X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan'dan canlı yayında flaş açıklamalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'dan canlı yayında flaş açıklamalar

  • Giriş Tarihi: 6.9.2015 14:41 Güncelleme Tarihi: 7.9.2015 01:04
Erdoğan'dan canlı yayında flaş açıklamalar
Erdoğan'dan canlı yayında flaş açıklamalar

Atv ve A Haber'in ortak yayınında Sabah Gazetesi yazarı Melih Altınok'un sorularını yanıtladı

Recep Tayyip , Hakkari'deki terör saldırısına ilişkin olarak "Genelkurmay Başkanımızın izahatları hakikaten üzücü. Temennim odur ki şu anda yapılacak açıklama ve onun ardından da tabi oradaki devam edecek olan mücadele çok daha farklı çok daha kararlı olacaktır. Hepimizin başı sağolsun. Milletimizin başı sağolsun, Allah sabırlar versin" dedi.

Erdoğan, ATV ve A Haber ortak canlı yayınında soruları yanıtladı.

Hakkari'deki terör saldırısı dolayısıyla büyük üzüntü yaşadıklarını belirten Erdoğan, saldırıya ilişkin olarak Genelkurmay, Hakkari Valisi ve Kolordu Komutanından bilgi aldığını aktardı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Ankara'ya dönüşüyle bir güvenlik toplantısı yapılacağını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"O ana kadar da herhalde kesin neticeleri almış olurlar. Bu kesin neticeyi aldıktan sonra durumu açıklayacaklar. Tabi şu anda orada hava şartları, vesaire, o da çok çok kötüymüş ve bu kötü hava şartları altında orada böyle bir mücadele var ve Dağlıca'da yapılan bir temizlik neticesinde böyle bir olay gerçekleşiyor. Oradaki zırhlı araçlarla ifade edildiği kadarıyla mayınlarla kurulmuş olan tuzaklar neticesinde bir olay burada art ardına oluşuyor. Tabii şu anda bu konuyla ilgili Genelkurmay Başkanımızın izahatları hakikaten üzücü. Temennim odur ki şu anda yapılacak açıklama ve onun ardından da tabi oradaki devam edecek olan mücadele çok daha farklı çok daha kararlı olacaktır. Hepimizin başı sağolsun. Milletimizin başı sağolsun, Allah sabırlar versin."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Seçimlerin ardından terör haberleri var, muhalefetin eleştirileri oluyor. Bu çatışmaların, çatışma ortamının, seçimin ardından sert açıklamalar, gerek Cumhurbaşkanlığından gelen gerekse siyasal iktidardan, Hükümet cephesinden gelen açıklamalar nedeniyle gerçekleştiği de söyleniyor. Hatta şöyle bir ifade kullanılıyor, sizin seçim öncesinde metro açılışında kullandığınız, '400 vekil temenni ediyorum, istiyorum' sözünüzü bu çatışmalı ortama geçilmesinde etkili olduğu söyleniyor. O konuşmanızın tam içeriğini bizimle paylaşır mısınız? Ne diyorsunuz bu eleştirilere" şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Bunu anlamak mümkün değil. Yani bu 400 hedefini gösterme, aslında yeni bir anayasanın inşası noktasında böyle bir hedefi hangi parti alırsa alsın bu yeni anayasayı inşa edebilsin, kurabilsin ve bu yeni anayasayla birlikte de Türkiye'de atmak istediğimiz yeni Türkiye adımını rahatlıkla atabilelim... Buna yönelik bir hedeftir bu. Tabi buna yönelik hedefin yanında şunu da görmek lazım. Parlamentoya girme gayreti içinde olanların parlamentoya 80 milletvekiliyle girdikleri halde, düşünün parlamentoda daha zayıf oldukları dönemde olmayacak kadar bu dönem içinde yaptıkları tahribatı neyle izah edeceğiz? Biliyorsunuz 6-7-8 Ekim olaylarını yaşadık, ardından bir Suruç olayını yaşadık. Diyarbakır olayını yaşadık. Burada başka yerlere fatura kesmenin anlamı yok. Bunlar hep bir dayanışmanın, bir yardımlaşmanın neticesinde en azından ülkemizde terör belasının estirilmesinden başka bir şey değildi. Bu terörü estirmek suretiyle buradan rant elde ediyorlar. Yaptıkları şey hep bu. Eğer 400 milletvekilini alabilecek veya anayasayı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı, durum bugün çok daha farklı olurdu. Her şeyden önce bir yeni Türkiye hareketini, bir adımını atmak için böyle bir şey çok çok önemliydi."

Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na hükümeti kurma görevi verdiğini ve Davutoğlu'nun CHP ve MHP ile görüşmeler yaptığını anımsatarak, "CHP ile mutabık kalınabilseydi iki partinin sayısı bir anayasayı inşa etme noktasında yeterli bir sayıydı ama maalesef belli yerlere takılmak suretiyle bu olmadı. Daha sonra MHP ile görüşmeler oldu. O tabi belki anayasayı kurmaya yeterli değildi ama en azından millete gitme noktasında, bir referandum noktasında böyle bir imkanı sağlayabilirdi. Fakat MHP ile böyle bir anlayış maalesef görülemedi. Bir taraftan teröre karşı olduğunu söyleyeceksin, teröre karşı olduğunu söyleyenler kalkıp da elini, vücudunu taşın altına koymayacak. Böyle bir anlayış olamaz. Böyle bir milli duruş, milli yaklaşım olamaz. Maalesef bunlar da yaşandı. Tabii ki ondan sonra da ben anayasanın bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak süratle ülkemizi seçime götürmenin gayreti içerisinde oldum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "malum siyasi parti"nin terör örgütünü, bölücü terör örgütünü arkasına almak suretiyle oy devşirdiğini bunu da açık açık söylediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Biz sırtımızı nereye dayıyoruz diyorlar, 'YPG'ye, PYD'ye, PKK'ya dayıyoruz...' Bunları açık açık kendileri söylediler, eş başkan söyledi bunu üstelik. Bunun söylendiği bir Türkiye'de bunlarla siz parlamenter demokrasiyi nasıl yaşayacaksınız? Nasıl bunlarla birlikte ülkemizde huzur ortamını inşa edeceksiniz. Öyleyse yapılması gereken nedir? Tabii ki hükümet, tabii ki güvenlik güçlerimiz ellerinden ne geliyorsa bunları yapacaklardır. Burada Cumhurbaşkanına değişik şekilde hakaretler, her türlü şeyleri söylemek vesaire, bunlar tabi milletimiz tarafından takdir ediliyor, milletimiz bu noktada notunu veriyor. Musluklardan kan akıtanların kimler olduğunu milletimiz gördü. Bunlar kandan besleniyor zaten. O kan olmasa bunların yapacağı hiçbir şey yok. Bunları hep gördük, görüyoruz. Temenni ederim ki milletim bunun takdirini gayet iyi yapar ve ona göre de adımlar atılır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çözüm Süreci bunlar tarafından bir ihanetle değerlendirildi. Çözüm Süreci'ni bunlar adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar" dedi.

Erdoğan, ATV ve A Haber ortak yayınında yaptığı açıklamada, sürekli olarak bölgede karakolların taciz edildiğine dikkat çekti.

Karakollarda görev yapan asker ve polisin milletin evlatları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ben şimdi sürekli mesela şehitlerin ailelerini arıyorum. Aradığım şehitlerin içinde birçok benim Kürt kardeşim var, şehit olmuş. Fakat buna rağmen babası bakıyorsun diyor ki 'Şu anda benim evde 5 tane daha yavrum var, 5'ini de ben bu vatan için göndermeye hazırım.' Yani bu tükenmeyecek ama bunlar 'biz Kürtlerin temsilcisiyiz' derken öbür tarafta benim Kürt kardeşimi, Kürt vatandaşımı da şehit ediyor. Bunlarda böyle bir duruş yok. Bunlar maalesef ayrımcılığın tam göbeğinde ve bu ayrımcılığı yaparken de kendilerini farklı bir yere çekiyor, kendilerinin yanında değilse eğer Kürt de olsa bitmiştir..." ifadelerini kullandı.

