Türkiye'nin en iyi haber sitesi

" tarihsel mirasına dönüşünün sancılarını yaşıyor"

Giriş Tarihi: 13.10.2017 10:53 Güncelleme Tarihi: 13.10.2017 12:56
Türkiye tarihsel mirasına dönüşünün sancılarını yaşıyor

Fikriyat.com yazarı Ekrem Demirli bugünkü yazısında ’nin bugün dayatılan dünya sistemi ile yaşadığı sorunların kökeninde tarihi kimliğe dönmenin sancılarının yattığını aktardı. Ekrem Demirli yazısını şu cümlelerle tamamladı: “Türkiye'nin günümüzde yaşadığı sorunlar, tarih ve mirasın icbar ettiği kimliğe dönmenin sancılarıdır. Bu itibarla dünya sistemiyle yaşanan sorunlar ve krizler hikayede anlatılan aslanın krizine benziyor. Aslan ağır şartlar altında kendisine dayatılan ve onun da çaresiz kabul ettiği kadroda kalmayı reddediyor, ısrarla ve inatla hak arıyor.”


EKREM DEMİRLİ'NİN YAZISINDAN BAŞLIKLAR:

OSMANLI'NIN SON RAKİBİ RUSYA İMPARATORLUĞU İDİ...

Birinci dünya savaşı ve ikinci dünya savaşının ardından dünya sisteminde 'ye tarihi ve kültürel mirasıyla orantısız bir yer reva görüldü: bir cihan devleti her bakımdan küçültülerek sisteme entegre edildi. Mesele topraklarının elinden alınmasından ibaret değildi; hayalleri, düşünceleri ve her şeyden önce iddiaları hafızasından silindi. Türkiye bir dünya devleti olarak sistem içinde var olmak yerine, dahili sorunlarıyla boğuşan, çevresinden habersiz, hepsinden fenası yeryüzündeki ehemmiyetini 'köprü" ülke olmakta bulan ikinci sınıf devlet haline getirildi. Belki en alçaltıcı olanı da buydu: köprü ülke olmaktan heyecanlanabilmek! Ülkenin rakipleri ve hasımları kasıtlı olarak değiştirildi, daha doğrusu esas rakipler gizlenerek yerlerine zayıf rakipler ikame edildi. Osmanlı'nın son rakibi Rusya İmparatorluğu idi. Türkiye'ye ise "milli düşman" ve rakip olarak Yunanistan gösterildi. İstiklal harbimizin en kötü neticesi buydu: ülkenin yeryüzündeki iddiasının küçültülmesi!

YEDİ DÜVEL İLE SAVAŞAN BİR MİLLET OLMANIN AĞIRLIĞINI HİSSETTİK

Bizim için yüzyılın en moral bozucu savaşları çetelere yenildiğimiz Balkan savaşları idi. Büyük şairimiz Mehmet Akif'in Safahat'ının en dokunaklı şiirleri Balkan savaşlarındaki dramı anlatır. Bu savaş bizi büyük devlet olmaktan uzaklaştırmıştı. Birinci dünya savaşıyla birlikte tekrar büyük devlet olduğumuzu hatırladık. Osmanlı bu savaşın ardından tarihten çekildi çekilmesine fakat Sezai Karakoç'un ifadesiyle doğduğu gibi 'muhteşem bir güneş' olarak batma imkanı buldu. İngilizlerle veya Fransızlarla savaşmak, hatta onları bazı cephelerde yenebilmek, eski günlerin uzakta olmadığını hatırlattı. Birinci dünya savaşında mağlup olduğumuzda bile aynı duygudaydık: "yedi düvel ile savaşan" bir millet olmanın ağırlığını hissettik omuzlarımızda. İstiklal savaşı üzerinden inşa edilen tarih anlayışına yöneltilen itirazın temelinde bu çelişki vardı: İtiraz edilen şey, büyük devletler arasından uzaklaşarak "küçültülmüş' bir devlet olarak sisteme entegre edilmemizdi. Bir İngiliz diplomat birinci dünya savaşındaki mağlubiyetin ardından Türklerin psikolojisini tahlil ederken şöyle der: 'Türkler savaşın sonunda başlarını kaldırıp kendilerini yenenin Britanya İmparatorluğu olduğunu fark edince rahat nefes aldılar.' Bu cümle esas itibarıyla doğrudur; zira birinci dünya savaşıyla Türkler büyük devletler arasına katılmış, büyük devletlere yenilmiş, Balkan hezimetinin yıkıcı tesirleri bu savaş ile hafızalardan silinebilmişti. Bu psikoloji Cumhuriyet döneminde de varlığını sürdürdü. Cumhuriyet Türkiye'sinde Çanakkale savaşlarının Sakarya savaşı veya Dumlupınar savaşı gibi İstiklal harbinin cephelerine göre daha görkemle hatırlanmasının başka bir izahı yoktur. Birincisinde Türkler dünyanın büyük devletleriyle savaşan zayıf fakat 'büyük' bir devletin sahibiyken ikincisinde "kukla" bir devleti yenmek onları tatmin etmedi.

Türkiye'nin günümüzde yaşadığı sorunlar, tarih ve mirasın icbar ettiği kimliğe dönmenin sancılarıdır. Bu itibarla dünya sistemiyle yaşanan sorunlar ve krizler hikayede anlatılan aslanın krizine benziyor. Aslan ağır şartlar altında kendisine dayatılan ve onun da çaresiz kabul ettiği kadroda kalmayı reddediyor, ısrarla ve inatla hak arıyor. O bir aslan olarak tanınmak istiyor ve maymun olarak kalmak istemiyor. Hakkını alabilecek mi alamayacak mı? Bunu bilmiyoruz. Fakat şu kesin: Kendisine dayatılan maymun kadrosunda kalmaya razı olursa aslan ölür!

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

BUGÜN NELER OLDU
İLİŞKİLİ HABERLER
ARKADAŞINA GÖNDER
"Türkiye tarihsel mirasına dönüşünün sancılarını yaşıyor"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz