X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Vali Coş: ‘TIR operasyonunda basının benden önce haberi vardı’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Vali Coş: ‘TIR operasyonunda basının benden önce haberi vardı’

  • Giriş Tarihi: 5.2.2015 22:06
Vali Coş: ‘TIR operasyonunda basının benden önce haberi vardı’
Vali Coş: ‘TIR operasyonunda basının benden önce haberi vardı’

‘MİT TIR’larına yönelik ihanet operasyonuyla ilgili Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ilk kez konuştu.

Vali Coş, TIR'ların durdurulmamasına rağmen jandarmanın savcılığa yazdığı yazıda, El-Kaide'nin telaffuz edildiğini ve böylece MİT'e ait araçlar için El-Kaide dosyasının açıldığını söyledi. Gazeteci Kemal Gümüş ise MİT mensuplarının operasyondan yaklaşık bir ay önce dinlemeye alındığını hatta TIR şoförlerinin bile dinlenildiğini ifade etti.

Elif Çakır'ın sunduğu ÜLKE TV'de yayınlanan "Söz Bitmeden" programında 1 yıl önce durdurulan MİT TIR'ları olayının perde arkası konuşuldu. Programa dönemin Adana ve şu anda Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Star Gazetesi Muhabiri Kemal Gümüş ve Eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek konuk oldu. Dönemin Adana Valisi Coş o gün yaşananları ilk kez anlattı. Hüseyin Avni Coş sözlerine şöyle başladı; "Olayın yapılan araştırma ve soruşturmasında tamamen kurgu olduğu anlaşılmıştır. MİT teşkilatının söz konusu kurguda görev alacak kişiler tarafından çeşitli sahte isimler altında pek çok kere yapıldığı gibi, Ankara'daki tüm faaliyetlerinin izlendiği ve fiziki takip yapıldığı anlaşılmıştır. Ankara'dan yola çıkan TIR'lara operasyon yapabilmek için bir takım senaryolar ürettikleri ortaya çıkmıştır."

'TIR'LAR DURDURULMADAN EVRAKLARA EL-KAİDE YAZDILAR'

Dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ihbar metninde örgüt ismi geçmemesine ve daha TIR'lar durdurulmadan, jandarmanın savcılığa yazdığı yazıda El-Kaide'nin telaffuz edildiğini söyledi. Coş şunları kaydetti; "7.40'da Albay'a ihbar geliyor. Albaya ihbar gelmiş ama TIR'lar henüz durdurulmamış. İhbarda Ankara'dan Adana istikametine patlayıcı yüklü araçlardan bahsediyor. Bu araçların kime ait olduğu belirsiz... Daha sonra telefon kapatılıyor. Resmi bilgi bu kadar... Devletin elinde başka hiçbir bilgi yoktur. Gerçekten bunlar patlayıcı mı bilinmiyor. Dolayısıyla böyle bir bilgi intikal edince, burada Reyhanlı'daki gibi bir olay olmasının önüne geçmek için durduruluyor. Albay'ın ifadesinden TIR'ların MİT'e ait olduğu anlaşılıyor. Ama olayın öncesinde kurgu var. Güçlü bir birlikle sanki düşman bir ülkede operasyona gidiliyormuş gibi yapılan bir sıra dışı bir durum olduğu anlaşılıyor. İhbar metninde örgüt ismi yok. Fakat henüz daha TIR'ların durdurulmamasına rağmen jandarmanın savcılığa yazdığı yazıda, El-Kaide telaffuz ediliyor. Böylece El-Kaide dosyası açılıyor. İhbar da ne örgüt ismi ne de başka bir şey var. MİT'e ait araçlar için El-Kaide diye dosya açmak bile buradaki kastı ortaya koymaktadır. Operasyonun özel itina ile hazırlanmış provokasyon olduğu çok açık."

