X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER MELİH ABİ: Çocukken yaşanmış bir bayram hatırası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

MELİH ABİ: Çocukken yaşanmış bir bayram hatırası

  • Giriş Tarihi: 8.8.2013

"Bayram, kelime olarak yılın belli günlerinde geleneksel ve toplumsal olarak yapılan kutlama… Yok yine de güzel, bireysel kutlamaya yer yok mesajı veriyor. Bu durumda ben de bayramı kelime anlamına uygun şekilde kutlamaya karar verdim, yani sevdiklerimle birlikte, bayramlık cicilerimi giyerek… Şöyle güzel bir bayram kahvaltısı yaparak, sarılmalar, öpüşmeler ve samimi içten gülücüklerle… Eskisi gibi, el öpmeler, şekerler, şerbetler, misafirliğe gitmeler… Eskisi gibi deyince işte çocukluğumdan bir anekdot… İç Anadolu'da o yıllarda il olmamış bir ilçede geçiyor hikayemiz. Aynı bu yıl olduğu gibi 45 derece sıcakta tutulmuş oruç. Bembeyaz örtülerin üzerine serilen kaynatılmış buğdayları bekleyen bir çocuk, buğdayları yemesin diye teneke sesleri ile kuşları korkutup kaçırma görevi üstlenmiş. Tarlanın başında korkuluk var ama kuşlar onu takmıyorlar ve illa ki teneke sesi duyacaklar… Ne olurdu kuşlar buğdayları yeseydi!.. Bitecek miydi? Bayrama 3 gün kalmıştı, herkes çok telaşlı şerefe, arife derken bayram. Telaş, kerpiç evlerin beyaz kireçlerle badana edilmesi, buğday kaynatılan kazanların kaldırılıp, mis kokulu vişne- kiraz reçeli yapma telaşı ile su böreği, zerde yapan küme kadınlardan oluşuyor. Aynı didi reklamındaki Anadolu şiveli teyzenin üslubu ile… Hadi didim… Çabuk olun didim… Şerefe günü akşamına kadar işler bitiyor, arife ise 'Herkes arife suyu ile yıkanmalı, sevap olur' diyorlar. Ayrıca hüzünlü bir veda var şerefe bitmiş, kalkılacak son gece ya bir heyecan bir mutluluk, ayrıca da 30 günü eksiksiz tutmuş olmanın verdiği huzur. Ertesi gün çocukların sevaptır diye arife günü oruç tutarak iftarı bekleyişleri, nihayet top atılıyor, ardından ezan sesleri ile oruçlar açılıyor… İftardan sonra bayramlık denemeleri bayram için son rötuşlar, birbirine göstermeler onay almalar… Sabah namazına bir saat kala telaş başlıyor. Erkekler bayram namazına gidiyor, kadınlar ise evlerin önünü çalı süpürgeler ile süpürme derdinde… Ezan okunuyor, namaz kılınıyor ve muhteşem bir bayram sofrası. 30 gün boyunca bünye açlığa alışmış iştah da yok ki... Daha yere serilmiş kareli sofra bezi kasnak ve siniyi kaldırmadan, komşular bayramlaşmaya geliyor. Mahallenin en büyüklerinden başlanıyor bayramlaşmaya. Türk kahvesi pişirmek için adeta sıraya giren ev sahipleri, misafir gelse de şeker tutsak, kolonya versek muhabbetleri… Zerdelerde, tatlılarda ayrı bir tat. Yıllar geçti büyüdüm, her şey yaşandı bitti. Geride sadece tatlı güzel lezzetler, misafirperver ve mutlu İç Anadolu kadını, erkeği, çocuğu kaldı aklımda. Bayramda köyde ya da farklı şehirlerdeki akrabalarımızı ziyaret etmeliyiz, yoksa bile belki de arkadaşlarımıza giderek farklı kültürlerimizi yaşatmalıyız kendimize ve çocuklarımıza. Küreselleşme karşıtı düşüncelere hak veriyorum, her şey aynı olmasın bizi biz yapan geleneklerimiz, ananelerimiz farklılıkları ile yaşatılsın. Bayramın tanımı birlikteliği göstermek, coşkuyu paylaşmak, değerlere sahip çıkmak, anıları yaşatmak, tohum ekmek, iletişim çağında iletişimi sanal değil gerçek olarak kurmak. Büyüklere saygı küçüklere sevgiyi göstermek, tabii ki toplumsal olarak, bireysel olarak değil. Güzel bayramlarımız, hafızalarımızdan bir ömür boyu silinmesin tatlı tebessümlerle hatırlayalım. Bayramımız kutlu olsun." Okurumuza bu güzel yazısı için teşekkürler. İç Anadolu'da yaşadığı bir çocukluk bayram anısını bize gönderdi köşemizde değerlendirdik. Tüm Müslüman aleminin bayramı kutlu olsun sevgili okurlar. 12 Ağustos tarihinden itibaren yine birlikte olacağız.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.