X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER “Kendisini patlatacak 4998 Hakim ve Savcı daha var!”
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

“Kendisini patlatacak 4998 Hakim ve Savcı daha var!”

  • Giriş Tarihi: 28.4.2015 18:32
“Kendisini patlatacak 4998 Hakim ve Savcı daha var!”
“Kendisini patlatacak 4998 Hakim ve Savcı daha var!”

Türkiye Fetullahçı Terör Örgütü’nün cezaevinden örgüt üyelerini kaçırma operasyonunu konuşuyor. Paralelci hakimlerin hukuku ve kariyerlerini hiçe sayarak adeta bir canlı bomba gibi skandal kararın altına imza atarken, HSYK hukuksuzluğa el koyarak iki Fetullahçı hakimi açığa aldı. Elif Çakır bugünkü yazısında Çağlayan Adliyesi’ndeki hukuk skandalının arka planını yazdı ve ekledi: “İki hakim gitti geriye kendini patlatacak 4998 hakim ve savcı kaldı.”

İŞTE ELİF ÇAKIR'IN BUGÜNKÜ YAZISINDAN ÇAĞLAYAN ADLİYESİNDE CEZAEVİNDEN ÖRGÜT ÜYESİ KAÇIRMA OPERASYONUNUN ARKA PLANI…

CUMARTESİ GÜNÜ ÇAĞLAYAN ADLİYESİNDE NE YAŞANDI?
Her şey Cumartesi günü ve gecesi mi yaşandı sorusunun yanıtına bakalım.
Tarih 20 Nisan 2015. Günlerden Çarşamba. Yer Çağlayan Adliyesi. Nöbetçi hakim, Metin Özçelik.
'Tevzi' nöbetçisi değil 'Muhabere' nöbetçisi.
Yine yanlış bilgilendirilmiş Nazlı Ilıcak ne diyordu 'Mevzuyu bilmeden ezbere konuşmamak lazım'. Süper...
O yüzden bu yazıyı önce Nazlı Ilıcak okumalı ki, 'mevzuya hakim olmak için' kendisinden saklanmış eksik bilgilerini tamamlayabilsin.
Metin Özçelik o gün 'muhabere'den yetkili nöbetçi hakim. Yani, o gün hiçbir işlem yapma yetkisi yok, sadece mahkemedeki dosya ve evrakları ilgili yerlere göndermekle, ulaştırmakla görevli.
Peki, günlerdir konuşulan "tevzi" ne demek?

NAZLI ILICAK NASIL ÇARPITIYOR?
Tevzi yetkisi olan nöbetçi hakim ise, ilk gelen başvuruları, dosyaları kabul eder, gelen dosyaları numaralandırır ve UYAP sistemine girer ve 'tevzi butonuna' basar. Sistem otomatik olarak dosyaları ilgili mahkemelere, savcılıklara dağıtır. Yani o gün Metin Özçelik 'tevzi' nöbetçisi de olsa normal bir hukuk devletinde yapacağı işlem bu.
'Şu dosyayı şuna', 'bu dosyayı buna' vereyim deme yetkisi yok. Sadece o değil, hukuken böyle bir yetkiye kimseye sahip değil.
Buraya kadar tamam mı? Anlaşıldı mı?
'Nazlı Ilıcak tane tane anlatmış, şahane anlatmış' diyenlere gelsin!


METİN ÖZÇELİK KATİBİN UYARISINA RAĞMEN DOSYALARI KABUL EDİYOR
Hakim Metin Özçelik'in nöbetçi olduğu gün, Yakup Saygılı, Ali Fuat Yılmazer, Hidayet Karaca'nın da (Hidayet Karaca'nın tutuklu olarak yargılanmaması gerektiğini düşünenlerdenim ayrıca ama bu başka bir mevzu) içinde olduğu 63 tutuklu sanığın avukatları, o gün aynı saatte adliyeye gelerek nöbetçi hakimi bulup dilekçelerini teslim ediyorlar!
Metin Özçelik'in katibi, hakimi 'Efendim biz bu dosyaları kabul edemeyiz, yetkimiz dahilinde değil. Biz bugün tevzi nöbetçisi değiliz" şeklinde uyarıyor.
Hedefe kilitlenmiş olan hakim Özçelik, 'dosyaları al' diyor katibeye.
69722, 41637, 115949, 133596, 86706, 118651, 40810 No'lu dosyalar tek bir numarada birleştiriliyor. 10 tane Sulh Ceza Hakiminin reddi, yapılan 61 başvuru dilekçesine bakması için Hakim Özçelik 'kendisini' yetkilendiriyor!

