Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir ilk

Giriş Tarihi: 26.10.2015 13:17 Güncelleme Tarihi: 26.10.2015 18:52
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir ilk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 13. Muhtarlar buluşmasında konuştu. Erdoğan " Biz 28 Ekim günü, öğle vakti, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, sadece ve sadece 81 vilayetimizden, cumhurun yani milletimizin, halkımızın katılacağı bir resepsiyon veriyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizde Cumhuriyet bayramları bugüne kadar genellikle içinde cumhurun yer almadığı, kuru devlet törenleri şeklinde cereyan etmiştir. Biz, 28 Ekim günü öğle vakti, yine burada Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde sadece ve sadece 81 vilayetimizden cumhurun yani milletimizin, halkımızın katılacağı bir resepsiyon veriyoruz. 81 ilin her birinden, herhangi bir unvanı, resmi görevi olmayan 10'ar vatandaşımızı burada ağırlayacağız. Böylece Cumhuriyet Bayramı'nı milletin evinde, milletle birlikte kutlama geleneğini başlatmış olacağız" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Afyonkarahisar, Ağrı, Ankara, Antalya, Ardahan, Bayburt, Bingöl, Çanakkale, İstanbul, Kars, Trabzon, Rize ve Şanlıurfa'dan gelen muhtarlarla bir araya geldi.

NİÇİN RAHATSIZ OLUYORSUNUZ?

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 13'üncü kez muhtarların ağırlandığını belirten Erdoğan, hemen her gün milletle bir araya geldiğini, hasret giderdiğini, ülke ve millet meseleleri konusunda istişarelerde bulunduğunu ifade etti.

Muhtarlarla ve diğer toplum kesimleriyle sık sık bir araya gelmesinin eleştirildiğini ifade eden Erdoğan, "Cumhurbaşkanının muhtarla, memurla, işçiyle, iş adamıyla, hukukçuyla, her kesimden insanla bir araya gelmesinden niçin rahatsız oluyorsunuz? Doğrudan milletin oyuyla bu göreve gelmiş Cumhurbaşkanının her fırsatta, her vesileyle cumhurla bir araya gelmesinden daha tabii ne olabilir" diye konuştu.

ERDOĞAN'DAN BİR İLK

Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın perşembe günü kutlanacağını hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Ülkemizde Cumhuriyet bayramları bugüne kadar genellikle içinde cumhurun yer almadığı, kuru devlet törenleri şeklinde cereyan etmiştir. Biz, 28 Ekim günü öğle vakti, yine burada Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde sadece ve sadece 81 vilayetimizden cumhurun yani milletimizin, halkımızın katılacağı bir resepsiyon veriyoruz. 81 ilin her birinden, herhangi bir unvanı, resmi görevi olmayan 10'ar vatandaşımızı burada ağırlayacağız. Böylece Cumhuriyet Bayramı'nı milletin evinde, milletle birlikte kutlama geleneğini başlatmış olacağız. Bu bir ilk olacak. İnşallah yeni yerimizi yaptığımızda bu sayı daha da artacak.

29 Ekim günü de yine mutat törenlerimizi yapacağız. Bu yıl, 29 Ekim törenlerinde de köklü değişiklikler yaptık. Bu törenleri yıllardır yasak savma kabilinden süregelen formatından çıkartıp, ülkemizin tarihini, kültürünü, cumhuriyetimizin kazanımlarını, 2023 hedeflerimizi ifade eden bir yapıya büründürüyoruz. İnşallah artık Cumhuriyet bayramlarının kendisi de milletimizle bütünleşmiş, milletimizin geçmişini, bugününü ve geleceğini yansıtan bir biçim ve ruha kavuşacaktır."

AVARA KASNAK GİBİ NE İŞE YARADIKLARI BELLİ DEĞİLDİR

Bugün de yedi bölgede, 14 ildeki camilerde, şahsı ve cumhurbaşkanlığı makamı adına aşure dağıtıldığına değinen Erdoğan, "Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı her fırsatta, her vesileyle cumhurla bir araya gelmeye devam ediyor, devam edecek" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizi eleştirenler lafa gelince en büyük cumhuriyetçi, en büyük milliyetçi, en büyük ulusalcıdır. Peki bunlara sormak lazım, 'Siz cumhuriyet için, cumhur için bugüne kadar ne yaptınız'. Bunu sorduğumuz zaman verdikleri, verecekleri hiçbir cevap yok. Çünkü bunların bu ülkede tek bir dikili ağaçları, herhangi bir eserleri mevcut değil. Sadece konuşurlar, hakaret ederler. Sürekli ortada dolaşır, gazete sayfalarından, ekranlardan, kürsülerden de eksik olmazlar. Hep bir şey yapıyormuş gibi görünürler ama avara kasnak gibi ne işe yaradıkları belli değildir" ifadesini kullandı.