'BANA HABER VERMEYENLER OLAYI BASINLA PAYLAŞTILAR'

Vali Hüseyin Avni Coş, kendisinden olayı gizleyenlerin basınla yarım saat içinde tüm bilgileri paylaştığını söyledi. Coş; "Türkiye'yi teröre yardım eden bir ülke olarak göstermek istediler. Sanki ortada görev aşağı ve kolluk görevlileri var ve bunlar tesadüfen 'Türkiye devletinin kurumunun yasa dışı faaliyetini tespit etmiş, sonra hükümet bunu örtbas etmek istiyor' şeklinde algı operasyonu yaptılar. Bilinçli olarak vali (beni) devre dışı bırakılıyor. Çünkü vali devrede olursa yapmak istediklerini yapamayacaklar. Olayın mahremiyeti nedeniyle valiye bile bilgi verilmesin diye ortaya koyulan durumu bir haber ajansına servis edilmesi olayı özetliyor. Operasyon 12.00 de yapıldı, 12.34 de bir haber ajansı haberi servis ediliyor. 30 dakika içinde olayı nasıl öğrendiniz, olay bölgesine ne zaman gittiniz? Geri dönüp haberi ne zaman yazdınız? Bu sorular cevap bulmuş değil. Dolayısıyla valiye haber vermeme sebebi olayın özelliği ile ilgili değil. Amaç dünya kamuoyuna olayın istenildiği tarz da servis edilmesi sağlanmaya çalışılıyor. Oysa ki, ilgili yasalar uyarınca tüm işlemlerin valinin bilgisi doğrultusunda yürütülmesi lazımdı." dedi.

'MİT PERSONELİNİN ÜSTLERİNE ÇÖKÜP, AYAKLARINA BASTILAR'

MİT personeline yapılan muameleyi de anlatan Hüseyin Avni Coş, aynı muamele bir kamyon şoförüne yapılsa Türkiye ayağa kalkardı ifadelerini kullandı. Coş; "Bir teröriste yapılmayacak muamelenin yapıldığını gördük. Herhangi bir trafik kontrolü sırasında bir kamyon şoförüne yapılmış olsa kamuoyu ayağa kalkardı. MİT görevlilerine yapılanlar, hiç kimseye haber verilmeden belli amaca yönelik özel gayret gösterildi. Görevliler kelepçelenip, gözaltına alınıyor. Ayaklarına basıp, üstlerine çöküyorlar. Bu olacak iş değil. Amaç o yarım saat içinde istedikleri algıyı oluşturmak. Hemen içişleri bakanına konuyu arz ettik. Sayın bakanın bilgisi dahilin de gerekeni yaptık." dedi.

'ÖZEL YETKİLİ SAVCI DEVREYE GİRSİN DİYE PATLAYICI SİLAH VE MÜHİMMET İHBARİ YAPTILAR'

Programda çarpıcı açıklamalar yapan Hüseyin Avni Coş soruşturmanın özel yetkili savcıya intikal etmesi için patlayıcı silah ve mühimmat ihbarı yapıldığını belirtti. Coş şu ifadeleri kullandı; "MİT TIR'larını arayamazsınız. Yasa çok açık. Savcının yetkisi olmadığı gibi, valinin de yetkisi yok. Hiç kimsenin yetkisi yok. Sadece Sayın Başbakan'ın yetkisi dahilinde işlem yapılabilir. Sesli ihbar kayıtlarında patlayıcı yüklü araçlardan bahsediyor. Normal de nöbetçi savcıya gitmesi gerekiyor işlemin. Fakat rol biçilen özel yetkili savcı gidiyor. Çünkü kurgunun asla bozulmasını istemiyorlar. Özel yetkili savcı devreye girsin diye, patlayıcı silah ve mühimmat ihbarı yapılıyor."


'ALLAH DEVLETİMİZİ HER TÜRLÜ ZEVALDEN VE BELADAN KORUSUN'

Paralel devlet yapısının ülkenin menfaati yerine, kendi küçük menfaatlerini düşündüğünü söyleyen Hüseyin Avni Coş, herşeyin kasti ve planlı olarak yapıldığını söyledi. Coş programda son olarak şunları kaydetti; "Her ülkenin istihbarat kuruluşu var. MİT'e kimler engel olmak ister? Uluslararası istihbarat faaliyetinde olanlar. Her ülkenin istihbarat kuruluşlarının faaliyetleri gizlidir. Bunu böyle gelişi güzel ifşa etmeye çalışmak hiçbir zaman iyi niyetle bağdaşmaz. Bunların hepsi kasti ve planlı olarak yapılmıştır. İlgili mercilerin de casusluk kapsamına soktuğu suçlar niteliği taşır. Yapılan işlemin normal vatandaşın düz mantığına uygun olmadığı, akla mantığa sığmadığı verilen talimatları uygulamak pahasına yapılmış bir operasyon olduğu anlaşılıyor. Burada malum paralel devlet yapısı değdiğimiz örgütün mensupları, gerektiğinde devletin milli menfaatlerini hiçe sayarak kendi ufak menfaatleri için her şeyi yaptıkları ortada. Allah devletimizi her türlü zevalden ve beladan korusun."