AVUKATLAR EVİNE ULAŞMADAN HAKİM YAZIYI HAZIRLIYOR!
Ne hukuk değil mi?
Avukatlar mesut ve bahtiyar bir şekilde adliyeden ayrılıyor!
Avukatlar daha evlerine varmadan, zaten hazırda beklettiği anlaşılan 'emrivaki yazıyı' gönderiyor, 10 tane Sulh Ceza Hakimi'ne!
'Şu şu tutuklulara ait dosyaları tahliye görüşlerinizle birlikte tarafıma göndermeniz...'
Böylece adliyede tuhaf bir şeylerin döndüğü, bir hareketlilik olduğu fark ediliyor.
Sulh Ceza Hakimleri derhal; 'Mahkemeniz reddi hakim konusunda yetkili değildir, hakimin reddi konusunu mahkemenizin inceleme yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla tahliye konusunda da mahkemenize görüş bildirilmeyeceği, yetkisiz olduğunuzdan soruşturma dosyalarının gönderilmeyeceği...' şeklinde bir cevap yazıyor.
Bir yazı daha gidiyor Metin Özçelik'e, "elinizdeki dosyaları tarafımıza gönderin" diye.
Kısa ve net.
Peki, Metin Özçelik ne yapıyor bu durumda?

FETULLAHÇI HAKİM KENDİNİ HSYK YERİNE KOYUYOR!
Bir anda kimlik değiştiriyor ve kendisini HSYK'nın yerine koyarak, Sulh Ceza Hakimlerine bir yazı daha gönderiyor.
'Sizler tarafsızlığını yitirmiş hakimlersiniz, mahkemelerinizde proje mahkemeleridir. Bu davaların bir geçerliliği bulunmaktadır.'
Bu garip durum Adalet Komisyonu Başkanı tarafından tutanağa geçiriliyor ve rapor HSYK'ya ulaştırılıyor.
HSYK'dan bir cevap geliyor 'durum kontrol altında, bilgimiz vardır.'
Peki, bir şey yapılıyor mu? Bildiğim kadarıyla, hayır!..
Sonra...

SUÇ ORTAĞI MUSTAFA BAŞER DEVREYE GİRİYOR!
Tahliye kararı için suç ortağı hakim Mustafa Başer
Cuma günü...
HSYK'dan yine çıt yok. (HSYK 2. Daire Başkanı Mehmet Yılmaz, dün "HSYK geç karar verdi diye eleştiriliyor. Ne yapsınlar. Tüm paralel hakimlerin başında hafta sonu nöbet mi tutacaklar' yazılı bir tweet RT yaptı. Belli ki kendisi de böyle düşünmüş olmalı. Tamam da Sayın Yılmaz nöbetlik bir durum yok. Çağlayan Adliyesi birbirine girmiş ama HSYK görmemiş.)
Adliyede nöbetçi 32. Asliye Ceza Hakimi Mustafa Başer. O da muhabere yetkilisi olarak nöbetçi.
Adliyede Cuma günü mesai bitmiş, dolayısıyla Başer'de nöbeti başka bir hakime devretmiş...
Nöbeti hakim Mehmet Fatih Atalay devralmış adliyede.

