: Kuzey Suriye'yi bunların planlarına kurban etmeyeceğiz

Giriş Tarihi: 24.10.2015 14:08 Güncelleme Tarihi: 24.10.2015 18:54
Erdoğan: Kuzey Suriye'yi bunların planlarına kurban etmeyeceğiz

Gaziantep'te 'nde konuşan Cumhurbaşkanı , "Buradan açık söylüyorum, biz Kuzey Suriye'yi bir defa bunların yaptıkları planlamaya asla kurban etmeyeceğiz. Zira bu bizim için bir tehdit oluşturmaktadır, dolayısıyla bu tehdide Türkiye olarak 'evet' dememiz mümkün değildir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip , Suriye meselesinin, uluslararası toplumun gündeminde her gün daha üst sıralara tırmandığını belirterek, "Türkiye'nin başından beri savunduğu terörden arındırılmış bölge, uçuşa yasak bölge, eğit-donat uygulamalarının gerekliliği her geçen gün daha iyi anlaşılmaya başlandı ama dert başka. Dert, aslında Türkiye'yi bölmek. Şu anda 911 kilometre Suriye'ye sınırı olan, öbür tarafta Irak'a 350 kilometre sınırı olan bir ülke, akrabalık bağları olan bir ülkeden bu gelişmeleri daha iyi değerlendirebilecek birileri olabilir mi? Ama birileri adeta 'bu işi biz daha iyi biliriz, daha iyi değerlendiririz' mantığı ile hep öne geçmenin gayreti içindeler. Bundan dolayıdır ki başaramadılar, başaramıyorlar ve başaramayacaklar. Yine er veya geç bizim tezimize gelmek durumundalar. Aksi takdirde biz adımımızı atmak durumundayız" dedi.

Erdoğan, tarafından kendisine verilen Fahri Doktora takdim ve 2015-2016 akademik yılı açılış törenine katıldı.

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ'NDEN GÖRÜNTÜLER

Öğrencilere, akademik ve idari personele 2015-2016 akademi yılının hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, "Ülkemize ve Gaziantep'e büyük hizmetleri olan, geçmişte ne söylediysek şimdi de onu söylüyoruz, merhum Hasan Kalyoncu abime bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum" ifadesini kullandı.

Hasan Kalyoncu'nun, hayatı boyunca devletin bekasının siyasetle, milletin bekasının bilgiyle sağlanabileceği anlayışıyla ilme, eğitime ve gençliğe büyük önem verdiğini belirten Erdoğan, "Maneviyatı olmayan toplumların, vicdansız hale geleceğini, fikriyatı olmayan toplumların ise iddialarını kaybedeceğini bilen merhum Hasan Kalyoncu, gençliği her iki alanda da teçhiz etmek için gayret göstermiştir" diye konuştu.

'BENİM İÇİN HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ'


Kendi adını taşıyan bu üniversitenin, onun vizyonunu, hayallerini hayata geçireceğine inandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ondaki ilme yönelik heyecanı bir kenara koymamız mümkün değil. Çok yakın ki burada çok samimi olan arkadaşları da var, onun bu noktadaki hassasiyetlerini hep birlikte yaşadık, biliyoruz. Bugün 6 fakülte, 2 yüksekokul, 1 meslek yüksekokulu, 3 enstitüsü ile hizmet veren ve öğrenci sayısı 6 bine ulaşan, öğretim kadrosu 300'e varan üniversitemizin haziran ayında ilk mezunlarını verdiğini memnuniyetle öğrendim. Burada öğretim üyesi ve öğrenci olarak bulunan her bir kardeşim akademik çalışmaya, eğitime, öğretime, bilime, teknolojiye, inovasyona yaptıkları katkılarla aynı zamanda rahmetli Hasan Kalyoncu'nun da ruhunu şad etmektedirler.


Bizim değerlerimizde, insan öldükten sonra kalıcı olan nedir? İşte bir tanesi de budur. Burada her öğrencini yetişmesi, her öğrencinin varlığı, her öğrencinin bu ülkeye, gerek millete gerekse dinimize olan katkı, onun amel defterine hep kaydolacaktır."

Erdoğan, üniversitenin kısa sürede çok ciddi bir mesafe katederek bölgenin ve ülkenin en önemli yükseköğretim kurumlarından biri haline gelmesine katkı sağlayan Mütevelli Heyeti Başkanı Cemal Kalyoncu ve ailesi ile üniversite yönetimine de teşekkür etti.


Gaziantep'in tarih boyunca daima önemli bir kültür, ticaret, üretim şehri olduğunun altını çizen Erdoğan, "Şunu da açıkça ifade etmem lazım, devletten beslenerek değil, kendi keseleriyle, kendi gayretleriyle bunu başarmıştır. Bu şehrin çalışkan, fedakar, idealist insanları, Gaziantep'i Cumhuriyet döneminde de ülkemizin cazibe merkezlerinden biri haline dönüştürmüştür" değerlendirmesinde bulundu.

- "GEÇMİŞİMİZİ DOĞRU ŞEKİLDE ÖĞRENMEDEN GELECEĞİMİZİ KURAMAYIZ"

Son zamanlar yaşanan sıkıntıların hem yeni fırsatları hem de yeni birtakım sıkıntıları beraberinde getirdiğini vurgulayan Erdoğan, "Geçmişimizi doğru şekilde öğrenmeden ve doğru şekilde konumlandırmadan, geleceğimizi kuramayız. Ülkemizde ve özellikle Gaziantepimiz'de bir süredir yaşadığımız hadiseler doğru değerlendirmemiz halinde bize geçmişimizle geleceğimiz arasında yeni ve çok güçlü köprüler kurma imkanı vermektedir" dedi.

Gaziantep'in üstlendiği yükleri çok iyi bildiklerini ifade eden Erdoğan, "Bugüne kadar şehrin ve burada yaşayan kardeşlerimizin yaptıkları fedakarlıkları, gösterdikleri sabrı çok iyi biliyoruz. Sizde bir ensar sabrı olduğunu görüyorum, biliyorum ve bundan dolayı da sizleri alkışlıyorum. Bu sınavı başarı ile verdikleri için her bir Gaziantepli kardeşimize şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.

- "ER VEYA GEÇ BİZİM TEZİMİZE GELMEK DURUMUNDALAR"

Suriye meselesinin uluslararası toplumun gündeminde her gün daha üst sıralara tırmandığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin başından beri savunduğu terörden arındırılmış bölge, uçuşa yasak bölge, eğit-donat uygulamalarının gerekliliği her geçen gün daha iyi anlaşılmaya başlanıyor. Ama dert başka. Dert aslında Türkiye'yi bölmek, atılan adım bunun için. Şu anda 911 kilometre Suriye'ye sınırı olan, öbür tarafta Irak'a 350 kilometre sınırı olan bir ülke, akrabalık bağları olan bir ülkeden bu gelişmeleri daha iyi değerlendirebilecek birileri olabilir mi? Ama birileri adeta 'Bu işi biz daha iyi biliriz, daha iyi değerlendirebiliriz' mantığıyla öne geçmenin gayreti içindeler. Bundan dolayıdır ki başaramadılar, başaramıyorlar ve başaramayacaklar. Er veya geç bizim tezimize gelmek durumundalar. Aksi takdirde biz adımımızı atmak durumundayız."

-"PYD TERÖR ÖRGÜTÜDÜR"

"Şu andaki gelişmelere baktığımız zaman, son gelişmelerde çok açık ve net hep söyledim söylüyorum. Nedir o söylediğim, 'PYD bir terör örgütüdür.' Ama bunlar ne söylüyorlar, (Hayır, PYD siyasi organizasyondur)" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Halbuki olay hiç de öyle değil, tam aksine bunlar PKK'nın Kuzey Suriye'deki uzantılarıdır. Bunu bir defa bilmemiz lazım. Bu adımı da zaten birbirleriyle organize atıyorlar. Şu anda PYD'nin içinde bin 400 PKK mensubu var. Bunu gözden kaçırmanın hiçbir anlamı yok. Bu bir vakıa, bir gerçek. Ama bunu maalesef bize dost görünen ülkelerin hepsi de tam aksi istikamette ifade etmeye çalışıyorlar. Bunlara silah yardımı geliyorsa bunlardan geliyor ve bu silahların hangi ülkelerin silahları olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Kendileriyle ikili görüşmelerimizden bunu söylüyoruz. Bakın diyoruz, şuraya şu silahı gönderdiniz, buraya bu silahı gönderdiniz. Artık dünyada hiçbir şeyi gizlemek mümkün değil. Eğer Türkiye şu anda bulunduğu konum itibariyle bir NATO ülkesi olduğu için bütün bu envanterlerdeki hareketliliği, onlar bizim envanterimizde ne varsa bunu bildiklerine göre, biz de onların envanterinde ne varsa bunu biliyoruz. Ne giriyor, ne çıkıyor hepsini biliyoruz ve şu anda da gelişmeler onu gösteriyor."

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Moskova ziyaretini de eleştiren Erdoğan, "İşte en son Rusya'daki görüşme. Düşünebiliyor musunuz? 370 bin insanın kanına giren bir kişiyi kırmızı halıyla karşılamanın devlet arası diplomaside yeri olabilir mi? Maalesef insanlık bunu da gördü. Görüşmelerimizde farklı konuşup, farklı uygulamalara girenleri gördük. Aynı şeyi Kuzey Suriye'deki gelişmelerde görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Rahmetli Neşet Ertaş'ın dediği gibi

Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle giden yar oy yar oy yar oy yar oy

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Nobel'i asıl hak edenler, sınırlarına gelen insanlara kapılarını kapatanlar değil, yıllardır vakur bir şekilde ülkelerinin özgürleşmesini bekleyen Suriyeli kardeşlerimizdir ve onlara sahip çıkan Gaziantepli kardeşlerimdir, İstanbullu kardeşlerimdir. Şanlıurfa'daki, Hatay'daki, Mardin'deki, buralardaki kardeşlerimdir" dedi.

Erdoğan, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Fahri Doktora ve 2015-2016 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Kuzey Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda Tel Abyad'da hemen bir kanton ilan etme olayı var. Kanton ilan ederken, acaba orada terör örgütü mensuplarının dışında, sivil vatandaş olarak kim var? Sivil vatandaş olarak orada, yüzde 90'ı Arap ve yüzde 5 gibi Türkmen var. Ama buna rağmen orayı kanton ilan edebiliyorlar. Dert, tamamen kuzey Suriye'yi ele geçirmek. Şunu buradan açık söylüyorum; biz Kuzey Suriye'yi bir defa bunların yaptıkları planlamaya asla kurban etmeyeceğiz. Zira bu bizim için bir tehdit oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu tehdide Türkiye olarak 'evet' dememiz mümkün değildir" diye konuştu.

- "ÖLÜMDEN KAÇAN İNSANLARA KAPIMIZI AÇARAK İNSANİ VE VİCDANİ GÖREVİMİZİ YAPTIK"

Bunun Tel Abyad'da da Cerablus'ta da diğer kesimlerde de böyle olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşte Kobani ile yapılanı gördünüz. Kobani ile yapılan neydi? Aynıydı. Bu insanlar kaçtığı zaman kime sığındılar? Türkiye'ye, bu millete sığındılar. Biz bunca insanı aldık, misafir ettik. Hangi ırktandır dedik mi? Hayır. Kapımızı açtık. Çünkü ölümden, bombalardan kaçan insanlara kapımızı açmak suretiyle insani ve vicdani görevimizi yaptık. Fakat bütün bunlara rağmen biz şuna inanıyoruz; Allah kimseyi evinden, vatanından ayrı koymasın. Bu konuda da her türlü gayreti gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki yakında somut neticeler almaya da başlayacağız. Aksi takdirde bu sorun sadece bizim değil tüm Avrupa'nın, tüm dünyanın meselesi haline dönüşecektir.

