X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Tasfiye oyununa izin vermeyeceğiz'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Tasfiye oyununa izin vermeyeceğiz'

  • Giriş Tarihi: 21.6.2015
'Tasfiye oyununa izin vermeyeceğiz'
'Tasfiye oyununa izin vermeyeceğiz'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, PYD konusunda net uyarılarda bulundu: Suriye'de sadece bir gruba destek verilirken diğer tüm grupların tasfiyesi amaçlanıyor. Bu oyuna izin vermeyiz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD'ye verilen uluslararası desteğe dikkat çekerek, "Suriye'de sadece bir gruba destek verilerek diğer tüm kesimlerin tasfiyesini amaçlayan bir oyun oynanıyor. Biz bu oyuna izin vermeyeceğiz" dedi. Midyat'ta Geçici Barınma Merkezi'nde kalan Suriye ve Iraklı mültecilerle iftar yapan Erdoğan, buradaki konuşmasında şunları söyledi:

EVİNİZDEN UZAK SON RAMAZAN OLSUN:
Rabbim bu mübarek ayı yurtlarınıza evlerinize sevdiklerinize kavuşmak için inşallah bir vesile kılsın. Sizler bizim için muhacirsiniz. Biz de ensar olarak muhacir kardeşlerimize Medine'deki aşkla şevkle heyecanla sahip çıkmaya çalışıyoruz.

ZALİMİN PENÇESİNE TERK ETMEDİK:
Bölgemizde 5 yıldır devam eden hadiseler hepimizi derinden yaralıyor. Bu süreçte biz kardeşlik hukukumuzun gereği, üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmenin çabası içinde olduk. Hiçbir mağduru, mazlumu zalimin pençesine terk etmedik terk etmeyeceğiz.

İKİYÜZLÜLER:
Demokrasi ve refah konusunda sözü hiç kimseye bırakmayan ülkelerin ikiyüzlü tavrını görüyoruz. Mülteci teknelerini sınırlarına yaklaştırmayıp içindeki masumları Akdeniz'in, Ege'nin sularında göz göre göre ölüme yollayan ülkeler var. Sadece kendi halklarının refahını gerekçe göstererek yardım eli uzatan insanlara kapılarını kapatan ülkelerin yaptıkları bize göre insanlık suçudur.

2 MİLYON MÜLTECİ VAR:
Kapılarını mültecilere açmayan bu devletler Türkiye'nin omuzladığı yüke katkıda bulunmaktan da kaçınıyorlar. Şu anda ülkemizde 2 milyon mülteci var. Avrupa'nın tamamında bu sayı 200 bin bile değil. Avrupa bizden ekonomik olarak güçlü değil mi? Nerede insan hakları. Bu ikiyüzlülük ortadan kalkmadığı sürece dünya barışı her zaman tehlikededir. Biz kilerimizdeki son ekmeğimize kadar elimizdeki imkanları kardeşlerimizle bölüşmekten asla çekinmeyiz.

SİCİLLERİ BOZULDU:
Batı başta olmak üzere tüm dünya Suriye'de insani yardım, Mısır'da demokrasi konusunda sicilinin bozulduğunu bilmelidir. Biz Suriye'de ve Irak'ta sorunların barış yoluyla çözülmesi için en başından beri samimi gayret sarfettik. Şam ve Bağdat yönetimlerine ikazlarımızı en başından beri yaptık. Aynı şekilde BM, NATO ve AB başta olmak üzere söz sahibi olduğumuz tüm uluslararası platformlarda da bölgedeki gelişmelerin nereye uzanabileceğini anlattık.

YANLIŞLAR PYD İLE TEKRARLANIYOR:
Maalesef önce Şam rejimi, ardından DEAŞ konusunda yapılan yanlışların bir benzeri bugün PYD konusunda tekrarlanıyor. Bölgenin tarihine, sosyolojisine, demokrasisine uygun olmayan dayatmaların bu bölgeye barış ve huzur getirmesi mümkün değildir. Biz bölgedeki herhangi bir etnik ve inanç grubunun değil orada yaşayan herkesin hak ve hukukunu gözeten bir çözüm üzerinde çalışıyoruz.

YENİ ACILARA GÖZ YUMAYACAĞIZ:
Suriye'de sadece bir gruba destek verilerek diğer tüm kesimlerin tasfiyesini amaçlayan bir oyun oynanıyor. Biz bu oyuna izin vermeyeceğiz. Ülkemizdeki misafirlerimizi yeniden kendi evlerine yurtlarına kavuşturmanın çabasındayken yeni zulümlerin yeni acıların yaşanmasına göz yummayacağız. Vatanlarından uzakta sabırla yeniden güzel günlere kavuşmayı bekleyen kardeşlerimizin sonuna kadar yanlarında olacağız.

'HADDİNİ AŞAN AÇIKLAMALAR'
Dışişleri Bakanlığı, 18 Haziran'da Belçika Başbakanı Charles Michel'in Temsilciler Meclisi'nde "1915 olaylarının 'soykırım' olarak tanımlanması gerektiğini düşündüğünü" ifade etmesi üzerine yazılı açıklama yaptı. Belçika Başbakanı'nın ifadelerinin tarihi gerçeklerle bağdaşmadığı ve hukuku ihlal ettiği vurgulanan açıklamada özetle şu ifadelere yer verildi: Belçika Başbakanının, yetkili uluslararası bir mahkeme tarafından hakkında bir hüküm verilmemiş olduğunu kendisinin de teslim ettiği, hakkında hukuki bir karar ve akademik uzlaşı bulunmayan bir konuda haddini her bakımdan aşarak hüküm vermeye kalkışması, ne kabul edilebilir ne de mazur görülebilir. 'Türkleri karalamak' üzerinden siyasi rant elde etme egzersizlerinin, ırkçılık ve İslâm karşıtlığı boyutlarının bulunduğu bir vakıadır.