KATİBE HAKİMİ UYARIYOR: "EFENDİM BİZ BU DOSYALARA BAKAMAYIZ!"
Ama adliyede odasında bekliyor. Katibe de bekliyor. Hakim çıkacak ki, o da gidebilsin.
Ama gitmiyor. Nihayet beklediği dosyalar geliyor. Dosyalar Metin Özçelik'in elindeki reddi hakim dosyaları, reddi hakim olunmuş. sırada tutukluların salıverilmeleri var.
Metin Özçelik bu kez nasıl bir yetkiyle donatıldığını düşündüyse, tutukluların tahliye kararlarını vermesi için, Mustafa Başer'i görevlendirmiş.
Dosyalar geliyor.
Hakim Mustafa Başer'in katibesi hanımefendi hakimi uyarıyor bu kez.
'Efendim, bu dosyalara biz bakamayız. Mesai bitti. Biz şu anda nöbetçi değiliz. Nöbetçi Hakim Mehmet Fatih Atalay. Dosyaları teslim edelim'.
Mustafa Başer kapıyı kilitliyor, odaya kapanıyor ve çalışmaya başlıyor.
Cuma gecesi geç saatlere kadar çalışıyor.
Ama bitmiyor...

HOCAM EMİR BUYURMUŞSA CUMARTESİ GÜNÜ ÇALIŞIR BİTİRİRİM!
Tüm adliye hafta sonu tatilinde. Nöbetçi hakim ve savcılar dışında kimse yok. Öğleye doğru önce hakim Mustafa Başer'in katibesi hanımefendi geliyor adliyeye, kısa bir süre sonra da Hakim Başer geliyor.
Yine kapı kilitleniyor ve çalışkan hakimimiz çalışıyor!
Havasızlık mı, susuzluk mu, açlık mı sebebini bilmiyorum ancak katibe bayılıyor içeride. Cumartesi gecesi saat 01.30 sularında Hakim Mustafa Başer Adalet Komisyonu Başkanından kendisine bir katip atanmasını istiyor.
Yanlış duymadınız. Cumartesi gecesi kendisine katip atanmasını talep ediyor.
Adalet Komisyonu Başkanı gecenin bu vaktinde kimi bulayım deyince...
Hakim ihtiyacı olduğu katibi kendisi buluyor. 02.30'da adliyeye katip geliyor.

BİR GÜNDE SAYFALAR DOLUSU GEREKÇELİ KARAR YAZIYOR (!)
Adalet Komisyonu Başkanı, Mustafa Başer'e tahliye kararı yazıyormuşsunuz kararı verebilir misiniz diyor.
Hakim Başer 'Hayır, veremem' diyor.
Cumhuriyet Başsavcısına vermediği, Adalet Komisyonu Başkanına vermediği 'tahliye kararını' telefonla arayıp çağırdığı tutukluların avukatlarına veriyor.
Tahliye kararlarıyla ilgili bir gerekçeli karar yazıyor ki, sayfalar dolusu.
Konuştuğum hakim ve savcılar, 24 saat içinde böylesi kararın yazılmasının mümkün olmadığını söylüyorlar.

TAHLİYE KARARININ GEREKÇESİ ÖNCEDEN Mİ HAZIRLANDI?
Mümkün değil diyorlar...
Tahliye kararına öyle bir gerekçe yazılmış ki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararlarından alıntılar, bilimsel hukuki metinlerden özenle seçilmiş alıntılar, Anayasa Mahkemesi'nin geçmiş kararlarına atıflar, yerli yabancı ünlü hukuk Prof.'larının kitaplarından referanslar, yüksek mahkeme kararlarına atıflar....
Cumartesi gecesi S Haber'de Mustafa Başer'in gerekçeli kararı için 'adeta hukuk manifestosu' yorumları yapılıyordu.
Hukuksuzluktan bir hukuk manifestosu çıkar mı? Bilmem.
Adliye çevrelerinde şöyle bir iddia dolaşıyor; Bu kararın gerekçesinin dışarda başkaları tarafından yazıldığı, hakim kararı flash disk ile getirdiği...
Cumartesi akşamı hukuk, adalet iki hukukçu tarafından adliyede rehin alındı.

İKİSİ GİTTİ GERİYE 4998 TANE CANLI BOMBA KALDI!
Yargı, yargı olalı böylesi bir kaos görmedi.
Bu kriz de atlatıldı çok şükür de bitti mi, peki?
Bitmedi.
Geriye kaldı, kendisini patlatacak 4998 hakim ve savcı...

Elif Çakır/Karar.com