Erdoğan muhtarların, milletle, mahallesiyle güçlü bağı olan, mahalle halkına hizmet etme hedefiyle göreve gelen sorumluluk sahibi kişiler olduğunu vurguladı.

Erdoğan, "Bunların ise ülkeye ve millete faydaları olmadığı gibi demokrasiye de tahammülleri yok. Tıpkı ağızlarından barış lafını düşürmeyip ülkeyi şiddete ve kana boğmaya çalışanlar gibi bunlar da sürekli 'demokrasi' derler ama faşistin önde gidenleridir. Kendi görüşlerinden başka hiçbir görüşe tahammülleri yoktur, kendi sözlerinden başka hiçbir söze değer vermezler, kendi hayat biçimlerinden başka hiçbir hayat biçimine hoşgörü, saygı göstermezler" değerlendirmesinde bulundu.

BU ÜLKEYİ BABALARININ MALI GİBİ YÖNETMEYE ALIŞMIŞLAR

Demokrasinin herkesin kendi görüşünü dile getirdiği, kendi düşüncelerini savunabildiği, çok sesliliği teşvik eden bir yönetim anlayışı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Kendi istedikleri gibi düşünmüyor, kendi istedikleri gibi davranmıyor diye millete saldıran, millete hakaret eden, 'bidon kafalı' diyen bunlar değil mi? 'Aptal, göbeğini kaşıyan adam' diyen bunlar değil mi? Bunların demokrasiyle yolu hiçbir zaman, asla kesişmez. Bunların bize düşmanlıkları da bizim milletimizi, onların hissiyatını dile getiriyor olmamızdan, ülkeyi milletimizle birlikte yönetiyor olmamızdan kaynaklanıyor. Bundan rahatsız oluyorlar. Çünkü bunlar yıllarca milletten vekalet almadan, milletin rızasını gözetmeden bu ülkeyi babalarının malı gibi yönetmeye alışmışlar. Yıllarca bu toprakların ruhu, mayasıyla uyuşmayan ideolojilerini, kamunun tüm imkanlarını kullanarak millete dayatmaya alışmışlar. Siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik hiçbir alanda kendilerinden başka kimsenin varlık göstermesine razı değiller."

İSTİYORLAR Kİ ERDOĞAN KARIŞMASIN

"İstiyorlar ki şimdi de Tayyip Erdoğan karışmasın, meydanı bize bıraksın, aynı şekilde devam edelim. Tayyip Erdoğan kendi işini yapıyor, siz de kendi işinizi yapın. Muhalefet partileri de bunu istiyor, PKK da bunu istiyor, Paralel Yapı da bunu istiyor. Bildiri yayınlayıp ülkelerini Batıya şikayet eden o sözde aydınlar da bunu istiyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Onlar aydın değil, karanlık. Onlarla birlikte, sizlerin gayet iyi bildiği o ülkeler, onların gizli, açık yöneticileri de aynı şeyi istiyor. Hadi dışarıdakileri anladık da içerideki mankurtların durumu bizi gerçekten üzüyor. Bu ülkenin, bu milletin, bu devletin ekmeğini yediği halde, iradelerini ve imkanlarını başka ellere teslim edenler hakikaten acınacak bir durumdadırlar.

Biz kendi ülkesine, toplumuna, tarihine, kültürüne, medeniyetine bu derece yabancılaşmış, hatta bu derece düşman kesilmiş bu güruhun kavgasının bizimle değil, bizatihi milletin kendisiyle olduğunu biliyoruz. Tahammül edemedikleri, bu makamda benim şahsımın değil, milletin bizatihi kendisinin bulunuyor olmasıdır. Ben faniyim, bugün varım, an be an, yarın olmayabilirim. Türkiye'nin kutuplaştığından şikayet edenlerin asıl sıkıntısı, bu ülkenin eskisi gibi her şeyiyle kendilerine teslim edilmemesidir. Milli iradenin belirleyici olmasıdır, bundan çok rahatsızlar. Bir terör örgütünün eylemlerinden medet umacak, kendi ülkesini yabancılara şikayet edecek kadar sefil hale düşmüş olanların şunu bilmesi lazım, bunun öteki ucunda millet var. Kutuplaşma olmasın dedikleri de, 'milli iradeyi boşverin, ülkeyi bize teslim edin' diyorlar. Artık o devirler geride kaldı. Bu milletin inancı yüzünden, kültürü yüzünden, kılık kıyafeti yüzünden, şivesi, geleneği yüzünden aşağıladığınız, kendinize hizmetkar olarak görmenin ötesinde o değer vermediğiniz dönemler geride kaldı."

GEREKEN DERSİ 1 KASIM'DA VERMEYECEKSİNİZ DE NE ZAMAN VERECEKSİNİZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tüm bölge halkına da tüm milletime de sesleniyorum; sırtını bu terör örgütüne dayayanlara karşı 1 Kasım'da gereken dersi vermeyeceksiniz de ne zaman vereceksiniz? Millet olmak işte bunu gerektiriyor" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde muhtarlar toplantısında verdiği konuşmada, artık tüm kurumlarıyla, tüm imkanlarıyla devletin milletin emrinde olduğunu ifade ederek, "Bunu bir defa böyle bilecekler. 'Önce devlet sonra insan'... Hayır, o geride kaldı. Önce insan sonra devlet. Seçimle göreve gelen bizlerin de atamayla görev yapan kamu görevlilerinin de tek görevi bu millete hizmet etmektir. Açık açık söylüyorum; atamayla göreve gelen mi, seçimle göreve gelen mi? Seçimle göreve gelen. Bunu bir defa böyle bilin" diye konuştu.

Atamayla görevde olanların seçimle göreve gelenlere saygılı olacağını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çünkü onlar milletin temsilcisidir. Bunu böyle bileceğiz. İşte bunun için ne diyor büyüklerimiz? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Eğer milletimize daha fazla özgürlük, daha fazla refah, daha mutlu bir hayat sağlayamıyorsak bu koltukları işgal ediyoruz demektir. İster cumhurbaşkanı, başbakan, bakan olsun, ister belediye başkanı olsun, ister bürokrat olsun, devlet yönetiminde görev alan herkesin akşam başını yastığa koyduğunda 'bugün milletim için ne yaptım?' sorusunu kendisine sorması lazım. Eğer bu soruya cevap verecek bir çıkış yolu bulamıyorsa o gün kayıp bir gündür, boşa geçmiş bir gündür. Allah bizi böyle gafillerin arasında yer almaktan uzak tutsun. Çünkü bizler Peygamber Efendimizin 'iki günü müsavi olan, eşit olan ziyandadır, zarardadır' sözüne inanmış, dolayısıyla hayatını buna göre tanzim etmesi gereken insanlarız. Her gün bir önceki günün üzerine yeni bir şeyler ilave edeceğiz ki ülkemizin gelişmesini, kalkınmasını, büyümesini devam ettirelim. Hamdolsun 13 yıldır bu anlayışla milletimize hizmet ettik. Türkiye'yi 3 kat büyüterek, ekonomimize ve demokrasimize sınıf atlatarak bugünlere geldik. İnşallah aynı anlayışla yolumuza devam edecek ve 2023 hedeflerine ulaşacağız, 2053 ve 2071 vizyonumuzu hayata geçireceğiz."

BİZ BU YOLA MAKAM İÇİN ÇIKMADIK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve millet için büyük hayaller, büyük hedefler ve büyük projelerinin olduğunu belirterek, "İnşallah bunların hepsini de birer birer başlatacak, sonuca ulaştıracağız. Çünkü bizim milletimize sözümüz var. Biz bu yola makam için, mevki için, şunun için, bunun için çıkmadık. Bu şekilde çıkmış olanlar zaten bir süre sonra yollarını kaybettiler, kendi akıbetlerine doğru yürüdüler" diye konuştu.

Davalarının hakka ve halka hizmet davası olduğunu ifade eden Erdoğan, "Onun için Pir Sultan Abdal ne diyor? Biz de onu söylüyoruz. Koyun beni hak aşına yanayım-Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan-Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım?-Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. Değerli kardeşlerim biz dönmeziz yolumuzdan" dedi.

