X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cumhurbaşkanı Erdoğan İİT Konferansı'nda konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cumhurbaşkanı Erdoğan İİT Konferansı'nda konuştu

  • Giriş Tarihi: 2.11.2016 15:17 Güncelleme Tarihi: 2.11.2016 17:16
Cumhurbaşkanı Erdoğan İİT Konferansı'nda konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan İİT Konferansı'nda konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkelerin Kalkınmasında Kadınların Rolü Bakanlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada, "O dergilerinin kapağına Aylan bebeğin resmini basmak suretiyle, ondan bir şeyler kotarmaya çalışanları gördükçe, kinim artıyor, hırsım artıyor. Çünkü dürüst değiller, samimi değiller. Aylan bebeği acaba oralara atan, oralara iten sebepler kim? Nasıl oldu bunlar? Oraya nasıl geldi?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkelerin Kalkınmasında Kadınların Rolü Bakanlar Konferansı'nda konuştu.

"İslam aleminin şu anda içinde bulunduğu en büyük sıkıntı; Rabbimizin emri istikametinde değil de ne yazık ki tersi demek istemiyorum o da bize yakışmaz, ona uzak bir tavır içerisinde yaşamamızdan kaynaklanıyor." ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

"İnananlar kardeştir diyoruz ama ne yazık ki kardeşliğimizin gereğini yerine getirmiyoruz. 'Hepiniz toptan sımsıkı Allah'ın ipine sarılın' hükmü ilahisi mevcut ama hepimiz toptan sımsıkı Allah'ın ipine değil, başka yerlere sarılanlar var. Bu şekilde bir dağınıklık içinde olan bir İslam dünyası var, 1 milyar 700 milyon nüfus. Filistin meselesi başta olmak üzere uzun zamandır gündemimizde olan sorunları henüz çözememişken yeni ve daha büyük sınamalar çıkıyor."

"SIKINTIYI HEP MÜSLÜMANLARIN ÇEKTİĞİNİ GÖRÜYORUZ"

Erdoğan, "Bölgemizde ve dünyanın her köşesinde dökülen kanlara, yitirilen canlara, uygulanan zulümlere, yaşanan mağduriyetlere baktığımızda sıkıntıyı hep Müslümanların çektiğini görüyoruz. Daha acısı, dökülen Müslüman kanlarının büyük bölümünün faillerinin de yine Müslümanlar olmasıdır. Müslümanların yaşadıkları coğrafyaların imkanları ve zenginlikleri başkaları tarafından kullanılıyor ama yitirilen canlar hep bizden oluyor. Bu çarpıklığın daha fazla devam etmesine izin vermemeliyiz." şeklinde konuştu.

"Sıkıntıyı hep müslümanların çektiğini görüyoruz"

"DAHA NE KADAR ACI ÇEKMEMİZ GEREKİYOR?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Etnik ve mezhebi ayrışmalara dayalı çalışmalar, soruyorum daha ne kadar sürecek?" diyerek şunları kaydetti:

"Bunlar karşısında daha ne kadar duyarsız kalacağız. Müslümanların erkekleri katledilir, kadınları, çocukları, yaşlıları her türlü zillete maruz bırakılırken İslam dünyası tek bir anını dahi nasıl huzurlu geçirebilir? Dışarıdan aranan kurtarıcıların zaten sorunların sebepleri olduğunu görmek için daha ne kadar acı çekmemiz gerekiyor?"

İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkelerin Kalkınmasında Kadınların Rolü Bakanlar Konferansı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dağınıklık içinde olan bir islam dünyası var. Dİkkat çekici olan şudur. Bölgemizde ve dünyanın her köşesinde dökülen kanlara, mağduriyete baktığımızda sıkıntıyı hep müslümanlar olduğunu faillerinin de müslümanlar olduğunu görüyoruz dedi. Yitirilen canlar hep bizden oluyor. Bugün Irak'ta Suriye'de Afganistan'da daha pekçok yerdeki meselelere müslümanlar neden çare bulamıyor. Sabahleyin Türkiye Afrika ülkeleri ekonomik ve ticari işbirliği toplantısındaydım. Orada da tüm Afrika ülkeleri vardı. Yıllarca bu Afrika ülkelerini kimlerin sömürdüğünü biliyorsunuz. bir taraftan sömürü bir taraftan kölelik yaptırdılar. O zaman ayaklara zincir vurarak yapıyorlardı şimdi zihinlere zincir vurarak kölelik yaptırılıyor." dedi.

"Daha ne kadar acı çekmemiz gerekiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti:

İSLAM DİNİ KALBİ VE ZİHNİ ÖZGÜR OLANLARIN DİNİDİR

Bir asırdır oynanan bu oyuna ne kadar sessiz kalacağız. İslam dini kalbi ve zihni özgür olanların dinidir. İradesini başka bir güce ram eden rabbine sırtını dönmüş demektir. Ben Türkiyeli bir müslüman olarak Suriye'de Irak'ta Afganistan'da Somali'de Yemen'de yaşananlardan hicap duyuyorum.

Ben diğer tüm sıfatlarımdan ari şekilde Türkiyeli bir Müslüman olarak Suriye'de yaşananlardan hicap duyuyorum. Irak'ta yaşananlardan hicap duyuyorum. Afganistan'da yaşananlardan hicap duyuyorum. Somali'de, Yemen'de, Libya'da yaşananlardan hicap duyuyorum. Akdeniz'de, Ege'de derme çatma deniz araçlarıyla sınır kapılarında itilip kakılma pahasına Avrupa ülkelerine gitmeye çalışan Müslümanları gördükçe utanıyorum, hicap duyuyorum. Ama bir taraftan da hırsım artıyor, kinim artıyor. O dergilerinin kapağına Aylan bebeğin resmini basmak suretiyle, ondan bir şeyler kotarmaya çalışanları gördükçe, kinim artıyor, hırsım artıyor. Çünkü dürüst değiller, samimi değiller. Ümran bebeğin resmini kalkıpta ekranlara getirmek iş değil. Onları o hale getirenler kim? Önce bunun hesabını soralım. Botların içinde insanlar, sonra botları şişleyerek batıran zihniyetleri biz ne zaman batıracağız. bunlara ses çıkarmayanların bırakın imanını ben insanlığından şüphe duyarım.

Biliyorsunuz İİT daha düne kadar İslam Konferansı diye anılıyordu. Ne demek bu? Biz 56 İslam ülkesi artık bu işi bir işbirliği teşkilatı haline getirmemiz lazım. Bunların yanında da bizim yan kuruluşlarımız olması lazım. Bizim gençlik teşkilatımız ve kadın kollarımızın olmazı lazım demiştim. Güçlü ailelere ve güçlü milletlere ihtiyacımız var. Kadını tamamiyle her şeyden uzak tutalım. Siyasi hayatın içinde bulundurmayalım sadece evde bulunsun yeter. Bu anlayışla güçlü olamazsınız. Onun için Batı neden ileride dememiz yanlış.

"İslam dini, kalbi ve zihni özgür olanların dinidir"

BİRLİK OLURSAK BÖLGEMİZDEKİ SORUNLAR KENDİMİZ ÇÖZERİZ

Şayet İslam ülkeleri olarak birlik olursak, bölgemizdeki sorunları başka hiçbir güce, hiçbir odağa ihtiyaç duymadan biz kendimiz çözeriz. Bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağımızı sizlerin huzurunda ben bir kez daha ifade ediyorum. Dönem başkanlığımızda yeni genel sekreterimizle birlikte müslümanların yüzünü güldürecek çalışmalar yapmalıyız. Bölgedeki ateşi söndürmek içn her türlü riski göze alan bir ülke olarak her türlü sorumluluğu almaya hazırız. Şu an Irak'ta Kerkük Musul Telafer Sincar.. buralarda neler olabilir meçhul. Birileri bize akıl veriyor. Irak ile Suriye ile ilgilenmeyin. Suriye'ye 950, Irak'a 350 km sınırı olan biziz. Biz nasıl duyarsız kalırız. Gaziantep'teki olayın ardından Fırat Kalkanı operasyonuna başladık.

Bu kardeşiniz yıllarca söyledi. Gelin buraları güvenli bölge ilan edelim ve buraya bölgenin kendi insanları yerleşsin. Ama onlar PYD ve YPG'yi buralara yerleştirmenin gayretindeler. Orada terör devleti oluşturmak istiyorlar. Kusura bakmayın Türkiye buna müsaade etmeyecek dedik ve adımı attık.

"Türkiye buna müsade etmeyecek"

3 MİLYAR AVRO GÖNDERECEĞİZ DEDİLER HALA GELECEK

Suriye ve Irak'tan gelen yaklaşık 3 milyon mülteciyi topraklarında barındıran, bölgede yanan ateşi söndürmek için her riski göze alan bir ülke olarak, daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız. AB bize söz vermiştir, 'Size temmuz başına kadar 3 milyar avro vereceğiz' demiştir. O günden bugüne gelen 200-250 milyon avro. Niye? Dürüst değiller, samimi değiller. '3 milyar avro göndereceğiz' dediler hala gelecek.

"3 milyar avro göndereceğiz dediler hala gelecek"

ESED'İ SAVUNMAK BİR MÜSLÜMANIN ŞANINDAN DEĞİLDİR

Bütün mücadelemizde teşkilat üyesi ülkelerinin desteğini görmek istiyoruz. Arap Birliği var. Arap Birliği'nin dik durması lazım. Katil Esed'i savunmak samimi bir müslümanın tavrı olabilir mi? 600 bini aşkın müslümanı öldürüyor. Kalkıpta Esed'i savunmak bir müslümanın şanından değildir. Bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağımızı bir kez daha ifade ediyorum. Ah Ah kendimize gelmemiz uyanmamız lazım. Dönem başkanlığı önceliklerimiz arasında onun için kadın konusu en önemli madde. İslam ülkeleri olarak nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların konumunu güçlendirmeliyiz. Bu konuda son yıllarda atılan adımlar önemlidir. Türkiye olarak 1969 yılında kurulan İİT'ye katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. Bu çerçevede kadının toplum ve çalışma hayatındaki yerine önem veriyoruz. Kadınların istihdam ve karar alma mekanizmalarına tam katılımları sağlanmadan ülkelerine, kendilerinden umulan katkıyı vermelerini beklemek gerçekçi değildir. Anne ve çocuk sağlığı, kızların eğitim-öğretimi ve kadına karşı şiddetin önlenmesi konularının şahsım, eşim ve ülkem için özel öneme sahip meseleler olduğunu bilmenizi istiyorum.

"Esed'i savunmak bir müslümanın şanından değildir"

15 TEMMUZ VURGUSU

Bilindiği gibi 15 Temmuz'da bir şer örgütü ordu içindeki mensupları aracılığıyla ülkemizde darbe girişimine teşebbüs etti. Türk milleti tarihte eşine az rastlanır bir şekilde bu ihanet girişimini engelledi. Benim milletin elinde silah yoktu. Sadece imanıyla inancıyla abdestini alıp şehadete koşuyorum dedi. Bunların içinde 14 yaşında çocuklarımız, yaşlılarımız var. Kadınlarımız en ön safta yer aldılar. Bizim Nene Hatun'larımız var. Darbecilere hadlerini bildiren kadınlarımızın görüntülerini burada izledik. Gözyaşı gördüğünüz gibi dinmiyor. Sokakları dolduran kardeşlerimizin büyük bölümünü kadınlarımız oluşturuyor. 29 gece süren demokrasi nöbetlerinin en sadık müdavimleri yine kadınlarımızdı. Onların fedakarlıkları asla unutulmayacaktır. Türkiye'yi 15 Temmuz gecesi felaketin eşiğine getiren FETÖ, 170 ülkede faaliyet gösteren DEAŞ, El Şebbab, Boko Haram gibi tehlikeli bir örgüttür. Üye devletleri FETÖ'ye karşı tedbir almaya ve bu yönde Türkiye ile işbirliği yapmaya davet ediyorum.

15 Temmuz vurgusu