X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'DAEŞ'in elinde ABD Rus ve Çin yapımı silahlar var'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'DAEŞ'in elinde ABD Rus ve Çin yapımı silahlar var'

  • Giriş Tarihi: 17.3.2015 17:00
'DAEŞ'in elinde ABD Rus ve Çin yapımı silahlar var'
'DAEŞ'in elinde ABD Rus ve Çin yapımı silahlar var'

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, DAEŞ'in Irak ordusunun kullandığı ABD yapımı silahları ele geçirdiğini belirterek, "DAEŞ'in elinde ABD, Rus ve Çin yapımı silahlar var" dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Tayland Dışişleri Bakanlığı ve Saranrom Enstitüsü'nün ev sahipliğinde düzenlenen "Türk Dış Politikası: Asya ve Pasifik'e Yakınlaşma" başlıklı konferanstaki konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

Çavuşoğlu, Irak ve DAEŞ'in bölgedeki faaliyetlerine ilişkin bir soru üzerine, Türkiye'nin Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklediğini vurguladı.

Türkiye'nin, Suriye'deki PYD ve PKK gibi diğer terör örgütlerine de karşı olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "Bunlar DAEŞ ile Suriye'nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü veya barışı için savaşmıyor. Sadece ülkenin mevcut topraklarına nüfuz etmek için savaşıyor. Biz bunun karşısındayız. Bu durum, bu ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliğini baltalıyor" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, DAEŞ'in El Kaide üzerinden ortaya çıktığını ve Suriye rejimi tarafından desteklendiğini söyledi. Çavuşoğlu, "Çok açık konuşacağım. DAEŞ'in Rus ve Çin yapımı silahları var. Bu silahları DAEŞ'e Suriye rejimi verdi. Yeterince güçlü olduğuna inandıklarında devlet ilan ettiler. DAEŞ ne bir ülkeyi ne de İslam'ı temsil ediyor" dedi.

Çavuşoğlu, DAEŞ'in Irak'ta Musul'u ve Irak ordusunun kullandığı ABD yapımı silahları ele geçirdiğini ifade ederek, "DAEŞ'in elinde ABD, Rus ve Çin yapımı silahlar var" diye konuştu.

Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin PKK terör örgütü nedeniyle yaklaşık 40 yıldır zor zamanlar geçirdiğini ve yaklaşık 35 bin insanını kaybettiğini hatırlattı. Bu terör örgütünün Kürtlerin haklarını savunmadığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye'deki terör sorununun çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Irak'taki mezhepçilik konusuna da değinen Çavuşoğlu, mezhepçiliğin sadece Suriye ve Irak'ta olmadığını, Yemen, Bahreyn ve Libya'da da görüldüğünü ve bunun bölge için çok büyük bir tehdit olduğunu vurguladı. Çavuşoğlu, "Mezhep çatışmaları ve güvensizlik ortamının üstesinden gelmek için umarım komşu ülkeler daha sorumlu roller üstlenecek" ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Irak Kürt Bölgesi Yönetimi'nin özellikle Bağdat'la sorunlar yaşadığı zamanlarda bağımsızlık istediğini ifade ederek, henüz bütçenin paylaşımı konusunun çözülemediğini söyledi.

"14 yıldır istikrar var"

Türkiye ekonomisine ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin düzenli bir ekonomi politikası olduğunu, birçok kez ekonomik ve siyasi krizle karşılaştığını ancak Türkiye'nin asla vazgeçmediğini ifade etti. Ayrıca, Türkiye'de yatırımın teşvik edildiğini ve üretim kapasitesinin önemli ölçüde arttığını kaydeden Çavuşoğlu, birçok ülkeyi etkileyen ekonomik krizden Türkiye'nin çok fazla etkilenmediğini aktardı. Çavuşoğlu, Türkiye'nin büyüdüğünü, süreklilik ve istikrarın ekonomide en önemli unsur olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, "14 yıldır tek iktidara ve siyasi istikrara sahibiz. Yatırımcıların önündeki tüm bürokratik prosedürleri ortadan kaldırıyoruz. Böylece yurt dışından doğrudan yatırım geliyor. Ayrıca, turizm de önemli bir sektör haline geldi" dedi.

"Osmanlı'yı geri getirme amacımız yok"

Çavuşoğlu, bir başka soru üzerine de amaçlarının model ülke haline gelmek olmadığını, sadece Müslüman veya Arap dünyasıyla değil, Afrika, Asya, Pasifik gibi dünyanın her yerinde parti ve hükümet tecrübelerini paylaştıklarını ifade etti.

"Herkes partimin başarı öyküsünü öğrenmeye çok istekli" diyen Çavuşoğlu, amaçlarının kendi rejimlerini ihraç etmek olmadığını kaydetti. Türkiye'nin hızlı büyüyen bir ekonomisi olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Gücümüzü insani yardımların dağıtılmasında kullanıyoruz. Ayrıca Balkanlar, Kafkasya, Pakistan ve Afganistan'da sorunların çözülmesi için arabuluculuk yapıyoruz. Osmanlı İmparatorluğu'nu geri getirme gibi bir amacımız yok. Türkiye, tüm dünyada ikili ilişkilerde ve uluslararası veya bölgesel organizasyonlar seviyesinde çok görünür ve aktif. Türkiye, tüm komşu ülkelerinin toprak bütünlüğüne saygı duyuyor" şeklinde konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, "Osmanlı İmparatorluğu'na gerçekten ihtiyacımız mı var? Türkiye Cumhuriyeti yeterince etkili olamıyor mu, güçlü olamıyor mu? Evet olabiliyoruz. Neden daha güçlü ve dünyada aktif olmak için Osmanlı İmparatorluğu'na ihtiyacımız olsun ki? Gerekli değil. Türkiye Cumhuriyeti, hükümetimiz ve devlete ait kurumlarımız o anlamda kusursuz bir şekilde etkili" ifadesini kullandı.

Tayland'ın 2017-2018 döneminde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine aday olmasına ilişkin soruyu "İyi şanslar dostum" diyerek yanıtlayan Çavuşoğlu, Türkiye'nin 2015-2016 geçici üyelik seçimlerini kazanamadığını anımsatarak, kampanyanın kolay olmadığını aktardı. Çavuşoğılu, Tayland'ın BM ve BM Güvenlik Konseyi'ne çok büyük katkıları olacağına inandığını dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye'nin uluslararası insani yardımlarına da değinerek, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı'nın (TİKA) faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Tayland'ın insani yardımları desteklemek konusunda istekli olduğunu belirterek, Türkiye ve TİKA'nın diğer ülkelerdeki kuruluşlarla işbirliği yapmaya açık olduğunu kaydetti.

Libya'da ise iki hükümet, iki parlamento ve iki taraf olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, taraflar arasında müzakerelerin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu, Libya'da ulusal birlik hükümetine ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, "Libya'daki sorunları çözmezsek bu ülkedeki durum, terörist gruplar bakımından Suriye'dekinden daha kötü olacak" dedi.

Çavuşoğlu, konferanstaki konuşmasında da Güneydoğu Asya ile kurulan dostlukların yeni sayılabileceğini ancak ilişkilerin asırlar öncesine dayandığını söyledi.

16. yüzyıldan bu yana Anadolu ile Güneydoğu Asya ve Ortadoğu'nun ticaret ve bölgesel konulardan dolayı birbiriyle ilişki içinde olduğunu aktaran Çavuşoğlu, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun Kolombo, Yangon, Singapur ve Cakarta gibi birçok yerde konsolosu olduğunu hatırlattı. Çavuşoğlu, Bangkok'taki Bang Uthit Camisi de dahil birçok yerde hala bu etkilerin izlerinin görünür olduğunu kaydetti.

