkü sivil demek, herhangi bir siyasi talimat almadan, herhangi bir söz duymadan bir araya gelebilen gönüllü birliktelik ve bir araya geldikten sonra her şeyi ortaya koyan gönüllü bir millet demektir. Gaziantep, İstanbul'dan yada Ankara'dan yada herhangi bir başka yerden bir talimat gelmesini beklemeden 'Bu şehir benimdir, bu toprak, bu ülke, bu vatan benimdir' dedi. Belki de bu topraklardaki en onurlu sivil toplumu kendi içinde örgütlendi ve başkaldırdı. Özgürlük adına başkaldırdı. İşte bu sivil toplum anlayışına selam durulur, hayranlık duyulur, gıpta edilir. Bu sivil toplum anlayışı bir milleti inşa eder" dedi.

'IMF MEMURU GELİP DİREKTİF VERMESİN BU TOPRAKLARDA'

Davutoğlu, sivil toplumun kendi kaderine sahip çıkma iradesi olduğunu ifade ederek, "Daha Ankara'da milli meclisimiz kurulmamıştı. Kurulduktan sonra yeni yeni oluşma aşamasındaydı. Daha büyük taarruz başlamamıştı. Yurdumuz dağılmış. Topumuz, tankımız, silahımız yoktu. Ama Gazianteplilerin bir şeyi vardı ki karşı taraftakileri bir bir dize getirdi. Emeğini ortaya koydu, terini ortaya koydu. Ama en azizi, en güzeli, Şehitkamil'i, Şahinbey'i, Karayılan'ıyla 'Gün namus günüdür' dedi ve ayağa kalktı. Vurun derken de namus günü olduğu için bir millet, izzet adına ayağa kalkmaya karar verdi. İşte onun için sivil toplum faaliyeti, bir siyasi emir, bir resmi talimat gelmeden harekete geçme bağlamında bu topraklarda en izzetli, en şerefli çıkışını Gaziantep'te yapmıştır. Onun için Gaziantep sivil toplum yönünde hep kuvvetli olmuştur, güçlü olmuştur. İktisadi olarak da, ahlaki olarak da, siyasi olarak da kendi başına örgütlenip kendi meselesini çözmek ve Allah'ın izni tabi kendi kaderine sahip çıkmak. Sivil toplumun özü budur. Kendi kaderine sahip çıkma iradesi. Bakın birçok millette eksik olan özgürlük ve hürriyet mücadelesinde zaafa düşen şey, kaderlerini başkalarına teslim etmeleridir. Aslında biz 12 yıldır geceyi gündüze katarak tek bir şeyin mücadelesini veriyoruz. Bir daha bizim kaderimize ve geleceğimize hiçbir zaman dışarıdakiler karar vermesin. Eğer zorlukla karşılaşacaksak, bizim zorluğumuz olsun. Eğer imtihan ile karşılaşacaksak imtihanımız olsun. Ama bir IMF memuru gelip direktif vermesin bu topraklarda" diye konuştu.

'BİR PARÇAYI DİĞERİNDEN AYIRIRSA İŞTE O ZAMAN O MİLLET FERAH BULMAZ'

Konuşmasında birlik ve beraberlik mesajları veren Başbakan Davutoğlu, 'yi örnek vererek Türkiye'nin bir bütün olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Gaziantep'i örnek vererek Antepliler, sağına soluna bakıp da 'Türkler şuraya toplanın başkaldırıyoruz, Kürtler şuraya toplanın başkaldırıyoruz, Araplar şöyle gelin yola çıkıyoruz' demediler. Antepliler, 'Vurun namus günüdür' dediler. Çanakkale Savaşı'na gidenler gibi, Sünni'ler Alevi'ler demediler. 'Gün bugün' dediler. İşte biz de burada Türkler 'Gün bugündür.' Bu istiklalin 93 yıl önceki o mukaddes mücadelesinin taçlanmasının günü bugündür. Biz çözüm süreci derken, aslında kastettiğimiz bu. Birileri bu topraklarda diyor ki 'Kürtler siz bir araya gelin. Birileri 'Türkmenler siz bir araya gelin.' Birileri Aleviler siz bir araya gelin.' Diğerleri 'Hayır Sünniler.' Biz de diyoruz ki ey millet kalkın, bugün namus, izzet, onur günüdür parçalanmaya izin vermeyin. Kim bir parçayı diğerinden ayırırsa işte o zaman o millet ferah bulmaz. Bir kere parçalanma başladı mı nerede duracağı belli olmaz. İşte Suriye. Başlarken herkes kendi mezhebinin tarafında durdu. Ama ne oldu? Sonra daha da içlerinde parçalanma yaşandı. Biz çözüm süreci derken tekrar Antep'in 'O gün bugündür' diyen sesini bütün Türkiye'ye yaymak istiyoruz. Antep'in kurtuluşu diğer milletlere örnek teşkil etti."

'FİTNE VİRÜS GİBİDİR'

Başbakan Davutoğlu, fitnenin virüs gibi olduğunu ve yayıldığında nerelere varılacağını kimsenin bilemeyeceğini anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz siyasetimizle her yere giderek yalvarırcasına ama aynı zamanda haykırırcasına 'Ey aziz millet aranıza fitne koyanlara izin vermeyiniz' diyoruz. Çünkü fitne virüs gibidir. Bir kere girdiği zaman nereye kadar gideceğine kimse karar veremez. İşte bakın bütün güzel çabalarımıza dün Cizre'de yine fitne başkaldırdı. Çünkü olumlu şekilde çözüm süreci gidiyorsa hemen bir şey çıkartıyorlar. 2013 Mayıs'ında tam çözüm süreci zirve noktasındayken, çekilme süreci başlayacağı dönemde Gezi provokasyonları oldu, arkasından başka provokasyonlar. Yeni bir yasa çıkardık. Bakanlar Kurulu kararı çıkardık Ekim ayında Kobani olayları. Son günlerde yine ivme kazandı çözüm süreci işte Cizre olayları. Şimdi biz kendi kavmini, kendi aşiretini çağırıp ta diğerlerine karşı bir şehre parçalayıcı dil kullananlara karşı biz diyoruz ki 77 milyon kardeştir. Aynen Gaziantep'te omuza savaşan Şahinbey'in Türk, Karayılan'ın Kürt kökenli olmasının bir fark oluşturmadığı gibi. Hepsi 'Bu topraklarda ezan susmasın, bayrak inmesin, namusumuza halel gelmesin' diye savaşmıştır. Gaziantep her zaman güzel örnek olmuş. 6-7 Ekim olaylarında güzel örnek oldu. Daha önce de hep güzel örnek oldu. Fitne çıkarmak isteyenlere karşı şehrin kimliğini harekete geçirdi ve buraya, bu topraklara, bu şehre nasıl müstehziler girememişse 'Fitne çıkarıp kardeş kavgasına yol açacak olanlar da giremez' dediniz. Allah sizden razı olsun, size güveniyoruz. Onun için Gaziantep milli bir kaledir. Gaziantep'imizin bu güzel örneği sürdürmesi ve bu güzel örneğin diğer şehirlerimize de sirayet etmesi için olumsuz virüslerin değil güzel ve hayırlı unsurların yayılması için gayret sarf edeceğiz."

'HİÇBİR YERDE YABANCI DÜŞMANLIĞI KÖRÜKLENEMEDİ'

Türkiye'ye sığınan 2 milyon Suriyelinin başka bir ülkede sığınmış olması durumunda yabancı düşmanlığının zirve yapacağını söyleyen Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Gaziantep'e bir kere daha teşekkür ediyoruz ki vicdan ve merhamet gerektiğinde Gaziantep sağına ve soluna bakmadan 'Ben varım' dedi. Aynen 93 yıl önce kendi izzetine ve kaderine sahip çıktığı gibi Suriye'den gelen yetimlerin, gariplerin, gurubaların onuruna da, namusuna da sahip çıktı. Gaziantep'e teşekkür ediyoruz. İşte sivil toplum demek bu demek. Çok kolay tahrik edilebilirdi. Eğer batılı bir ülkede olsaydı ne olurdu? Şu anda 2 milyon mülteci herhangi bir batılı ülkeye gitseydi yabancı düşmanlığı zirve yapmıştı. O kadar olmadan kendi şeyimizle, emeğiyle oraya gidip orda çalışan işçilere, bütün ömrünü maden ocaklarında zor şartlarda geçiren o işçilere karşı borçlu oldukları halde onlara yabancı düşmanlığı yapanlar mültecilere neler yapmazdı. Ama bu ülkeye 2 milyon mülteci kardeşimiz geldi. Elhamdülillah, Gazianteplilerin, Şanlıurfalıların, Kilislilerin, Hataylıların, Mardinlilerin, Osmaniyelilerin, Kahramanmaraşlıların, Malatyalıların ve kampı olmadığı halde Suriyeli kardeşlerimize kucak açan bu milletin vicdanı ve merhameti öylesine büyük ki hiçbir yerde yabancı düşmanlığı körüklenemedi. Bizim kültürümüz ensar kültürüdür. Ensar kültürünün olduğu yerde yabancıya, misafire düşmanlık olmaz. Bizim kültürümüz ahi evran kültürüdür. Evini, kapını, aşını açık tut herkese' der ahi evran. Bizim kültürümüz Hacı Bektaş kültürüdür. Bizim kültürümüz 'Gel' diyen Hazreti Mevlana kültürüdür. 'Gel' dedikten sonra biz kimseye 'Git' demeyiz. Allah bu millete öylesine bir güç versin ki, değil Suriye'deki Pasifik Okyanusu'ndakilere dahi merhamet elimiz uzanabilsin. Bizim evrensel ahlak anlayışımız budur. Gururla şunu söylüyorum. Pasifik adaları derken rastgele söylemedim. Pasifik adalarında birçok yerde de Türkiye'nin gibi jeneratörlerle elektrik veriliyor. İşte merhamet verici bu. Gaziantep sivil toplum geleneği o kadar kuvvetli ki sizler sahip çıktınız onlara. Sizler dışlamadınız, ötekileştirmediniz. Sizi tahrik ettiler."

'SİYASET MALZEMESİ YAPTILAR ONLARIN GELİŞLERİNİ'

Sığınmacıların etnik kimliklerine bakmadan insan oldukları için sahip çıktıklarını kaydeden Başbakan Davutoğlu, kendilerini eleştirenlere rağmen Suriyelilere sahip çıkıldığını söyledi.

'TÜRK ŞİRKETLERİNE UYGULANAN ENGELLEMELER KALKTI'

Suriye'deki karışıklığın elbet biteceğini ifade eden Davutoğlu, Gaziantep'in o güne hazır olması gerektiğini söyledi. Irak'ta Türk şirketlerine karşı uygulanan bütün engelleme ve negatif ayrımcılıkların kaldırıldığını söyleyen Davutoğlu, "Geçen sene Irak'ta sıkıntılarımız vardı. Konuşabileceğimiz, anlaşabileceğimiz herkesin içinde olduğu bir hükümet kuruldu. Ben Bağdat'a, Erbil'e gittim, sayın İbadi Türkiye'ye geldi. İşte evvelsi güne geniş perspektifle ilişkileri kurma kararı aldık. Irak'ta Türk şirketlerine karşı uygulanan engellemeler, negatif ayrımcılıklar kalktı. Genelge yayınladılar. Biz 'ın hiçbir zaman mezhebine bakmadık" dedi.

'ZALİMLERLE PROBLEMİMİZ OLDU VE OLACAK'

Beşar Esad ile ilişkilerin halkına zulüm yaptıktan sonra bozulduğunu anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Esad kendi halkına zulüm etmediği zaman ilişkilerimizi ne kadar geliştirmiştik. Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün dörtlü serbest protokolünü bizzat ben kendi elimle yazmıştım hepsini dolaşarak. Esad halkına zulüm etmemiş olsaydı ve böyle terör örgüleri çıkmasına zemin hazırlamamış olsaydı bugün bu 4 ülke arasında serbest ticaret vardı. Ama dinlemedi. Tavsiyelerimizi dinlemedi ve halkına zulüm etme yolunu seçti. O yüzden ilişkilerimiz bozuldu. Ama bir gün Suriye'de de halkıyla barışık bir dönem gelecek. Biz, komşularla sıfır sorun derken, zalimlerle sıfır sorun demedik. Evet zalimlerle sorunumuz oldu ve olacak. Ama işte kendi halkıyla barışık bir dönem geldiğinde Irak'ta olduğu gibi en iyi ilişkileri de kuracağız. Suriye'de, Irak'ta IŞİD terörüne vahşetine karşı da o halklarla olduk, olacağız. Vahşeti kim yaparsa yapsın mezhebine bakmayız. Vahşet yapana, zulüm yapana barbarlık yapana karşı çıkarız."