ARKADAŞINA GÖNDER Birgün Gazetesi'nin "Diyanet'ten fetva" yalanı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Birgün Gazetesi'nin "Diyanet'ten fetva" yalanı

  • Giriş Tarihi: 9.1.2016 01:49 Güncelleme Tarihi: 9.1.2016 05:14
Birgün Gazetesi'nin "Diyanet'ten fetva" yalanı
Birgün Gazetesi'nin Diyanet'ten fetva yalanı

Birgün gazetesinin İnternet sitesinde 8.1.16 tarihinde "Diyanet'ten fetva: Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil!" başlığıyla bir haber yayınlandı. Haberde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmî fetva hattına gelen bir soruya verilen cevap yer aldı.

"Diyanete bağlı fetva hattının, internet sitesine yöneltilen sapkın soruya 'Din referansı' ile en az onun kadar sapkın bir cevap verildi" alt başlığıyla sunulan haberde bir babanın kendi kızına şehvet duymasına cevaz verildiği iddia edildi.

DİYANET YETKİLİSİ: "FETVAYI BİZ YAYINLAMADIK"

Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nden gelen açıklama şöyle:

"Diyanet, bu gibi -kişiye özel- fetvaları yayınlamamakta, sadece herkesi ilgilendirebilecek fetvaları yayınlamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, herkesin görebileceği şekilde yayınlamadığı bu fetvanın, linkinin nasıl olup da Birgün'ün eline geçtiği hususunda, soruşturma başlatmış bulunmakta ve bir kumpas ihtimalinden şüphelenmektedir."

İSLAM DİNİNİN EN NET YASAKLARINDAN BİRİ

Birgün, kaynağı belli olmayan fetvanın tamamını hem yazılı hem de görsel olarak paylaşmasına rağmen, fetvada söylenmeyen bir şey söylenmiş gibi bir manipülasyonda bulundu. Fetva sorusu "Öz kızını öperken şehvet duymanın nikaha etkisi olur mu?" idi. Yani soru, bir babanın öz kızını öperken şehvet duymasının haram olup olmadığı; böyle bir şeyin dînen uygun olup olmadığı; dînin, kişinin öz kızına karşı şehvet duymasını onaylayıp onaylamadığı hakkında değildi. (Nitekim İslâm dîninin en hassas olduğu ve en kesin bir şekilde yasakladığı fiillerin başında ensest ilişki gelmektedir. 1400 yıllık İslâm geleneğinde ensest ilişki yasağının kesinliğine dair bir tartışma dahi yoktur.)

Cevapta böyle bir durumda nikahın devamına dair görüşün mezhepten mezhebe değiştiği izah edildikten sonra, Hanefi mezhebine göre bu durumdaki bir babanın karısıyla nikahının düşeceği, "kızın annesi bu babaya haram olur" ifadesiyle belirtildi. Ardından gelen cümlede ise hangi durumda "bu tür bir haram"ın oluşmayacağı anlatıldı.

Açık bir şekilde görülmektedir ki fetvanın başından sonuna mevzubahis edilen haram, böyle bir durumdaki bir kimsenin karısının, kendisine haram olması, yani nikahlarının geçersizleşmesidir. Metinde geçen ilk haram kelimesi bu durumu işaret etmek için kullanıldıktan sonra ikinci kez kullanıldığında da "bu tür bir haram" denmiş ve ilk haram hâline, yani kadının kocasına haram olmasına atıfta bulunulmuştur; kişinin kendi kızını öperken şehvet duymasının helal oluşuna değil.

Bu son derece sarih ifadelerden hareketle haram ve nikahın düşmesi kavramları birbirine karıştırılmıştır ve hâsıl olan çarpıtma, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı karalama kampanyasına dönüşmüştür. Başkanlık, çarpıtmanın yayılmasından kısa süre sonra söz konusu fetvayı sitesinden kaldırmış ve yayınladığı yazılı açıklama metninde, yasal haklarını kullanacaklarını ifade etmiştir.

SEKÜLER MEDENî HUKUK NE DİYOR?


Medeni hukuka göre de bir babanın öz kızını öperken şehvet duyması nikahı düşürmemektedir. Böyle bir durumda ya eşinin boşanma davası açması gerekmekte ya da devlet yetkililerinin durumu öğrenmesi durumunda savcılık harekete geçmekte ve durum takibatı yapılmaktadır.

Bu manzaraya bakarak medenî hukukun, bir babanın kızına şehvet duymasını teşvik ettiğini söylemek mümkün değildir.

Dava açılması durumunda da ilgili kanun maddeleri aşağıdaki gibidir:

Konunun uzmanı hukukçulardan aldığımız bilgiye göre; TCK 232/1'de "Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde bir madde mevcuttur. Burada gözetilen hukuki değer; aynı konutta yaşayan kişilerin hayat hakkı, vücut tamlığı, sağlığı, onuru ve özgürlüğünün muhafazasıdır. Medenî kanunun 163. maddesine göre ise;

a) Küçük düşürücü, utanç verici suçlar boşanma sebebidir. Bu suçlar toplumun ahlakî değer yargılarına göre belirlenir ve takdir yetkisi hakime aittir.
b) Haysiyetsiz hayat sürme, boşanmak için tek başına yeterli bir sebep değildir. Davacı eş için evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi gereklidir.

KAYNAK: gununyalanları.com