"MİT TIR'LARININ DURDURULMASI 28 ŞUBAT'TAN FARKSIZ BİR DARBE GİRİŞİMİDİR"

Programda Hüseyin Avni Coş'un açıklamalarını değerlendiren Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek de olayın 28 Şubat'tan farklı olmayan bir darbe girişimi olduğunu söyledi. Petek; "Süreç korkunç!.. Olayın canlı tanığından dinlediğimizde boyutların ne kadar korkunç ve organize olduğunu görmüş oluyoruz. İşin başından sonuna kadar normal adli işlemlerin yürütülmediğini görüyoruz. Olay Pazar günü oluyor. Normal şartlarda pazar günleri nöbetçi cumhuriyet savcısına intikal ettirilir. Burada bir plan uygulandığı için hemen özel yetkili savcılığa intikal ettiriliyor. Bu bile normal bir adli işlem yapılmadığını gösteriyor. Burada Cumhuriyet savcısı kanundan kaynaklanan görevleri arasında bu kadar önemli bir olayı mülki amire bildirmek zorundadır. Fakat bu gerçekleşmiyor. Olayın mahiyetine göre savcı kimseye haber vermeden yapabilirmiş gibi algı oluşturuyor. 7 Şubat 2012 tarihinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik soruşturmadan bu olayı ayrı tutarsak, fotoğrafın büyüğünü anlayamayız. Bu bir darbe girişimidir. Yapılan 28 Şubat darbesinden de farkı yoktur. Burada sadece kullanılan araçlar farklıdır." ifadelerini kullandı.


GÜMÜŞ: "TIR'IN ŞOFÖRÜNÜ BİLE ARALIK AYINDA DİNLEMEYE BAŞLADILAR"

Programın bir diğer konuğu Star Gazetesi Muhabiri Kemal Gümüş ise çarpıcı bilgiler paylaştı. Gümüş; "MİT TIR'larına operasyon 17-25 Aralık darbe soruşturmalarıyla birlikte başladı. MİT TIR'larına yönelik bir faaliyet olduğu görülüyor. Bu bir uluslararası operasyondur. TIR'larda görevliler ve şoförler dahil Ankara'da dinlemeye başlıyorlar. 19 Ocak operasyon gününe kadar dinleme var. Asıl operasyon 1 Ocak'ta Hatay'da yapıldı. Ancak orada başarılı olamadılar. Oradaki TIR'ları durdurmak için harcadıkları olağanüstü çabayı görünce, bu işin sıradan bir işlem olmadığını görüyorsunuz. Yabancı ajanların cirit attığı bir ortamı düşünün. Fakat bizzat cevval savcılarımız, devletin en önemli kurumun personelini dinliyor. Klasik ihbar metodları var. Ergenekon, balyoz, askeri casusluk davalarında olduğu gibi isimsiz ihbar mektupları geliyor. Sabah saat 04.00'de Adana'daki ihbarı alan üsteğmen aynı anda savcıyı harekete geçiriyor. Herkes üzerine düşen rolünü oynuyor. Üsteğmen savcının evine gidiyor. Görüşmeden sonra hazırlık yapıyorlar. Hatay'daki ihbar ise maille Diyarbakır'da görevli bir asker tarafından yapılıyor. O ihbar da da özellikle El-Kaide tabiri kullanılıyor. Adana'daki ihbarcı Ankara'da… Hatay'daki ihbarcı ise Diyarbakır'dan tespit ediliyor.

Paralel yapıya yönelik bir takım soruşturma yapıldı. Hamza Celeboğlu'ndan onaysız bu işin olabileceği ihtimal vermiyorum. Fakat kendisiyle ilgili yürütülen birçok adli işlem kapatıldı. Üst düzey görevlilerin o gün ve öncesinde ne gibi faaliyet içinde yer aldılar bunlar araştırılamadı.