Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İş'te Portre: Fikret Şerafettinoğlu

Giriş Tarihi: 20.9.2009 04:00

Scooter markasıyla üretim yapan ayakkabıcı Fikret Şerafettinoğlu'nun gündeminde yeni yatırımlar var. Hayali ise yılda 1 milyon çift ayakkabı üretmek ve İstanbul'da yeni bir otel açmak

İŞTE İNSAN – 20.09.09
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

Henüz bir üniversite öğrencisiyken başladığı ayakkabı üretimini 1993’te sanayiciliğe dönüştürerek Scooter markasıyla üretim yapmaya başlayan Macro Ayakkabıcılık şirketinin kurucusu ve sahibi Fikret Şerafettinoğlu, yılda 20 milyon TL ciro elde ettiği bu sektörde yeni yatırımlarla büyümek niyetinde. Dünyanın dev ayakkabı üreticileri Uzakdoğu (özellikle de Çin) menşeli ucuz ayakkabı istilası yüzünden ağlaşırken o, bu alana yatırım yapmayı kafasına çoktan koymuş. Hedefi halen yılda 600 bin çift seviyesindeki üretimini, 1 milyon adetlere çıkarmak.

Şerafettinoğlu, ayakkabının yanı sıra şu sıralar farklı ve kendisi için yeni bir alana yatırım yapmanın da heyecanını taşıyor. Uzun bir fizibilite çalışmasından sonra ve İstanbul’un ihtiyacını görerek karar verdiği otel yatırımı, şu sıralar hayli vaktini alıyor. Zira “bilmediğimiz bir iş” diye tanımladığı turizm sektöründeki bu yatırımdan anlının akıyla çıkmak onun için hayli önemli. Bu nedenle şu sıralar mesaisinin önemli bir kısmını otel projesine ayırıyor. Yurtdışından getirttiği mimari kitaplarını okuyarak, bu alanda araştırmalar yaparak kafa karışıklığını gidermeye çalışıyor.

Tüm yatırımcıların küresel kriz nedeniyle geriye çekilmeye çalıştığı şu günlerde büyümeye konsantre olan Fikret Şerafettinoğlu ile yeni yatırımları üzerine konuştuk.

Her sektörde olduğu gibi ayakkabıcılık da yoğun ithalat baskısı altında. Yerli bir ayakkabı üreticisi olarak ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz?
Şüphesiz yoğun ithalat baskısı altındayken yaşamak önemli, ikinci sırada da üretim miktarlarını korumak geliyor bizim için. Şimdilik bunları başarıyoruz.

Ekonomik krizin satışlarınıza ne gibi bir yansıması oldu?
Biz zaten gardımızı almış bekliyorduk. Bu ani bir kriz değildi, göstere göstere geldiği için diğer krizler kadar bizi etkilemedi. Kriz en çok otomotiv sektörü çalışanlarını etkilediği için Bursa ve Kocaeli’ndeki satışlarımızda bir miktar düşüş oldu. Ama krize rağmen şanslı bir yıl geçirdik. Çünkü geçtiğimiz kış yağışlar iyi gitti. Pek kar yağmasa da yağmur satışlarımızı artırdı. Çünkü yağmur bir ihtiyaç yaratıyor, ihtiyacı olan kişi de mecburen ayakkabı alıyor. Bu nedenle biz satışlarımızda 2008 rakamlarını koruduk. Karlılığımız bir miktar düşse de kriz ortamında bu durumu başarı sayıyorum. 2010 siparişlerimiz gayet iyi gidiyor.

Üretiminizi korumak istihdam politikanıza nasıl yansıdı?
Halen bünyemizde 180 kişi çalışıyor. Krizden etkilenmenin en büyük göstergesi işçi çıkarmamaktır. Biz de işçi çıkarmadık. Dönemsel alımlarımız sürüyor ama esas manada insan gücü alımı için önce yatırım yapmamız lazım.

Öyle bir planınız var galiba…
Evet var… İstanbul Esenyurt’ta arsa aldık. Önümüzdeki yıl fabrika yatırımına başlamaya planlıyoruz. Şu an altı bin metrekare kapalı alanımız var, yeni fabrikayla ilk etapta 10 bine çıkmayı planlıyoruz. Beş – altı milyon dolarlık yatırım yapacağımız fabrikada üretim adedimizi yılda yaklaşık 600 bin çiftten 1 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Bu yatırımı bir anlamda yurtdışı hazırlığı olarak da yorumluyoruz. Kurlar belli bir seviyeye gelince ihracatımızı artırmayı planlıyoruz. Hedefimiz yeni fabrikada 2011’de orada faaliyete geçmek.

Yatırımı öz kaynakla mı finanse edeceksiniz?
Evet, biz bu konuda muhafazakar bir yapıya sahibiz. Bunun da hiçbir zararını görmedik. Bu durum kriz dönemlerinde elimizi güçlendiriyor.

Bugüne kadar ayakkabı üreticisi olarak sürdürdüğünüz faaliyetlerinize otelciliği de eklediniz. Otel yatırımınız hangi aşamada?
İstanbul Mahmutbey’de süren ve 30 milyon doları bulacak otel inşaatının kabasını bitirdik, şu an imarla ilgili bir bekleme durumumuz var.

Ayakkabıcılık yaparken otel yatırımı fikri nasıl oluştu?
Biz o arsayı fabrika yatırımı yapmak üzere almıştık. Ancak zaman içinde o bölge beklemediğimiz bir değer kazanarak adeta bir prestij bölgesi oldu. “Burada ayakkabıcılık yapmak lüks olacak” diye düşününce kafamızda otelcilik seçeneği belirdi. İmarla ilgili sorunumuzu halledersek 300 odalı bir otel yapacağız. Şu an bir zincirle anlaşmamız yok ama bu konuda da harekete geçmek istiyoruz. Havaalanına yakın olduğu için iş oteli olarak düşünüyoruz. Bir zincirle anlaşabilmek için projenin netleşmesi gerekiyor.

Bölgenin selde zarar görmesi işinizi zorlaştıracak mı?
Bu olay bizi etkilemez çünkü dere yatağından oldukça uzaktayız.

Otel ne zaman biter?
Aslında hedefimiz 2010 İstanbul Kültür Başkenti’ne yetiştirmekti. Ama olaylar sadece bizim inisiyatifimizde gerçekleşmiyor.

Otelle kaç kişiye istihdam sağlayacaksınız?
300 kişiyi bulur sanırım.

Bilmediğiniz bir alana yatırım yapmak sizi tedirgin ediyor mu?
Bu konuda yaptırdığımız fizibiliteler iyi çıkmasına rağmen çok büyük tereddütler yaşadık. “O bizim işimiz değil” fikri uzun süre kafamı meşgul etti. Ama İstanbul’un otel açığı, bir gerçek. İşimizden dolayı senede iki kez otellerde bayi toplantısı yapıyoruz. Bu süreçte bile otel bulmakta zorluk çekiyoruz. Bu bile İstanbul’da otel ihtiyacının ne kadar çok olduğunu gösteriyor. Bu nedenle içim biraz rahat.

Ayakkabının kitabını yazmak!
• Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Fikret Şerafettinoğlu, üniversite öğrencisiyken ayakkabı malzemeleri üreten dayısının yanında çalışmaya başlamış. İşletme belli bir büyüklüğe ulaşınca 1993 yılında bir tesisi alarak ortaklıktan ayrılmış.
• Macro Ayakkabıcılık, kuruluşunun ilk yıllarında Rusya ihracatıyla büyük bir ivme kazanmış.
• Sanat müziği dinlemekten keyif alan Şerafettinoğlu, bunun yanı sıra okumaktan da büyük zevk aldığını söylüyor. Son yıllarla tarih ve ekonomi kitaplarına merak sarmış.
• Otel yatırımına başlamadan önce mimarlıkla ilgili ciddi bir araştırma yapmış ve birçok kitap satın alarak bu konuda bir hayli bilgi sahibi olduğunu düşünüyor.
• 30 yıldır ayakkabıcılık yapan Şerafettinoğlu ayakkabıcılıkla ilgili bir kitap yazmaya karar vermiş. Bu konuda ön hazırlıklarını tamamlayarak notlar almaya başlamış bile.
• Ona göre Türkler hangi ortamda hangi ayakkabıyı giymeleri gerektiğini bilmiyor; kösele ayakkabıyla yürüyüşe çıkmak gibi... İnsanların ayaklarını küçük göstermek için küçük numara pabuç aldığını ve bunun da ciddi bir yanlış olduğunu düşünüyor.
• İşi gereği yurtdışına gittiğinde ayakkabı mağazalarını dolaşıyor. Milano, Amsterdam, Duesseldorf, Barselona gibi merkezlerdeki hemen hemen tüm büyük ayakkabı mağazalarını çod iyi bildiğini söylüyor. Zaten her yurtdışı seyahatinden 15 çift kadar ayakkabı ile dönüyor.

 “Savaş bile satışları etkilemiyor”
Kriz yurtdışı satışlarınızı nasıl etkiledi?
Üretimimizin yüzde 20’si ihracat yoluyla satıyoruz. Kuruluşumuzun ilk yıllarında yurtdışının payı yüzde 80’ler civarındaydı. Şimdi ağırlıklı olarak Suriye, Irak, İran, Libya, Mısır, Yunanistan, Sırbistan, Bosna, Rusya, Ukrayna, Kazakistan ve Malta’ya mal veriyoruz. En büyük pazarımız ise Rusya. Irak’a savaş döneminde de her zaman mal verdik. Ayakkabı çok zaruri bir ihtiyaç olduğu için savaşta bile satışlar durmuyor. Bunun en somut örneğini Filistin’de yaşadık. O büyük drama rağmen satışlar durmadı.

Aslında büyümenizi ihracatla sağladınız. Ancak şimdi ihracat oranınız yüzde 20’lerde. Bu düşüşün sebebi ne?
Bunun en büyük nedeni kurlardaki gerileme. Çünkü son yıllarda kurlar ihracatı cazip olmaktan çıkardı. Dolayısıyla biz de iç piyasaya ağırlık verdik. Organizasyonumuzu da o şekilde oluşturduk. Şu anda Türkiye’de 400 noktada ürün satıyoruz.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
İş'te Portre: Fikret Şerafettinoğlu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz