X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER O savcı hakkında iddianame hazırlandı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

O savcı hakkında iddianame hazırlandı

  • Giriş Tarihi: 11.11.2016 21:19 Güncelleme Tarihi: 11.11.2016 21:38
O savcı hakkında iddianame hazırlandı
O savcı hakkında iddianame hazırlandı

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı İzmir'deki askeri casusluk davasının savcısı Kılınç hakkında iddianame hazırladı.

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 sanığın yargılandığı ve beraatle sonuçlanan İzmir'deki "askeri casusluk" davasının meslekten ihraç edilen savcısı Zafer Kılınç hakkında, "Görevde yetkiyi zincirleme kötüye kullanmak", "Özel hayatın gizliliğini zincirleme ihlal ve ifşa etmek", "Hakaret" ve "Verileri yok etmemek" gibi suçlamalarla iddianame hazırlandı.

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan eski Donanma Komutanı emekli Oramiral Nusret Güner mağdur, İzmir'deki askeri casusluk davasının beraat eden sanıkları Bilgin Özkaynak, Safiye Köten, İsmail Volkan Şahin, Özcan Celep, Andaç Keskin, Onur Süer, Taner Güçlü, Doğan Şahin ve Mustafa Ufuk Kök'ün ise müşteki olarak yer aldığı iddianamede, Kılınç hakkında "Görevde yetkiyi zincirleme kötüye kullanmak", "Özel hayatın gizliliğini zincirleme ihlal ve ifşa etmek", "Hakaret" ve "Verileri yok etmemek" gibi suçlamalarla 8 yıl hapis cezası istendi.

İddianamede, Kılınç'ın davanın soruşturma aşamasında İzmir Cumhuriyet Savcısı sıfatıyla görev yaptığı, mesleğin şeref ve onurunu bozan ve mesleğe olan genel saygı ile güveni gideren nitelikte hareket ederek, başta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmak üzere bir kısım kamu kurumları ile buralarda görev yapan kamu görevlilerini itibarsızlaştırma amacıyla kamuoyunda "İzmir Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen dava üzerinden karara bağlanan evrakın soruşturma sürecinde usul ve yasaya aykırı işlem yaptığı belirtildi.

"Askeri Casusluk Davası"nın 1 numaralı sanığı olarak yargılandıktan sonra beraat eden Bilgin Özkaynak ile diğer sanıklarda ele geçirilen materyallerde yer alan kişisel bilgi mahiyetindeki kayıtların, Kılınç tarafından tahkik etmeden doğru kabul ederek iddianameye açıkça yazdığı ve tarafların itibarsızlaştırılmasına neden olduğu bildirilen iddianamede, "Astsubay Sunay A.'da ele geçirilen dijital belgelerdeki fişleme kayıtlarına, mağdurun ve kızının reddetmeleri, doğrulayıcı hiçbir delil bulunmamasına rağmen, gerçek hayatta yaşanıp yaşanmadığını araştırmadan, sansürsüz ve bütün detayıyla iddianamede yer verildiğine dikkat çekildi.

İDDİANAMEDE, KILINÇ'LA İLGİLİ ŞU İFADELERE YER VERİLDİ:

"Bilgin Özkaynak ve Safiye Köten'e yönelik olarak, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını ve deliller üzerindeki şüphenin izalesini sağlayacak olmasına karşın, aramalarda elde edilen materyaller ile ilgili parmak izi ve DNA inceleme yapılması talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermeyerek etkin bir soruşturma yürütmemek, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığına yazdığı 04/12/2012 tarih ve 2010/640 sayılı müzekkere ile örgütün varlığı ve faaliyetleri ile bağlantıları hakkında bilgi sormasına karşın müzekkere yanıtını soruşturma dosyasına eklemediği, iddianameye derc etmeyerek arama ve el koymaya ilişkin hukuka aykırı işlemler tesis ettiği değerlendirilmektedir."

İddianamede, askeri personele isnat edilen suçlamalar "doğrudan soruşturma yapılacak suçlar" arasında yer almamasına karşın Kılınç'ın Milli Savunma Bakanlığından izni istemeden doğrudan soruşturma yaptığına, ayrıca "ağır cezalık suçüstü hali olmamasına" rağmen askeri hakimlerin ikametlerinde arama yapılmak üzere "mahkemeden arama izni verilmesi talebinde bulunmadığına" da dikkat çekilerek, şu değerlendirmede bulunuldu:

"Yürüttüğü soruşturma çerçevesinde bulaşıcı hastalık taşıyan eskort kızlarla ilişkisi olduğu iddiası bulunan şüpheliler ile ilgili, bu konunun sabit olduğunu belirleyen bir mahkeme kararı bulunmamasına, görevi dahilinde olmamasına ve kanun/usulde yer almamasına karşın gereği ricasıyla kurumlarına müzekkere yazarak ve hiç bir örgütsel bağlantı içermeyen, içeriğinde yargılama konusu ile ilgili bulunmayan telefon tapelerini iddianameye yazarak, özel hayata dair belgeleri dosyaya ekleyerek alenileşmesine sebebiyet verdiği anlaşılmıştır."

DAVANIN GEÇMİŞİ

İzmir Emniyet Müdürlüğüne 10 Ağustos 2010'da gönderilen ihbar maili üzerine başlatılan soruşturmada, 49'u muvazzaf asker 93 şüphelinin tutuklanmasına karar verilmişti.

TMK 10. maddesiyle görevli Savcı Zafer Kılınç, "askeri gizli bilgi ve belgeleri ele geçirme, bulundurma" suçlamasıyla 49'u muvazzaf asker 357 sanık hakkında hazırladığı iddianamede, sanıklar hakkında 2 yıl ile müebbet hapis arasında değişen cezalar istedi. İddianamede adı geçen 831 mağdurdan, aralarında devlet memuru, asker ve MİT mensubunun da bulunduğu çok sayıda kişinin suç örgütü tarafından fişlendiği iddia edildi.

İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinde 16 Nisan 2013'te görülmeye başlanan dava, yaşanan süreçte özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin ardından İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine geçti. Mahkeme, 3 yıl süren yargılamanın ardından 26 Şubat 2016'da tüm sanıkların beraatına karar verdi.

Yargıtay 16. Dairesi ise geçtiğimiz Ekim ayında beraat kararını onamıştı.

KUMPAS KURANLARA DAVA

İzmir'deki "askeri casusluk" davasının "kumpas" olduğunun ortaya çıkması üzerine, kumpası kuranlar hakkında, "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) TSK içindeki mensuplarını öne çıkarmak için terfi sıralamasındaki rakiplerine yönelik sahte delillerle kumpas kurduğu, bu kapsamda "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" davasının soruşturma sürecinde kasıtlı usulsüzlükler yapılmasını sağladıkları, davanın sanıklarını kamuoyunda itibarsızlaştırarak bürokrasiden ve TSK'dan tasfiyesini amaçladıkları" iddiasıyla dava açıldı.

Beraat kararını temyiz edenler, İzmir askeri casusluk davasına yönelik kumpas soruşturmasında, "FETÖ/PDY üyelerinin sahte delil ürettiği" iddialarına ilişkin davanın sanıkları arasında yer alıyor. Terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen, bu davanın da bir numaralı sanığı olarak yargılanıyor.