Hem küstah, hem yalancı

Giriş Tarihi: 2.1.2016 15:37 Güncelleme Tarihi: 2.1.2016 18:01
Hem küstah, hem yalancı

New Statesman’deki makalesinde, medya etiğinden uzak bir tarzda Türkiye’ye yönelik ithamlarda bulunan Zizek, aynı dergide yayımlanan ikinci makalesinde eleştirilere cevap vermeye çalıştı.

İngiliz dergisi New Statesman'de 9 Aralık'ta yayımlanan, Türkiye'yi DAEŞ terör örgütüyle ilişkilendirmeye matuf "We need to talk about Turkey" başlıklı makalesiyle kara propagandanın kaba bir örneğini sunan Slavoj Zizek, aynı dergide yayımlanan "Is something rotten in the state of Turkey" başlıklı makalesinde, gelen tepkilere ve eleştirilere cevap vermeye çalıştı.

Zizek'in, ilk makalesinde şaibeli bir kaynaktan devşirdiği ve sorgulama gereği duymadan Anadolu Ajansına (AA) mal ettiği "kaynak"la ilgili olarak AA'dan yapılan açıklama ve yöneltilen sorulara yanıt vermemesi dikkati çekti.

"Teröre karşı savaş"a dair New Statesman'de yayımlanan kısa yorum yazısına, "kesinlikle iyi koordine edilmiş görünen eleştirel tepkileri tetiklediğini" ifade ederek başlayan Zizek, bunun da kısa bir cevabı hakettiğini belirtti. "Bir devletin teröristlerle işbirliği içinde olduğu" gibi ciddi sonuçlar doğurabilecek suçlamalarının tek dayanağı olarak kullandığı kaynağın "asılsız" olduğunu itiraf eden Zizek, makalesinin temel dayanağını teşkil eden bu argümanı hangi derinlikteki bir akademik soruşturmanın ardından elde ettiğini ise şöyle özetledi:

"İNTERNETTE BİRKAÇ SİTEDE BULDUM"

"Yazımda iktibas edilen ve yanlışlıkla Türk istihbarat şefi Hakan Fidan'a atfedilen açıklamalarla ilgili mesele basit ve açık. Arkadaşlarım bu açıklamalar hakkında beni bilgilendirdikten sonra internette bunlarla ilgili arama yaptım ve bu beyanların yer aldığı bazı siteler buldum. Bunları yalanlayan herhangi bir site de görmedim. Dolayısıyla bu açıklamaları, bulduğum internet sitesine atıf yaparak iktibas ettim. Bunların asılsız olduğunu anlayınca, ilgili paragraf derhal silindi. Sınırlı kaynaklarımla daha fazla ne yapabilirdim?"

Daha önce faili olduğu bir intihal skandalına da "Bir arkadaşım bahsetti" mazeretiyle izah getirmeye çalışan ünlü filozofun, konuyla ilgili olarak AA tarafından yapılan bir resmi açıklamaya, akabinde ilki 15 Aralık'ta "Slavoj Zizek'in 'etiğe uymayan son ürünü'", ikincisi ise 24 Aralık'ta "Zizek'in çilesi" başlıkları altında yayımladığı analizlerde, alıntı etiği ve editoryal etiğe dair gündeme getirdiği soru ve eleştirilere değinmekten kaçınması ise dikkati çekti.

İNTİHAL ELEŞTİRİLERİ "YERSİZ"

Zizek, son yazısı ve geçmişteki örnekleriyle alıntı tarzının sorgulandığı bu sorulara yanıt vermek yerine, konuyu, ikinci analizin İngilizce versiyonunun başlığına (The Passion of Zizek) işaretle, "Bu kazayı, kendimden intihal yapmakla bile suçlandığım (NYT'deki makalelerimden birinde kendi kitabımdan iki bölüm kullandım) sözde uydurma ve intihal tutkumu gösteren bir seriye oturtmayı tamamen yersiz buluyorum" ifadeleriyle geçiştirdi.

Makalesinin büyük bölümünü Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın El Cezire'deki "Zizek, Türkiye ve entelektüel ciddiyetsizlik" başlıklı makalesine ayıran Zizek, ilk yazısında "Türkiye hakkında konuşmamız gerek" başlığının başlıca dayanaklarını oluşturan bütün argümanlara, "öyle demedim", "onu kasdetmedim" ifadeleriyle özetlenecek izahlar getirerek, Türkiye'nin PKK ile mücadelesi, özerklik, çok-kültürlülük ve basın özgürlüğü, Gezi olayları gibi, bağlamın tamamen dışındaki konulara odaklanıp Türkiye'ye yönelik eleştirilerini sıraladı.

Yazısını, sahibi olduğu vahim iddiaları temellendirme konusunda yine akademik ciddiyet ve soruşturma tavrından uzak, "şüyu bulduysa doğrudur" anlamına gelebilecek bir soru cümlesiyle tamamlayan Zizek, "Bir gözlemci, burada tercihte bulunmak zorunda: Yüzlerce metinde dile getirilen bu suçlamalar devasa bir planın parçası mı yoksa gerçekten Türk devletinde çürümüş bir şey mi var?" ifadelerini kullandı.



SKANDALIN GEÇMİŞİ

Filozof ve kültür eleştirmeni Slavoj Zizek, 9 Aralık'ta New Statesman'de yayımlanan "Türkiye hakkında konuşmamız gerek (We need to talk about Turkey) başlıklı makalesinde, argümanlarına temel teşkil edecek şekilde MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın AA'ya verdiği öne sürülen mülakata atıfta bulunmuştu. Ancak böyle bir mülakatın verilmediği, söz konusu yalan haberin, 18 Ekim'de AWDnews.com adresinden yayın yapan, kimliği belirsiz bir haber sitesinde yayımlandığı belirlenmişti.

İddia, 20 Ekim'de AA'dan yapılan açıklamayla da yalanlanmıştı. Ardından AA Analiz Haberler Editörlüğü tarafından yayımlanan iki ayrı analizde Zizek'in, doğrudan Türk devletini hedef alan, çok ciddi sonuçları olabilecek bu suçlamaları gündeme taşırken, medya etiğine asgari düzeyde dahi riayet etmediği, "DAEŞ'le petrol ticareti, yaralı teröristlerin Türkiye'de tedavi edildiği" gibi iddialarına mesnet olarak kullandığı Guardian yazarı David Graeber'ın makalesinden yaptığı iktibaslarda da alıntı etiğine uymadığı eleştirisinde bulunulmuştu. "Türk medyasının ilgisizliğini telafi etmek amacıyla" 24 Aralık'ta yayımlanan "Zizek'in çilesi" başlıklı analizde ise ünlü filozofun "intihal sicili" ele alınmış, alıntı etiğini ihlal ettiği farklı örnekler üzerinden ortaya konulmuştu.
ARKADAŞINA GÖNDER
Hem küstah, hem yalancı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz