X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Oruç Tutan Obezite Hastalarına Tavsiyeler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Oruç Tutan Obezite Hastalarına Tavsiyeler

  • Giriş Tarihi: 19.6.2015 11:58 Güncelleme Tarihi: 19.6.2015 12:08

Oruç tutan obezite hastalarının uzun açlık dönemi geçirdikten sonra sofraya oturduklarında çok ani ve hızlı yemek yememeleri gerektiği belirtildi.
Yard. Doç. Dr. Erol Vural, "Beyine doydum sinyalinin gitmesi 15,20 dakikayı buluyor. Lokmaları iyi çiğneyip daha yavaş gönderirlerse o süreye daha az kalori girişi ve daha az yemekle ulaşırlarsa daha çabuk doyarlar ve daha mutlu olurlar" diye konuştu.
KANSERDEN SONRA EN ÇOK OBEZİTE ÖLDÜRÜYOR
Yard. Doç. Dr. Erol Vural, Türkiye’de obezite hastalığının yüzde 35 oranında olduğunu ve epidemik bir salgın gibi arttığını belirtti. Dünyada hastalıktan ölümlerde kanserin ilk sırada olduğunu vurgulayan Doktor Vural, “İkinci sırada ise Obezite yer alıyor. Hatta günümüzde bilinen kanser türlerinin 1/4‘ünün nedeni yine obeziteden, şişmanlıktan kaynaklanıyor” dedi.
Obezite hastalığında klasik ve medikal tedaviler işe yaramadığında obezite cerrahisinin kullanılan en etkili ve en başarılı yöntem olduğunu ifade eden Vural, "Tüm dünyanın obezite de ilk mücadele şekli klasik tedavi yöntemleri olan diyet, egzersiz ve ilaç tedavileridir ama bu tedaviler genelde obezite tedavisinde çok etkili olmuyor. Dünya Diyet Federasyonu’nun resmi verilerine göre dünyada klasik tedavi yöntemleriyle obeziteden kurtulma oranı yüzde 15, bunu da 5 yıl sürdürebilen hasta oranı yüzde 3. Bu nedenle obezite cerrahisi, başarısı yüzde 95’lerde olan bir yöntem olarak obezitede en etkili tedavi alternatifi olarak öne çıkıyor" dedi.
"OBEZİTE CERRAHİSİNDEN SONRA HASTALARIN KÜÇÜK BİR MİDELERİ OLACAK VE İŞTAHLARI DA BASTIRILMIŞ OLACAK"
Obezitenin sadece estetik bir kusur olmadığını belirten Vural, Vücut kitle endeksi 35’in üzerinde olan hastaların obez sınıfına girdiğini ifade etti. Yard. Doç. Dr. Erol Vural sözlerine şöyle devam etti: "Obezite bir faktöriyel hastalık genetik yapı, çevresel etkenler, fiziksel etkenler, biyolojik etkenler ve beslenme alışkanlığı gibi faktörler işin içine giriyor. Obezite cerrahisinden sonra hastaların küçük bir mideleri olacak ve iştahları da bastırılmış olacak böylece hem yiyemeyecekler hem de iştahları olmayacak. Obezite beraberinde insülin direnci geliştirip diyabete yol açıyor, hipertansiyon yapıp kalp hastalığına yol açıyor, akciğer kapasitesini sınırlayıp akciğer yetmezliğine yol açıyor, karaciğer yağlanması yapabiliyor. Bu nedenle obezitenin yandaş hastalıkları, obezite cerrahisinin riskleri ile karşılaştırıldığında çok daha fazla".