"Seçim öncesinde Çözüm Süreci boyunca sakin bir ortam vardı. Seçimler gerçekleşti. HDP 80 milletvekili çıkardı, 100'ü aşkın belediye var. Bu saldırılar niçin başladı? Nasıl bir strateji umuyorlar? Niçin bu saldırıları yoğunlaştırdılar? Bugünkü saldırı da seçimin tekrar edilmesi kararının hemen arkasından geliyor. Nasıl bir strateji var Sayın Cumhurbaşkanım?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Tabi bu Çözüm Süreci bunlar tarafından bir ihanetle değerlendirildi. Çözüm Süreci'ni bunlar adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar. Burada bu süreç içinde güvenlik güçlerimiz, tabi 'herhangi bir çatışmaya, şuna buna girmeyelim' dediler ama daha sonra anladık ki bu süreç içinde bunlar bunu yaptılar" değerlendirmesini yaptı.

- SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI

Sokağa çıkma yasaklarına değinen Erdoğan, "Şimdi, valilikler vasıtasıyla, diyelim herhangi bir ilde veya ilçede 15 saat, 15 gün sokağa çıkma yasağını ilan ederken Valilik niye ilan ediyor? Evlerde durum nedir? Bunu görecek. Kimler var, kimler yok, bunu görecek. Bunun başka çıkışı yok. Bunları yapmaya mecburuz ve yapacağız ve şu anda bunlar da devam ediyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sokağa çıkma yasaklarının geçmişteki OHAL uygulamasından farklı olduğunu vurguladı.

Erdoğan, "Niye bu saldırıları yoğunlaştırdılar? Niye şimdi bu çatışmalar başladı?" şeklindeki soru üzerine ise şöyle devam etti:

"Gidilecek seçimde bölge halkını tehdit altında tutmak suretiyle buralardaki oy potansiyelini korumaya yönelik atılan adımlardır bunlar. Tabanı konsolide etmeye yöneliktir. Örneğin dün zannediyorum, vatandaşlar ne yaptılar, yürüdüler. Bu bir direnişti. Yürüyüş bunun içindi. 'Artık çekin elinizi yakamızdan' dediler, yürüdüler. Benim Güneydoğu'daki Kürt vatandaşım, bunu genişletmesi lazım, çoğaltması lazım. 'Çekin elinizi yakamızdan, biz sizi tanımıyoruz. Çünkü siz bizim haklarımızı korumadınız. Tam aksine bizim evlatlarımızı, siz sürekli olarak ölüme götürdünüz, dağa kaçırdınız'... Dağa kaçırılan çocuklar kimin çocukları? Hep bu Kürt vatandaşlarımızın çocukları. Diyarbakır'da biliyorsunuz aylarca anneler ağladı. Niye? Çocukları kaçırıldığı için, kızları kaçırıldığı için. Bu ağlama sürekli devam etti. Hala biliyorsunuz kaçırılmış olan yüzlerce, binlerce çocuk var. Bütün bu gerçekleri görmemiz lazım. Bölücü terör örgütü böyle bir yöntemi kendine seçmişse bunu diğer vatandaşlara da bu korkuyu salmak için bunu yapıyor. Bununla birlikte de öyle bir yöntem kendine belirliyor ki 'Ben burada halk desteğini kaybettiğim anda benim halim nice olur?' Bunun için de tabi hırçınlaşıyor. Temenni ederim ki halkımız onun bu durumunu görmek suretiyle kararını verir, bu konuda hiç dinlemeden iradesini, neyse bu iradesini inşallah sandığa yansıtır."

