X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mehmet BONCUK: Cahil profesörler!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mehmet BONCUK: Cahil profesörler!

  • Giriş Tarihi: 4.6.2014

Yazının başlığına bakıp da yıllarca dirsek çürütüp binlerce kitap hatmetmiş hocalarımıza hakaret ettiğimi sanmayın. Bizim konu çok farklı, zaman zaman gündeme getirsem de yine de bir hatırlatmak istedim. Çünkü bunu her gün işlesen/ yazsan toplumun yola girmesi yüzyılları bulur! Ülkemizde görülen pek çok hastalığın asıl nedeni bilinçsizliktir desek abartı sayılmaz. Bu durum Gaziantep içinse tam bir kesinlik ifade eder. Gaziantep'te hastalıkların ana kaynağında mutfak kültüründen gelen alışkanlıklar ciddi ve birincil etkiye sahiptir. Burada yeme-içme kültürünün çok geliştiği söylenir aslında bu kültürümüz biraz da "Aşırı yemek tüketimi" olarak da anlatılmalıdır. Misafirliğe gelen insanı sofradan helak olmak üzereyken bile kalkmasına için vermeyip, "Hele biraz da şunun tadına bak!" diyerek mide fesadından öbür tarafa gitmesine yol açmak başta olmak üzere hastalıklarla ilgili pek çok bilinçsiz ve yanlış uygulamamız söz konusu. Son birkaç günde tanık olduğum birkaç olayda bunun kesinliğine iyice inandım. Gözümüzün önünde kalp krizi geçiren yılların kalp hastasına çevresini saran onlarca kadın ve erkek önce adamcağıza habire suç içirmeye çalıştı. Saniyelerin bile önemli olduğu böylesi bir durumda krizi en az hasarla veya hasarsız atlatmasına engel olacak ne varsa yapıldıktan sonra da hastaneye kaldırılarak müşahede altına alınan hastayı görüp çıkan bir kişi, göğüs bölgesine takılan kabloları anlatırken "Durumu ciddiymiş kabloyla fişe bağlı. Fişi çekerlerse ölür" gibi saçma bir cümle kurunca dışarıda bir haber bekleyen yakınlarından birkaç kişinin de kalpten gitmesine neden oluyordu. Yine yüksek tansiyonu olduğunu söyleyen birine, ısrarla yağ içinde yüzen dolmaların ard arda yetirmeye çalışan bir teyzenin "Bakma sen doktorlara, onlara uyarsan açlıktan ölürsün" dediği kişinin birkaç saat içinde fenalaşıp yere yığılmasına tanıklık etmişken… Tansiyonu tavan yapan hastanın uğradığı zulme, dolma ikramında bulunan teyzeyi düşünürken avlusunda beklediğimiz hastaneden taburcu olan bir kişinin "Yürüyecek halim yok baba, bir taksi çağır da eve öyle gidelim" diyen oğluna, "Gel şu karşıdan bir kebap yiyelim sonra da Acil'de sana bir dirilme iğnesi yaptıralım, bir şeyin kalmaz" demesiyle daha iyi inandım. İnandım inanmasına da bu 'Dirilme iğnesi'nin ne olduğunu anlayamadım. Sanırım o da bizim kebabımız, dolmalarımız gibi güçlü etkileri olan bize özgü bir ilaç olsa gerek. Tarifini de ancak bizim okumamış profesörlerimiz bilir. Yoksa ya 'gogıl'da çıkardı, ya da bilen bir doktor olurdu!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.