Erdoğan, 1 Kasım seçimlerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin 7 Haziran'da tehlikeye düşen istikrar ve güven ortamını 1 Kasım'da yeniden ve daha güçlü şekilde tesis ederek, yoluna devam etmesi gerektiğini bildirdi. Erdoğan, "Buna iş adamımızın ne kadar ihtiyacı varsa, işçimizin ve tüm halkımızın da o kadar ihtiyacı var. Buna İstanbul'daki, Yozgat'taki kardeşimin ne kadar ihtiyacı varsa Diyarbakır'daki, Hakkari'deki kardeşimin de o kadar ihtiyacı var" şeklinde konuştu.

PKK'NIN ŞEMDİNLİ'DE HASTANEYİ SALDIRMASI

Muhtarlara, "Daha dün Hakkari Şemdinli'de hastaneyi ne hale getirdiler gördünüz değil mi? Karakolu, çevredeki okulları ne hale getirdiler gördünüz değil mi?" diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hakkari'ye havalimanı yaptık, geçen gün terminal binasını taradılar. Soruyorum, tüm bölge halkına da Kürt kardeşlerime de sesleniyorum; 'barış' diyenler, batıya geldiklerinde sohbetlerinde, konuşmalarında 'barış' diyenler acaba Şemdinli'deki bu hastaneyi, bu karakollarımızı, bu okullarımızı, bu camilerimizi, bu havalimanını bombalayanlar değil mi? Bir taraftan 'barış' diyeceksin, öbür taraftan sırtını dayadığın PKK terör örgütüyle her tarafta terör estireceksin. Tüm bölge halkına da tüm milletime de sesleniyorum; sırtını bu terör örgütüne dayayanlara karşı 1 Kasım'da gereken dersi vermeyeceksiniz de ne zaman vereceksiniz? Millet olmak işte bunu gerektiriyor.

Kardeşlerim şunu çok iyi bilmemiz lazım. Ortada bir gerçek var. Göreve geldiğim ilk günden itibaren, Başbakanlığımı söylüyorum, şu ana kadar 2 bin 500 hastane, sağlık evi yaptık. Bakın bunlarla ilgili olarak görev yapan bir STK, bu terör örgütleri, bu hastanelerde bu eylemleri yaparken, bir gün kalkıp terör örgütünü lanetlememiştir. Daha önce bu hastanelerin hali ortadaydı. Ne bir hijyenik yapısı vardı ne bir doğru dürüst hastaneye benziyordu. Biz size, modern hastaneler inşa ettik ve odalarda 2 kişi. Refakatçisi beraber, tuvaleti banyosu olan hastaneler inşa ettik. Hakkari'de ben aynı gün 2 tane hastane açılışı yaptım 150'şer yataklı. Terör örgütü ve desteklediği siyasi parti oraya kimse gelmesin diye tehdit ettiler. Birisini Yüksekova'da açtım, birisini Hakkari merkezde açtım. Bütün gerçekler ortada, hala bu adamlar 'barış' diyorlar. Sizin barıştan ne anladığınız çok açık ortada. Siz barıştan kan anlıyorsunuz, kan."

BATININ BURAYA GÖNDERDİĞİ AGİT TEMSİLCİLERİ BUNLARI GÖRMÜYOR

Erdoğan, o gün iki olay yaşadıklarını anlatarak, bir bayan doktorun yanına geldiğini ve "Sayın Başbakanım, sürekli tehdit altındayız. Çok modern hastane yaptınız ama ne olur bizi şehirdeki evlerde kalmaya mahkum etmeyin. Çünkü korkarak evlerimize gidiyoruz. Bize şurada lojman yaparsanız daha iyi hizmet veririz" dediğini aktardı. Erdoğan, talimat vererek, lojman yaptırdıklarını söyledi.

Şehirdeki hastanenin açılışında bir polis eşinin, hamile bir bayanın yanına gelerek, "Bu gece beni taciz ettiler. Beyim nöbetteydi, evimizi bastılar, bu halimle bana tekme, tokat, taciz... Ne olur bize lojman" dediğini ifade eden Erdoğan, "Bunlar hangi yüzle barıştan bahsediyorlar? Bunlar tehditle oy alıyorlar. Batının buraya gönderdiği AGİT temsilcileri, vesaire onlar bunları görmüyor. Görüyorlar, görmemezlikten geliyorlar. Sıkılmadan da raporlarını sanki böyle her şey gayet güzelmiş gibi veriyorlar" diye konuştu.

