X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Paralel dinlemeleri Şahin biliyor muydu?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Paralel dinlemeleri Şahin biliyor muydu?

  • Giriş Tarihi: 30.1.2015 16:02 Güncelleme Tarihi: 30.1.2015 16:04
Paralel dinlemeleri Şahin biliyor muydu?
Paralel dinlemeleri Şahin biliyor muydu?

Yeni Şafak Yazarı Ali Bayramoğlu "Kanıtlar, kanatlar ve altına girenler" yazısında yasadışı dinlemelerle eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in ilişkisini deşifre ediyor.

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'in telefonlarının dinlenme öyküsüne bu köşede daha önce bir kaç kez değindim.

Öneş, emekli olmasından sonra istihbaratın demokratikleştirilmesi, Kürt sorununun çözümü gibi meselelerde kitaplar, makaleler yazmış, söz almış bir isim. Öneş'le bir çok toplantıda yolumuz kesişmişti. HDK'nın organize ettiği pek çok gazeteci ve aydının katıldığı ünlü Kürt Meselesi Çalıştayı bunlardan birisiydi.

O toplantıdan bir süre sonra cemaatin keskin yayın organı Bugün gazetesi Öneş'i KCK'lı ilan etmişti.

Aradan zaman geçti ve Öneş'in KCK faaliyetlerinde yer aldığı iddiasıyla dinlendiği ortaya çıktı.

Emekli bir MİT Müsteşar Yardımcısı'nın, üstelik en kritik yıllarda Diyarbakır'da bölge başkanı, daha sonra teşkilatın istihbarat sorumlusu olarak görev yapmış bir bürokratın KCK üyesi olduğu iddiası sadece garip değil, kelimenin tam anlamıyla bir skandaldı.

Sonra resim iyice netleşmeye başladı.

Örneğin Bugün Gazetesi'nin yayınıyla daha sonra ortaya çıkan bu dinleme tarihleri arasında bir kesişme vardı. Tek kesişme bu da değildi. Öneş 18 ay süreyle dinlenmişti. İlginç bir şekilde, dinlendiği dönem Oslo tartışmalarının yapıldığı, MİT'in cemaat tarafından sıkıştırılmaya çalışıldığı ve 7 Şubat 2012 operasyonu günlerine denk geliyordu.

Öneş, "dinleme"nin ve "yayınlar"ın cemaatin MİT'i kontrol etme hamlesiyle bağlantılı olduğunu düşüyordu.

Ve tümüyle haklıydı.

Cemaatin İçişleri kadrolarında geometrik bir hızla alan genişlettiği evre, İdris Naim Şahin'ın bakanlığına denk gelir. Bu zatla ilgili inanılmaz siyasi çıkışları ve davranışlarına bakarak "Marangoz Hatası" tabirini kullandığım zaman cemaat kalemşorları bana her koldan ve yoldan yüklenerek yazının talimatla, MİT'in isteğiyle kaleme alındığını söyleyecek kadar kendilerinden geçmişlerdi. Şahin de bu teze ikna olmuş olacak ki, "görevden alınmam bu yazıyla başlamıştır" mealinde pek çok açıklama yapmıştır.

Bu da şaşırtıcı değildir. Şahin son dönemlerin en kolay yönlendirilen ve "ikna edilen" bakanlarından olmasa o geometrik büyüme yaşanır mıydı?

Peki Şahin'in yukarıdaki konuyla ilgisi ne?


Cevat Öneş tarafından gönderilen bir mektubun kimi bölümlerini birlikte okuyalım:

"Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 19-20-21 Ocak 2015 tarihli Bugün gazetesinde dikkat çeken açıklamalar yapmıştır (...)

İstifa ettiği Ak Parti iktidarını, yönetici kadrolarını, politikalarını, özellikle MİT'i hedef alarak, eleştiri seviyesini de aşarak yaptığı açıklamalar dikkat çekicidir. Bir çıkar ve iktidar mücadelesi içerisinde, yol verilen bir hukuk dışı yapının, kanatları altında güç devşirmesi yapmakta oluşu, ibretle değerlendirilmelidir (...)

20 Ocak 2015 tarihli Bugün gazetesinde, İdris Naim Şahin şöyle demiştir:

"Bakan olduğum dönemde, inanılır kaynaklardan edindiğim bilgi, KCK'nın ana sözleşmesinin hazırlanmasında, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın Müsteşar Yardımcılığı'ndan emekli bir ismin, bilfiil katkısı olduğu yönünde. O kişi sonra DTK'nin toplantılarına da katılmıştı."

Şahin aynı gün Bugün televizyonunda, bu kez Cevat Öneş ismini kullanarak, KCK ana sözleşmesinin tarafımdan yazıldığını söylemiştir.

Anlaşılıyor ki, 'PKK/KCK terör örgütü elebaşısının talimatları doğrultusunda kurulan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) içerisinde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle', Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nden karar alınarak, 07/03/2011 tarihinden itibaren 6 kez 3'er ay süre ile iletişimimin, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nca dinlettirilmesinden İdris Naim Şahin bizzat haberdardır.

24 Şubat 2012 tarihli Bugün, 27 Şubat 2012 tarihli Yekbesa Welat gibi gazetelerde, İbrahim Güçlü adlı şahsın 'KCK belgelerini (ana sözleşmesini) Cevat Öneş yazdı' şeklinde çıkartılan haberlerin, bir 'kumpas'ın parçaları olduğu, günümüzde daha net görülebilmektedir..."

Öneş'in mektubunun sonunda şu satırlar yer alıyor:

"DTK, Barış Meclisi, birçok sivil toplum toplantılarına katıldım, Medya'da düşüncelerimi paylaştım, paylaşmaya da devam edeceğim. Mesele, 41 yılı aşan mesleki deneyimimin ve Türkiye toplumsal dinamiklerinin gelişiminin ortaya çıkardığı, demokratik-barışçı çözümler için, toplumsal-siyasal aydınlanma ihtiyacına katkıda bulunulmasının sorumluluğunun kaçınılmaz olduğuna inanmamdan kaynaklanan, bir bireysel çalışma sürecine girmemle bağlantılıdır..."

Cevat Öneş'le ilgili durum açık. O risk alan, demokratik gelişme için çaba gösteren emekli ve değerli bir bürokrat.

Geri kalanı ise ortada:

Kumpasları gazetecilik, basın özgürlüğü ihlali diye satanlar, kanıtlar, kanatlar ve altına girenler...