Asya'nın yükselişinin 21. yüzyılın ana konularından biri olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, kıtanın 30 yılda küresel ekonomik faaliyetlerdeki payını yüzde 20'den yüzde 30'a artırdığına, bu rakamın 2050'de yüzde 50'ye ulaşmasının beklendiğine dikkati çekti. Tayland ve Türkiye'nin aynı zamanlarda ekonomik krizler yaşadığını belirten Çavuşoğlu, küresel sistem ve onun kurumlarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Asya-Pasifik açılımı stratejik

Çavuşoğlu, Türkiye'nin tehditler üzerine değil fırsatlar üzerine odaklandığını, aktif ve çok boyutlu dış politikasıyla hareket ettiğini belirten Çavuşoğlu, hayata geçirilen yapısal reformlarla Türkiye'nin ekonomisini dünyanın 17'nci, Avrupa'nın ise 6'ıncı en büyük ekonomisi haline geldiğini kaydetti. Türkiye'nin 28 ülke ile vizeleri kaldırdığını belirten Çavuşoğlu, Balkanlar, Kafkasya, Orta ve Güney Asya ile yapılan birçok bölgesel ve üçlü işbirlikleri inşa ettiklerini dile getirdi.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e açılımının stratejik bir boyut olduğunu söyleyerek, ilişkilerin artırılması için ziyaretlerin daha sıklaşması gerektiğini, bu bölgeyle birçok karşılıklı ziyaret ve ticaret yapıldığını dile getirdi. Çavuşoğlu, son 10 yılda 12 resmi, 36 başbakanlık ve 28 dışişleri bakanlığı düzeyinde ziyaret gerçekleştirildiğini, Çin, Japonya, Endonezya, Kore, Malezya ve Singapur'la ilişkilerin stratejik ortaklık düzeyine çıkarıldığını söyledi.

Bölgedeki diplomatik misyonların sayısının artırıldığını, Myanmar, Sri Lanka, Kamboçya ve Brunei'de büyükelçilikler açıldığını, yakında da Laos'ta da açılacağını vurgulayan Çavuşoğlu, Çin, Hindistan ve Japonya'da yeni konsoloslukların faaliyete geçirildiğini ve Fiji'de de konsolosluk kurulmasının planlandığını ifade etti.

Çavuşoğlu, Asya-Pasifik ile ekonomik ilişkilerin güçlendirildiğini, Malezya ve Kore ile üç serbest ticaret anlaşmasının yürütüldüğünü ve Singapur ile de konuya ilişkin müzakerenin sürdüğünü belirtti.

ASEAN ile ortaklık

Güneydoğu Asya Uluslar Birliği'nin (ASEAN) Güneydoğu Asya'da bölgesel entegrasyon için birincil unsur olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "ASEAN topluluğunu ve farklı serbest ticaret yapılandırmalarını oluşturmak için verdiğiniz ortak çabaları takip ediyoruz" dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin ASEAN ile ilişkileri geliştirdiğini dile getirerek, ASEAN'ın 2010'da kuruluş anlaşmasında taraf olduğunu hatırlattı. Türkiye'nin bir sonraki adım olarak ASEAN ile diyalog ortağı olmak istediğini aktaran Çavuşoğlu, bu konuda Tayland'ın desteğini beklediklerini dile getirdi.

Ayrıca, Türkiye'nin Asya-Pasifik ile toplam ticaret hacminin son 10 yılda 15 milyar dolardan 50 milyar dolara çıktığını kaydeden Çavuşoğlu, ASEAN ülkeleriyle ticaret hacminde dört kat artış olduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, Türkiye'de Asya-Pasifik bölgesinden yaklaşık bin 300 firmanın bulunduğunu, bunların son 10 yılda 3 milyar dolar civarında yatırım yaptığını, Türk Hava Yolları'nın bölgeye uçuş sayılarını giderek artırdığını bildirdi.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin dış politika anlayışında uluslararası organizasyonlar ve platformlarda aktif rol oynamak olduğunu, dinamik ve etkin bir dış politika izlediğini anlattı. Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bir zorunluluk mu yoksa seçim mi? Türkiye'nin bu dönemde aktif profilini sürdürmesi gerektiğini düşünüyorum. Evet, biz şimdi kabiliyetlerimizi artırdık ama küresel barış, güvenlik ve refah için bunları kullanmaya kararlıyız. Yalnız olmadığımızı biliyoruz. Bu yüzden farklı coğrafyalarda yeni ortaklar arıyoruz."

Çavuşoğlu, konuşmasından sonra katılımcılara Tay dilinde teşekkür etti.