- "ŞEHİTLERİMİZ OLACAK AMA BU TABİ BİZİ ASLA DURDURMAMALI"

"PKK, Çözüm Süreci'nde çocukları dağa kaçırıyor. Rakamlar veriliyor, 2014'te bin 270, 2015'te 597 çocuğun dağa kaçırıldığı belirtiliyor. Daha önce siz dağa çıkarılan çocukların anneleriyle görüşmüştünüz. 'B ve C planlarımız olur' demiştiniz. B ve C planları, bu dönemde bunlar devreye girecek mi? Bu anlamda bir çalışma var mı?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Şu anda biliyorsunuz gerek Kandil'de, gerek Türkiye'de çok ciddi operasyonlar yapılıyor. Bu operasyonlar sebebiyle bunların ileri gelen takımı, bunlar zaten ülkeyi de terk ediyorlar. Yani bir kısmı bunların İran tarafına geçiyorlar, bir kısmı yine sürekli olarak mevzi değiştiriyorlar. Böyle bir şey içindeler. Bunlar bir defa devam edecek. Bunun neticesinde durmak yok, bunları çok daha farklı bazı strateji uygulamalarına girmek suretiyle buraları tarassut altına almak, buralardaki bu süreci devam ettirme kararlılığındayız. Az önce de dediğim gibi belki burada şehitlerimiz olacak ama bu tabi bizi asla durdurmamalı. Kararlı bir şekilde buna bizim devam etmemiz gerekiyor. Hele hele bu akşamki olaydan sonra bu çok daha farklı bir sürecin içine girmiştir" ifadelerini kullandı.

- "TERÖRİSTLERİN ÖZELLİKLE ÖLÜSÜ NOKTASINDA ÇOK CİDDİ RAKAMLARA ULAŞILDI, BUNLAR ARTIK BİNLERLE İFADE EDİLİYOR"

"90'lardaki operasyonları hatırlıyorum ya da daha sonraki süreçte çok etkili operasyonlar yapılmıyordu. Kandil'e gidiliyordu, geliniyordu. Kamuoyunu tatmin edecek sonuçlar alınmıyordu. Bu sefer sonucun farklı olduğu söyleniyor. Bununla ilgili olarak ABD ile istihbarat paylaşımından ziyade Milli İstihbarat'ın direktifleriyle hareket edildiği söyleniyor. Böyle bir farklılık var mı? Kandil'e yapılan operasyonların başarısı neyle açıklanabilir?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çok çok farklı. Tabi burada bizim şu anda gerek DAİŞ terör örgütüne yönelik, gerek içerideki bölücü terör örgütü PKK'ya yönelik, gerek DHKP/C'ye yönelik şu an emniyet güçlerimizin yoğun bir çalışması var. Bunları yoğun bir şekilde yaptıkları gibi biliyorsunuz şu ana kadar yani teröristlerin özellikle ölüsü noktasında çok ciddi rakamlara ulaşıldı, bunlar artık binlerle ifade ediliyor. Öyle zannediyorum ki artarak da devam edecektir. Aynı şekilde DAİŞ'le ilgili koalisyon güçleriyle beraber yapılan operasyonlardır. Orada tabi belli bir merkezden verilen koordinatlar çerçevesinde DAİŞ'e karşı yapılan müdahaleler vardır. O koordinatlarda bizim de Hava Kuvvetlerimiz gereği neyse bunu yapmaktadır. Yapmaya da devam edecektir. Olay, bizim sınırlarımızdaki tehdit unsurları neyse bu tehdit unsurlarına karşı kararlı bir şekilde devam eden harekattır. Öbür tarafta da yine bölücü terör örgütüne karşı bunlar sadece Hava olmayacak, hem Hava hem Kara bunlar aynı kararlılıkla devam edecek. Tabi sıkıntılarımız olmayacak değil, olacak ama bu sıkıntılara rağmen bu süreci kararlı bir şekilde devam ettireceğiz."

- "ARTIK BU SÜREÇ FARKLI BİR SÜREÇTİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sınır ötesi operasyonların başarısı takdir ediliyor. İçerideki operasyonlara dair eleştiriler var, polisin ve askerin, pasif kaldığı eleştirileri yapılıyor, bazı muhalefet partileri ve medya organlarınca. Örneğin polisin 'vur' emri yok mu? Vatandaş bunu çok soruyor. Askere ve polise 'Kışladan, karakoldan çıkma' emirleri verildiği söyleniyor. Bu iddialarla ilgili ne diyorsunuz?" şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Bu iddiaların hepsi de aslında aslı astarı olmayan, maalesef doğru olmayan yalan ifadeler. Bir defa polisin de askerin de vurma yetkisi vardır. Hele hele silahlı bir teröristi gördüğü zaman indirir. Şimdi Tunceli hadisesi bunun en güzel örneğidir. Orada silahlı gördü, ne yaptı, hemen güvenlik gücümüz onu indirdi. Nusaybin'de ne oldu? Hemen indirdi. Bu yetki var. 'Yok' ifadesi kesinlikle yalandır. Ben bunu Trabzon'da da açıkladım. Kesinlikle askerimizin de polisimizin de yetkisi var. Böyle bir şey olduğu anda da bu yetkisini rahatlıkla kullanabilir. Bu konuda Başbakanlığımızın, Silahlı Kuvvetlerimize verdiği ayrıca yetkiler vardır, Emniyet teşkilatına bu konuda verilmiş olan yetkiler vardır. Artık bu süreç farklı bir süreçtir. Hele hele görüyor ki son İç Güvenlik Kanunu'nda da biliyorsunuz çok daha farklı bazı yetkilerle donatıldı. Yani maskeliler, molotoflular, tüm bunların hepsi şu anda görüldüğü yerde herhangi bir şey anında gereği yapılır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim 400 milletvekili dediğimiz olay yeni bir Türkiye ve yeni bir anayasanın süratle oluşturulmasına yöneliktir. Bunlar da bu tür olumsuzlukları minimilize edecek adımlardır. Bunlar bunun farkında değil. 'Acaba burayı nasıl manipüle ederiz' dertleri, gayretleri budur" dedi.

Erdoğan, ATV ve A Haber ortak yayınında yaptığı açıklamada, parlamentodaki siyasi partilerin teröre karşı ortak bir siyasi tavır alamadığını söyledi.

Suriye'ye yönelik karar alınırken parlamentoda yaşananlara dikkati çeken Erdoğan, "Her şey çok açık ve net ortada. Kimler kimlerle hareket etti. Bunları gördük. Sonunda geçti ayrı mesele ama iş buraya gelmemeliydi. Hükümet bunu keyfi olarak getirmiyor parlamentoya" şeklinde konuştu.

Erdoğan, terörün yanındaki siyasi partinin bilindiğini ifade ederek, terörün karşısında olan siyasi partilerin el ele vermesi gerektiğini kaydetti.

Teröre karşı ortak bir blok oluşturulması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, "Onlar o zaman bu işin çok daha zor olduğunu anlayacaklardır. Ancak onlar yanlarında herhangi bir siyasi partiyi görünce 'Ha burada bir siyasi konsensüs yok' diyorlar. Öyle veya böyle şimdi bir seçime gidiliyor. Bu seçimde temenni ediyorum ki, milletim bir daha bu kararları rahatlıkla verebilecek bir iktidarı iş başına getirir" ifadelerini kullandı.

Terör ile mücadelede birlik, beraberlik ve dayanışmanın çok önemli olduğunu anlatan Erdoğan, milli birlik ve kardeşlikten sonra Çözüm Süreci'ni dillendirdiklerini söyledi.

Erdoğan, Çözüm Süreci'ne bile bir siyasi partinin hep karşı çıktığını dile getirerek, "Milli birlik ve kardeşliğe neden karşı çıkıyorsun? Buna ihtiyacımız yok mu? Eğer miliyetçiysen milli birlik ve beraberlikten kaçmaman lazım. Ama buna hazımsız davrandılar. Bunların bir defa aşılması gerekiyor. Bunu aşacak tek yerde milli iradedir. Milli iradenin sandığa yansımasıdır diye düşünüyorum. Ve temenni ediyorum ki, bunu aşmak koşuluyla önümüzdeki süreci çok daha farklı ve seri kararlar alabilen bir yapı ile devam ettirebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

- "400 MİLLETVEKİLİ DEDİĞİMİZ OLAY YENİ BİR TÜRKİYE VE ANAYASA OLUŞTURULMASINA YÖNELİKTİR"

Erdoğan, Ankara Barosu'nun son alınan tezkereye ilişkin Danıştay'a yaptığı başvuruya da değinerek, "Her şeyden önce Türkiye'de iç ve dış emniyet noktasında teröre karşı hükümetin gerek polisi gerekse askeri ile bunu yapabileceğine amirdir. Anayasa da kanunlar da amirdir. Bu konuyla ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri nerelerde kullanılır? Bunların hepsi kanunlarda ve Anayasada vardır. Kaldı ki, burada Danıştay'a müracaat ederek buradan böyle bir şey çıkarma gayretleri sadece bu işe gölge düşürme gayretidir. Bu süreç aynı kararlılıkla devam edecektir. Biz her şeyi hukuki çerçeve içinde yürütüyoruz ve yürütmeye de devam edeceğiz" diye konuştu.

Erdoğan, canlı yayın sırasında "400 vekil" sorusuna verdiği cevaba ilişkin yapılan medya manipülasyonlarına yönelik şunları kaydetti:

"Bu medya manipülasyonun ve ahlaksızlığın tam bir daniskası. Bir üzüntünün içinde olmaları gerekirken buradan acaba kendilerine nasıl bir rant elde edebilirler bunun gayreti içerisindeler. Bu paralel yapı işin başından beri hep bunun peşinden koştu ama ben bunların geçmişini bilirim, cemaziyülevvelini bilirim. Bunlar o zaman çok farklıydılar ama şimdi çok farklı bir zemine oturdular. Bunlara tabi sormak lazım. 'Yani siz şimdi niye Türkiye'de değilsiniz de kaçıp Türkiye dışında kendinize yer arıyorsunuz?' Türkiye Cumhuriyeti devletini kalkıp da Batı ülkelerine şikayet edecek kadar bunlar alçalmış vaziyettedir. Bunların konumu öyle bir durumda. Ve şu anda da yaptıkları yine budur. Bunlar için şehit cenazeleri sadece bir provokasyon için araçtır. Sadece onlar değil onların destek verdiği siyasi gruplarda öyle. İşte oralara gelirler, cenazelerde biz onu nasıl bir siyasi ranta dönüştürürüz hep bunun gayreti içerisine girerler. Bunları hep gördük görüyoruz. Bir cenazenin bir adabı vardır. Bunlarda o adap falan yok. Tam aksine bunu ben acaba oya nasıl tahvil ederim bunun gayreti içerisindeler. Bir Cumhurbaşkanı olarak, bunları hüzünle ıstırapla izliyorum. Bizim 400 milletvekili dediğimiz olay yeni bir Türkiye ve yeni bir anayasanın süratle oluşturulmasına yöneliktir. Bunlar da bu tür olumsuzlukları minimilize edecek adımlardır. Bunlar bunun farkında değil. 'Acaba burayı nasıl manipüle ederiz' dertleri, gayretleri budur."

-"BEŞTEPE KÜLLİYESİ GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN BİR SİMGESİDİR"

Erdoğan, "Sarayın askeri, sarayın polisi ve sarayın savaşı gibi söylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna yönelik, askerin, sarayın değil milletin askeri ve evladı olduğunu söyledi.

Polisin de devletin polisi olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar bu tabirleri Çankaya'dayken neden kullanmıyorlardı? Veya Çankaya'nın geçmişinde neden kullanmıyorlardı? Niye o zaman değil de şimdi kullanıyorlar? Dert şu, bunlar güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Şu anda Beştepe Külliyesi güçlü Türkiye'nin bir simgesidir. Çankaya belli bir dönemin tırmanışında bir simgeydi ama bu bizim için yeterli değildi. Şimdi Beştepe Külliyesi güçlü ve güçlenen bir Türkiye'nin simgesidir. Bunu bunlar hazmedemiyorlar. Çünkü bunların bu ülkede dikili bir ağacı yok. Olmadığı için de acaba biz bunu nasıl karalarızın derdindeler. Bütün gayretleri bu. Biz bu defa güvenerek, inanarak, Beştepe Küliyesi ile yarınların güçlü Türkiye'sinin temellerini atıyoruz. Bunlar çatlasalar da patlasalar da bu devam edecek. Bu arada şehitlerimiz olacak. O babanın dediği 'Benim 5 evladım daha var. Bu 5 evladımı da bu vatan için feda etmeye hazırım. Kendim de feda olamaya razıyım.' Bu babalar da var ama karakteri bozuk olanlar da var. Ben işte bu babalara fedayı can etmeye hazırım. Sağ olsun onlar da bizi gayet iyi biliyor ve takdir ediyorlar. Onlarla bu yolda emin adımlarla yürüyeceğiz. "

Erdoğan, bir şehidin cebinden çıktığı iddia edilen ama sonra yalanlanan mektupla ilgili soruya yönelik de, "Bugüne kadar 70'e yakın şehidimizin yakınını aradım bir tanesinden tepki gördüm ki o da kız kardeşiydi. Sonra hanımı ile görüştüm o daha farklı tepki verdi. Sonra kızı telefon açtı. Kendisine bazı şeyler yanlış anlatılmış. Bunları anlattık. Malum medya bunları hemen gidip bulmak suretiyle ki, söylenen şeylerin bir çoğu da yalan. Öyle 'polis olmasaydı' gibi bir ifade yok. Yalan tabi öyle bir şey olur mu? Bugün 17 şehidimizin ailesini aradım. Abisi, babası ve eşleri çıktı onlarla konuştum. Bir tanesinden olumsuz tepki gelmedi. Hepsi de 'Bu vatan için feda olsun. Bundan sonraki süreç içinde bizler de evlatlarımız da vatan için feda olmaya hazırız' dediler. Bunların hepsinin biz de kayıtları var. Biz bu kayıtları gösterdiğimiz zaman bunlar kendilerini nerede gizleyecekler. Ama mesele cibilliyet ve karakter meselesi. Bunlar acılardan rant elde etmeye çalışıyorlar. Bunlarda cevap verecek yüz yok. At denize balık bilmezse Halik bilir diyoruz" şeklinde cevap verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtdışına kaçan savcılar ve iş adamıyla ilgili soruya yönelik de şunları kaydetti:

"Bunların şu an işlemiş olduğu suç Interpol'ü ilgilendiren bir suç değil. Bu yüzden bizim buradaki yetkililer Interpol üzerinden değil, normal suçlu düzeyindeki süreci çalıştırıyor. Interpol'den iadeleri yönünde bir talep söz konusu değil. Bu yönde manipüle eden haberler çıktı. Eğer öyle olsa emniyet teşkilatımız konuyu ona göre ele alır ve takip eder. İadeleri noktasında çalışmalar devam ediyor. Suçluların iadesi anlaşmalarından hareketle devletlerden istiyoruz. Verdiler verdiler, vermedikleri takdirde biz de onların suçluları varsa onları da ben göndermem. Bazı ülkelerin bu anlamda bende bekleyen dosyaları var. Ya onlar verecek, vermedikleri takdirde biz de göndermeyeceğiz."