Salonda bulunan bir kişinin, "Onlar da onlardan" sözlerine Erdoğan, "Aynen. Onlar da desteklerini bu şekilde vermeye devam ediyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar biz rotamızı onların ağzına göre belirlemeyeceğiz, milletimizin dirayetine göre belirleyeceğiz" karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye ve Irak'tan kaçanlara kapılarını açtıklarını belirterek, "Batı kapılarını kapatmış, bize de 'çok başarılısınız, size de bizim yardımcı olmamız lazım...' Tamam, neredesiniz? Geliyorlar bize güzel güzel kelam ediyorlar, biz gittiğimizde bize güzel şeyler söylüyorlar. 'Hadi' dediğimiz zaman kesenin ağzını açmıyorlar" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki "Muhtarlar Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, istikrar ve güven ortamının güçlendirilmesine, emeklilerin ne kadar ihtiyacı varsa işçi, öğrenci, ev hanımlarının da o kadar ihtiyacı olduğunu ifade etti. Hepsinin birleşimiyle Türkiye olunduğunu belirten Erdoğan, "Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve Türkiye olacağız" dedi.

Erdoğan, bu nedenle muhtarlara önemli görevler düştüğüne işaret ederek, Türkiye'nin yeniden istikrar ve güven iklimine güçlü şekilde kavuşabilmesi için beraberce çok çalışmaları gerektiğini söyledi.

YILGINLIĞA, YORGUNLUĞA İZİN VERMEYİZ

Muhtarların, ülkede belirleyici güç olduğunu vurgulayan Erdoğan, "50 bin muhtar, en büyük güçtür. Sizler halkın iradesiyle geldiniz, halkın birinci planda tanıdığı, sizin de o mahallede, sokakta, köyde kim var, kim yok hepsini en iyi bilen sizsiniz. Bütün mesele dirayetinizdir, iradenizdir. Bunu ortaya tam koymanız lazım. Bu gerçekleri mahallenizdeki her bir kardeşime anlatmanız, tereddütte olanlar varsa onları ikna etmeniz lazım. Çünkü biz hep birlikte milletiz. Bu bayrak, bu vatan, bu devlet hepimizin. Geçmişimiz bir olduğu gibi geleceğimiz de bir. Bu konuda en küçük bir zafiyete, en küçük bir yılgınlığa, yorgunluğa, gerilemeye izin veremeyiz" diye konuştu.

ATI ALAN ÜSKÜDAR'I GEÇTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevrede yaşanan olayların görüldüğünü, Afganistan'ın 1979'dan, Irak'ın 1990'dan bu yana yaşadıklarının bilindiğini belirtti.

İngiltere'nin eski Başbakanı'nın, "Irak olaylarından biz sorumluyuz. Özür diliyorum" dediğini anımsatan Erdoğan, "Çok enteresan. Bu adam Quartet'ın başında olan bir zat. Şimdi bunu söylüyor ama tabii iş işten geçti, atı alan Üsküdar'ı geçti, Irak çöktü. Şimdi yeniden ayağa kalkamıyor" ifadelerini kullandı.

NEREDE BATI?

Erdoğan, aynı şeyin Suriye için de geçerli olduğunu, Suriye'de 370 bin kişinin öldürüldüğünü vurguladı. "Nerede Batı?" diye soran Erdoğan, Suriye'den gelen 2 milyon 200 bin, Irak'tan gelen 300 bin kişiye Türkiye'de ağırladıklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Batı ne yapıyor; Batı seyrediyor, kapılarını kapatmış, bize de 'çok başarılısınız, hakikatten çok büyük gayretler sarf ediyorsunuz, size de bizim yardımcı olmamız lazım...' Tamam, neredesiniz? Biz Ensar kültürü ile yetiştik, biz muhacirliği de biliriz Ensar'ı da biliriz. Onu iyi bildiğimiz için biz Ensar kültürü ile o bombalardan kaçan Suriyeli kardeşlerimize kapılarımızı açtık, 'niye geliyorsunuz' demedik, Irak'tan kaçanlara kapımızı açtık, 'niye geliyorsun, hangi mezhep, hangi ırktansın' demedik. Arabına da kapıyı açtık, Kürtü'ne de Hıristiyan'ına da açtık Müslüman'ına da. Hiçbirine 'niye geliyorsun' demedik. Aşlarımızı onlarla paylaştık, elbiselerine, bakımlarına, hastanelerde tedavisine kadar her şeyi yaptık. Dünyada şu anda bunun örneği yok.

Geliyorlar bize güzel güzel kelam ediyorlar, biz gittiğimizde bize güzel şeyler söylüyorlar. 'Hadi' dediğimiz zaman kesenin ağzını açmıyorlar ama bakıyorsun diyelim ki bir komşuya 400 milyar avro krediyi hibe veriyorlar. Şu ana kadar sadece kamplarda olanlara 8 milyar dolar harcadık. Sadece İstanbul'da 500 bin Suriyeli var, diğer illeri söylemiyorum. Bütün bunlara göğüs geren şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir, hükümetidir."

GÖZLERİNİ HIRS BÜRÜMÜŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak bunu eleştiren, istikametini kaybetmiş olan siyasiler, aydın gözüken karanlıklar bulunduğunu kaydetti. Erdoğan, şunları ifade etti:

"Niye Suriye işine girmişiz, dış politikamız yanlışmış. Ne olacaktı, aynı Batı gibi biz de onların ölümünü mü bekleyecektik, ona seyirci mi kalacaktık? Yarın aynı şeyler bizim de başımıza gelebilir. Birileri Türkiye'yi aynı kaosa, kargaşaya sürüklemek için çalışıyor. Maalesef içimizden bazıları da buna destek veriyor. Vesayet odaklarının yıllarca milletin bağrına sapladıkları hançerler bunun için. Türkiye'yi darbelere götüren süreçlerin gerisinde bu vardı. Menderes'i bunun için idam ettiler, Özal'a onca zulmü bunun için yaptılar, Sultan İkinci Abdülhamit Han'ı diktatör ilan ettiler, ondan sonra da hallettiler. 33 yıl bu toprakları zerre kayba uğratmadan idare eden bu sultanı, öyle hallettiler. Geçtiğimiz 13 yılda attığımız her adımda önümüze bunun için engeller çıkardılar. Şahsıma da 'diktatör' dediler. Gezi olaylarının, 17-25 Aralık darbe girişiminin ve son olarak yeniden hortlayan bölücü terörün gerisinde hep aynı amaç vardı. Bakın şimdi paralel devlet yapılanması denilen, hani tanımlıyorum ya son günlerde de açıkça söyledim, tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan paralel devlet yapılanması. Şu anda bunlar bölücü terör örgütü ile beraber hareket ediyorlar. Bu konuda öylesine gözlerini hırs bürümüş durumda ki alçaklıkta sınır tanımıyorlar. Bütün bunlara rağmen ne yaparlarsa yapsınlar, biz bu tarihi dönemde kimin ne söylediğini, kimin nasıl bir tavır takındığını, nasıl hareket ettiğini görüyor, mahşeri vicdana kaydediyoruz. "

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Siz bizim İstiklal Marşımızın bile karşısında durdunuz. Çünkü hiçbir zaman tek millet olmadınız, olamadınız. Tek bayrak olmadınız, olamadınız. Tek vatan olmadınız, olamadınız. Ayrımcılıktan yana oldunuz. Kendinize göre de kalktınız 'biz kendi vatanımızı inşa edeceğiz.' dediniz. Bunların hepsinin belgeleri elimizde var kime yutturuyorsunuz" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki "Muhtarlar Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, bölgede kurulan Sünni devletlerin hiçbirinin halkının 100 yıldır huzura kavuşamadığını belirterek, "Oysa biz işte Cumhuriyetimizin 92. yıl dönümüne ulaştık; tüm eksiklerine, aksaklıklarına rağmen istiklalimizi koruyarak, istikbalimize olan güvenimizi muhafaza ederek bugünlere ulaştık" ifadesini kullandı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Geçtiğimiz 13 yılda ekonomide ve demokraside kat ettiğimiz mesafe sayesinde geçmişteki hataları ve eksikleri büyük ölçüde telafi ettik. Geleceğimiz için daha ümitvar olduğumuz bir konuma geldik. Biz ülke olarak, millet olarak bu kazanımlarımıza sonuna kadar sahip çıkacağız. 260 bine yakın derslik inşa edildi bu ülkede. Şu anda 81 vilayetimizin tamamında artık üniversite var. Göreve geldiğimizde 76 üniversite vardı şimdi 193 üniversite var. Artık hastanemizin olmadığı ilimiz kalmadı. İlçelere dahi artık sağlık ocakları ile yayıldık, yayılıyoruz. Hatırlayın hastanelerden reçete alınır ama ilacı bulamazdık. Onları İstediğimiz eczaneye gidip ilacı alır hale geldik. Doğru dürüst ambulanslarımız yoktu. Şimdi dağ taş demeden, kar kış demeden paletli ambulanslarla oralara tırmanıyoruz. Helikopter, jet ambulanslarımız var. Niye, olur ya Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna hasta götürülmesi gerekiyor onun için hemen jet ambulans olur onu diğer ucuna götürür. 26 havalimanımız vardı şimdi 55 havalimanımız var."

BİZİM TEK BAYRAĞIMIZ VAR

Erdoğan, Ağrı'da, Iğdır'da, Muş'ta, Şırnak'ta, Hakkari ve Kars'ta havalimanları olduğuna işaret ederek, "Ama ne diyorlar 'Bize havalimanı değil başka şey lazım.' Ne lazım? 'Biz kendimize oy vereceğiz.' diyor. Ne demek kendimize oy vermek. Ne demek. Kardeşlerim ırkçılık dini diye bir din türedi şimdi. Bizim ırkçılık diye bir dinimiz var mı? Yok. Biz Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Abhaz'ıyla, Roman'ıyla, Boşnak'ıyla 78 milyon tek milletiz" değerlendirmesinde bulundu.

SİZ BİZİM İSTİKLAL MARŞIMIZIN BİLE KARŞISINDA DURDUNUZ

"Bizim tek bayrağımız var. İkinci bir bayrağımız var mı? Yok. Ama ikinci bir bayrakla dolaşanlar ne yazık ki bu ülkede oy alabiliyorlar" diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Onlara gereken cevabı 1 Kasım'da vermek gerekmiyor mu? İşte taşıdıkları tabutları görüyoruz. Tabutların üzerine kendi paçavralarını dolamak suretiyle ne yazık ki definleri yapıyorlar. Ondan sonra da kalkıp utanmadan, sıkılmadan diyorlar ki 'Bizim bayrakla sorunumuz yok.' Senin bayrakla sorunun olup olmadığını bilmem ama Türk bayrağı ile sorunun olduğunu biliyorum. Burası çok önemli. Çünkü onu her yerde görüyoruz. Gezi olaylarında benim bayrağımı yakan sizsiniz. Direkten bayrağımızı indiren sizsiniz. Hiçbir zaman bunların aksine bir savunma yapmadınız, yapamadınız. Meydanlarda göstermelik, zaman zaman bunu yaptınız ama her zaman bunu yapamadınız. Siz bizim İstiklal Marşımızın bile karşısında durdunuz. Çünkü hiçbir zaman tek millet olmadınız, olamadınız. Tek bayrak olmadınız, olamadınız. Tek vatan olmadınız, olamadınız. Ayrımcılıktan yana oldunuz. Kendinize göre de kalktınız 'biz kendi vatanımızı inşa edeceğiz.' dediniz. Bunların hepsinin belgeleri elimizde var kime yutturuyorsunuz. Ve 4'üncüsü de tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti'nin 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka devlet tanımıyoruz. Yok böyle bir şey."

OY BİZİM NAMUSUMUZDUR

Erdoğan, bölgede yaşayan insanlardan, kendi inancıyla, kültürüyle, tarihiyle hiçbir ilişkisi olmayan tamamen ideolojik amaçlarla hareket eden örgüte ve onun güdümündeki yapılara karşı tavrını koymasını ve bunu da en yakın zamanda göstermesini beklediklerini vurguladı.

Erdoğan, "Bizim için sorun işte bu hedefe ulaştığımızda, terör örgütünün faaliyetlerini sıfır düzeyine indirdiğimizde, tüm tartışmaların, mücadelelerin siyasi alanda yürütülmesini sağladığımızda Allah'ın izni ile bitmiş olacaktır. Benim sizden ricam şudur; muhtar olarak gerek bulunduğunuz mahallede, köyde bütün vatandaşlarımızın muhakkak sandığa gitmelerini sağlayınız. Çünkü, oy bizim namusumuzdur. Oy bizim şerefimizdir. Bu şerefimize, namusumuza 1 Kasım'da çok çok farklı bir şekilde sahip çıkalım" dedi.

ARKADAŞINA GÖNDER
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir ilk
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz