X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Büyüközer: "Alkol Antidepresan Değil Depresandır"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Büyüközer: "Alkol Antidepresan Değil Depresandır"

  • Giriş Tarihi: 3.4.2015 14:38 Güncelleme Tarihi: 6.4.2015 17:53

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Büyüközer, son zamanlarda artan madde bağımlılıklarında dini eğitimin yetersizliğinin yanında helal ve tayyib bir yaşam tarzından uzaklaşılmış olmanın etkisinin büyük olduğunu belirtti.
GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Büyüközer madde bağımlılığı ve alkolle ilgili açıklamalarda bulundu, Büyüközer şunları söyledi: "Son yapılan anketlerde ve ortaya çıkan polis verileri açık şekilde gençliğin büyük bir sigara, alkol ve uyuşturucu batağında kıvrandığını göstermekte. Madde bağımlılığı konusunda en çok bağımlılık oluşturan maddelerden birinin nikotin olduğu yadsınamaz. Erken yaşlarda sigara ve alkol kullanımına başlanması önlenebilirse daha zararlı maddelerin kullanımının da azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir. Gençlerin çoğunun arkadaşlarını model alarak madde kullanımına başladığını, ailelerinden ilgi görmeyen, yaptıkları gözlemlenmeyen ve anne babaları ayrı yaşayan çocuklarla akademik yönden başarısız, okul kurallarını reddeden çocukların da genellikle madde bağımlısı olduğu söylenebilir".
Gençlerin içkiyi eğlence için mi yoksa depresyonda olduğu için mi kullandığı ile ilgili Büyüközer, "Yapılan araştırmalar, genellikle depresyonda olan gençlerin daha çok içki bağımlılığı olduğunu ortaya koyuyor. Oysa alkol de bir depresandır. İlk başta rahatlama duygusu verse de daha sonra depresyonu arttırıcı bir etki gösterir. Eğitmenler ve aile reisleri, madde kullanan gençlerin tüm sorularını doğru olarak yanıtlamalılar, tamamıyla dürüst olmalılar. Alkol ve tütün kullanıyorlar ise bunu itiraf etmeliler ve üzerlerindeki olumsuz etkilerini onlara anlatmalılar. Ancak bunu ders verir gibi yapmamaları gerekir.
Büyüközer sözlerine şöyle devam etti: "Gençliğin her geçen gün daha yoğun bir bataklığa saplanmasının temelinde her şeyden önce manevi boşluğun olduğu gözardı edilmemelidir. Manevi ihtiyacın ana kaynağı olan dini eğitimin gerek ailede, gerek okulda usulüne uygun ve yeteri miktarda verilememesi gençliği bu kötü alışkanlıklarda mutluluk aramaya sevk etmekte ve kötü niyetli insanların eline düşmektedirler. Gözlerinin önünde her geçen gün madde bağımlılığı batağına yuvarlanan gençlerin aileleri en büyük ızdırabı yaşamaktadırlar. Ateş düştüğü yeri yakar. O halde anne babalar bu ızdırabı yaşamak istemiyorlarsa vakit geç olmadan çocukları ile yakından ilgilenmeleri ve manevi eğitimlerine önem vermeleri gerektiğini artık idrak etmelidirler.
Yeme içme, beslenme alışkanlıklarının da insan üzerinde hem bedensel yapısında, hem manevi hayatında çok önemli etkilere sahip olduğu gerçeği de unutulmamalıdır."