X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER SIRRIBERK ARSLAN: Cennetteki dost sofrasında iftar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

SIRRIBERK ARSLAN: Cennetteki dost sofrasında iftar

  • Giriş Tarihi: 2.8.2013

Yaşamımızda dostların yeri öylesine önemli ki… İnsanın sevdiğini ve sevildiğini hissetmesinden daha güzel bir duygu var mıdır acaba bu yalan dünyada? Sanmam… Salı günü o senin her karış toprağında, her çakıl taşında annenin ak sütü kadar helal emeğin ve alın terin olan mekanındaki uzun masanın etrafında toplananlar da sevgisini hiç eskitmeyen dostlarındı Kazım ve Emre'nin babaları, cennetteki dost Alaattin Sezal için verdikleri iftar sofrasında. Takvim yapraklarına göre, yıllar olsa da sanki bana dün gibiydi; bir şairin dizelerindeki Ağardı loş ışıkta, gülen yüzler, Dost gönüller muhabbeti hep özler, Gördüm elmas gibi, yalız yürekler, Dirayetsiz kaldı akıldaki cümleler gibiydi Alaattin Sezal'ın sevenlerini bir anda terk ettiği o gün. Alaattin Sezal kimimizin ağabeyi, kiminin kadim dostu olsa da, onu bu yalan dünyada öyle ya da böyle bir vesile ile tanıyan herkesin 'Adam gibi adamdı' dediği insandı. Öyle ya adam olmak, aslında insan olmaktı. Alaattin Sezal Andre Marelezz'in "İşin güç kısmı, adam olmak değil adam kalmaktır" dediği gibi o yalan dünyaya gelişinden gittiği saniyelere kadar 'adam' kalmayı başarmış biriydi. Adam olabilmekteyse marifet, işte o marifet vardı Alaatin Sezal ağabeyde. Adam olmanın cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesi olduğunu midesinin değil, yüreğinin genişliğiyle, yüce gönüllülüğüyle kanıtlayandı Alaatin Sezal. 'Adam gibi adam olmak' gibi bir zor zanaatın Kahramanmaraş'ta tanıdığım, eline su dökülmeyecek üç beş zanaatkârından biriydi Alaatin Sezal. İftar sofrasında yudumladığım çay açık doldurulmuş olsa da bardak elimde arkama dönüp, onu son gördüğüm noktaya bakarak muhabbetimizi damarlarımda demleyip uzaklardan gelen bir trenin dumanı gibi sen iki kelam sözü kulaklarıma fısıldamadın ama Alaatin ağabeyim, ben buradan sana yüksek sesle söylüyorum. Kirli çıkar ilişkilerine dayanan, işime yararcı dostlukların her geçen gün bir bir değil bin bin çoğaldığı, insanlardaki samimiyetin her geçen gün buz tuttuğu bu yalan dünyada elimdeki soğuk çayın tadı ve dumanı yok ama senin dumanın evlatların Kazım'ın, Emre'nin ve kadim dostun Mesut Çanak'la hala tütüyor. Çaya atılan o bembeyaz şeker gibi tat verirken, bu mekanlara onlara bıraktığın en büyük 'Dürüstlük ve gerçek dostluk' mirasıyla hem güven veriyor hem de tek tesellisi oluyor eşine dostuna… Sen cennetteki mekanında huzur içinde yat Alaattin ağabey…

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.