Bize gelip, 'Size çok teşekkür ediyoruz. Siz bu işi gerçekten çok başarılı götürüyorsunuz. Şu anda 2,5 milyon insanı siz hakikaten ülkenizde barındırıyorsunuz. Şu kadar harcama yaptınız. Size bugüne kadar yardımcı olamadık ama bundan sonra sizlere yardımcı olmamız lazım...' Tamam da hep laf var. Uygulamaya gelince hiçbir şey yok. 8 milyar dolar bizim şu ana kadar yaptığımız harcama, sadece kamplarda. Kampların dışındakileri söylemiyorum."

-"BATI KAPISINI KAPATIYOR, 'ALMAM' DİYOR"

Bugün sadece İstanbul'da 500 bine yakın Suriyeli sığınmacı olduğunu, Gaziantep'te kampların dışında çok sayıda Suriyeli bulunduğunu belirten Erdoğan, bu durumun altından belediyelerin ve sivil toplum örgütlerinin de desteği ile kalkıldığını ifade etti.

Erdoğan, "Ama batı bu noktada duyarlı mı? Değil. Tam aksine o ne yapıyor? Kapısını kapatıyor. 'Almam' diyor. Denizde boğuluyorlar, 'bırakın boğulsun' diyor. Ama bizim oralarda sahil güvenlik botlarımız boğulmak üzere olanları kurtarıyor, ülkemize getiriyor, yediriyor, içiriyor, ondan sonra da ülkesine gönderiyor. Biz buyuz. Bizim vicdanımızın gereği, insanlık anlayışımız bu. İnancımızın gereği de bu" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Türkiye'nin 5 yıldır ülkesinde misafir ettiği 2,5 milyon insana karşılık batıda 200, 220 bin civarında sığınmacı olduğunu söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kendileriyle Belçika'da yaptığım görüşmede de 'Bizler Türkiye'ye yardımcı olmak zorundayız' demeye başladılar. Bir de Nobel ödülü meselesi çıktı ortaya bu arada. Filanca ülke, '30 bin kişiyi ağırlayabiliriz...' 'Öyleyse oraya bir Nobel verelim' demeye başladılar. Kardeşlerim Nobel'i asıl hak edenler, sınırlarına gelen insanlara kapılarını kapatanlar değil, yıllardır vakur bir şekilde ülkelerinin özgürleşmesini bekleyen Suriyeli kardeşlerimizdir ve onlara sahip çıkan Gaziantepli kardeşlerimdir, İstanbullu kardeşlerimdir. Şanlıurfa'daki, Hatay'daki, Mardin'deki buralardaki kardeşlerimdir.

Suriye'de körüklenen terör ateşi, ilk olarak bizi etkiliyor. Ama unutulmasın ki bu ateş, mutlaka bölgenin tamamıyla birlikte Avrupa'yı ve dünyayı da yakmaya başlayacaktır. Bu bakımdan önümüzdeki dönemde sorunun çözümü yolunda önemli gelişmelerin yaşanacağını ümit ediyoruz."

Soğuk algınlığı nedeniyle sesinde oluşan sıkıntı ve Gaziantep'teki diğer programları nedeniyle konuşmasını kısa tutmak zorunda kaldığını belirten Erdoğan, halk ozanı Neşet Ertaş'ın "Dost elinden gel olmazsa varılmaz, rızasız bahçenin gülü derilmez, kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez, gönülden gönüle giden yar oy" dizelerini hatırlattı.

"Bizim kalplerimiz, gönüllerimiz arasında birilerinin bilmediği ama bizim bildiğimiz bir yol vardır" diyen Erdoğan, milletle aralarında samimi bir sevgi ve muhabbet bağı olduğunu söyledi. Erdoğan, sözlerini, şöyle tamamladı:

"Biz sizleri seviyoruz, milletimizi seviyoruz, tüm kardeşlerimizi, tüm insanları makam mevki için değil, para pul için değil, ırkı için değil, sadece Allah için seviyoruz. Hani Yunus diyor ya; 'Biz gelmedik kavga için, bizim işimiz sevgi için.'

Hasan Kalyoncu Üniversitesinin fiziki mekan olarak, mimari tasarımıyla ülkemizdeki farklı üniversitelerden biri olduğunu görmek de beni ayrıca mutlu ediyor. Onun için de Kalyoncu ailesini bundan dolayı kutluyorum. Çünkü bunlar sadece ülkemizde değil, dünyada da numune olacak. Tabii zarf, mazruf meselesi. Mazruf da güçlü olduğu sürece inanıyorum ki buradan çıkan öğrencilerin başarıları tüm Türkiye'de değil, dünyada konuşulur hale gelecek."

- TÖRENDEN NOTLAR


Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın yanı sıra oğlu Bilal ve kızı Sümeyye Erdoğan, eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşen Gürcan, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin, AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül, milletvekilleri, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Cemal Kalyoncu, öğretim üyeleri ve öğrenciler ile diğer ilgililer katıldı.

Programda Hasan Kalyoncu Üniversitesi tanıtım filmi izlendi.

Fahri doktora töreninde Erdoğan'a cübbesini Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz giydirdi.

Prof. Dr. Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a fahri doktora unvanı verilmesine ilişkin Üniversite senatosu kararını okudu. Senato kararında, "Hasan Kalyoncu Üniversitesi Senatosunun 20 Ekim 2015 tarih ve 9 Sayılı kararıyla milli gelirin arttırılarak ülke genelinde ekonomik refahın yükseltilmesi, milli gelirden Ar-Ge'ye daha fazla pay ayrılmasına ve üretimde yerlileştirmeye destek vermesi, üniversite sanayi işbirliklerini teşvik ederek sanayinin gelişmesi ve uluslararası düzeyde rekabet etmesine katkı sağlaması, girişimcilik kültürünün geliştirilmesi ve üniversitelerin yaygınlaştırılması yoluyla eğitim ve teknoloji odaklı kalkınmanın ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkılarıyla nedeniyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a işletme alanında Fahri Doktora unvanı verilmesine oy birliği ile karar verilmiştir" ifadeleri yer aldı.

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Yılmaz, sosyal girişimci geliştirmek için toplumsal duyarlılık projesini hayata geçirdiklerini ifade etti.

Üniversitenin akademik ve idari faaliyetleri hakkında bilgi veren Yılmaz, geliştirdikleri yazılımla uzaktan öğretimde başarılı bir uygulama yürüttüklerini bildirdi. Teknopark projesi hazırladıklarını ifade eden Yılmaz, bölgenin ilk ve tek laboratuvarını kurduklarını kaydetti.

Yılmaz, akıllı bina ve akıllı şehir konseptini oluşturan projeyi uygulamaya başladıklarını ifade ederek, toplumla bütünleşmeyi sağlayacak kampüs üniversitesini hayata geçirdiklerini anlattı. Sosyal girişimciliği geliştirmek için toplumsal duyarlılık projesini uygulamaya aldıklarını kaydeden Yılmaz, Suriye ile ilgili de bir çalışma yürüttüklerini vurguladı. Yılmaz, "Önümüzdeki akademik yılda daha başarılı olmak için bizlere verdiğiniz motivasyona şükranlarımı sunuyorum" dedi.

- KALYONCU: "ÜNİVERSİTELERİN BİLİME DAHA AĞIRLIK VERMESİ GEREKİYOR"

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Cemal Kalyoncu ise ağabeyi Hasan Kalyoncu'yu rahmetle anarak sözlerine başladı.

Kalyoncu, 2008 yılında temeli atılan Hasan Kalyoncu Üniversitesinde şu anda 6 bin öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.

Türkiye'nin kişi başına 20 bin dolar milli gelire sahip olabilmesi için üniversitelerin bilime daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini ifade eden Kalyoncu, "Kuruluşumuzdan bugüne kadar üniversitemize göstermiş olduğunuz ilgiden ve destekten dolayı sizlere şükranlarımı arz ediyorum" diye konuştu.

ARKADAŞINA GÖNDER
Erdoğan: Kuzey Suriye'yi bunların planlarına kurban etmeyeceğiz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz