Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Erdoğan: Ben gençlerimize güveniyorum

Giriş Tarihi: 7.5.2017 19:34 Güncelleme Tarihi: 7.5.2017 22:23
Erdoğan: Ben gençlerimize güveniyorum

Uluslararası Münazara Turnuvası ödül töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Batının İslamofobisini görüyorsunuz ama biz diğer mabetleri de koruma altına aldık. İnancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz. Bunu böyle bilesiniz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Medeniyetimizde münakaşa nasıl hakir görülmüşse, münazara da o derece takdir ve tavsiye edilmiştir. Ne yazık ki ülkemizde 1980'den sonra münazaralara önem verilmemiş, bu önemli faaliyet adeta unutturulmaya çalışılmıştır. Oysa dünyanın gelişmiş ülkelerinde münazaranın teşvik edildiğini, bilhassa büyük üniversitelerde bu faaliyetin yürütüldüğünü görüyoruz." dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen "İstanbul Meridyen Open '17 Uluslararası Münazara Turnuvası"nın ödül töreninde yaptığı konuşmada, uluslararası bir boyut kazanan bu turnuvanın düzenlenmesinde, bugünlere gelmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Münazara denilince, lise yıllarına, gençlik çağlarına gittiğini, İstanbul İmam Hatip Lisesinde öğrenciyken okul içinde sınıflar arası münazaraların yapıldığını, oralardan seçilen öğrencilerin de okullarını temsil ettiğini anlatan Erdoğan, İstanbul'da hemen hemen sürekli birinciliği kendi okullarının aldığını söyledi.

Erdoğan, o zaman, iki yıl üst üste okullarına, 57 lisenin katıldığı İstanbul Münazara Şampiyonluğunu kazandırmayı başardıklarını aktararak, şöyle devam etti:

"Fakat bizim münazaramız, şu andaki tür bir münazara değildi. Ben bugün burada farklı bir münazara şeklini öğrenmiş oldum ve tabii gençlerimizi huzurlarınızda tebrik ediyorum. Fakat bu arada tabii dinleyicilerimizi de tebrik ediyorum. Onların da sürece katılımları gerçekten gayet iyi. O dönemlerde okullarda siyasi kamplaşma yoktu. Okullardaki arkadaşlarımızın tamamıyla hakikaten çok yakın ve samimi ilişkiler oluşuyordu. Spordan edebiyata, her alanda güçlü bir dayanışma içindeydik. Adeta birbirimizi tanırdık. Çarşamba'da İstanbul İmam Hatip, öbür tarafta Pertevniyal Aksaray'da, biz oradan münazaraya katılanlarla tanışırdık. İhsan Mermerci Lisesi, öbür tarafta Çarşamba İmam Hatip, bir tane zaten İstanbul'da, birbirimizle tanışırdık ve hukukumuz ileri seviyelerdeydi. İmam hatip lisesinde gerçekten çok kaliteli, çok fedakar, bizlerin üzerinde çok emeği olan hocalara da sahiptik. Biz tabii hitabet dersi de alıyorduk o zamanlar. Aynı zamanda edebiyat hocalarımız bu işin asıl sorumlularıydı, bizi onlar özellikle yetiştirirdi. Bizi götürürlerdi kütüphaneden kütüphaneye, konuya göre de o konuların ilgili olan pratiği neyse oralara da gider, örneğin çocuk terbiyesiyle alakalı bir konuysa bizi alır kreşlere götürürlerdi. Daha oradan itibaren çocuk nasıl terbiye ediliyor, yetiştiriliyor, oralardan da biz tezimizi hazırlarken bilgiler edinirdik. Tabii onların yetiştirmesi ve yönlendirmesiyle hem çok kitap okur hem spor yapar hem de bu tür yarışmalarla kendimizi adeta murakabe ederdik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bize her türlü donanıma sahip bir gençlik lazım

"Münazaranın tek bir kazananı yoktur"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, münazarayla, sporla, şiir ve edebiyatla, fikri faaliyetlerle, dostlukla geçen bir lise dönemi yaşamış olmaktan çok memnuniyet duyduğunu dile getirerek, "Okulumuzdan mezun olup da üniversiteyi kazanamayan ki o zaman direkt olarak üniversiteye girme şansımız yoktu, gidiyorduk bir de ayrıca imam hatipten sonra lise imtihanlarına... Halbuki o dersleri zaten imam hatipte okuduk. Ben imam hatibi bitirdikten sonra Eyüp Lisesine müracaat ettim, oradan ayrıca mezun oldum. Aksi takdirde herhangi bir üniversiteye giremiyorsunuz. Bu tür sıkıntıları yaşadık. Şimdi tabii bunların hepsinin önü açıldı. Nitekim imam hatipteki arkadaşlarımın hepsi de bütün bunlara rağmen o dönemlerde mezun olduktan sonra, üniversiteleri bu şartlarda bitirdikten sonra bürokrat, akademisyen, iş adamı, yönetici, siyasetçi olarak gayet iyi yerlere de geldiler. Siyaset yolundaki başarımda böyle kaliteli bir arkadaş çevresine sahip olmamın da çok büyük payı var. Dolayısıyla münazara deyip geçmemek gerekiyor." diye konuştu.

Münazara yarışmalarının, gençlerin hem kendilerini geliştirebilmeleri hem fikirlerini savunabilecek cesareti edinebilmeleri hem de liderlik özelliklerini sergileyebilmeleri bakımından çok çok önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN GENÇLERE MESAJ!

"Her şeyden önce öz güven kazandırıyor. Bu çok çok önemli. Bilgisini hitabet ve iletişim kabiliyetiyle ortaya koyamayan bir gencin hedeflerine ulaşabilmesi çok zordur. Münazara, polemik yapma değil, bilgiyi etkili kullanma sanatıdır. Burası çok önemli. Münazara, kendi fikrini, sözünü, kavramlarını muhatabına dikte etmek, baskıyla, bağırmayla, korkutmayla kabul ettirmek de değildir, söz ve mantığın gücüyle bir ikna sanatıdır. Öncelikle muhatabına saygıyı, onu dinlemeyi, düşüncesine değer vermeyi gerektiren münazara, empati kurulmadan yapılamaz. Açık fikirli olunmadan, muhatabını kendine eşit ve eşdeğer kabul etmeden de münazara olmaz. Bu sebeple sonuç ne olursa olsun, münazaranın tek bir kazananı yoktur. Söz söze katılır, düşünce düşünceyle beslenir. Medeniyetimizde münakaşa nasıl hakir görülmüşse, münazara da o derece takdir ve tavsiye edilmiştir. Ne yazık ki ülkemizde 1980'den sonra münazaralara önem verilmemiş, bu önemli faaliyet adeta unutturulmaya çalışılmıştır. Oysa dünyanın gelişmiş ülkelerinde münazaranın teşvik edildiğini, bilhassa büyük üniversitelerde bu faaliyetin yürütüldüğünü görüyoruz."

- "Münazara yarışmalarında dikkati çekenlerin, ülkelerinde öne çıkan isimler olduklarını göreceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, münazara yarışmalarının, ulusal anlamda tüm Türkiye'de de yapılmasının çok önemli faydalar sağlayacağına inandığını vurgulayarak, "Münazara yarışmalarında dikkati çeken öğrencilerin daha sonra ülkelerinde, bilimde, sanatta, siyasette, iş dünyasında öne çıkan isimler olduklarını göreceğiz. Öz güveni kazandı ya o öz güveni kazandıktan sonra onlar bir defa kendilerini ispat etmiş olacaklar. Bu açıdan 10. yaşını kutlayan Meridyen Derneğimizin, 2011 yılından beri bu konuya sahip çıkmış olmasını son derece önemsiyorum." diye konuştu.

Eğitimler düzenleyerek, şampiyonalar tertipleyerek, kamplar organize ederek münazara alışkanlığını yeniden hayata kazandıran derneğin üyelerine teşekkür eden Erdoğan, geçen yıl başlatılan Liseler Arası Münazara Şampiyonlar Ligi Projesine 120 okulun katılmış olmasının, bu konunun yeniden gençler tarafından sahiplenildiğini gösterdiğini kaydetti.

Erdoğan, "Dünyanın 10 ülkesinden, 100 civarında gencin iştirak ettiği Uluslararası Münazara Turnuvası da jürisi ve katılımcılarıyla markalaşma yolunda ilerliyor. Hele hele gerçekten şu başlık çok hoşuma gitti, 'Her düşünceye bir şans ver' sloganıyla yürütülen bu çalışmaları takdir ediyor, Rabbim'den başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben yeni nesilden umutluyum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bize, sorgusuz sualsiz biat eden, cahil bir gençlik değil, neye inandığını, neyi savunduğunu, neyin mücadelesini verdiğini bilen bunun için gereken her türlü donanıma sahip bir gençlik lazım. 15 Temmuz gecesi gördük ki, işte bu vasıflara sahip gençlik, gerektiğinde ülkesi ve milleti için, istiklali ve istikbali için gözünü kırpmadan canını dahi ortaya koyabilmektedir." dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "İstanbul Meridyen Open '17 Uluslararası Münazara Turnuvası"nın ödül töreninde yaptığı konuşmada, fikirlerin rahatça konuşulup, tartışılmadığı yerde şiddetin devreye girdiğini, bunun için düşünce ve ifade özgürlüğünü, başkalarının da aynı haklara saygı göstermeleri şartıyla sonuna kadar savunduklarını, desteklediklerini belirtti.

Son 14 yılda klavyelerin, tabelaların, harflerin, kelimelerin üzerindeki birçok yasağı kaldırdıklarını anlatan Erdoğan, "On yıllardır yazı ve fikir hayatımıza musallat olan tek tipçi, vesayetçi anlayış yerine, farklılıkları zenginlik olarak gören, düşüncenin önünü açan bir bakış açısını, biz ikame ettik. Düşünce ve ifade özgürlüğünü, sadece kendi düşüncelerinin ifade edilebilmesi olarak görenlerle elbette anlaşamadık, anlaşamayız. Çünkü biz insanı eşref-i mahlukat olarak gören bir medeniyetin mirasçılarıyız. Biz, yaradılanı severiz, yaradandan ötürü diyen, bu yaklaşımdan hareketle tüm insanlara saygı duyan bir anlayışa mensubuz. Böyle olduğu için de çoğulculuk ve özgürcülük konusunda en küçük bir sıkıntımız yok." diye konuştu.

Türkiye'nin ve dünyanın her yerinde, tüm farklı inanç, düşünce, meşrep gruplarıyla karşılıklı görüş alışverişleri olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşte görüyorsunuz son dönemlerde Batı'nın İslamofobia konusundaki tavrını, yaklaşımlarını görüyorsunuz ama bizden onlara yönelik bir şey hiç oldu mu? Hayır. Biz tüm inanç gruplarını güvence altına aldık. Herhangi bir şey olduğu zaman burada kiliseler, bizim mabetlerimiz dışındaki tüm mabetleri özellikle koruma altına almışızdır. Onlara herhangi bir şey olmasın. Niye? Doğacak spekülasyonları çok iyi biliyoruz da onun için. Onlar bizim güvencemizin altında olsun dedik ama onlar aynı şeyi yapmadılar. Faşizan baskı dedik, rahatsız oldular. Bu bir Nazizim dedik, rahatsız oldular. Niye rahatsız oluyorsunuz? Bizim mabetlerimizi yıktınız, yaktınız, gamalı haçları gerdiniz, duvarlara sizler çizdiniz, yazdınız. Bunları yaptınız. Hepsi belgelerle elimizde. Gösterdiğimiz zaman da söyleyecek laf bulamıyorlar. 'Böyle bir şey oldu mu ya?' diyorlar. Eğer siz kendinize güveniyorsanız, kendinizden eminseniz, dinlemek, tartışmak istemeyeceğiniz hiçbir görüş olamaz. İnancına güvenen, inanç hürriyetinden korkmaz. Bu özgüveni sağlamanın yolu da kendinizi yetiştirmenizden geçiyor. Bunun için de okumanız, araştırmanız, muhakeme ve mukayese etmeniz gerekiyor. Okuma derken öyle 140 karakterlik sosyal medya okumalarından veya arama motorlarından derlenen kaynağı belirsiz bilgi kırıntılarından bahsetmiyorum. Bunların insanı götüreceği tek yer, malumatfuruşluktur."

- "Kitapların görünürlüğü sağlanmadan, bu mesele çözülemez"

Erdoğan, teknolojinin ulaştığı seviyeye rağmen kitapların hala kendini geliştirmek isteyenlerin vazgeçilmez hazineleri olduğuna inandığını belirterek, Batı'da onar bin onar bin hatta yüzer bin yüzer bin basılan kitapların Türkiye'de bin bin basılması ve onların bile doğru dürüst satılmaması üzerinde çok düşünülmesi gerektiğini düşündüğünü vurguladı.

Ellerdeki cep telefonlarının görünürlüğü kadar kitapların görünürlüğü sağlanmadan bu meselenin çözülemeyeceğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ülkemizdeki mesele kitap bulamama, kitaba ulaşamama değil, kitap okumama sorunudur. Buna rağmen ben yeni nesilden umutluyum. Gençlerden umutluyum. Önceki gün Yenikapı'da İstanbul Gençlik Festivali'nde daha önce çeşitli vesilelerle, pek çok programda bir araya geldiğimiz gençlerimizin gözlerinde şahit olduğumu pırıltı beni gerçekten heyecanlandırıyor. Bu potansiyeli eğitimle, kültürle, kitapla, araştırmayla, muhakemeyle, mukayeseyle zenginleştirdiğimizde, hayalini kurduğumuz medeniyetimizin yükselişini yakaladık demektir. Bize, sorgusuz, sualsiz biat eden, cahil bir gençlik değil, neye inandığını, neyi savunduğunu, neyin mücadelesini verdiğini bilen, bunun için gereken her türlü donanıma sahip bir gençlik lazım. 15 Temmuz gecesi gördük ki işte bu vasıflara sahip gençlik, gerektiğinde ülkesi ve milleti için, istiklali ve istikbali için gözünü kırpmadan canını dahi ortaya koyabilmektedir. Gençler, bu ülkenin geçtiğimiz 20-30 yıllık beşeri birikimine gözlerini dikenlerin, devşirdikleri kitleye bakarak, kendilerini dev aynasında gördükleri anlaşılıyor. Milletimiz, 15 Temmuz'daki duruşuyla bunlara dev değil adeta sinek olduklarını göstermiştir. Şimdi sıra bu milletin tarihiyle, kültürüyle değerleriyle bütünleşmiş, sadece ve sadece dinine, vatanına, bayrağına, ezanına tabi olma şuurunda bir gençliğin her alanda söz sahibi olmasına gelmiştir. Nitekim, 16 Nisan halk oylamasında tarihi bir adım attık. Az önce sevgili genç kardeşimizin de seçilme yaşını 18'e indiren düzenlemeyle 2019'dan itibaren artık daha fazla gencimizi siyaset arenasında görebileceğimizi burada işlemesi de ne kadar haklı bir yolda olduğumuzu gösteriyor."

- "2053-2071 vizyonlarımızı emanet ettiğim gençlerimize inanıyorum"

Erdoğan, birilerinin gencine güvenmediğinin altını çizerek, "İşte söyledi ya yani 13-14 yaşında Fatih, babası görevi kendisine verdiğinde 'Ben daha 13-14 yaşındayım olmaz baba' dediğinde, 'Emrediyorum alacaksın' diyor. Madem ki emir alıyor, aldıktan sonra gayet vakur bir şekilde, 'Madem ki ben Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin padişahıyım, şimdi size emrediyorum, gelin ordularınız devletin başına geçin' diyor. Bakın düşünebiliyor musun? 13-14 yaşında. Gençlerimize güvenimizin sembolü olan bu değişikliğin, inşallah geleceğin siyasetçilerinin devlet adamlarının, liderlerinin yetişmesine vesile olacağına inanıyorum. Ben, 2053-2071 vizyonlarımızı emanet ettiğim gençlerimize inanıyorum. Şu an karşımda 2053'ün adaylarını görüyorum. Büyük düşünmek zorundayız, anlık değil. Ötelerin ötesini düşünmek zorundayız." değerlendirmesinde bulundu.

- Münazara berabere sonuçlandı

Erdoğan'ın konuşmasından önce, iki grup arasında münazara düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ile Meridyen Derneği Başkanı Melike Koç'u kürsüye davet etti. Erdoğan, Avcı ve Koç ile yaptığı istişarenin ardından münazaranın berabere bittiğini ilan etti.

Erdoğan, daha sonra da münazara turnuvasında dereceye girenlere ödüllerini verdi.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Erdoğan: Ben gençlerimize güveniyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz